- IMKB
% - Altın
6877.47
%-0.44 - Dolar
48.2526
%0.03 - Euro
56.0965
%0.26
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 21:43 - GEMİ FACİASINDA HAYATINI KAYBEDEN REYHAN VERİM’İN CENAZESİ YARIN TOPRAĞA VERİLECEK
- 19:38 - GİRNE’DEKİ FERİBOT FACİASINDA ÖLEN 2 KİŞİNİN CENAZESİ MERSİN’E GETİRİLDİ
- 18:52 - KORKULUK DEMİRLERİ BOŞLUĞUNDAN DÜŞEN ELİYA ÖLDÜ
- 18:35 - BAŞKAN UYSAL: "CUMHURİYET, AÇLIKTAN VE SÖMÜRÜDEN KURTULUŞ DEVRİMİDİR"
- 18:26 - 2 GÜNDE 38 YANGIN
- 18:20 - BAŞKAN KOTAN BAŞARILI GENÇLERİ AĞIRLADI
- 18:15 - EŞİNİN KULLLANDIĞI OTOMOBİLİN ALTINDA KALAN KADIN ÖLDÜ
- 18:07 - GÖÇÜK ALTINDA KALAN İŞÇİ KURTARILDI
- 17:53 - MERSİN’DE VATANDAŞ İSTEDİ, İKİNCİ PAZAR YERİ İÇİN ÇALIŞMA BAŞLADI
- 17:47 - KONYAALTI’NDA EMEKLİLERİN HAYATINA DOKUNAN PROJE: EMEKLİ KART
- 17:43 - ESKİ EŞİNİ VURARAK ÖLDÜRDÜ, AYNI SİLAHLA HAYATINA SON VERDİ
- 17:23 - FERİBOT FACİASINDAN SAĞ KURTULAN ADANALI GENÇLERİN ÖLÜM KALIM MÜCADELESİ: "ANNE ÖLÜYORUZ, HAKKINI HELAL ET"
- 17:20 - DENİZE DÜŞÜRÜLEN TELEFON VE GÖZLÜKLERİ ÇIKARIP SAHİPLERİNE ULAŞTIRIYOR
- 17:08 - SİLİFKE’DE MAKİLİK ALANDA ÇIKAN YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ
- 17:03 - GÖÇÜKTE MAHSUR KALAN İŞÇİ İÇİN ZAMANLA YARIŞ
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


AYAKKABILARIN ANLATACAKLARI VAR
1945'te Mauthausen toplama kampından kurtarılan çocuklara basit bir armağan verildi: bir çift yeni ayakkabı. Ayakkabı onlar için sadece soğuktan, sıcaktan, taştan, dikenden, sert zeminden ayaklarını korunmak için gerekli olan bir şey değildi. Onlar için daha derin bir anlam taşıyan bir şeyin sembolüydü: güven ve aidiyetin. Kamplarda her şey ellerinden alınmıştı: kıyafetleri, kişisel eşyaları, kimlikleri. Korku, belirsizlik ve endişenin hakim olduğu yıllar geçirdiler. Bu yüzden her gece uyumadan önce bu çocuklar ayakkabılarını yan yana sıraladılar; uyandıklarında onların hâlâ orada olacaklarını, kimsenin onları alamayacağını, onların olanın onlarda kalacağını deneyimlemek için. Hayatta kalanlardan biri yıllar sonra bunu hatırladığında şöyle dedi: "Onları sabahları orada kaldıklarını görmek için için sıraya dizdik.” Bu, tuzla buz olmuş dünyalarında güveni yeniden inşa etmenin yoluydu.
Ayakkabının tarihi bize bir trajediden sağ çıkmanın sadece yiyecek veya barınaktan ibaret olmadığını hatırlatır. Ayrıca özerkliği, haysiyeti ve umudu basit nesnelerle bile yeniden kazanmayı da…
-- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Annem neden bana ilk ayakkabısını saklamamı söylemişti anımsamıyorum ama dediğini yaptım. Şimdi her gün kalktığımda burnu aşınmış ve rengi lacivertten soluk kahverengiye dönmüş, üzerinde zımbayla açılmış ufak delikleri olan bilekten bantlı ayakkabısına ilişir gözüm. İlk doğrulup ayağa kalkışı gelir aklıma, hemen divanın kenarından destek alışı. Sonra bebek adımlarıyla çıkılan boyundan uzun yollarda, bebek diliyle bana meramını anlatmaktan uzak ayakkabılarının ayağını sıktığını, tırmanmakta zorlandığını belki de anlatamamıştır ama bırakmamıştır yürümeyi, koşmayı, merdiven çıkmayı, basamaklardan inmeyi, düz duvara tırmanma alıştırmalarını. Hedefe odaklanmanın gerektirdiği kararlılık, azim ve sabır duyumsadığı acıya galip gelmiştir. Sıkça rastladığım bir sözdür: “birini eleştirmeden önce onun ayakkabılarıyla yürümelisiniz.” Aslında hayat da ayakkabılara benzer; ayağınıza tam oturmasa da sıksa da o yolu yürümek gerekliliğidir hayatın gerçeği. Oğlumun ayakkabılarına değdiğinde gözlerim, hasretin izini sürmeye yeminli yüreğim hızlanır, hızlanırken de hayatın gerçeğini bir kez daha idrak ederim.
İnsanlık tarihinde atalarımız, 6 ila 7 milyon yıl önce iki ayak üzerinde yürümeyi (bipedalizm) denemeye başladılar. Evrim biraz zaman aldı, ancak 3 milyon yıl sonraki fosil kayıtları, homininlerin (dik yürüyen primat grubu) ayakta durmakta oldukça kararlı olduklarını gösteriyor. Hiç kuşkusuz iki ayak üzerinde yürümek, türümüzün tarihindeki en önemli evrimsel olaylardan biriydi. Bu önemli adaptasyon, insanlığın gezegendeki baskın tür olarak konumunu sağlamlaştırmasına yardımcı oldu. Bunu iki ayağımızla başarmıştık. Artık tarihin yürüyüşçüleri ve maraton koşucularıydık. Ancak bu, doğal olarak şu soruyu akla getiriyor: insanların ayaklarını, ayakkabı ile koruma fikri nasıl ve ne zaman gelişti? Ayakkabıların ortaya çıkışının kesin zamanlaması, arkeoloji, antropoloji ve insan evrimi alanlarındaki en büyük gizemlerden biri olmaya hâlâ devam ediyor. Harvard Üniversitesi İnsan Evrimi Biyolojisi bölüm başkanı Daniel Lieberman, 2022'deki bir röportajında, şunları ifade ediyor: "Ayakkabıların ne zaman icat edildiğini kimse tam olarak bilmiyor. Çünkü ayakkabılar fosilleşmiyor. Arkeolojik kayıtlarda onlara ‘korunmuş bir hâlde’ ulaşmak zor.’’
Tarihte, sanatta , edebiyatta kederin daha doğurgan olduğunu düşünürüm. Zor hayatların tanıkları olan ayakkabılara ait anıtlar, instalasyonlar, şiirler bunun iyi birer örneği. Budapeşte'de bir anıt, Mexico City ‘de de bir instalasyonda yürek yangınını harlamaya devam ediyor. Macaristan parlamento binasına çok yakın bir yerde, Tuna Nehri kıyısında, 1940'lı yıllara ait altmış çift eski ayakkabı dizilmiş: kadın ayakkabıları, erkek ayakkabıları ve çocuk ayakkabıları. Sahipleri onları çıkarıp orada bırakmış gibi, suyun kenarında dağınık ve terk edilmiş bir hâlde duruyorlar. Her bir çift ayakkabıda yürüyenin hayat hikâyesi gizli; hani kulak verseniz size anlatmaya can attıklarını fark edeceksiniz. Bunlar, 1944-1945 kışında Ok Haç Partisi üyeleri tarafından Tuna Nehri kıyısında kurşuna dizilen Macar Yahudilerine adanmış “Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar" olarak bilinen anıt. Ayakkabıların bazılarının topukları aşınmış, bazılarının üst kısımları yıpranmış; bazılarının bağcıkları var, bazılarının bantları açık; bazıları kalın topuklu kadın ayakkabıları, bazıları işçi botları; bazıları dik dururken, bazıları aceleyle çıkarılmış gibi yana devrilmiş. Çocukların minik ayakkabıları var. Hepsi demirden yapılmış.
Meksikalı sanatçı Chauvet ise ilk kez 2009 yılında kentte şiddet gören ve öldürülen kadınların anısına Meksika'nın Ciudad Juarez şehrinde bir instalasyonda kırmızı ayakkabılar sergiyor. Elina Chauvet, kız kardeşinin kocası tarafından Juarez kentinde öldürülmesinden sonra böyle bir sergi düzenlemeye karar veriyor ve öldürülen kadın ve kız çocuklarını temsilen meydana kırmızı ayakkabılar yerleştiriyor. Her bir çift ayakkabı kayıp bir kadını, kız çocuğunu, kırmızı renk ise cinayetleri temsil ediyor.
Hiç unutmadığım bir şiir var; yaşasaydı ayakkabısının anlatacağı hayat hikâyesi nasıl olurduyu düşünerek, hayal ederek okuyorum. Bir çift kırmızı çocuk ayakkabısı…
Bir çift kırmızı ayakkabı var
Yirmi dört numara
oldukça yeni
hâlâ görebilirsin,
tabanında üretildiği
fabrikanın markası,
‘’Schulze Monaco’'
Bir çift kırmızı ayakkabı var
Buchenwald’da,
bir bebek ayakkabısı yığınının tepesinde.
Biraz ötede
siyah ve kahverengi saç telleri
sarı bukleler istiflenmiş
Buchenwald’da.
Askerler için battaniye
yapıldı onlardan.
Hiçbir şey boşa gitmedi,
çocuklar soyuldu çırılçıplak
ve traş edildi
gaz odalarına
gönderilmeden önce.
Bir çift kırmızı ayakkabı,
pazar günü giyilecek;
bir çift kırmızı ayakkabı var
Buchenwald’da.
Üç yaşında bir çocuğundu,
belki de üç buçuk.
Fırınlarda ne renk
gözler yandı
kim bilebilirdi?
ama hayal edebiliriz
nasıl ağladıklarını
biliriz çünkü
nasıl ağlar çocuklar.
Ayakları da
canlanır gözümüzde
kalır sonsuza kadar,
o yirmi dört numara ayakkabı.
Ölü çocukların ayakları
büyümez ki!
Bir çift kırmızı ayakkabı
Buchenwald’da,
oldukça yeni
çünkü ölü çocuklar
ayakkabı tabanlarını
eskitemezler ki!
Un paio di scarpette rosse...
Joyce Lussu
-- - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Her bayram öncesi annemle Kızılay’a inip bayramlık elbise için kumaş alırdık. Mağazaya girdiğimizde verevine dizilmiş kumaş toplarından en çok gözümü alan çiçek desenliler olurdu. Tezgâhtar kat kat kıvrımlar oluşturacak şekilde kumaşın bir kısmını tezgah üstüne yaymadan çok önce ben kararımı vermiş olurdum. Kumaş alındıktan sonraki durak, vitrinine burnumu ve ellerimi dayayıp belleğime hayalleri nakşetmek istediğim kırmızı, siyah, lacivert deri ve rugan ayakkabıların sergilendiği ayakkabıcı olurdu. Eve gelene kadar ayakkabı paketini elimden bırakmaz odama girdiğimde de ayakkabıları hemen ayağıma geçirir evde bir yürüyüşe çıkardım. Sonra bayram gününe dek ayakkabılar yorganın altında hep birlikte birkaç gün bayramın gelişini beklerdik.
Her bir çift ayakkabıda renkten, biçimden, tokadan, fiyonktan, bağcıktan, banttan, topuktan daha fazlası var; sözsüz bir gelecek vaadi.
Bu vaade inancımdan olsa gerek babam bu dünyadan göçtüğünde babamın bir çift Sümerbank ayakkabısını da kapı önüne koyamadım günümüzde ülkemde sınıf sırasında ayaklarında yırtık cızlavetleriyle ders dinleyen çocukların fotoğrafına da uzun süre bakamadım. Umudun, düşlerin gerçekleşeceği bir hayat hikâyesi barındıran ayakkabıların anlatacaklarını dinlemeyi sabırsızca bekliyorum. Belki bir gün...
Şiir çevirisi : Bahar Uysal Hamaloglu

30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARIPROF DR RAMAZAN DEMİR
YENİ PARTİ ANTALYA İLÇE BAŞKANLIKLARI AÇILIŞIAHMET DİKİCİ
MAKAMIN ETRAFINDAKİLER VE BAKAN KÖRLERSÜLEYMAN EKİN
ÖLÜM YOLCULARIAHMET İLBARS
“SEN HAYAT DENEN SAHNEDEN BAHSET”YUNUS YAŞAR
KADIN KONUŞUNCASİBEL ARSLAN
YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 4: ZİYA GÖKALPEŞREF URAL
TÜKETİCİNİN HAKKI GRAM GRAM EKSİLTİLEMEZ!AV İBRAHİM GÜLLÜ
TURİZMİN KANSERİ: KALİTESİZLİK VE FAHİŞ FİYATLARTUGAY TOYDEMİR
GELECEK PARTİSİ’NİN ARDINDANTARIK ÇELENK
BU MAĞLUBİYETİ BÜLENT HOCA'YA YAZMAK KOLAYCILIK OLURKAHRAMAN KÖKTÜRK
TARİHTEN GELECEĞE UZANAN VİZYONIŞIK YARGIN
HEGEL’DEN NİETZCHE’YE İNSAN TOPLUM KURTULUŞ SORUNU-2MUHARREM YELLİCE
ORTAK AKIL…MEHMET YENİKAYNAK
DURUM MUHAKEMESİ YAPMAKALİ İHSAN DİLMEN
MUTLU OLMAYI BAŞARMAK BİR YETENEK MİDİR?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
AKDENİZ'İN UZUN ADASI KEKOVA'DAKİ LAHİTLERİN SIRRIBİHTER GÖRDÜ
KENDİ YAZIP KENDİ SİLEN SUGAZANFER ERYÜKSEL
İKİ BİLİNMEYEN HATIRA VE BEKİR SITKI ERDOĞAN'IN KARAMAN VEFASIYUSUF YILDIRIM
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-3NİZAMETTİN ŞEN
MARTILAR KADAR ÖZGÜR OLABİLECEĞİMİZ BİR DÜNYA OLMALI, OLMALI MUTLAKABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ÇOCUK KORUMA KANUNU’NDA NELER DEĞIŞTI? CEZA MI, KORUMA MI?AV CÜNEYT KARASU
BAĞLAROYA ÖZGÜR
VATANSEVERLİK DUYGULARINI SİLMEKNURİ SEZEN
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim

















