- IMKB
% - Altın
7171.23
%0.91 - Dolar
48.0666
%0.02 - Euro
56.1776
%0.06
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:18 - JOAO PEREİRA: "BUGÜNKÜ GALİBİYET SADECE BİR ÜÇ PUAN"
- 00:53 - VİNCENZO ITALİANO: "BÖYLE MAÇLARI KAYBETMEMEMİZ GEREKİYOR"
- 23:43 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 1 - BEŞİKTAŞ: 0 (MAÇ SONUCU)
- 22:28 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - BEŞİKTAŞ: 0 (İLK YARI)
- 21:53 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - BEŞİKTAŞ: 0 (MAÇ DEVAM EDİYOR)
- 20:28 - 16 YAŞINDAKİ ÇOCUK DENİZDE BOĞULDU
- 19:38 - ADANA’DA TRAFİK KAZASI: 2 YARALI
- 18:28 - OSMANİYE’DE HAFİF TİCARİ ARAÇ İLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 2 YARALI
- 17:43 - MERSİN’DE YAKALANAN 2 UYUŞTURUCU TACİRİ TUTUKLANDI
- 16:18 - ZORKUN ÇOCUK ŞENLİĞİ’NDE ÇOCUKLAR HEM EĞLENDİ HEM ÖĞRENDİ
- 15:08 - İSKENDERUN’DA EV YANGINI KISA SÜREDE KONTROL ALTINA ALINDI
- 15:08 - HATAY’DA SAĞLIK MESLEK LİSESİ ÖĞRENCİLERİNİN EĞİTİM SÜREÇLERİ DEĞERLENDİRİLDİ
- 15:08 - ARSUZ’DA OT VE KAMIŞLIK ALAN YANGINI KONTROL ALTINA ALINDI
- 15:08 - ARSUZ’DA DEVRİLEN KAMYONUN SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 15:03 - YÜREĞİMİZDEKİ IŞIK PROJESİ DEPREMZEDE ÇOCUKLARA UMUT OLMAYA DEVAM EDİYOR
ALİ İHSAN DİLMEN / KONUK YAZAR


MEVZİLERİ KORUMAK İÇİN MEVZULARI BOĞMAK.
İnsanız işte.
Her şeyi kendimizden ibaret sanıyor ve her şeyin merkezine kendimizi koyuyoruz.
Sırf bu yüzden mevzilerimizi kutsuyor, aynı hakkı başkalarına tanımayı bir türlü akıl edemiyoruz.
Böyle davranan sadece siyasetçiler değil.
Haberin peşinde koşması gereken gazeteciler.
Bağımsız gazetecilik yerine, sahibinin servis ettiği haberleri gazetecilik maskesiyle topluma haber diye servis ederek geçimini sağlayanlar.
Topluma yön vermek gibi sorumlulukları olduğu düşünülen kanaat önderleri.
Bilginin ve bilmenin sorumluluğunu taşıması gereken akademisyenler.
Meslek örgütlerinin yönetici ve önderleri..
Hasılı; çürümüşlük, yandaşcılık habis bir ur gibi her kesime bulaşmış durumda.
Durum oldukça vehamet arz ediyor.
Toplum için “Deniz Feneri” fonksiyonu görecek vicdanı ve aklı barışık insan sayısı günden güne azalmakta..
Mevzilerinin askerliğini yapan kişi ve kurumlar böyle bir akıl ve vicdana sahip insanları, mahallesinin/mevzisinin lehine konuştuğunda itibar etmekte, şayet istedikleri gibi konuşmadıysa “tu kaka” yapmakta.
Toplumda hakikat arayan insanların ise kafaları bir hayli karışık vaziyette.
Son günlerde sıklıkla konuşulan “Terörsüz Türkiye” bağlamında TBMM'de kurulan komisyonun kurulmasını istemeyenlerin ileri sürdükleri tezleri okudukça veya dinledikçe doğrusu şaşırmıyorum.
Zira bu kişi veya grupların ülkenin can yakan bu sorununun çözümünden daha önemli gündemleri var!
Mevzilerini korumak!
Hiçbir grup ve kesimi yargılamıyorum.
Yargıda bulunmak benim işim değil.
Sadece anlamaya çalışıyorum.
Zira önceliklerini, ülkenin önceliklerinden daha önemli gördüklerini anlamak zor değil.
Geçenlerde MHP kurmay heyetinin aralarında yaptıkları değerlendirme esnasında sayın Bahçeli'nin “Acaba geçiş sürecinde birlik ve beraberlik fotoğrafı vermek amacına yönelik Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, bir diğeri de Alevi olsa nasıl olur?” önermesinin dışarıya sızdırılmasından sonra “koparılan fırtınanın” yarattığı “kirlilik” buna en güzel örnektir.
Esasında açıktan böyle bir öneri olmamasına rağmen, yapılmış gibi günlerce değişik ortamlarda konuşarak üzerinde tepinenlerin “Üzüm yemek” gibi dertlerinin olmadığını düşünüyorum.
Benzer bir örnek ise, Sayın Cumhurbaşkanın bölgesel sorunları aşmak ve geleceği bölge insanlarını kapsayacak bir perspektiften bakmak, ortak gelecek kurmak arzusunun “ümmetçilik, Osmanlıcılık” olarak yorumlamayı aşarak yargılanması ve hatta bununla yetinmeyerek “Cumhuriyet değerleri ve yurttaşlık” anlayışından vazgeçileceğini ileri sürmek gibi safsatalarla toplumda korku ürettikleri, ürettikleri korku ikliminden beslenme arzuları ve böylece kendilerine siyasi ikbal aradıkları da aşikar.
Sayın Bahçeli örneğinde ortada açık bir öneri olmadığı, Cumhurbaşkanın söyleminin ise sığ bir alana hapsedilmeye çalışılması meselere çözüm odaklı bakılmadığının açık göstergesidir.
“İstemezük” diyen her iki tutum, seküler, milliyetçi otoriter arzunun dışa vurumudur.
Bu tavrın başka izahı olamaz.
Burada bir parantez açmak istiyorum.
İkinci Dünya Savaşının düşmanları Almanya ve Fransa'nın siyasetçileri savaş sona erdikten çok değil beş yıl sonra savaş günlerinde yaşananları değilse bile savaşa sebep olan düşmanlıkları geride bırakma iradesi göstermiş, iki ülke arasında başlattıkları gelecek arayışı, günümüzde kıta gücü olarak yer alan Avrupa Birliğini kurmuşlar, AB kıtanın birçok sorununu çözmüş ve kurdukları birlik genişleyerek dünya siyasetinde etkin bir duruma gelmiştir.
Bu örnekten hareketle;benzer bir entegrasyonun bölge ülkeleri arasında gerçekleşmesi niye mümkün olmasın ve bölgenin kaynakları, imkanları fırsata dönüştürülerek hem bölgesel hem dünya barışına katkı vermesin.
Devlet ve bölge insanları arasında niye düşmanlıklar sürdürülsün?
Doğrusu itiraz edenler hakkında kötü düşünmek istemiyor ve haklarında yargıçlık yapmak da istemiyorum.
Ancak böyle davranmalarını yadırgadığımı ifade etmeliyim.
Ne demek istiyorum?
Mevzilerimiz, yani durduğumuz yer her zaman doğru olmayabilir.
Mevzilerden çok mevzularımıza odaklanmalıyız.
Mevzumuz öncelikle yıllardır bize acı çektiren terör belasından kurtulmak, hukuk devleti ve demokratik standartlarımızı çağdaş dünya düzeyine çıkarmak olmalıdır.
Bunun yolu konuşmak, çözüm aramaktır.
Milli İradenin tecelli yeri TBMM'de bu mevzunun özel bir çabayla, özel komisyon marifetiyle konuşulması, bölge halklarının geleceği için çok yüksek öneme sahiptir.
Bu sebeple, niyet okumaktan, siyasal yargıçlık yapmaktan vazgeçmek lazım.
Hepimiz, özellikle itirazı olan siyasi partiler bu sürece destek vermeli, kaygı, endişe ve önerilerini mecliste dile getirmelidir.
“Siyasal milliyetçiler ile Kemalist solun” ve hatta bazı Kürtçülerle birbirine benzer bir yerde durmalarını anlıyorum.
Sahip olduklarını düşündükleri fiili durum ve kültürel üstünlüğü, teamül haline gelen uygulamaların sorgulanmasını, kazanımlarına yapılan saldırı olarak görüyor ve kaybetme korkularını da hitap ettikleri kesimlere ortak etmek istiyorlar.
Bu tutumlarını makul kabul etmesek bile anlayışla karşılamaktan yanayım.
Ancak çözüm arayanlar için yaptıkları ihanet suçlamalarınakatılmıyor ve tutumlarını makul görmüyorum.
Kurulan komisyon konusunda en büyük muhalefet temsilcisi ve son Yerel Seçimlerin birinci partisi CHP doğru yerde durmakta, 19 Mart’ta uğradığı mağduriyeti “Kan davasına” dönüştürmemektedir.
Ak Parti'nin, Erdoğan'ın, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin mağduru olan birçok Belediye başkanı ve çalışma arkadaşlarına karşı yapılan siyasi operasyon ve engellemelere rağmen mecliste, milletin kendisine verdiği emanete sadık kalarak sürece katılmaktadır.
Erdoğan karşıtlığı, ülkede yaşanan hukuksuzlukların, servet transferlerinin, bozulmuş gelir adaletinin, hat safhaya ulaşan yolsuzluk ve yoksulluk gerekçesiyle komisyona katılmayın çağrıları yapanlara, “Sizi anlıyorum ama sizin gibi düşünmüyorum” demektedir.
Hülasa; günün sonunda komisyon kuruldu.
Şimdi sırada nasıl çalışacskları ve karar alacaklarını belirleyecekler.
Komisyon hakkında varsayımlara dayalı olarak yapılan itirazların, “Bilgi kirliliği” oluşturmaktan başka bir amacı olacağını düşünmüyorum.
Doğrusu, insan için en büyük tehlike kendisini konfor alanına hapsetmesidir ve her konfor alanı aynı zamanda bizi sınırlayan hapishane, özgür düşünce ve adalet arayan vicdanın önünde güçlü bir engeldir.
Bu engeli aşabilirsek eğer, mevzularımızı konuşmaya başlarız.
Mevzileri korumak yerine mevzuları konuşabilirsek sorunlarımızı çözme iradesini ortaya çıkarmış oluruz.
İnsan olarak en temel özelliğimiz, sorunlarımız üzerine düşünmek ve düşündüklerimizi konuşarak çözüm yolu aramaktır.
Kanaatimce, çözüm için yapılanlar karşısında “İhtiyatlı iyimserlikten” yana olmak ve umudu diri tutmak gerekir.
Kimbilir, belki bu sefer, “İklim değişir ilkbahar olur”
Komisyonun görevi önemlidir ve bu elli bir vekil bunun sorumluluğunun bilinciyle davranmalı, komisyon üzerinde şüphe oluşturmamalıdır.
Haydi hayırlısı..
EDEBİYAT SİNEMASIZ OLUR AMA, SİNEMA EDEBİYATSIZ OLMAZ"YUNUS YAŞAR
KÜRESEL ISINMADAN İKLİM DİRENÇLİ GELECEĞEIŞIK YARGIN
HEGEL’DEN NİETZCHE’YE İNSAN TOPLUM KURTULUŞ SORUNUMUHARREM YELLİCE
VATANSEVERLİK DUYGULARINI SİLMEKNURİ SEZEN
YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 3 : DOĞAN AVCIOĞLUEŞREF URAL
UYDU FIRSATÇILIĞI MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
SİYASETTE ÇERÇEVE YASA HAMLESİAHMET DİKİCİ
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-2NİZAMETTİN ŞEN
HAMLET'İ OMLET SANAN TURİZMTUGAY TOYDEMİR
YENİ PARTİ VE 677 SAYILI KAPATILMA KANUNUTARIK ÇELENK
TAŞ PLAKTAN ŞARKILARGAZANFER ERYÜKSEL
ZAYIF HALKANI GÖREN, MESAFE TANIMAZKAHRAMAN KÖKTÜRK
DAĞBELİ GÜNLÜKLERİBİHTER GÖRDÜ
KADIN GÜÇLENİRSE, TOPLUM NEFES ALIRGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
MANCACILARSERDAR YILMAZ
BEDENSİZ AKILDAN KORKUYORUZ; PEKİ YA AKILSIZ BEDENLERDEN?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
EMEKLİLİK BİR BİTİŞ DEĞİLMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
METRUK KONAKLAR VE AHŞAP KAPILARIN HİKAYESİAHMET İLBARS
BENZERLİKLER BAZEN İYİDİRALİ İHSAN DİLMEN
AKDENİZ'DE KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYORİZZET ÜNLÜ
CANSEVER’İ UĞURLARKEN…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NİĞDE’NİN GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİYUSUF YILDIRIM
KİRLİ ELLERİNİZİ ÇOCUKLARDAN ÇEKİN!GÖZDE DOLAYMAN
ÇOCUĞUNUZUN GELECEĞİNİ PLANLARKENPINAR TEYİN
HEM KALAYCI HEM ŞAİR
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ AFETZEDE ÜRETİCİNİN YANINDA
SICAK ÇARPMASINDA HAYATİ TEHLİKE
AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ KENT İŞ BİRLİĞİ
DMD HASTASI TAHA MİRAÇ İÇİN ZAMAN DARALIYOR
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE HİZMET ÖDÜLLERİ AÇIKLANDI
YAZ GRİBİNDE 'ANİ SICAKLIK DEĞİŞİMİ' VE 'KLİMA' UYARISI
ANAHTAR PARTİ KONYAALTI İLÇE BAŞKANI KESEKLER'DEN ÇERÇEVE YASA'YA TEPKİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





