- IMKB
% - Altın
6693.07
%1.66 - Dolar
45.1786
%0.09 - Euro
53.0093
%0.17
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:03 - POLİS, ÖĞRENCİLERİN VOLEYBOL HEYECANINA ORTAK OLDU
- 17:53 - BURDUR’DA TARTIŞTIĞI AİLEYİ AV TÜFEĞİYLE YARALAYAN ŞAHIS TUTUKLANDI
- 17:28 - ADANA’DA POLİS EKİPLERİNİN MÜDAHALESİ YANGININ BÜYÜMESİNİ ÖNLEDİ
- 16:33 - BAKAN YUMAKLI’DAN ORMAN YANGINLARINA KARŞI UYARI
- 16:33 - "KEDİLERE SALAM DOĞRAMAK İÇİN TAŞIDIĞIM BIÇAĞI SAVURDUM, PİŞMANIM" DİYEN SANIĞA MÜEBBET HAPİS
- 16:33 - MERSİN’DE NİSAN AYI ‘HALK KART’ ÖDEMELERİ HESAPLARA YATIRILDI
- 16:28 - KAYALIKLARDAN DÜŞEREK YARALANAN ŞAHIS İÇİN EKİPLER ALARMA GEÇTİ
- 15:38 - AKSU’DA MACUN VE KONAK MAHALLELERİNİN İMAR SORUNU ÇÖZÜLDÜ
- 15:18 - ELEKTRİKLİ BİSİKLET PARK HALİNDEKİ OTOMOBİLE ÇARPTI
- 14:58 - 14 YIL HAPİS CEZASI BULUNAN FİRARİ YAKALANDI
- 14:53 - TURNUVADA YILDIZLAR SAHAYA ÇIKTI
- 14:38 - MERMERLİ PLAJI’NDA DENİZ DİBİ TEMİZLİĞİ
- 14:33 - AKÜLÜ SÜPÜRGELER ISPARTA SOKAKLARINDA
- 14:30 - ÖZDEMİR'İN 1 MAYIS MESAJI
- 14:23 - BAKAN YUMAKLI: "YİYECEK GIDANIZ YOKSA, HİÇBİRİNİN BİR ÖNEMİ OLMUYOR"
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


YAŞAMAK, ZOR KULLANMAK VE HAYATIN TADI
Eğer birisi sizden sıdkını sıyırmış gönül bağını koparmışsa, sizi ortak geleceğinde görmüyor planlarında yer vermiyorsa, hayatınızda kalmak istemiyor ve hatta sizi hayatından çıkarmışsa geri döneceği yolları gözlemeyin. Elinizin kötü olduğunu, çıkmış taşa biteceğinizi, bu çocuğun artık okumayacağını görün, anlayın ve zorlamayın.
Hayatın ve yaşamanın zor olduğunu ama zor kullanarak elde edilen şeyleri elde tutmanın daha da zor olduğunu, bunun uzun bir huzur ve kalıcı bir mutluluk getirmeyeceğini, moralin bozulacağını, sinirlerin gerileceğini, gerildikçe de ağzınızın tadını kaçıracağını, sonunun pek de hayırlı olmayacağını bilin, anlayın ve uzatmayın…
Zorla güzellik olmayacağını, zorbalıkla, tehditle, şantajla ele bir şey geçmeyeceğini, uzatmanın fayda vermeyeceğini hissedin, anlayın ve kabul edin…
Ve hatta öyle bir anlayın ki, onu kirli sepetinde dahi tutmayın. Sağdaki ilk durakta bırakın ve geriye hasretle dönüp bakmayın.
Eğer sizi istemeyenleri aklınızdan ve kalbinizden uzaklaştırmazsanız, mental yorgunluktan çıkamaz, duygusal zorlukları aşamaz, sonunda daha çok mutsuz, daha çok huzursuz, daha çok agresif olursunuz.
Zorlamak, zorbalık yapmak; bir kimseyi zor durumda bırakmak ya da bilerek zor duruma düşürmek meşru ve kabul edilebilir yöntemler değildir.
Zorlama; özünde, “senin tercihine saygı duymuyorum, ben böyle istiyorum” demektir.
Zorlamak; bir şeylerin üzerine ölçüsüz (orantısız) gitmek, üstelemek, ısrarla talep etmek, çizilen sınırları ihlal etmektir…
Bilmediğiniz, tanımadığınız, yabancısı olduğunuz, pratiğine uzak olduğunuz bir şeye; açılmayan bir kilide, eğilmeyen bir nesneye, bükülmeyen bir cisme güç kullanarak müdahale etmek o şeyin kalıbını, biçimini, şeklini bozmak, onu sakatlamak, ayıplı hale düşürmek “bir daha kullanılamaz hale getirmek” demektir…
“Bana yar olmayan kimseye yar olmasın” arızalı anlayışı -arabesk bir ifadeyle “ya benimsin ya kara toprağın” melankolisi- narsizmin, egoizmin, bencilliğin, ahlaki çöküşün, alçaklığın, kibrin ve hatta bayağılığın en kertesine, en uç noktasına talip olmaktır.
Bir kimseyi razı olmadığı, rıza göstermediği; içinden gelmeyen, gönlünden geçirmeyen, kalben benimsemediği bir tercihe ya da eyleme zorlamak; direnen bir iradeye güç uygulamak onun “nefretine giden yolu açmak” demektir.
Haddinden fazla kabalık, haddinden fazla zorbalık, haddinden fazla güç, şiddet ve tahakküm gayedeki hikmeti yok eder…
Niyetiniz üzüm yemekse sorun yok, eğer maksadınız bağcıyı dövmekse dayak yiyen, küçük düşen, ayıplanan ve kaybeden sonunda siz olursunuz…
Ne diyor atalarımız, “Gönülsüz aş, ya karın ağrıtır ya baş.”
Yanlış bir yola sapmadan, hukuki sonuçları olan bir davranışa kapılmadan, aklınızdan ve kalbinizden geçirdiklerinizi pratiğe dönüştürmeden önce etraflıca bir düşünün ve şu soruyu kendinize sorun…
Bu kadar çabaya, bu kadar fedakârlığa, bu kadar duygusal yatırıma, bu kadar zorbalığa ve bütün bu yaşananlara rağmen hala bir sonuç alamıyorsam “buna değer mi?”
Ölü yüzü pudralamayı bırakın. Durumu kabullenin, olmuyorsa olmuyordur…
Hayata fazla müdahale etmeyi bırakın. Hayatın olağan akışında her şey akar ve yolunu, yatağını bulur...
Sizi kabul etmeyen, reddeden birisi ya da birileri varsa, sizi kabul eden, rıza gösteren birisi ya da birileri de mutlaka vardır. Bu kadar moral bozmaya, bu kadar kafaya takmaya, bu kadar üzerinde durmaya, kendinizi tüketmeye, yaşam kalitenizi düşürmeye gerek var mı?
Eğer, istemediğiniz şeyleri değiştirebilecek, yerine yenilerini koyabilecek kadar güç, kudret, para ve servet sahibiyseniz, değiştirin ve mutlu olun.
Eğer, istemediğiniz şeyleri değiştirebilecek, yerine yenilerini koyamayacak kadar güç, kudret, para ve servet sahibi değilseniz, idrakine varın ve mutlu olun…
En azından kendinize bir iyilik yapın. Arada bir freni kullanın. Bir yerde, bir noktada, bir çizgide durun. Aklınızı başınıza alın, nefesinizi toplayın ve iç sesinize kulak verin. Zihninize, ruhunuza, duygularınıza, hislerinize, düşüncelerinize bir özbakım yapın. Yaşadığınız çevreye, sosyal hayatınıza, görüştüğünüz insanlara restorasyondan geçirin. İstemeyen kişilere ve istemediğiniz kişilere hayatınızı kapatın. Acı, belirsizlik ve çaresizlik anlarında kendinize güç kullanmayın; sükûneti, kabullenişi ve teslimiyeti benimseyin ve içinizden “Bırakın tadında, olduğu gibi kalsın” deyin. Hayat tek bir renkten ibaret olmadığına göre, diğer renkleri nasıl tanımamışım, hayatın diğer güzelliklerini nasıl görememişim diye kendinizi adamakıllı bir hesaba çekin, “hayatın ve yaşamın tadını kaçırmaya, zamanı hoyratça tüketmeye değer miydi?” diye kendinize bir daha sorun…
Unutmayın…
Yapay olan, suni olan, takma olan bir şeyin kıymeti, derecesi, tadı ve lezzeti yoktur.
Hayat her şeyi zorbalıkla elde edilecek, parayla satın alınacak bir hareket ve konfor alanı sunmadığı gibi, yaşam başkaları üzerinde güç kullanarak elde edilen sözde başarılarla, yalan, dolan, hile, aldatma, birbirini kullanma ve menfaat üzerine kurulan yapay dostluklarla, duygusal sömürülerle, el gördülük mutluluklarla, tek taraflı monolog aşklarla, değişimlerin, uyumsuzlukların ve belirsizliklerin getireceği korkularla sürdürülebilecek kadar uzun değil…
1 MAYIS; İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN...OYA BOYSAN
KEMALİST DÜŞÜNCE VE İDEOLOJİK SAPMA ÜZERİNE-1PROF DR RAMAZAN DEMİR
1 MAYISŞAFAK ÇELİK
DİL POLİTİKALARI BAĞLAMINDA KUTADGU BİLİGDOÇ DR BEKİR DİREKCİ
OPTİMUM DENGE MODELİAHMET İLBARS
BAYATBADEMLER'E CARAN SÖZ VERMİŞ!..VEDAT GÜRHAN
AŞKLA SABIRLA İNATLA (YEREL YÖNETİCİLERİN KULAĞINA ÜFLEMEK)YUNUS YAŞAR
ANTALYA'YA GELİYORLAR... PEKİ BİZ HAZIR MIYIZ?CEM ARÜV
KENTSEL DÖNÜŞÜMAHMET GEDİKAĞAOĞLU
DENİZ TUTAR DA KARA TUTMAZ MI?GAZANFER ERYÜKSEL
ANNEM LEYLA… BUGÜN GÜNLERDEN ÖLÜMHASAN YAKUP CANGÜVEN
GÖRÜNMEZ PRANGALAR: MİRAS ALDIĞIMIZ KORKULARMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYAT DÜNYADA NİÇİN TIKANDI?MUHARREM YELLİCE
BİR KUKLADAN ÇOCUĞA, BİR ÇOCUKTAN İNSANABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
2026’NIN HIZLI DÜNYASININ TEMEL TAŞI: ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİIŞIK YARGIN
BAZI VEDALAR ZORDURSÜLEYMAN EKİN
EVİMİZİN OĞLU RIZA KAYAALPKAHRAMAN KÖKTÜRK
KİMİN ÇOCUKLUĞU?GÖZDE SARI
BUGÜN 23 NİSAN, NEŞE DOLUYOR İNSANBİHTER GÖRDÜ
23 NİSANŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
BİR ÇOCUĞUN GÜLÜŞÜYLE BAŞLAR HER ŞEYDERYA DEMİR
OTOPARK ALANLARININ KULLANIMIAV İBRAHİM GÜLLÜ
OKULLAR NİÇİN ŞİDDET YUVASI?ALİ İHSAN DİLMEN
BİYOYAKIT: KAÇIRDIĞIMIZ FIRSATIN 90 YILLIK HİKAYESİALİ ALAKOÇ
ÖZBEK: "AVRUPA İLE ENTEGRASYON, GELECEĞİN STRATEJİK KALDIRACI"
YÖRÜK TÜRKMEN TOYU, 8-10 MAYIS'TA
EDEBİYAT DOSTLARI TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİ TARTIŞTI
SICAK HAVAYI FIRSAT BİLENLER SAHİLE AKIN ETTİ
CUMHURİYET SAVCISI TAŞ İÇİN CENAZE TÖRENİ
ALMAN TURİSTLER KRUVAZİYERLE GELDİ
10 ÜLKEDEN ÇOCUKLAR SEVGİ KORTEJİ'NDE BULUŞTU
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





