- IMKB
% - Altın
6167.25
%0 - Dolar
47.2856
%0 - Euro
53.7716
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:38 - MERSİN’DE STABİLİZE YOLDA OTOMOBİL TAKLA ATTI: 1 ÖLÜ,1 YARALI
- 22:33 - VALİ TOROS: "ANNE, BABA VE ANNENİN KIZ KARDEŞİ HAYATINI KAYBETTİ"
- 22:03 - ARILAR İTFAİYECİLERE ZOR ANLAR YAŞATTILAR
- 21:23 - OSMANİYE’DE OTOMOBİL KÖPRÜDEN KANALA DÜŞTÜ: 4 YARALI
- 21:08 - DMD HASTASI ÜNAL’IN POLİS OLMA HAYALİ GERÇEK OLDU
- 20:48 - MERSİN’DE FECİ OLAY: DENİZE GİREN 3 KİŞİNİN CANSIZ BEDENİ BULUNDU, 1’İ KAYIP
- 20:43 - DÜĞÜN KONVOYUNDA HAVALI KORNA ÇALAN 8 KAMYON SÜRÜCÜSÜNE 168 BİN TL CEZA
- 19:58 - 3 KİŞİYİ ÖLDÜRÜP "PİŞMANIM" DİYEN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 19:28 - OSMANİYE’DE SAMANLIK YANGINI BÜYÜMEDEN SÖNDÜRÜLDÜ
- 18:29 - ŞABAN TAT: "NOSTALJİ TRAMVAYI BUGÜN MÜ ESKİDİ?"
- 18:09 - İNŞAATTA BAŞINA BETON SÖVE PARÇASI DÜŞEN İŞÇİ ÖLDÜ
- 18:03 - EVİN BODRUMUNA GİREN YILAN, İTFAİYE TARAFINDAN YAKALANDI
- 17:26 - RAUF DENKTAŞ VE BÜLENT ECEVİT BULVARLARINDA ASFALT ÇALIŞMASI
- 16:53 - ESKİ SEVGİLİSİNİ ÖLDÜRDÜ, SONRA YAŞAMINA SON VERDİ
- 16:28 - ADANA’DA 3 KİŞİYİ ÖLDÜREN KATİL ZANLISI ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR


'ACİZ ÇEHOV' VE EMEKLİ FARKLARI
Herkese Merhaba. Yazları Akdeniz’in o enfes denizinin tadını çıkarabilecek kadar şanslı olanlar varsa aranızda, yaylalarını da bir görsün derim. Zira ben öyle yapıyorum.
Serinde bahçe işleri yaparken, bir yandan da bol bol kitap okumaya devam ediyorum. Bu haftaki kitabım “Anton Çehov”dan Seçme Hikayeler”. 26 hikayeden oluşuyor.
Doğrusunu isterseniz Çehov’u Vanya Dayı, Vişne Bahçesi, Üç Kız Kardeş tiyatro oyunları ile tanıyanlardanım. Ama onun kitaplarını okumanın keyfi bambaşkaymış.
Çünkü kitap okurken siz ve yazar başbaşasınızdır ya, o hikayelerinde olaylar içinde beliren kişileri o kadar ustaca çizmiş ki, hayalinizde hemencecik canlanırlar. Sanki kulağınıza fısıldayarak konuşuyorlar hissine kapılırsınız.
Çehov, gerçek hayatta hepimizin en az bir kez tanık olduğu olayları öyle bir anlatır ki adeta kelimelerle resmeder. Yaşadığı toplumu bu kadar iyi gözler önüne sermesine hayran hayran bakakalır, bir türlü anlattığı hikayenin içinden çıkamazsınız.
Çehov’un hikayesini okuyup, bitirdiğinizi zannederseniz fena yanılırsınız, onun hikayelerinin sonu yoktur. Çünkü o önünüzde yepyeni ufuklar açar. Ve sizi yeni hayaller kurmaya sürükler.
Anlattığı kişilerin iç dünyasına girmez ama onları kendilerinin bile görmedikleri bir fenerle adeta aydınlatır. Işık nereye vurursa o kadarını görürüz. Işık söndükten sonra neler olduğunu sezmek bizim hayal gücümüze kalır.
Gelin şimdi bizim için seçtiğim, Çehov’un “Aciz”isimli hikayesine hep birlikte göz atalım sevgili okur.
“Birkaç gün önce evde çocuklarıma ders veren öğretmen hanımı çalışma odama çağırmıştım.
Otur Julia Vassilyevna dedim. Aramızdaki hesabı kapatalım. Her ne kadar şu anda paraya ihtiyacın varsa da resmi bir merasimde bekler gibi bekleyeceğini ve bir türlü kendiliğinden gelip alacağını istemeyeceğini biliyorum.
Neyse gelelim hesabımıza: Ayda otuz rubleye anlaşmıştık.
“Kırk.”
Hayır otuz not etmiştim, çok iyi aklımda. Hem ben öğretmenlere her zaman ayda 30 ruble öderim. Bu duruma göre, buraya geleli iki ay oluyor dolayısıyla…
“İki ay beş gün.”
Tam tamına iki ay. İşe başladığın günü özellikle not etmiştim. Bu demektir ki, 60 ruble kazanmışsın.
Ancak sen bu iki aydan pazar günlerini çık… Biliyorsun ki pazarları Kolya’ya bir şey öğretmedin, sadece beraber yürüyüşlere çıktınız. Ve üç tatil günü…
Julia Vassiyevna kızgınlıktan kıpkırmızı kesildi ve öfkeden iki eliyle sıkı sıkı entarisinin eteklerine yapıştı. Fakat hepsi bu kadar… Tek bir çıt bile çıkarmadı.
Dokuz pazar, üç tatil günü yani on iki rubleyi çık!
Dört gün Kolya hastaydı. Dolayısıyla ders falan vermedin, zaten o sıralarda Vanya ile uğraşıyordun.
Üç günde bir diş ağrısı yüzünden çalışamamıştın ve karım sana öğleden sonraları dinlenmen için izin vermişti.
On iki yedi daha… eder on dokuz. Altmıştan çıkar, geriye ne kalır?
Kırk bir ruble. Tamam mı?
Julia Vassilyevna’nın sol gözü kızarmış, yaşla dolmaya başlamıştı bile. Çenesi hafifçe titriyordu.
Sinirli sinirli öksürdü, hızla burnunu sildi. Ancak hepsi bu kadar… tek bir çıt yok.
Yılbaşına yakın bir gün, bir çay bardağı ve bir de tabak kırmıştın. Bunlar içinde iki ruble çıkar. Çay bardağı dededen kalma antika olduğu için aslında iki rubleden çok daha fazla ederdi, ama neyse… boş ver…
İhmalin yüzünden Kolya bir gün ağaca tırmanmış ve ceketini yırtmıştı.
Onun içinde on ruble say.
Yine senin dikkatsizliğinin yüzünden hizmetçi kız Vanya’nın ayakkabılarını çalmıştı. Evde olup bitenleri dikkatle izlemen gerekir. Sana bunun için para veriyoruz. Dolayısıyla 5 ruble daha çık.
Ocak ayının sonunda sana on ruble vermiştim…
“Hayır böyle bir şey yapmadınız” diye Julia Vassilyevna zorlukla yutkunarak cevap verdi.
Not etmiştim. Yanlış olmama imkan yok.
“Şey… Peki öyleyse.”
Kırkbirden yirmi yediyi çıkar… kalır sana on dört.”
Kızcağızın şimdi iki gözü birden yaşla dolmuştu. Küçücük şirin burnunun altında da ter damlacıkları belirmeye başlamıştı.
“Şimdiye kadar bana bir kere para verildi” diye titreyen sesiyle konuştu. Ve o da sizin karınız tarafından. Hepsi üç ruble, fazla değil.
Sahi mi? Görüyor musun, ben onu not etmemişim! On dörtten üç daha çıkar…kalır on bir. Al azizim, işte paran: Üç, beş, dokuz, on, on bir. Tamam mı?
On bir rublesini de avucuna koydum. Uzandı aldı ve titreyen parmaklarıyla cebine sokuşturdu.
Mersi diye boğuk bir sesle fısıldadı.
Birden yerimden fırladım ve başladım odanın içinde bir aşağı bir yukarı gidip gelmeye. Sinirlerim son derece bozulmuş, kan tepeme fırlamıştı.
Kızgın kızgın; “Ne için bu mersi diye sordum.
Verdiğiniz para için.
Hakkını yediğimi sen de bal gibi biliyorsun aman Tanrım! Ne biçim insansın sen, görmüyor musun ki, seni gözgöre göre soydum!
Daha ötesi var mı bunun, paranı çaldım! Ve sen hala mersi diyorsun.”
……
Ancak bir insanın bu kadar pısırık olabileceğine de hala inanamıyorum!
Neden haksızlığa baş kaldırmıyorsun?
Dünyada bu denli yüreksiz, tabansız olmak mümkün mü?
Bu kadar ödlek olmak?
Yüzündeki ifade, “Mümkün” diyordu.
O hala şaşkın şaşkın bakınırken eline seksen rubleyi sıkıştırdım.
O yine her zamanki “Mersi”siyle mırıldanır gibi defalarca teşekkür etti ve odadan çıktı.
Şu dünyada zayıfları ezmek ne kolay sevgili okur.
Allah’tan Çehov’un 1800’lü yıllarda yazdığı hikayesinin günümüz emekli maaş farkları ile alakası yok.
Şükürler olsun ki 2026 yılındayız. TÜİK aşırı dürüst çalışıyor. En düşük emekli maaşı sürekli iyileştiriliyor.
'ACİZ ÇEHOV' VE EMEKLİ FARKLARIBİHTER GÖRDÜ
BİRBİRİNİN İÇİNDEN GEÇEREK GELEN BİR YAZIGAZANFER ERYÜKSEL
NAZIM HİKMET ŞİİRİNDE UMUTM. ALİ ÖZDOĞAN
ÇİĞLİ TARIM KREDİ MARKET’TE YAŞANAN USULSÜZLÜK ÖNLENEBİLİR MİYDİ?HASAN YAKUP CANGÜVEN
CRİSTOPHER NOLAN'IN ODYSSEİA FİLMİ ARDINDA DİPLOMASİNİZAMETTİN ŞEN
SICAK EKONOMİSİRAZİYE GÖK AKTAŞ
SEVR'İ YIRTIP ATAN LOZAN ANTLAŞMASIPROF DR RAMAZAN DEMİR
OLURSA OLSUN, HUZURLU YALNIZLIKLAR OLSUNBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
GELECEĞİ KİM İNŞA EDECEK? TEKNO KADINIŞIK YARGIN
“ŞİİR OLMASAYDI HAYATIN TADI MI OLURDU?”YUNUS YAŞAR
YENİ PARTİEŞREF URAL
EN BÜYÜK SERMAYE: ZAMANNİNA ŞAHİN
DUBAİ’DE THE ODYSSEY: YALNIZCA BİR FİLM DEĞİL, İNSANLIĞIN ORTAK HAFIZASIHÜSEYİN BARANER
TİCARİ AHLAK VE ETİK ANLAYIŞAV İBRAHİM GÜLLÜ
KİTAPLIKŞENER METE
BASIN İKTİDAR İLİŞKİLERİNE DAİRALİ İHSAN DİLMEN
BU BİR UYARIDIR…SÜLEYMAN EKİN
ANTALYA LİMANI'NDA DAR BOĞAZİZZET ÜNLÜ
ASIL YOKSULLUK VİCDANDIRMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TBMMAHMET GEDİKAĞAOĞLU
KALEİÇİ'Nİ TURİSTTEN Mİ KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ?CEM ARÜV
TEMİZLİK KİRLETMEMEKTİR!..ERDOĞAN KAHYA
LEJYONER HASTALIĞI VE BİNALARDAKİ GİZLİ RİSKLERAHMET İLBARS
ANTALYA MÜZESİGÖZDE SARI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim













