- IMKB
% - Altın
6643.98
%0 - Dolar
49.1434
%0 - Euro
54.9456
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:28 - ISPARTA’DA KAÇAK SİGARA VE BANDROLSÜZ MAKARON ELE GEÇİRİLDİ
- 23:28 - ANTALYA’DA OTO YIKAMACIDA SİLAHLI KAVGA: 1 ÖLÜ, 2 YARALI
- 23:15 - 70'İ AŞKIN KURULUŞTAN ORTAK ÇAĞRI
- 22:57 - KALEİÇİ OLD TOWN FESTİVALİ'NDE KARNAVAL HAVASI
- 22:48 - 3 GÜN SONRA YAŞAMINI YİTİRDİ
- 21:48 - ADANA’DA DRON, LAZER VE HAVAİ FİŞEK GÖSTERİSİ GÖRSEL ŞÖLEN OLUŞTURDU
- 21:23 - İMAM MEZARLIKTA ÖLÜ BULUNDU
- 21:13 - GAZETECİ YUSUF DOĞAROĞLU HAYATINI KAYBETTİ
- 21:03 - 16. ANTALYA KİTAP FUARI’NDA 67 YAZAR KİTAPLARINI İMZALADI
- 20:48 - 63. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDE ÖDÜLLÜ YÖNETMEN JÜRİ BAŞKANI
- 20:23 - KAHRAMANMARAŞ MERKEZLİ DEAŞ OPERASYONUNDA 22 KİŞİ TUTUKLANDI
- 20:03 - KAHRAMANMARAŞ’TA SU KUYUSUNA DÜŞEN 2 KİŞİ KURTARILDI
- 19:53 - JOAO PEREİRA: ‘’SAHADAKİ ENERJİYİ HİSSEDEMEDİM"
- 19:33 - SERKAN ÖZBALTA: "MAÇIN HAKKI BERABERLİKTİ"
- 18:13 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - ERZURUMSPOR FK: 0 (MAÇ SONUCU)
SEDA ARPACI / KONUK YAZAR


KENDİMİZE VERDİĞİMİZ DEĞERİ NEYE GÖRE ÖLÇÜYORUZ?
Kendimize Verdiğimiz Değeri Neden Başkalarının Davranışlarından Ölçüyoruz?
Birinin mesajımıza geç cevap vermesi, söylediğimiz bir söze beklediğimiz ilgiyi göstermemesi ya da bizi bir planına dahil etmemesi bazen olması gerekenden çok daha fazla etkileyebilir.
Yaşanan olay birkaç dakikalık olabilir, fakat zihnimizde başlayan sorgulama çok daha uzun sürer:
“Acaba yanlış bir şey mi söyledim?”
“Bana karşı fikri mi değişti?”
“Eskisi kadar önemsemiyor mu?”
İlginç olan, çoğu zaman yalnızca karşımızdaki insanın davranışını anlamaya çalışmamamızdır. Farkında olmadan o davranıştan kendimiz hakkında bir sonuç çıkarmaya başlarız.
Birinin ilgisi azaldığında değerimizin azaldığını, tercih edilmediğimizde yeterince iyi olmadığımızı, takdir görmediğimizde başarımızın önemsiz olduğunu düşünebiliriz.
Oysa burada birbirinden ayrılması gereken iki gerçek vardır:
Bir insanın bize nasıl davrandığı ile bizim kim olduğumuz aynı şey değildir.
Bunu bilmek kolaydır. Hissetmek ise her zaman o kadar kolay olmayabilir.
Başkasının Davranışını Neden Kendimizle İlgili Sanıyoruz?
İnsan sosyal bir varlık. Kabul görmek, ait hissetmek ve önemsendiğini bilmek hepimiz için değerlidir. Bu nedenle çevremizden aldığımız tepkilerden tamamen bağımsız yaşamamız ne mümkün ne de gerekli.
Sorun, başkalarının düşüncelerini önemsemek değil; onların davranışlarını kendi değerimizin ölçüm aracına dönüştürmekle başlıyor.
Birinin bizi takdir etmesi kendimizi iyi hissettirebilir. Sevdiğimiz birinin ilgisi elbette önemlidir. Yaptığımız işin görülmesini ve emeğimizin karşılık bulmasını istememiz de son derece doğaldır.
Fakat içimizdeki değerlendirme bütünüyle dışarıdan gelen tepkilere bağlı hâle geldiğinde dengeler değişir.
O zaman yalnızca sevilmek istemeyiz; seviliyor olmaktan kendi değerimize ilişkin kanıt üretiriz.
Yalnızca eleştirilmekten rahatsız olmayız; eleştirildiğimizde yeterliliğimizi sorgularız.
Yalnızca reddedilmiş olmayız; reddedilmeyi “Ben yeterli değilim” şeklinde yorumlarız.
Ve başkasının tek bir davranışı, kendimiz hakkında verdiğimiz büyük bir karara dönüşür.
Her Davranış Bizimle İlgili Değildir
Belki de en sık unuttuğumuz gerçeklerden biri bu.
İnsanlar bize yalnızca bizim kim olduğumuza göre davranmazlar.
Kendi beklentileri, ihtiyaçları, korkuları, öncelikleri, iletişim biçimleri ve yaşamlarında olup bitenler de davranışlarını belirler.
Birinin mesafeli olması bizim değersiz olduğumuzu göstermez. Birinin bizi seçmemesi yetersiz olduğumuz anlamına gelmez. Bir insanın sevgisini doğru biçimde gösterememesi, sevilmeye layık olmadığımızın kanıtı değildir.
Bazen bir ilişkinin yürümemesi, iki insandan birinin eksik olduğu anlamına gelmez. İki insanın beklentileri, değerleri veya hayat yönleri birbirine uymuyor olabilir.
Fakat zihnimiz çoğu zaman bu kadar tarafsız davranmaz.
“Beni tercih etmedi” cümlesinden “Demek ki yeterince iyi değilim” sonucuna hızla geçebiliriz.
Oysa tercih edilmemek ile değersiz olmak arasında doğal bir neden-sonuç ilişkisi yoktur.
Aradaki bağlantıyı çoğu zaman biz kurarız.
Onay İyi Hissettirir, Ama Ne Kadar Süre?
Dışarıdan gelen onayın zor tarafı, etkisinin genellikle kalıcı olmamasıdır.
Bugün aldığımız bir övgü bizi mutlu eder. Yarın yeniden görülmek isteriz. Bir başarımız takdir edildiğinde kendimizi güçlü hissederiz; bir sonraki başarımız aynı ilgiyi görmediğinde hayal kırıklığı yaşayabiliriz.
Böylece değer duygusu içeride yerleşmek yerine sürekli dışarıdan beslenmesi gereken bir yapıya dönüşebilir.
Bu noktada insan farkında olmadan hayatını kendi isteklerinden çok, alacağı tepkilere göre düzenlemeye başlayabilir.
Ne söyleyeceğini düşünürken “Ben ne düşünüyorum?” yerine “Nasıl karşılanır?” sorusu öne geçer.
Bir karar verirken gerçekten ne istediğinden önce kimin ne düşüneceğini hesaplar.
Ve zamanla kendi hayatının merkezinde olmasına rağmen, değerlendirme yetkisini başkalarına bırakır.
Üstelik bunun zor bir tarafı daha vardır: Herkesin bizi aynı şekilde görmesini sağlamak mümkün değildir.
Birinin cesur bulduğu davranışı başka biri gereksiz bulabilir. Birinin sevdiği yönümüz başka birine fazla gelebilir. Bir ortamda takdir edilen özelliğimiz, başka bir ortamda hiç fark edilmeyebilir.
Eğer değerimizi bütün bu değişken değerlendirmelerin üzerine kurarsak, kendimizle ilgili fikrimiz de sürekli değişmek zorunda kalır.
Eleştiri ile Değerimizi Birbirinden Ayırabilmek
Kendi değerimizi içeriden kurmak, başkalarının görüşlerini önemsememek anlamına gelmez.
Tam tersine, bazen çevremizden gelen geri bildirimler kendimizde göremediğimiz bir noktayı fark etmemizi sağlar. Eleştiri gelişim için son derece kıymetli olabilir.
Ancak bir davranışımızın eleştirilmesi ile kişiliğimizin değersizleştirilmesi aynı şey değildir.
Bir işte hata yapabiliriz ve hâlâ yetkin biri olabiliriz.
Bir ilişkide yanlış davranabiliriz ve bu bizi bütünüyle kötü bir insan yapmaz.
Bir konuda başarısız olabiliriz ve bu başarısızlık kimliğimiz hâline gelmek zorunda değildir.
Olgun bir özdeğer anlayışı, insanın kendisini kusursuz görmesi değildir. Hatalarını görebildiği hâlde bütün benliğini o hatalar üzerinden değerlendirmemesidir.
Çünkü kendimize verdiğimiz değer yalnızca başarılı olduğumuz, sevildiğimiz ve takdir edildiğimiz günlerde geçerliyse, aslında oldukça kırılgan bir zeminin üzerinde duruyoruz demektir.
Değerimizi Kimin Elinde Tutuyoruz?
Belki de kendimize sorabileceğimiz en önemli sorulardan biri şu:
Kendimle ilgili düşüncelerim ne kadar bana ait?
Kendimizi iyi hissetmek için sürekli birinin ilgisine, onayına veya takdirine ihtiyaç duyuyorsak, ruh hâlimizin anahtarını da farkında olmadan başkalarının eline bırakmış olabiliriz.
Birinin ilgisiyle yükselip ilgisizliğiyle kendimizden şüphe ediyorsak, mesele artık yalnızca o kişinin davranışı değildir.
Mesele, o davranışa kendimiz hakkında ne kadar büyük bir anlam yüklediğimizdir.
Belki de hedef, başkalarının ne düşündüğünü hiç önemsemeyen biri olmak değil.
İnsan ilişkileri böyle çalışmaz.
Asıl mesele, başkasının davranışı ile kendi değerimiz arasına sağlıklı bir mesafe koyabilmek.
Birinin bizi sevmemesi canımızı yakabilir; fakat bu bizi sevilmeye değmez yapmaz.
Bir fırsatta tercih edilmemek hayal kırıklığı yaratabilir; fakat yeterliliğimiz hakkında nihai hüküm vermez.
Birinin bizi anlamaması üzücü olabilir; fakat kendimizi yanlış anlatılmış bir hikâyenin içinde tanımlamak zorunda değiliz.
Çünkü insanların bize ilişkin düşünceleri değişebilir. İlişkiler değişebilir. İlgi azalabilir, beklentiler farklılaşabilir, yollar ayrılabilir.
Bütün bunların ortasında değişmemesi gereken şey, kendimize verdiğimiz değerin her yeni davranışla yeniden pazarlığa açılmasıdır.
Başkalarının bize nasıl davrandığı onlar hakkında da bir şeyler anlatır. Kendimize nasıl davrandığımız ise kendi değerimizle kurduğumuz ilişkinin asıl göstergesidir.
Belki de kendimize verdiğimiz değeri güçlendirmek, aynaya bakıp sürekli ne kadar değerli olduğumuzu söylemekten önce çok daha sade bir yerde başlar:
Başkalarının davranışlarını, kendimiz hakkında verilmiş bir hüküm gibi okumayı bırakmakta.
ANTALYA’DA KİTAP FUARLARI YAZAR VE YAYINCILAR ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİN TEMEL HAKLARIDİLEK DEMİRKAN
YENİ PARTİ GENİŞLEYEBİLECEK Mİ?TARIK ÇELENK
BÜYÜYEN RAKAMLAR, KÜÇÜLEN EKMEKLERAHMET DİKİCİ
YAKILACAK KİTAP VE İSKİLİPAHMET İLBARS
SEVGİ YAŞAM DEMEKTİRMELTEM YUVARLAK
BAŞARIYA KOŞANLAR: NURAY YILMAZ KAYANALYA ŞAHİN
TÜKETİCİ DOLANDIRICILIK RİSKİNE KARŞI KORUNMALIAV İBRAHİM GÜLLÜ
BETONDAN MEDENİYET OLMAZ: EKOLOJİK MEDENİYETİ KURMAKCEM ARÜV
ELMALI’DAN TUVA’YA, HARAPPA’DAN İDİL’EMUHARREM YELLİCE
ERKEN UYANDIMMERAL KILINÇ
ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ARTIK YETERŞAFAK ÇELİK
DEĞER YARGISI VE DEĞER BİLİNCİHASAN EKİN KURUCUK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-8NİZAMETTİN ŞEN
BETERİN BETERİNE ALIŞMAKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİZLER KÜÇÜLDÜKÇE, EKRAN BÜYÜYOROYA ÖZGÜR
DİJİTAL PİYASA YASASI MI, DİJİTAL KAPİTÜLASYON MU?TUGAY TOYDEMİR
BİZİM MESLEĞİN ADI NE?VEDAT GÜRHAN
GASTRO AFYON'DA ANADOLU SOFRASITALİP BAYRAM
ATEŞ BÖCEĞİ DEĞİLİM BENBİHTER GÖRDÜ
KULLUK AMA NASIL?ALİ İHSAN DİLMEN
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-4GAZANFER ERYÜKSEL
KANGREN/VEYSEL ÇOLAKNİNA ŞAHİN
İDEOLOJİK EĞİTİMİN KURBANI OLDULAR!GÖZDE DOLAYMAN
NEVADA COFFEE ANTALYA’DAKİ İLK MAĞAZASINI AÇTI
ÇIRALI'DA KUM ZAMBAĞI SAYISI ARTTI
HATİCE ÖZ: "10 GÜN SONRA HEP BİRLİKTE TARİH YAZACAĞIZ"
HATİCE ÖZ: "BİZ GELECEĞİ VAAT EDİYORUZ"
BERKAY BAHAR'DAN ATSO İÇİN '365 GÜN' MESAJI
ÇOCUKLARDAN ASTRONOTLARA SORU YAĞMURU
REKTÖR ÖZKAN KADIN LİDERLER FORUMU'NA KATILDI
BERKAY BAHAR GAZİPAŞA’DA ESNAF VE ÜYELERLE BULUŞTU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim







