Bugün 22 Ağustos 2026 Cumartesi
  • Antalya32 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7106.56
    %0
  • Dolar
    47.9625
    %0
  • Euro
    56.0616
    %0

YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

EDEBİYAT SİNEMASIZ OLUR AMA, SİNEMA EDEBİYATSIZ OLMAZ"

22 Ağustos 2026 Cumartesi 09:27

Tarih 21 Kasım 1996. ANSAN'ın yöneticiliğini yapıyorum. "Öykü-sinema " ilişkisini konuşmak üzere Osman Şahin'i Antalya'ya davet ediyoruz.

 

Bir öykü ve roman yazarı olan Osman Şahin'in sinema serüveni Yılmaz Güney'le başlar. Çünkü öykülerindeki sinema dilini ilk keşfeden Yılmaz Güney olmuştur. Bir sohbetlerinde Yılmaz Güney Osman Şahin'e; "Sen hiç sinema dergileri okuyor musun?" diye sorar. "Hayır hiç okumuyorum" diye yanıtlar Osman Şahin. 

 

"Aslında sen bir sinemacısın ama hiç farkında değilsin. Farkında olmadığın güzel. Çünkü, farkında olsaydın sinemacı olamazdın" der Yılmaz Güney.

 

*

ANSAN etkinlik salonu ağzına kadar dolu. Kimi ayakta etkinliği izliyor. 

 

"Edebiyat, Dünyanın en eski sanat dallarından biridir. Ta Sümerlere kadar dayanır. Çünkü o dönemde yazılı tabletler vardı. Modern romanın başlangıcı sayılan Don Kişot 1580 yılında yazılmış. Edebiyatın Sinema ilişkisi ne zaman başlıyor?" diye bir soru yöneltiyorum.

 

"Sinemanın yaşı yüz yıl kadardır diye söze başlıyor Osman Şahin ve devam ediyor: Yeni olmasına karşın öylesine etkilemiştir ki insanları, hiç yüzünü görmediğimiz, dilini bilmediğimiz başka ülke insanlarının yaşam biçimlerini, kültürlerini, umutlarını, sevinçlerini, öfkelerini sinema aracılığıyla öğreniyoruz. Edebiyat sinemasız olur ama, sinema edebiyatsız olmaz"

 

"Edebiyat bir dile yaslanırken, sinema bir resmi ya da kısa kısa replikleri anlatır. Sinemanın sözel kültür, yazılı kültür ve görsel kültürlerle ilişkisi nedir?" diyorum.

 

"Sinema ile sözünü ettiğiniz sözel, yazılı ve görsel kültürler iç içedir. Yaşamın herhangi bir kesitini ya da onun yansımalarını anlatır. Dünya ve yaşam üzerine sorular sorar. Felsefe, psikoloji, politika, sosyoloji ve tarih bilgisini aktarır. Her ikisi de yaratıcılıktan yanadır. Dünyaya ve yaşama dair sorular sorar."

 

"Türk sinemasının sorunları nelerdir sizce?" diyorum.

 

"Türk sinemasının ekonomik sıkıntılar, alt yapı yoksunluğu, seyirci ilgisizliği ile yıllardır karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Bunlar birer neden değil, birer sonuçtur. Çünkü içinde bulunduğu kültürel geleneğin kendisi üzerindeki etkilerini çözememiş olmasıdır. Doğulu kültür ve sanat anlayışının sonuçları, Türk sinemasının Batı'nın yüzyıllarca yeşertip getirdiği kültür ve sanat anlayışının bir sonucu ve ürünü olan sinema ile, kendi geleneklerinin etkilerini üzerinden atamadan ilişkiye geçmesini doğurmuştur."

 

Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim