Bugün 26 Temmuz 2026 Pazar
  • Antalya31 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6167.25
    %0
  • Dolar
    47.2856
    %0
  • Euro
    53.7716
    %0

GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

BİRBİRİNİN İÇİNDEN GEÇEREK GELEN BİR YAZI

26 Temmuz 2026 Pazar 18:16

“Bazen ormana uzaktan bazen de yakından ve önemli ağaçlara ise tek tek bakmalıyım. Tek bir ağacın kabuğunu bile incelemem gerekebilir. Ancak, ara sıra şöyle bir durup yukarıdan da bakmalıyım ormana. Ayrıntılarda boğulup gider, yolumu şaşırırım yoksa” diye yazdı defterine Ali.
Şair, Ali’nin notlarını okurken deliyle veli arasındaki saç kılı mesafeyi düşündü, bir de fincancı katırlarını ürkütmeden yolculuk etmenin sarp dikenli yollarını, görünendeki görünmezin önem ve değerini.
Bir anda “özgürlük” kavramı çağrıştı zihninde, özün gürlüğü, diye düşündü. Maddi ve manevi bedel ödemeden özün gürleşemeyeceğini. Denizler durulmaz dalgalanmadan, diye düşündü, şeylere bakarken yaşadığı her kafa karışıklığı, ki buna ezber çeperlerinin zorlanması da diyebiliriz, ileri adım atmanın eşiği, yordamıydı. 
Dünü anlamak için o dönemi okumak ve neleri nasıl söylediklerini öğrenmek gerekiyordu. Karanlıkta kör dövüşü gibi araştırma yapmaktansa seçtiği bilim dalının haritasını çıkarmağa karar vermişti Ali. 
Şair ise seçtiği sanat dalının alt sanat başlığı olan “Sosyalist/Toplumcu Gerçekçi Türk Şiiri”nin ana konuları, temaları söyleyiş tarzları nelerdir, diye düşündü. 
Ali defterine şunları yazmıştı, “Dalın (sanat, bilim, felsefe) birkaç, bazen birbirine rakip, ‘babası’ var. Fikir akımları (ekoller) oluşmuş. ‘Baba’nın biri çok sayıda doktoralı veya doktora-üstü öğrenci, araştırmacı yetiştirmiş. Bir şey tutturmuşlar gidiyorlar; yüzlerce yayın. Bir de bu takımın etki alanına düşenler veya yamananlar. Öbür tarafta başka takım. ‘Mafyalaşan’ takımlar da var. Bunlar yeni genç bilimcilerin yeni fikirlerle ortaya çıkmalarından hiç hoşlanmıyorlar. (Aslında bu sonuncusunu anlaması yıllar sonra olacaktı; önceleri, tüm bilimciler sadece bilim için uğraşır zannediyordu; sâfiyâne. Tabii hepsi öyle değildi; insanoğlu bu, gönlü gelişeni de var, gelişmeyip alt mertebelerde kalanı da. Yaldızı, mevkii ne olursa olsun.”
Bilimle sanat arasındaki yöntem örtüşmesiyle ilerlemeyi düşündü şair. Sosyalist Gerçekçi Türk şiirinin haritasını çıkarılabilirse onun üzerinde çalışarak tıkanan damarların teşhisi mümkün olacaktı. 
Şair “Şiire bakış, şiirden hayata bakış” adlı yazısını hatırladı. Ali’nin not defterine yazdığı durum tespiti sadece bilimde değil hayatın hemen her alanında vardı. Kaynağı ise insan ve bir egemen yapı inşasıydı. Her egemen kendi çizdiği çerçeveye sığanlar sığmayanlar diye bakıyordu dünyaya. Az önce adını andığı yazıda annesinin kurabiye kalıplarından söz ettiğini hatırladı. Sanatta da ya bu çerçeveye uyarsın ya da yoksun gibi bir gerçeklik vardı. Hani derler ya “Ya taraf olacaksın ya bertaraf olacaksın” diye. O yazıda eski Çin’de kızların küçük ayaklısı makbul olduğu için demir ayakkabı giydirdiklerinde de değindiğini hatırladı. 
Dayatma önce dünyayı okumada başlıyor sonra da onu nasıl ifade edeceklerinin kalıpları masaya konuyordu. Eski köye yeni adet getirmek, büyüklerin görmediklerini görüp de söylediklerinde o köyden kovulmaya yol açıyordu. Sıfatları siz seçin lütfen… Dönek, revizyonist diye başlayabilirsiniz. 
Hani Kemal Sunal bir filminde köyde umumi tuvalet açar da açılışını köyün ağasına yaptırır ya sıradaki köylü tuvalete girmek istediğindeki replik, “Hiç ağanın bokunun üstüne bok olur!”
Bunun bir diğer ifadesi “Büyüklerimiz daha iyi bilir” anlayışıdır. Yine o yazıyı hatırladı şair. Elde bir anahtar var, babadan deden kalma ve kapıyı açmıyor. Ama hiç kimse bu anahtarda bir sakat mı var, herif kilidi mi değiştirmiş diye düşünmüyor.

Bu yazı toplam 160 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim