Bugün 21 Mart 2026 Cumartesi
  • Antalya8 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6404.74
    %0
  • Dolar
    44.2608
    %0
  • Euro
    51.2622
    %0

NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

DUBAİ ÇIKOLATASINA NE OLDU?

21 Mart 2026 Cumartesi 05:46

Bir zamanlar Dubai, sadece bir şehir değil; satılan bir hayaldi.
Göğe uzanan kuleler, yapay adalar, vergi avantajları, lüks oteller, “dünyanın en büyükleri”, “en pahalıları”, “en şaşırtıcıları”…

Bir dönem Antalya için bile “Türkiye’nin Dubaisi olacak” denilmişti. Çünkü Dubai, yalnızca zenginliğin değil, zenginliğin sergileniş biçiminin markasıydı.

Ama bugün asıl soru şu:
Bir şehir kendini ne kadar parlatırsa parlat­sın, coğrafyasından kaçabilir mi?

Son haftalarda İran bağlantılı saldırılarla birlikte Dubai’nin yıllardır özenle inşa ettiği güvenli liman imajı ağır yara aldı. Havalimanı çevresindeki saldırılar, uçuş aksaklıkları, finans dünyasındaki kesintiler ve boşalan sokaklar şunu gösterdi: Dubai’nin sattığı şey sadece lüks değildi; aynı zamanda güvenlikti. Ve güvenlik duygusu sarsıldığında lüks vitrin tek başına yetmiyor.  
Dubai bugüne kadar çölün ortasında bir istisna hikâyesi yazdı. Bölgesel kaosun ortasında düzen, ihtişam ve konfor sundu. Tam da bu yüzden küresel sermayeyi, milyarderleri, turistleri ve sosyal medya çağının gösteri meraklılarını üzerine çekti. Resmî verilere göre Dubai, 2025’te 19.59 milyon gecelemeli ziyaretçi ağırladı. Otel doluluğu da yüzde 80’in üzerine çıktı. Yani ortada gerçekten güçlü bir turizm-ekonomi makinesi vardı.
Fakat kriz anlarında parıltının sınırı ortaya çıkıyor.

Bugün konuşulan mesele yalnızca birkaç saldırı ya da birkaç gecelik panik değil. Asıl mesele, Dubai modelinin temel varsayımının sorgulanmaya başlamasıdır:
“Bu şehir, bölgedeki yangından etkilenmeden yaşamaya devam eder” inancı artık eskisi kadar güçlü değil. Reuters’ın aktardığı verilere göre borsada sert kayıplar yaşandı; emlak piyasasında işlem hacmi zayıfladı; bazı üst segment bölgelerde indirimler görülmeye başlandı. Uluslararası şirketler operasyonlarını gözden geçiriyor. Bankalar şube ve ofis kapatma tedbirleri alıyor. 
Turizm açısından daha da çarpıcı olan şu:
Bir destinasyonun değeri sadece otel yatağıyla, AVM’siyle, beach club’ıyla ölçülmez. En büyük sermaye, ziyaretçinin zihnindeki güvenlik algısıdır. Bu algı bozuldu mu, rezervasyon ekranı birkaç saniyede kapanır.

Dubai’nin bir başka gerçeği daha görünür hale geldi: Bu şehri ayakta tutan yalnızca milyarderler değil. Çok büyük bir göçmen emek kitlesi, inşaatlardan hizmet sektörüne kadar bu düzenin görünmeyen taşıyıcısı. Dubai’nin resmi istatistikleri de nüfus yapısındaki sıra dışı dengesizliğin dış işgücünden beslendiğini açıkça gösteriyor. Kriz, en üsttekilerin lüksünü değil, en alttakilerin kırılganlığını da büyütüyor.
Aslında olan şey çok basit:
Dubai, yıllardır “coğrafyadan bağımsız bir marka” gibi pazarlanıyordu. Oysa hiçbir destinasyon coğrafyadan bağımsız değildir. Hele Orta Doğu’da hiç değildir.

Bugün Dubai çikolatasının parlak ambalajı biraz erimiş durumda.
İçinden çıkan gerçek ise şu:
Gösterişli markalar inşa etmek mümkündür; ama jeopolitik riskleri dekorla örtemezsiniz.

Bu tablo Türkiye için de ibretliktir.
Çünkü mesele sadece Dubai’nin yaşadığı kriz değil; destinasyon pazarlamasında “ışıltı” ile “dayanıklılık” arasındaki farktır. Gerçek turizm gücü, sadece lüks yapı yapmak değil; kriz zamanında da güven, erişilebilirlik ve süreklilik sunabilmektir. Türkiye için önemli olan hikayeyi insanlığın ortak değerleri üzerine kurup; Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti bağlamında Kurucu Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh cihanda sulh” ilkesinden ayrılmamaktır.

Bu yazı toplam 141 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim