Sayın Ahmet Davutoğlu ifade için Savcılığa gittikten sonra çıkışta yaptığı açıklama üzerine tartışmalar sürdürülmekte.
Evet, sayın Ahmet Davutoğlu'nun uluslararası ve ulusal basına bir zamanlar en üst düzeylerde yöneticiliğini yaptığı ülkesinin iktidarını eleştiren demeç vermeyeceğini açıklaması ve bunu ülkenin itibarına zarar vermemekle gerekçelendirmesi tam olarak “Klasik sağ” siyasetçi refleksine bağlıdır.
Eskilerin deyimiyle "Kol kırılır yen içinde kalır" anlayışının dışa vurumudur.
Bu doğru mudur?
Bana göre elbette doğru değildir.
Neyi, kimden gizliyor veya neyin itibarını koruyoruz?
Olanı dünya biliyor, ama biz bunu konuşmaktan kaçınıyoruz.
Neden?
Devletimizden şikayetçi durumuna düşmeyelim.
Peki, biz ülke olarak niçin uluslararası mahkemelere üyeyiz?
Ve bu mahkemelerin kararını iç hukukun üstünde tutuyoruz?
Yöneticiler bu mahkemeleri gitmeyi toplumun vicdanında meşrulaştırmaz ise, bu mahkemelere gitmek veya ülkede yaşanan garabetlelikler ile hak ihlallerini gidermek için nasıl cesur adımlar atacağız?
Ahmet Hoca, kendi dünyasında bir tercihte bulunmuş ve meselenin dallanıp budaklanması istememiştir.
Sayın Başbakanın bna hakkı vardır.
Ancak bu şekilde hakkını kullanmasını anlayışla karşılamak başka, doğruluğunu tartışmak başkadır.
Ben bu konuda Ahmet Hoca'nın gereğinden fazla hassasiyet gösterdiğini ifade etmek istiyorum.
Ortada, yönetimin, yargının yanlış tutumu mevcuttur.
Ve bu durum mutlaka tartışılacaktır.
Öyleyse “klasik sağcı” refleksiyle davranış göstermek yerine uluslararası ve ulusal hukuk bakımından yaşananların meşruluğunu veya gayri meşruluğunu tartışmaya açmanın bir sakıncası olmamalıdır.
Burada bir parantez açayım.
Ahmet Hoca'nın oğlunun düğününe Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ailesini davet etmesi beşeri yönden medeni bir tutumdur.
Bunu anlamaktan uzak bir kesimin önceden yapılmış daveti diline dolaması tam olarak tarih dışı bir zihniyet ve tutumun açığa çıkmasıdır.
Ve üzülerek belirteyim her meselede olduğu gibi bu meselede de bazı kafalar tabirimi mazur görün adeta "Aşiret taassubu" içinde bir yaklaşım sergilemektedir.
Doğrusu duygularımıza sürekli düşmanlık "Transfer" eden bu kalemlerin varlığı insanlarımız için bir felakettir.
Bu anlayışlardan ve sahiplerinden kurtulmak gerekir.
Bunları yapacak cesareti göstermez isek bir arpa boyu yol almak mümkün olmaz.
Değişim istiyorsak eğer, öncelikle anlayışlarımız ve tutumlarımızın değişmesi gerekiyor.
Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.