Dün Dubai’de Christopher Nolan’ın The Odyssey filmini izledik.
Cesur, farklı ve etkileyici bir çalışma olmuş. Film yalnızca bir mitolojik hikâye anlatmıyor; insanlığın binlerce yıllık korkularını, umutlarını, mücadelelerini ve eve dönüş arzusunu yeniden hatırlatıyor.
Odysseus’un yolculuğu aslında hepimizin yolculuğudur. Yüzyıllar, şehirler ve teknolojiler değişse de insanın temel sınavları değişmiyor: Sabır, sadakat, kayıplar, umut ve mücadele…
Filmin özellikle gençlerin Homeros’u, Troya’yı, Odysseus’u ve Akdeniz’in binlerce yıllık kültürel geçmişini yeniden keşfetmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.
Dün beyaz perdede binlerce yıl önce yaşanan bir savaşın sonuçlarını izlerken, bugün içinde bulunduğumuz bölgede benzer korkuların ve belirsizliklerin hâlâ yaşanması insanı derinden düşündürüyor.
Dubai’de görüştüğüm turizmcilerin ortak dileği ise çok net: Krizin bir an önce sona ermesi, insanların yeniden güven içinde seyahat edebilmesi ve yaklaşan kış sezonunun normal şartlarda başlayabilmesi.
Çünkü Dubai’de turizm yalnızca ekonomik bir sektör değildir. Şehrin dünyaya açılan yüzü, farklı milletleri ve kültürleri bir araya getiren yaşam felsefesidir.
Turizm, barışın günlük hayattaki en güzel hâlidir.
Dün Odysseus’un eve dönüş mücadelesini izledik. Bugün de milyonlarca insanın isteği aynı: Huzur içinde yaşamak, güvenle seyahat etmek ve sevdiklerine sağ salim dönebilmek.
Dünya yeni savaşlardan çok yeni yolculuklara, düşmanlıklardan çok yeni karşılaşmalara, korkudan çok umuda ihtiyaç duyuyor.

Bu yazı toplam 128 defa okunmuştur.