Bugün 09 Ağustos 2026 Pazar
  • Antalya30 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6659.71
    %0
  • Dolar
    47.6791
    %0
  • Euro
    55.1258
    %0

PINAR TEYİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PINAR TEYİN / KONUK YAZAR

ÇOCUĞUNUZUN GELECEĞİNİ PLANLARKEN

09 Ağustos 2026 Pazar 17:19

Çocuğunuzun Geleceğini Planlarken, Hayatını Elinden Alıyor Olabilir misiniz?

Geçtiğimiz günlerde bir restaurantta otururken yan masadaki anne ile oğulun konuşmasına istemeden kulak misafiri oldum.

Meslek seçme zamanı gelmiş olan genç, çekinerek, “Ben aslında gastronomi okumak istiyorum,” dedi.

Annesi olduğunu düşündüğüm kadın ise tokat gibi cevabı yapıştırdı.

Olmaz. Doktor olacaksın. Anneannene söz verdim.

Delikanlının gözlerinden okunan gastronomi aşkı yerini umutsuzluğa bırakırken yüzü düştü, ağlamaklı oldu. O an düşündüm; acaba kaç çocuğun hayali, daha yeşeremeden böyle düşüncesizce konuşmalarla budanıyor?

Belki de farkında olmadan en büyük hatayı tam da burada yapıyoruz.

Çocuklarımıza iyi bir gelecek sunma kaygısı ile onların hayatını yani bizim olmayan hayatları yönetmeye çalışıyoruz ya da çalıyoruz.

Üstelik çok iyi bir mazeretimiz var. Onları çok sevdiğimizi iddia ediyoruz.

Ebeveyn olarak amaçları çok masum görünebilir. Her biri çocuklarının ekonomik olarak güvende, toplumda söz sahibi, bilinir, saygıdeğer olmasını istiyor olabilirler. Ancak cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşenmiştir. Bu iyi niyetler bizleri her zaman doğru sonuca götürmeyebiliyor.

Yıllardır gençlerimizin gelişimi üzerine çalışan biri olarak şunu çok net gördüm: onlar kendilerini gerçekten ilgilendiren alanlarda öğrenmeye istekli, üretmeye hevesli ve zorluklarla mücadele etmeye daha kararlı oluyorlar. Çevremde de defalarca tecrübe ettiğim üzere insanı uzun yıllar ayakta tutan şey yalnızca maaşı olmuyor; meslek olarak seçtiği işinde kendini bulabilmesi ve gerçekleştirmesidir.

Bilim de bunu doğruluyor.

Psikolojide kabul gören Öz Belirleme Kuramı, bireyin kendi kararlarını verebildiği durumlarda motivasyonunun, başarısının ve yaşam doyumunun belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Meslek seçimi üzerine yapılan araştırmalar da ilgi ve yeteneklerine uygun alanları tercih eden bireylerin hem daha üretken hem de psikolojik olarak daha iyi durumda olduklarını gösteriyor.

Buna rağmen istisnasız çoğumuz çocuklara aynı soruyu yanlış şekilde soruyoruz:

“Büyüyünce ne olacaksın?”

Belki de sormamız gereken soru şu:

“Seni ne yapmak mutlu ediyor? Ne yaparsan iş yapmış gibi hissetmezsin?”

Çünkü “ne olacağı” zamanla değişebilir

Ama insanın içindeki merak, yetenek ve tutku doğru beslendiğinde ömür boyu onunla kalır.

Etrafımıza baktığımızda bunu görmek zor değil.

Diploması olduğu hâlde yıllardır sevmediği bir işi yapan insanlar…

Kırk yaşından sonra cesaret edip yeniden üniversite okuyanlar.

“Keşke o zaman annemi dinlemeseydim, kendi istediğim bölümü okusaydım.” diyen yetişkinler.

Bu insanların ortak noktası, ailelerinin beklentilerini yerine getirmeye çalışırken kendi isteklerini göz ardı etmiş olmaları.

O zaman ne yapılmalı?

Öncelikle anne babanın meslek seçimindeki görevine değinmek çok yerinde olur.

Çocuk adına karar vermeyi bırakıp, evlatlarına kendini tanıması için güvenli bir alan oluşturmayı başarmaya ne dersiniz?

Rehberlik seçenekleri gösterir, hayatın rotasını belirlemez.

Çocuklarınıza rehberlik edin.

Belki çocuğunuz doktor olmayacak.

Belki avukatta.

Ama iyi bir aktör, vicdanlı bir veteriner, yaratıcı bir içmimar, başarılı bir aşçı ya da yaptığı işi severek yapan mutlu bir insan olacak.

Bizler başarıyı unvanlarda arıyoruz.

Oysa gerçek başarı, insanın her sabah yaptığı işe isteyerek gidebilmesidir.

Mesela ben yıllarca işe gidiyorum demedim, okula gidiyorum dedim. Orası benim mutlu olduğum çalışmaktan öte kendimi gerçekleştirdiğim ikinci evimdi.

Şimdi gerçekler zamanı, bizler çocuklarımızı mı yoksa kendi bilinçaltı korkularımızı mı düşünerek en değerlilerimizin hayallerini yaşamalarına engel oluyoruz.

Bu sorunun cevabı çocuklarımızın bir ömür nasıl yaşayacaklarını belirleyecek.

Çocuklarımız bizim DNA mızı taşıyorlar ama bizim ayak izlerimizle yürümek zorunda değiller.

Onlara bırakabileceğimiz en büyük miras; önceden planlanmış bir yol değil, kendi yollarını cesaretle seçebilecekleri bir özgüvendir.

Sonra ne mi olacak? Bizim kurduğumuz hayalleri değil, kendi hayallerini tamamlayacaklar. Boş sayfaları onlara bırakalım. 

 

Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim