Bugün 03 Ağustos 2026 Pazartesi
  • Antalya29 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6170.04
    %-0.07
  • Dolar
    47.5238
    %-0.05
  • Euro
    54.7366
    %-0.21

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIR

03 Ağustos 2026 Pazartesi 18:07

Antalya'nın İhtiyacı Bir Liman Değil, Bir Denizcilik Master Planıdır

Son günlerde Antalya Limanı, Kaleiçi Kruvaziyer Limanı ve kıyı yatırımları yeniden tartışılıyor. Ancak dikkat ediyorum... Herkes tek tek projeleri konuşuyor.

Kimisi mevcut ticari limanı büyütmekten söz ediyor. Kimisi Kaleiçi'ne kruvaziyer limanı yapılmasını tartışıyor. Kimisi Alanya'yı, kimisi Side'yi, kimisi Demre'yi gündeme getiriyor.

Oysa bence asıl eksik olan, bunların hiçbirini birbirinden bağımsız düşünmememiz gerektiğidir.

Antalya'nın ihtiyacı yeni bir liman değildir.

Antalya'nın ihtiyacı, bütün kıyılarını kapsayan bir Denizcilik Master Planıdır.

Çünkü limanlar yalnızca gemilerin yanaştığı alanlar değildir.

Limanlar; turizmi, ticareti, lojistiği, sanayiyi, çevreyi, kent planlamasını, güvenliği ve uluslararası rekabet gücünü aynı anda etkileyen stratejik altyapılardır.

Bugün Antalya'nın yaklaşık 640 kilometreyi bulan kıyı şeridi, Türkiye'nin en büyük denizcilik potansiyellerinden birini oluşturmaktadır.

Buna rağmen bu potansiyel, ortak bir vizyon yerine parçalı kararlarla yönetilmektedir.

Oysa önce şu soruların cevaplarını vermeliyiz:

  • Antalya Limanı'nın uzun vadeli rolü ne olacak?
  • Kruvaziyer turizmi hangi limanlarda ve hangi ölçekte gelişecek?
  • ASBAŞ ve serbest bölgenin lojistik geleceği nasıl şekillenecek?
  • Marina kapasitesi yeterli mi?
  • Balıkçı barınakları nasıl modernize edilecek?
  • Kıyılarımızı iklim değişikliğine ve deniz seviyesi yükselmesine karşı nasıl hazırlayacağız?
  • Deniz ulaşımı, karayolu yükünü azaltacak şekilde nasıl planlanacak?
  • Çevresel taşıma kapasitesi ve kültürel miras nasıl birlikte korunacak?

Bu soruların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.

Örneğin Antalya Limanı'na ilişkin tartışmalar yalnızca mevcut işletme sınırları üzerinden yürütülemez.

Limanın büyüme ihtiyacı konuşuluyorsa, çevresindeki kamu alanları, serbest bölge, ulaşım bağlantıları, güvenlik bölgeleri, çevresel etkiler ve mülkiyet yapısı birlikte değerlendirilmelidir.

Aksi halde bugün verilen kararlar, yarının sorunlarına dönüşebilir.

Kruvaziyer turizmi de aynı şekilde ele alınmalıdır. Kaleiçi, Side, Demre ve Alanya birbirinin rakibi değildir. Tam tersine, birbirini tamamlayan dört farklı destinasyondur.

Kaleiçi; tarih, gastronomi ve kent yaşamını öne çıkaran bir durak olabilir.

Side; arkeoloji ve kültür turizminin vitrini olabilir.

Demre; inanç turizmi, Kekova ve doğal mirasıyla uluslararası rotalarda özel bir konuma sahip olabilir.

Alanya ise güçlü turizm altyapısı ve uluslararası erişilebilirliğiyle doğu Akdeniz'in önemli kruvaziyer merkezlerinden biri haline gelebilir.

Doğru planlandığında bu dört liman birbirinin müşterisini azaltmaz; Antalya'nın toplam cazibesini artırır.

Bugün dünya şehirleri artık tek bir limanla değil, entegre kıyı sistemleriyle rekabet ediyor.

Antalya'nın da aynı anlayışla hareket etmesi gerekiyor.

Üstelik mesele yalnızca ekonomi değildir.

İklim değişikliği artık denizcilik yatırımlarının ayrılmaz bir parçasıdır.

Deniz seviyesi yükselmesi, kıyı erozyonu, aşırı hava olayları, deniz suyu sıcaklığındaki artış ve ekosistem baskıları; yapılacak her yatırımın temel tasarım kriterleri arasında yer almalıdır.

COP31'e ev sahipliği yapacak bir kent olarak Antalya'nın, denizcilik vizyonunu da iklim dirençli altyapılar üzerine kurması gerekir.

Bu nedenle hazırlanacak Denizcilik Master Planı; mühendisleri, şehir plancılarını, çevre bilimcileri, tarihçileri, turizmcileri, lojistik sektörünü, üniversiteleri, kamu kurumlarını, meslek odalarını ve sivil toplumu aynı masada buluşturmalıdır.

Çünkü bu şehir, tek bir kurumun ya da tek bir yatırımcının değil; hepimizin ortak geleceğidir.

Belki de artık şunu söylemenin zamanı gelmiştir: Antalya'nın geleceği, tek tek liman projelerinde değil; bu projeleri birbirine bağlayan ortak akılda yatmaktadır. Eğer bugün bu bütüncül planı hazırlayabilirsek, sadece yeni limanlar inşa etmiş olmayacağız.

Çocuklarımıza deniziyle barışık, ekonomisi güçlü, kültürel mirasını koruyan, çevresine saygılı ve dünyayla rekabet edebilen bir Antalya bırakacağız.

İşte gerçek vizyon budur. Ve belki de Antalya'nın en büyük ihtiyacı, tam da bugün bu vizyonu konuşmaya başlamaktır.

Bu yazı toplam 135 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim