Bugün 23 Temmuz 2026 Perşembe
  • Antalya32 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6146.57
    %-1.97
  • Dolar
    47.2275
    %0.05
  • Euro
    53.8598
    %-0.32

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

EN BÜYÜK SERMAYE: ZAMAN

23 Temmuz 2026 Perşembe 18:08

 

İnsan ömrü boyunca servet kazanabilir, makam sahibi olabilir, dostlar edinebilir. Kaybettiği parayı yeniden kazanır, yıkılan hayallerini yeniden inşa edebilir, kopan bağları bile bazen onarabilir. Ama hayatın insana yalnızca bir kez sunduğu, geri vermediği tek hazine vardır: Zaman. Buna rağmen modern dünyanın en büyük yarışı hâlâ para üzerinedir. Ülkeler altın rezervlerini artırıyor, kripto varlıklar rekorlar kırıyor, şirketler daha fazla kâr elde etmeye, insanlar ise daha yüksek gelir kazanmaya çalışıyor. Başarı, çoğu zaman ne yazık ki banka hesaplarındaki rakamlarla, sahip olunan mülklerle ve yatırımlarla ölçülüyor. Oysa bütün bu telaşın içinde, elimizdeki en kıymetli varlığı çoğu zaman farkına varmadan tüketiyoruz. Aslına bakılırsa zamanın, paranın sahip olmadığı kuralları var. Zengin de olsanız yoksul da olsanız güne aynı yirmi dört saatle başlarsınız. Bugün kullanmadığınız zamanı yarına devredemezsiniz; boşa geçen tek bir saniyenin bile telafisi yoktur. Hayatın en acımasız ama belki de en adil tarafı da budur.
Modern hayat, görünmez bir takas üzerine kuruludur. Günlerimizi, saatlerimizi ve emeğimizi para kazanmak için harcarız. Sonra kazandığımız parayla kendimize biraz daha zaman satın almaya çalışırız. Ne var ki bu döngü çoğu zaman fark edilmeden tersine işler. Daha konforlu bir yaşam kurmaya çalışırken, o yaşamı gerçekten yaşayabileceğimiz zamanı tüketiriz. Aslında bu çelişki yeni değil. İnsanlığın zamana karşı hoyrat tavrı yüzyıllardır pek değişmedi. Yaklaşık iki bin yıl önce yaşayan Stoacı filozof Seneca'nın şu sözleri, aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ güncelliğini koruyor. Cengiz Çevik'in Türkçeye kazandırdığı Yaşamın Kısalığı Üzerine adlı eserinde şöyle diyor: "İnsanlar mallarını başkasının almasına katlanamaz ve topraklarının sınırlarıyla ilgili en ufak bir anlaşmazlık çıkmayagörsün, hemen taşa ve silaha sarılırlar; buna karşın yaşamlarına başkalarının karışmasına izin verirler. İnsan malvarlığını korumak konusunda oldukça hesaplı davranır, ancak açgözlü olmanın onur vesilesi sayılacağı tek konu olan zamanın harcanmasına gelince oldukça bonkör davranırlar." (Sayfa 48) 
Seneca'nın sözlerini her okuyuşumda, kendimi çocukluğumun kapı eşiğinde bulurum. Bizim evde dışarı çıkmadan önce evi derleyip toplamak, önemli bir kuraldı. Büyüklerimiz sık sık, "İnsan evden kendi ayaklarıyla çıkar ama tabutla dönmeyeceğinin garantisi yoktur." derdi. Çocuk aklımla bu sözü bir türlü anlayamazdım. İçimden, "Sanki başımıza kötü bir şey gelse eve gelen insanlar dağınık evi mi konuşacak?" diye geçirirdim. Yıllar geçtikçe anladım ki mesele evin dağınıklığı değilmiş. Her evden çıkışta hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatan acımasız bir uyarıydıçünkü  hayat, başladığımız her şeyi tamamlama sözü vermez. 
Belki de bu yüzden bizden istenen, yalnızca evi değil; geride bırakacağımız izi de toparlamaktı. Kırgınlıkları büyütmeden gitmek, sevdiğimiz insanlara söyleyeceklerimizi ertelememek, vedaları yarına bırakmamak.  Çünkü insan, yarın nasıl olsa vaktim olur diye düşündüğü hayatını, fark etmeden bugünden eksiltir.
Bugün teknoloji şirketleri ve sosyal medya platformları yalnızca paramız için değil, dikkatimizi ve zamanımızı kazanmak için yarışıyor. Çoğu zaman telefonumuzu bilinçli bir ihtiyaçtan değil, farkına bile varmadığımız bir alışkanlıkla elimize alıyoruz. Birkaç dakikalığına başladığımız ekran yolculuğu, nasıl geçtiğini anlamadığımız saatlere dönüşebiliyor. Günün sonunda ise zamanımızı tam olarak nereye harcadığımızı çoğu zaman hatırlamıyoruz bile. Hayat, büyük kırılmalarla değil, fark edilmeyen küçük kayıplarla eksiliyor. Tam da bu yüzden çok geç olmadan zamanı bilinçli kullanmayı öğrenmek zorundadır insan. 
Hayat bize her sabah görünmez bir hesap açıyor. O hesaba yirmi dört saat yatırılıyor. Akşam olduğunda kullanılmayan zaman ertesi güne devretmiyor. Üstelik o hesabın toplam bakiyesinde ne kadar kaldığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Para, insanın yaşam standardını kolaylaştıran yardımcı ve tabii ki önemli bir araçtır; zaman ise hayatın doğrudan kendisidir. Hayat, birey merkezli bir süreçtir ve ancak o birey var olduğu sürece geçerliliğini korur. Bireyin yaşamı sona erdiğinde, dış dünyada zaman başkaları için akmaya devam etse de o kişi için hayat tamamen biter. Bu durum, insanı özünde kendisine tanınan sınırlı süreden ibaret bir varlık olarak tanımlamamızı sağlar. Bu yüzden asıl mesele, ne kadar yaşadığımız değil, bize biçilen zamanı neye dönüştürdüğümüzdür.

whatsapp-image-2026-07-23-at-14-04-24.jpeg

Bu yazı toplam 177 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim