Bugün 11 Ağustos 2026 Salı
  • Antalya35 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6716.81
    %-0.25
  • Dolar
    47.7345
    %0.06
  • Euro
    55.1502
    %-0.06

YUSUF YILDIRIM / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YUSUF YILDIRIM / KONUK YAZAR

NİĞDE’NİN GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİ

11 Ağustos 2026 Salı 17:38

 

Niğde’ye bu üçüncü gidişim. Daha önce Alper Göncü’nün daveti üzerine Niğde’de gördüklerimle ve yaşadıklarımla çok leziz iki gün geçirmiştim. Bu kez Karaman eşrafından Remzi Tartan Ağabey ve aslen Ereğlili Celal Yıldırım ile 9 Ağustos Cumartesi sabahı otomobile atlayıp Niğde’ye yollandık. Programımızda Tyana Antik Şehri, Kemerhisar Su Kemerleri, Roma Havuzu, Gümüşler Manastırı, Yeşilburç ve Niğde merkezi ziyaretleri vardı. Tüm bunların üzerine Niğde ziyaretimiz düşündüğümüzden kat kat güzel oldu.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-15-30-003.jpeg

Arkeolog Mustafa Eryaman ve Celal Yıldırım, Remzi Tartan, Gümüşler Manastırı

Mustafa Eryaman ile Tyana Antik Kenti ve Gümüşler Manastırı!

Sabah saatlerinde Kemerhisar’da bulunan Tyana Antik Kenti’nde bizi Arkeolog Mustafa Eryaman karşıladı. Bir yeri bileni ile gezmek, farkındalıktır. Mustafa Eryaman, Niğde’nin kültürel hafızasını en iyi bilen isimlerden biridir. Niğde’de tarihi ve kültürel alanlarda hakim olmadığı hiçbir konu/alan yoktur. Arkeolog ve sanat tarihi uzmanlıkları yanında yoğun biçimde her yönüyle Niğde üzerinde çalışıyor olması, onu Niğde ve bölgede eşsiz birikim sahibi yapmış. Dolayısıyla Niğde’yi Eryaman ile gezmek hem bir şans hem bir ayrıcalıktır.

Mustafa Eryaman Bey’in Tyana Antik Kenti ve Roma Havuzu bölgesi arasında yaptığı gezi ve bilgilendirme, bölgeyi çok iyi tanımamızı sağladı.

Sonrasında Gümüşler Manastırı’na geçtik. Tyana ne kadar ıssız ve sessiz iken Gümüşler Manastırı tersine kalabalık ve hareketli idi. Arkeolog Mustafa Eryaman, bize burasını, dönemindeki haliyle, ayrıntılı ve kapsayıcı biçimde anlattı. Mustafa Eryaman’ın anlattıklarıyla manastırın yalnızca taş ve kayadan oluşan bir yapı olmadığını, yüzyıllar boyunca burada nasıl bir hayat sürdüğünü daha iyi kavradık.

Niğde’nin Gümüşler beldesinde yer alan Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesinin en iyi korunmuş ve en etkileyici kaya manastırlarındandır. MS 7. ile 11. yüzyıllar arasında devasa bir kaya kütlesi oyularak inşa edilen yapı, merkezindeki geniş avlusuyla ziyaretçilerini adeta zamanda bir yolculuğa çıkarmaktadır. Manastırın en dikkat çekici hazinesi, duvarlarını süsleyen ve tazeliğini ilk günkü gibi koruyan renkli Bizans fresk sahneleridir. Kiliselerdeki panolar arasında yer alan "Gülümseyen Meryem" tasviri, dünyadaki tek gülümseyen Meryem Ana freski olma özelliğiyle burayı benzersiz kılar. Yeraltı şehir odaları, gizli geçitleri ve erzak depolarıyla oldukça geniş bir komplekse sahip olan yapı, keşif hissini sonuna kadar yaşatır.

Bir rehberden yoksun düzensiz ziyaretçiler, maalesef, mekanın bölümlerini ve kültürel ögelerini hiç anlamadan gezmekte ve hiçbir şey öğrenmeden buradan ayrılmaktadır.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-15-37.jpeg

Niğde Gümüşler Manastırı, Mustafa Eryaman, Remzi Tartan, Celal Yıldırım, Yusuf Yıldırım

Gümüşlerde güngörmüş bir turizmci, Ahmet Ateş.

Gümüşler Manastırı ziyareti sonrasında yine burada Niğde’nin birkaç güzel insanı ile tanıştık. Butik otel sahibi Ahmet Ateş, bize bir kahve ikramında bulundu. İşletme otelden çok bir müze havasında. Antika eser meraklısı olan Ahmet Ateş Bey’in otelinde tüm odalar, antika sandalye, koltuk, halı, soba, ayna hatta tarihi mangal ile döşeli. Kahve eşliğinde sohbetimiz yaklaşık iki saat sürdü. Ahmet Ateş Bey ve ailesi 1975 yılında Girne’ye taşınmışlar ve burada yıllarca turizm sektöründe çalışmışlar. Kendisi, turizmin her aşamasına ve tüm yönlerine hakim, daha da önemlisi girişimci bir kişi. Yıllar sonra memleketi Niğde’ye dönme kararı almış. Şimdi başta Gümüşler olmak üzere Niğde turizmine nasıl bir yön veriririm ve soluk aldırırım derdiyle sıra dışı öncü ve atak projelere kafa yoruyor. Niğde turizmine yerleşik bakışın ötesinde, daha geniş ve yenilikçi bir perspektiften bakıyor.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-16-00.jpeg

Turizmci Ahmet Ateş’in Butik Oteli önünde, Mustafa Eryaman, Remzi Tartan, Ahmet Ateş, Yusuf Yıldırım, Celal Yıldırım

Niğde’nin ünlü gastronomi uzmanı Baygastro!

Ahmet Ateş Bey’in yanından tam ayrılacakken mekâna gelen iki ilginç kişiyle tanışmak bizim için ayrı bir fırsat oldu. Bunlardan Ferah Güneri Bircan Bey; gerek giyim kuşam takıları ile gerek konuşma üslubu ile gerekse de gastronomi bilgisi ve deneyimi ile hem tanışılması ve tanınması hem de birikiminden yararlanılması gereken sıra dışı  bir kişidir. Bircan, özel sektörde ağırlama, konaklama ve gastronomi alanlarına odaklanan ticari faaliyetleriyle tanınan bir yatırımcı ve üst düzey yöneticidir. 25 yılı aşkın sektör tecrübesiyle; restoran, otel ve yiyecek-içecek işletmeleri için konsept geliştirme, iç mimari projelendirme, anahtar teslim uygulama ve endüstriyel mutfak ekipmanları tedariki hizmetleri sunmaktadır. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Uzak Doğu’da uluslararası projeler yürüten Bircan, bu ticari faaliyetlerinin yanı sıra Gastronomi Profesyonelleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmekte, yatırımcılara markalaşma, mentorluk ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi konularında danışmanlık vermektedir. Güneri Bey’i dinlerken şunları ayrıca fark edeceksiniz: Yüksek enerji, samimiyet, doğallık, işe hemen odaklanma, birlikte çalışma isteği.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-16-42.jpeg

Gastronom Ferah Güneri Bircan

Türkiye’nin en genç belediye başkanı Kamber Türkmen ile ayak üstü tanışmak…

Mekana gelen ve sessizce masa kenarına oturan ikinci kişi doğrusu bizi çok çok şaşırttı. Daha çok üniversite öğrencisi görünümünde olan bu kişi meğer Türkiye’nin en genç belediye başkanı imiş. 1999 doğumlu Kamber Türkmen, mesleği kasaplık olan bir babanın oğlu ve bu unvanı henüz yirmili yaşlarının başında kazanmış. Küçük bir kasabadan böylesine genç bir ismin çıkması, yerel siyasette nadir rastlanan bir hikâye.

Göreve geldiğinden bu yana attığı adımlar da yaşına oranla oldukça iddialı: Aktaş Kadın Kooperatifi’ni kurarak kasabadaki kadın girişimciliğine alan açmış, 15 yıl aradır kesintiye uğramış belediye futbol takımını ise yeniden hayata geçirmiş. Bu iki proje bir arada düşünüldüğünde, hem sosyal hem sportif alanda genç ve enerjik bir yönetim anlayışının izleri görülüyor.

Aktaş’a yolu düşenler için beldenin küçük ölçekli ama hareketli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söylemek mümkün.

Yeşilburç ya da Kapadokya’nın tarihi ve coğrafi derinliği…

Anadolu’nun en köklü halklarına yüzyıllar boyunca ev sahipliği yapmış bu kadim diyara adım attığınızda, tarihle doğanın aynı hikâyenin içinde buluştuğuna tanıklık ediyorsunuz. Yeşilburç’un yemyeşil bahçeleri arasında ilerlerken, mevsiminde erik, kayısı ve vişnelerle dolup taşan ağaçlar köyün bereketini hissettiriyor. Bahçelerin arasından kıvrılan dar, dolambaçlı ve rampalı sokaklarda yürüdükçe tarihî taş Rum evleri karşınıza çıkıyor; harçsız taş duvarlarla çevrili bahçeler ise eski yerleşimin geleneksel mimarisini sessizce anlatıyor.

Akşam serinliğinde evlerinin önüne çıkan komşuların sohbetlerine rastlamak, Yeşilburç’un geçmişten bugüne taşıdığı mahalle kültürünü sıcaklığıyla hissettiriyor. Taş duvarların arasında yalnızca tarihin değil, gündelik hayatın da yaşadığını görüyorsunuz — bu sokaklarda yürümek, Anadolu’nun çok katmanlı geçmişinin ve yaşayan kültürünün içinde dolaşmak duygusu veriyor.

Yürüyüşün ardından ulaşılan Yeşilburç Kilisesi ve Seyir Terası’nda köyün bütün güzelliği gözler önüne seriliyor. 1805 tarihli kilise, sarı kesme taş ve bazalt dokusuyla köyün mimari hafızasının en güçlü tanıklarından biri. Seyir terasından yemyeşil bahçeleri, taş evleri, kıvrılan sokakları ve vadinin geniş manzarasını izlerken, tarihî doku ile doğanın nasıl bütünleştiğini daha iyi fark ediyorsunuz.

Yeşilburç’tan ayrılırken geride, taş evlerin, meyve bahçelerinin, harçsız duvarların ve akşam sohbetlerinin birbirine karıştığı, Anadolu’nun kadim hafızasından süzülmüş sıcak ve unutulmaz bir zaman duygusu kalıyor.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-17-11.jpeg

Niğde Yeşil Burç, Kilise’ye bakan manzara, Yusuf Yıldırım, Remzi Tartan, Celal Yıldırım

Niğde’nin Yemekte Parlak Yüzü: Tabal Gastronomi Evi ve Cullaz Sokak

Yeşilburç’tan dönüşte, şehir merkezinde bir yere oturup biraz dinlenelim diye düşünürken Mustafa Eryaman bizi Tabal Gastronomi Evi’ne götürdü. Tabal Gastronomi Evi, Bircan’ın fikirleri ve danışmanlığı ile Niğde Belediyesi tarafından kurulmuş bir lezzet evi. Tarihi bir konakta hizmet vermesi seçkinliğini arttırmakta. Tabal Gastronomi Evi, Michelin Rehberi 2026 seçkisinde yüksek kaliteyi uygun fiyatla sunan restoranlara verilen prestijli Bib Gourmand ödülünü kazanmıştır. Tabal Gastronomi Evi, dünyada Michelin ödülü alan ilk kamu iştiraki restoranı olarak tarihe geçmiştir. Niğde’nin tarihi dokusunda önemli bir yere sahip Cullaz Sokak üzerinde bulunması, işletmeyi bir kez daha öne çıkarmaktadır. Çünkü Cullaz Sokak, Göncü Konukevi’ni ve NÖHÜ Niğde Yöresi Tarihi ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni de barındırmaktadır.  

Tabal Gastronomi Evi’nde Müdire Vehibe Akbay  tarafından karşılandık. Şef Rahime Silis Hanım’ın tanıttığı ve hazırladığı özel lezzetlerle tanıştırıldık. Niğde’nin yöresel mutfak kültürünü modern bir sunum anlayışıyla buluşturan sofrada, her tabakta ayrı bir özen ve emek vardı. Yemekler kadar, deneyimli Şef Rahime Silis Hanım’ın hazırladığı lezzetleri tanıtırken yaptığı sunum ve anlatımlar da bizim için özel ve güzeldi. Her yemeğin ardındaki malzemeyi, yöresel lezzeti ve hazırlanış biçimini kendisinden dinlemek, sofrayı yalnızca bir yemek deneyiminden çıkarıp Niğde mutfağını tanıtan küçük bir gastronomi yolculuğuna dönüştürdü. Yeşilburç’ta tarih ve doğa arasında geçen gezimizin ardından Tabal Gastronomi Evi’nde böyle güzel bir sofraya oturmak, günü bizim için hem damakta hem de gönülde iz bırakan hoş bir vakitle tamamladı. Tüm garsonların, Vehibe Hanım’ın ve Rahime Hanım’ın son derece kibar, saygılı ve nezaketli davranışları ile hizmetleri de işletmenin gözden kaçmaması gereken ögeleriydi.

Bu kadar sıcak ve yoğun ilgi ile ağırlanmamızın nedeninin Baygastro Güneri Bircan Bey’in sürprizi olduğunu -ne kadar teşekkür etsek az olur- sonradan öğrendik.

whatsapp-image-2026-08-11-at-15-17-35.jpeg

Niğde Belediyesi Tabal Gastronomi Evi

Gördük ki!

Niğde, görünenden çok daha büyük bir turizm potansiyeline sahip. Tyana’nın sessizliğinden Gümüşler’in yeraltı geçitlerine, Yeşilburç’un taş sokaklarından Tabal’ın sofrasına kadar her durak, aslında henüz yeterince keşfedilmemiş bir zenginliğin küçük bir parçasıydı.

Bu potansiyelin gerçek karşılığa dönüşmesi için önce birikimli ve profesyonel kişilerin önünün açılması, onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanılması gerekiyor. Memleketine dönüp turizme farklı bir soluk kazandırmaya çalışan girişimcilerin ve sektörel birikimini paylaşmaya hazır profesyonellerin çabaları, ancak doğru destekle büyüyüp kalıcı hale gelebilir.

Yeşilburç gibi kadim yerleşimlerin alt yapısı, tarihi kimliğine ve doğal dokusuna zarar vermeden, o dokuyu koruyup öne çıkaracak şekilde düzenlenmeli. Taş evlerin, harçsız duvarların ve dar sokakların otantikliği, modern bir müdahaleyle değil, ona saygılı bir planlamayla korunmalı.

Aynı şekilde, buraya gelen ziyaretçilerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarına yönelik izin ve teşviklerin artırılması, yerel işletmelerin desteklenmesi şart. Niğde’nin hem tarihi hem doğal zenginliğinin hakkını verebilmesi, ancak bu bütüncül yaklaşımla mümkün olacak.

 

Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim