- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1423
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR


EMEKLİLİK BİR BİTİŞ DEĞİL
Temmuz 1989.
Meslek hayatımın ilk adımını attığım tarih.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce okutmanı olarak göreve başladım.
Bugün dönüp o ilk yıllara baktığımda, hem gülümsüyor hem de o günlerdeki imkânların ne kadar sınırlı olduğunu hatırlayıp hayret ediyorum.
İnternet yoktu. YouTube yoktu. Dijital eğitim platformları, akıllı tahtalar, sınırsız video ve ses kaynakları yoktu.
Elimizde, Tıp Fakültesi öğrencilerine İngilizce öğretmek için kullanılan “Your English in Medicine” adlı, bugünün ölçüleriyle oldukça sınırlı bir kitap vardı.
Derslerimizi Topçular’daki Tıp Fakültesi olan bugünün bir ortaokulunda yapıyorduk.
Ben ise Almanya’da yetişmiş, eğitimini orada tamamlamış, dil laboratuvarlarının imkânlarını görmüş bir genç olarak öğrencilerime bundan çok daha fazlasını sunmak istiyordum.
Elimde çok az şey vardı ama içimde çok büyük bir “Daha ne yapabilirim?” duygusu vardı.
Tıp Fakültesi bana bir VHS video oynatıcı temin ettiğinde, o gün için bu benim adıma adeta bir teknoloji devrimiydi.
Ben de onu boş bırakmadım.
Almanya’ya tatillerde gittiğimde, Hollanda televizyon kanallarından İngilizce diziler kaydetmeye başladım. İngilizce konuşulan, İngilizce altyazılı diziler…
Kasetleri bavuluma koyup Türkiye’ye getiriyor, derslerde öğrencilerime izletiyordum.
Amacım yalnızca İngilizce öğretmek değildi.
Dili yaşatmak istiyordum.
Kulağa gerçek İngilizce gelsin, farklı aksanları duysunlar, günlük konuşmaları işitsinler, İngilizcenin sadece ders kitabının sayfalarında olmadığını görsünler istiyordum.
(Trt den başka yayın yoktu).
Bugün belki çok basit görünebilir.
Ama o günlerde bunun için gerçekten çabalamak gerekiyordu.
Hazır kaynak yoktu.
Kolaylık yoktu.
Ama istek vardı.
Ve ben daha o yıllarda şuna inanıyordum:
Bir öğretmenin görevi, elindeki imkânların azlığından şikâyet etmek değil; o imkânlarla neler yapabileceğini aramaktır.
Sonra meslek hayatımda yeni bir kapı açıldı.
1996 yılında Turizm Fakültesi’nde Almanca okutmanlığı da eğitim hayatıma eklendi.
İşte Almanya ile öğrencilerim arasında yıllar sürecek o güçlü bağın asıl hikâyesi de böyle başladı.
Almanya’da yetişmiş ve eğitim görmüş biri olarak, orada edindiğim dil ve kültür birikiminin öğrencilerime de yeni yollar açabileceğini düşündüm.
Turizm öğrencilerinin yabancı dili sadece bir ders olarak öğrenmelerini değil, o dili konuşulan ülkeleri görmelerini, farklı kültürleri tanımalarını, mesleklerini başka ülkelerde deneyimlemelerini istiyordum.
Çünkü bana göre gerçek eğitim, bazen bir sınıfın duvarlarının çok ötesinde başlar.
Ve 1996’dan itibaren, öğrencilerimin Almanya’da staj yapabilmeleri için kendi çabalarımla uğraşmaya başladım.
Yüzlerce öğrencinin Almanya’ya gidebilmesi, orada çalışmayı ve yaşamı deneyimleyebilmesi için yıllarca emek verdim.
Bir telefon görüşmesi, bir yazışma, bir bağlantı, bir tavsiye, bir kapının çalınması…
Sonuçta her bir öğrencinin önünde açılan yeni bir yol vardı.
Benim için bu yalnızca staj değildi.
Bir öğrencinin dünyasını büyütmekti.
Onlar başka ülkeleri görsünler, başka kültürleri tanısınlar, farklı çalışma ortamlarında kendilerini sınasınlar ve kendi potansiyellerini daha geniş bir dünyada keşfetsinler istedim.
Çünkü insanın ufku, bazen bir kitap okuyarak; bazen bir öğretmenin sözüyle; ama çoğu zaman dünyayı kendi gözleriyle görerek genişler.
Belki de yıllarca yüzlerce öğrencinin Almanya’ya gitmesi için verdiğim mücadeleyi bugün düşündüğümde, bunun benim eğitim anlayışımın en doğal sonucu olduğunu görüyorum.
1989’da Topçular’daki Tıp Fakültesinde VHS kasetten İngilizce diziler izletmeye çalışan genç bir okutman…
1996’da Turizm Fakültesi’nde Almanca öğreten ve öğrencilerini Almanya’ya staja gönderebilmek için kapılar arayan bir akademisyen…
Yıllar boyunca değişen yalnızca araçlardı.
Değişmeyen ise niyetimdi: Öğrencilerimin ufkunu genişletmek.
Ve belki de meslek hayatımın bütün hikâyesi tek bir cümlede özetlenebilir:
Elimde ne varsa onunla yetinmedim; öğrencilerime ne verebileceğimi hep biraz daha büyütmeye çalıştım.
Şimdi önümde bir tarih var:
21.12.2028.
Meslek hayatımın ilk ve tek yuvası olan Akdeniz Üniversitesi’ne ve çalışma hayatımın bir dönemine bir nevi veda edeceğim tarih.
Dile kolay…
39 yıl.
Bir insan ömründe dile kolay; bir meslek hayatında ise sayısız öğrenci, emek, mücadele, dostluk, hayal, başarı ve iz demek.
İçimde şimdiden birbirine karışan duygular var.
Sevinçle karışık bir burukluk…
Gururla gölgelenen bir hüzün…
Derinlerde hissedilen bir acı…
Ama galiba bütün bunlar çok insani.
Çünkü benim için çalışma hayatı hiçbir zaman yalnızca geçim sağlamak, bir unvan taşımak ya da mesai saatlerini doldurmak olmadı.
Çalışmak; üretmekti. Dokunmaktı. Değer katmaktı.
Ben bu hakkı 44 yaşında elde etmiş olmama rağmen durmadım.
Çünkü mesele hiçbir zaman mecburiyet değildi.
Mesele yürekti. Mesele vizyondu. Mesele üretme arzusuydu.
Alman disipliniyle Türk kültürünün, yurt dışında şekillenen yetişme tarzımla Akdeniz’in sıcaklığının harmanlandığı hayatımda bugün geriye dönüp baktığımda; yetiştirdiğim binlerce öğrenciyi, kurumuma kattığım değerleri, birlikte ürettiğimiz işleri ve geride bırakacağım izleri görüyorum.
Ve içimden tek bir cümle geçiyor:
İyi ki.
İyi ki o VHS kasetlerinin peşine düşmüşüm.
İyi ki Almanya’dan bavulumda sadece kişisel eşyalar değil, öğrencilerime taşıyacağım yeni dünyalar getirmişim.
İyi ki Almanca öğrenen öğrencilerimin önüne Almanya yollarını açmaya çalışmışım.
İyi ki yorulmuşum.
İyi ki üretmişim.
İyi ki vazgeçmemişim.
İyi ki bu kurumun bir parçası olmuşum.
Ve bütün bunları düşünürken yüzümde kendiliğinden bir tebessüm, yüreğimde sıcacık bir his beliriyor.
21 Aralık 2028 geldiğinde kendime özellikle şunu söyleyeceğim:
“Bu bir bitiş olmak zorunda değil, Müjgan.”
Rahmetli babamın emeklilik günlerinde söylediği bir söz vardı. O 65 yaşında emekli olurken bana hep şunu söylerdi:
“Üretken zihinler ve çalışmayı bir lütuf sayan ruhlar hiçbir zaman gerçekten emekli olmazlar. Sadece üretme biçimlerini değiştirirler.”
Sonra da o kendine özgü sıcaklığıyla eklerdi:
“Akademik ve mesleki birikimlerini yazılara, projelere, danışmanlıklara, yeni fikirlere aktaracaksın. Zihnini ve ruhunu besleyecek yepyeni bir evren kuracaksın, sarı kızım.”
Belki de şimdi hayatımın yeni dönemine bakarken en çok bu cümleyi hatırlayacağım.
Çünkü bazı insanlar için emeklilik bir kapının kapanması değil, başka bir kapının açılmasıdır.
Bir kürsüden uzaklaşırken bir yazının başına oturmak…
Bir kurumdan ayrılırken yeni bir projeye hayat vermek…
Yıllarca öğrencilerime açtığım kapılardan bu kez kendim geçmek…
Ve belki de yıllardır başkalarının ufkunu genişletmeye çalışırken, şimdi kendi ufkumu başka yönlere çevirmek…
Kim bilir?
O gün geldiğinde üzülmek de sevinmek de hakkımız.
Ardımda bıraktığım yıllara bakıp hüzünlenmek de, onlarla gurur duymak da…
Ama en çok da kendime şu cümleyi söyleyebilmek istiyorum:
“Çok güzel ürettim. Çok güzel emek verdim. İz bıraktım. Ve bana verilen hayatın, yeteneğin ve zamanın hakkını verdim.”
Eğer bir gün kendimle gurur duyabileceğim en büyük mirasım olacaksa, işte bu olsun.
Çünkü insanın gerçek mirası geride bıraktığı makamı değil;
dokunduğu hayatlar, yetiştirdiği insanlar, açtığı ufuklar, ürettiği değer ve ardında bıraktığı izdir.
Ve belki de emeklilik dediğimiz şey, hayatın bize söylediği en güzel cümlelerden biridir:
“Şimdi üretmeye devam et… Ama biraz da kendin için.
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





