Bugün 10 Ocak 2026 Cumartesi
  • Antalya5 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

CUMHURBAŞKANI, MİLLİ GÜVENLİK VE DEVLETİN GÜCÜ

09 Ocak 2026 Cuma 11:49

Yunan siyasetçi Failos Kranidiotis’in yapay zekâ teknolojisi kullanarak Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun yerine koyup, ABD ajanları tarafından kaçırılıyormuş gibi tasvir eden paylaşımı; sadece diplomatik nezaket sınırlarını aşan bir provokasyon, tahrik ve kışkırtma değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet aklını, egemenlik kapasitesini ve güvenlik mimarisini hafife alan sığ ve alçak bir algı operasyonudur.

Türkiye Cumhuriyeti, ne Venezuela’dır ne de zayıf, kırılgan, kurumları dış müdahalelere açık, keyfi yönetim pratiklerinin uygulandığı az gelişmiş üçüncü dünya ülkesidir. Türkiye; köklü devlet geleneği, güçlü istihbarat yapılanması, caydırıcı askeri kapasitesi ve güvenlik doktriniyle ve daha da mühimi vatan, millet, devlet, bayrak, mukaddesat, ezan, ülkü ve Turan sevdalısı serdengeçtileriyle, halkının hür iradesiyle seçtiği Cumhurbaşkan(ların)ı, devlet ricalini ve dahası devletine ve milletine yüksek bir sadakatle bağlı, görevini şerefiyle yapmış yetiştirdiği devlet adamlarını koruma konusunda hiçbir tereddüt yaşamayacak kadar iradesi çelik, hiçbir boşluğa düşmeyecek kadar güçlü ve hiçbir zaafa kapılmayacak kadar dirayetli, gelişmiş bir devlettir. 

Türkiye Cumhuriyeti topraklarında hiçbir yabancı istihbarat servisi; ülkemizin devlet refleksini, güvenlik kapasitesini ve millet iradesini yok sayarak, birkaç helikopterle, birkaç timle gelip elini kolunu sallayarak kolay, basit ve karşılıksız kalacak bedelsiz bir hamleyi, “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a yönelik bir operasyonu” bırakın planlamayı, bırakın provasını yapmayı, hayalini bile kuramazlar.

Cumhurbaşkanımızı koruyan güvenlik güçlerimiz; kendi milletine değil, başka bir devletin ya da çıkar odağının hizmetinde savaşan, parayla tutulmuş, sadakati daha fazla verilen paraya el değiştirecek şüpheli lejyoner unsurlar değildir. Aksine Cumhurbaşkanımızı koruyan güvenlik güçlerimizin her bir mensubu; uzun ve titiz güvenlik soruşturmalarından geçmiş, en ağır şartlarda eğitim almış, devlete sadakati tartışmasız, vatanını karşılıksız seven bu toprakların helal süt emmiş hakiki evlatlarıdır. Yüksek disiplin anlayışları, sarsılmaz görev bilinci, soğukkanlılıkları ve gerektiğinde tereddütsüz canını ortaya koyan fedakârlıklarıyla; devlet aklını sahada temsil eden, milletin onurunu ve devletin bekasını namus bilen seçkin bir güvenlik iradesidirler.

Bu tür paylaşımlar, Türkiye’yi zayıf göstermekten ziyade; paylaşımı yapan zihniyetin Türkiye’nin gerçek gücünü kavrayamadığını, devlet kapasitesi ile sosyal medya mizansenlerini birbirine karıştırdığını göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti; algı operasyonlarıyla, yapay zekâ montajlarıyla ya da ucuz ve yerel siyasi gösterilerle itibarsızlaştırılabilecek bir devlet değildir.

Devlet, ciddiyetle yönetilir; milli egemenlik, sahadaki fiili güçle korunur. Türkiye Cumhuriyeti, bu güce fazlasıyla sahiptir ve bunu da gerektiğinde kimseye hatırlatma ihtiyacı duymayacak kadar köklü bir devlet otoritesine sahiptir. 
Meczup Yunan siyasetçi ve benzerlerine gelince…

Herkes konumunu, sorumluluğunu, haddini, hududunu, yerini ve sınırlarını iyi bilsin. Siyaseti provokasyonla, cesareti küstahlıkla, ifade özgürlüğünü de düşmanlıkla karıştırmasın. 

Kendi ülkelerinde hangi karanlık hesapların, hangi kirli pazarlıkların, hangi şaibeli ilişkilerin ya da hangi iç siyasi çıkmazların içinde debelendikleri Türkiye Cumhuriyeti’nin meselesi değildir, ancak Türkiye Cumhuriyeti’ni de bu ucuz, sığ ve hesaplı gösterilerin, iç politikaya dönük bu niteliksiz ve maksatlı çıkışların bir aparatı hâline getirmeye yeltenmesinler.

Sosyal medyada kurgulanmış videolarla, yapay zekâ montajlarıyla, algı operasyonlarıyla devletlerarası güç dengelerini altüst edebileceğini zanneden bu bayağı paylaşımların; ne bireysel cesaretle, ne fikrî derinlikle ne de özgür iradeyle en küçük bir ilgisi, alakası yoktur. 

Açıkça ifade etmem gerekirse, Türk düşmanlığı üzerinden yapılan bu tür paylaşımlar, söz konusu kişilerin kendi başlarına alabilecekleri ya da kendi iradeleriyle hayata geçirebilecekleri bir çap ve kalibrenin ürünü değildir. Bu tutum; bireysel cesaretin, fikrî derinliğin ya da bağımsız bir siyasi iradenin sonucu değil, daha üst merkezlerden yönlendirilen, hesaplanmış ve taşeronca icra edilen bir çizginin yansımasıdır.

Onları kimlerin teşvik ettiğini, hangi merkezlerden ne tür yönlendirmeler aldıklarını; sahiplerinin onlara hangi başlıkları fısıldadığını, hangi algı görevlerini yüklediğini devletimiz çok iyi bilmekte; kimin neyi, ne zaman, hangi amaçla yazıp çizeceğini; neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğini; kimin hangi role soyundurulduğunu ve yapacakları hamleleri fazlasıyla görebilecek güçlü gözlere, devlet hafızasına, sarsılmaz bir akla, caydırıcı bir güce ve derin bir ferasete sahiptir.

Ancak bu Yunanlı ve onun gibiler nasıl bir madde kullanıyorlar, onlara kim ne veriyorsa böyle boş boş paylaşımlar da bulunuyor, gerçeklikten kopuk kurgularla, hayal mahsulü senaryolarla hareket ediyorlar?

Türkiye Cumhuriyeti hayallerle değil, somut güçle, sahadaki gerçeklerle hareket eden bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti, münferit saldırılara ve ucuz tahriklere kapılacak, tehditkâr kurgularla korkutulacak, yapay zekâ mizansenleriyle “duygusal zekâsı” sınanacak bir ülke değildir. Diplomatik üslup ile sokak dili arasındaki farkı ayırt edemeyenler, daha da ileri giderlerse, nasıl olduğunu anlayamayacakları “bila tarih ve zamanda” bu farkın ağırlığıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. 

 

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim