Bugün 04 Temmuz 2026 Cumartesi
  • Antalya35 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6276.79
    %0
  • Dolar
    46.7615
    %0
  • Euro
    53.5116
    %0

NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLAR

04 Temmuz 2026 Cumartesi 09:27

 

Mizah, yalnızca güldürmek değildir; düşünmeye zorlayan, çelişkileri görünür kılan güçlü bir ifade biçimidir. Olaylardaki, durumlardaki ve sözcüklerdeki absürtlüklere, ironilere ve çelişkilere verdiğimiz bilişsel ve duygusal tepkinin adıdır. Aynı zamanda stresi azaltan, sosyal bağları güçlendiren ve eleştirel düşünmeyi besleyen önemli bir kültürel araçtır.

İroni ise, Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla, söylenen sözün tersini kastederek kişi veya olayla ince bir biçimde alay etme sanatıdır.

Tarih boyunca Nasrettin Hoca gibi köklü bir mizah geleneğine sahip olan bu topraklar, Cumhuriyet döneminde de çok sayıda güçlü mizah sanatçısı yetiştirdi. İsimlerini tek tek saymaya gerek yok; çoğumuz onları ve kimi zaman en sert eleştirilerine rağmen onları tebessümle dinleyebilen siyasetçileri hatırlıyoruz.

Mizahın en önemli sermayesi dildir. İyi bir mizah; kelime oyunları, kinaye, ironi, hiciv ve toplumsal gözlem üzerine kuruludur. Bu noktada, Doç. Dr. Gülün Eker’in şu değerlendirmesi dikkat çekicidir:

“Eğlence endüstrisinin temel tüketim malzemelerinden biri mizah, mizahın yaptırım gücü en etkili silahı ise gülmedir. Gülmeyle başlayan mizah; başkaldırı, sosyal eleştiri, dikkat çekme, kınama, dışlama, alay etme, statü kazanma veya kaybetme gibi psikolojik ve sosyolojik etkiler doğurur. Mizah, ait olduğu toplumun kültürel dokusunu anlamada önemli bir göstergedir.”

Gerçekten de bir ülkenin mizah anlayışı, o toplumun özgüvenini, hoşgörüsünü ve ifade özgürlüğünü gösteren aynalardan biridir.

Dünya mizah kültürü denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri hiç kuşkusuz Birleşik Krallık’tır. İngiliz mizahının temel özellikleri; kuru mizah (dry humor), ince ironi, alaycılık, kişinin kendisiyle dalga geçebilmesi ve absürtlüğü gündelik hayatın içine ustalıkla yerleştirebilmesidir. Yüz ifadesi değişmeden söylenen en saçma cümle bile, doğru bağlamda büyük bir kahkaha yaratabilir.

Bugün ise Türkiye’de mizah bambaşka bir tartışmanın merkezinde.

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı gösterisi önce binlerce kişinin önünde sahnelendi. Ardından YouTube’da yayımlandı ve kısa sürede milyonlarca izleyiciye ulaştı. Sonrasında ise gösterinin bazı bölümleri nedeniyle hakkında hukuki süreç başlatıldı ve kamuoyunda ifade özgürlüğü ile mizahın sınırları yeniden tartışılmaya başlandı.

Deniz Göktaş’ın mizahını herkes beğenmek zorunda değildir. Kara mizah zaten rahatsız etmeyi, ezber bozmayı ve düşündürmeyi hedefler. Fakat tam da bu nedenle, mizahın varlığı bir toplumun özgüveninin de göstergesidir.

Toplumlar gülmeyi unuttuklarında yalnızca neşelerini değil, eleştirel düşünme becerilerini de kaybetmeye başlarlar.

Türkiye son yıllarda ifade özgürlüğü, hukuk devleti ve demokratik standartlar konusunda uluslararası raporlarda sık sık eleştiriliyor. Böyle dönemlerde mizahçılar yalnızca güldüren insanlar değil, aynı zamanda toplumun nabzını tutan gözlemcilerdir.

Bu durumun ülke imajı açısından da bir karşılığı vardır. Turizm yalnızca güneş, deniz ve otelden ibaret değildir. Bir ülkenin özgürlük ortamı, sanat iklimi ve ifade alanı da onun marka değerinin önemli parçalarıdır. Türkiye’ye gelecek turistler, yatırımcılar ya da uluslararası toplantılara katılacak diplomatlar yalnızca güvenliği değil, toplumsal atmosferi de gözlemler.

Almanya’dan ilginç bir örnek vermek isterim.

Almanya’nın en tanınmış komedyenlerinden ikisi Türk kökenlidir: Kaya Yanar ve Bülent Ceylan. Yıllar önce Köln Arena’da Kaya Yanar’ı yaklaşık on bin kişinin önünde izledim. Salonun büyük çoğunluğu Alman seyircilerden oluşuyordu. Türk kökenli iki sanatçının Alman mizahının en önemli isimleri arasına girmesi düşündürücüdür.

Bunun nedeni genetik değildir.

Muhtemelen özgürce üretebildikleri, risk alabildikleri ve seyirciyle korkmadan buluşabildikleri bir kültürel ortamdır.

Çünkü mizah ancak özgür bir atmosferde gelişebilir. Kahkahanın olduğu yerde korku uzun süre yaşayamaz.

Ve belki de bu yüzden, neşemizi gerçekten çalamazlar.

Teşekkürler Deniz Göktaş.

Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim