- IMKB
% - Altın
6196.98
%-0.89 - Dolar
47.5207
%0.15 - Euro
54.6927
%-0.31
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:33 - MUHTARLAR, 1 MİLYON İNSANA HİZMET VERECEK TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ATIK SU TÜNELİNİ İNCELEDİ
- 13:03 - DEPREMİN İZLERİNİN SİLİNDİĞİ HATAY’DA 8 ÖĞRENCİ LGS’DE BİRİNCİ OLDU, 25 ÖĞRENCİ YKS’DE İLK BİNDE YER ALDI
- 12:58 - BÜYÜKŞEHİR EKİPLERİ TOPLU TAŞIMADA KLİMA DENETİMİNİ YOĞUNLAŞTIRDI
- 12:18 - OSMANİYE’DE MOTOSİKLET İLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 1 YARALI
- 11:53 - MERSİN’DEKİ ORMAN YANGINI: YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ, SOĞUTMA ÇALIŞMASI SÜRÜYOR
- 11:33 - AKDENİZ’DE YOL VE KALDIRIM ÇALIŞMALARI ARALIKSIZ SÜRÜYOR
- 11:28 - MERSİN’DE MAKAS ATAN MİNİBÜSÇÜ KAMERAYA YAKALANDI, 90 BİN TL CEZA YEDİ
- 11:23 - OBA, 6 AYDA 490 ETKİNLİKLE 18 BİN KİŞİYİ AĞIRLADI
- 11:18 - BAŞKAN UYSAL: ‘’TÜRKİYE’NİN BUGÜN YÖRÜK AKLINA VE RUHUNA İHTİYACI VAR’’
- 11:13 - MERSİN’DE YAZ AKŞAMLARI KONSERLERLE ŞENLENİYOR
- 11:08 - EMEKLİ İTFAİYECİ, YILLARIN TECRÜBESİYLE EVİNİ ALEVLERE TESLİM ETMEDİ
- 11:03 - MERSİN’DE ÜRETİCİYE FEROMON TUZAK VE MAKİNE EKİPMANI DESTEĞİ
- 10:48 - MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN ÜNİVERSİTE ADAYLARINA ÜCRETSİZ TERCİH DANIŞMANLIĞI
- 10:43 - MÜSİAD ANTALYA ŞUBE BAŞKANI AKGÜL: "KONKORDATO SADECE BORÇLUNUN DEĞİL, TÜM TEDARİK ZİNCİRİNİN MESELESİDİR"
- 10:23 - 71 YILLIK GAZİ ATATÜRK STADYUMU’NDA YIKIM BAŞLADI, HATIRALAR HAFIZALARDA KALDI
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


YILBAŞIMI DEDİNİZ?
Normal şartlar altında adı üzerinde: Yıl(ın)başı
Miladî, yani Gregoryen Takvimi’ne göre bir yılın sona erip yenisinin başlamasını ifade eden teknik bir zaman eşiği… Takvimsel bir dönüm noktası.
Ancak bugün “yılbaşı” denildiğinde konuşulan şey, artık yalnızca bu teknik zaman değişimi değildir. Gregoryen Takvimi’ni kullanan ve aralarında ülkemizin de bulunduğu birçok toplumda, 31 Aralık gecesi; dinî ve kültürel kökenleri sorgulanmadan benimsenen, küresel ölçekte tekrarlanan bir ritüele dönüştürülmesidir.
Yılbaşı kutlamalarının tarihsel arka planı incelendiğinde, bu pratiğin salt takvimsel bir yenilenmeden ibaret olmadığı açıkça görülür. Gregoryen Takvimi’nin dayandığı tarih anlayışı, Hristiyanlığın kutsal zaman tasavvuruyla doğrudan ilişkilidir. “Yeni yıl” kavramı, Hz. İsa’nın doğumu merkezli bir kronolojinin devamı olarak şekillenmiş; zamanın başlangıcı ve bölümlenmesi teolojik bir referansla anlamlandırılmıştır. Bu yönüyle yılbaşı, her ne kadar seküler yani dinden bağımsız, dini ya da ruhani olmayan bir takvim değişimi gibi sunulsa da, arka planında belirli bir inanç sisteminin izlerini taşımaktadır.
Ne var ki bugün bu tarihsel ve düşünsel arka plan, neredeyse tamamen görünmez kılınmıştır.
Yeni yıla sayılı günlerin, saatlerin kaldığı bu son haftada; insanlar ve şehirler kutlama hazırlıklarını tamamlamış durumdalar. Kafeler, restoranlar, barlar, oteller ve eğlence merkezleri dolup taşacak; zarif ve gösterişli ışıklı süslemeler eşliğinde “muhteşem” olduğu telkin edilen bir gece beklentisi piyasaya sürülecek. Bu gece, dünyanın pek çok meydanında adım atacak yer kalmayacak.
Bu gece, küresel ölçekte aynı senaryo tekrar sahnelenecek. Dünyanın en büyük şehirlerinde geçit törenleri düzenlenecek, ünlü sanatçılar sahne alacak, canlı müzikler ve havai fişek gösterileri gecenin vazgeçilmez unsurları olarak sunulacak; sokak partileri, kitlesel coşkunun çekim adresi hâline getirilecek.
Bu gece, televizyon kanalları “yılbaşı” ve yaşananları flash haberler eşliğinde aktaracak; aynı görüntüler, aynı cümleler ve aynı vurgularla, bu kutlamanın kaçırılmaması gereken evrensel bir an olduğu duygusu sürekli pekiştirilecek. Kameralar kalabalıkları, geri sayımları ve patlayan ışıkları gösterirken; neyin, neden kutlandığı sorusu ise bilinçli biçimde arka plana itilecek.
Bu gece, bireylerin yalnızca eğlendiği değil; aynı zamanda aynı duyguyu hissetmeye, aynı davranış kalıplarını tekrar etmeye ve aynı zaman algısını içselleştirmeye yönlendirildiği bir toplu ritüel icra edilecek. Küresel medya, popüler kültür ve tüketim dili, bu geceyi sıradan bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp, kaçınılmaz ve “doğal” bir kutlama gibi sunarak kolektif bilinci şekillendirecek.
Ve bu gece, pek çok insan için yılın diğer gecelerinden farklı kılınırken; hangi değerin, hangi inancın ve hangi kültürel referansın merkezde yer aldığı sorusu, gürültü, ışık ve eğlence perdesinin ardında görünmez kılınacak.
**
Kimileri yeni yılı “muhteşem” olarak pazarlanan bir atmosfer içinde, eğlenceyi merkeze alarak karşılamak isterken; kimileri televizyon karşısında, bant yayınlardan akan eğlence programlarını izleyerek, sabaha kadar sürecek oyalayıcı içeriklerle geceyi geçirecek. Kimileri ise tüm bu gösteri ve telkinlerden bilinçli biçimde uzak durarak, akşamın ve gecenin olağan akışına devam edecek.
Ancak bu “ortak coşku” tablosu, herkes için aynı anlama gelmeyecek. Birileri ışıklar, müzikler ve kalabalıklar arasında vakit geçirirken; polisimiz, askerimiz ve güvenlik güçlerimiz, ülkemizi iç ve dış tehditlere karşı koruma sorumluluğunun yanı sıra, taşkınlık yapanlara, kamu düzenini bozanlara, çevreye ve insanlara zarar verme eğilimi gösterenlere karşı da görev başında olacak. Trafikte alkol duvarını aşan sürücülerden, kalabalıklar içinde yaşanabilecek kavga ve provokasyonlara kadar pek çok riske karşı, yılın diğer gecelerine kıyasla çok daha yüksek bir teyakkuz ve fedakârlıkla çalışacaklar. Kutlamaların güvenliği için alınan bu tedbirler, eğlencenin çoğu zaman fark edilmeyen bedelini ve güvenliğin yalnızca bu akşama değil, hayatın bütün akşam ve gecelerine yayılan büyük bir sorumluluk olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatacak.
**
Bu geceyi, sabahlara kadar sürecek kutlamaları “en görkemli” kılan şey nedir sorusunun cevabı ise çoğu zaman aynıdır: İnsanların, yeni yılın ilk saniyelerinin, yani gece tam 00.00’ın, herkese şans getireceğine dair besledikleri inanç ve takvimdeki bir rakam değişiminin, hayatın akışını da sihirli bir şekilde değiştireceği beklentisi…
Peki, gece 00.00’dan sonra, takvim yaprakları değiştiğinde ne olacak?
Hayatınızda ne farklılaşacak? Biriken onlarca mesele, çözümsüz görünen problemler, ertelenmiş sorumluluklar, yarım kalmış projeler, süregelen anlaşmazlıklar, borçlar, bekleyen çek ve senetler bir gecede ortadan mı kalkacak? Elbette hayır. Hepsi, bakiyeleriyle birlikte yeni yıla devredilecek.
Değişen yalnızca takvim olacak; zaaflar, alışkanlıklar, ihmaller, ihtimaller, borçlar ve alacaklar, sağlık sorunları, yüzleşmekten kaçınılan gerçekler ve daha nice mesele olduğu gibi yerinde duracak. Bu yalın hakikat, gürültü, patırtı, tantana, şans oyunları, kumar, ışık ve eğlence arasında bilinçli bir tercih olarak sabahın ilk ışıklarına kadar görülmezden gelinecek.
Ve bu gecenin asıl kazananları; bu toplumsal yanılsamayı “muhteşem” bir görsel şölene dönüştürenler, takvimdeki sıradan bir değişikliği sahte umutlar ve yapay coşkularla süsleyerek pahalı bir ritüele çeviren küresel tüketim aklı olacak. İnsanların umutlarını, beklentilerini, korkularını, zaaflarını ve gelecek kaygılarını metalaştıranlar; bir gecelik yapay coşkuyla kitleleri oyalayıp, belki de yıl boyu sürecek bir tüketim, borçlanma ve bağımlılık döngüsünün kapısını aralayanlar olacak.
**
Sahi, yılbaşı nedir?
Yalnızca bir takvim değişikliğinden ibaret değil midir?
Bu gece bir takvim yılı sona erecek, bir diğeri başlayacak. 2025, yerini 2026’ya bırakacak.
Peki, bunun ötesinde ne değişecek?
Güneş yarın da doğudan doğmayacak, batıdan batmayacak mı?
İnsan aynı insan olarak uyanmayacak mı?
Vicdan, sorumluluk, emek ve alın teri ya da açlık, yoksulluk, işsizlik, enflasyon, memur ve işçi maaş ve emekli aylıklarına yapılacak zam oranı takvimdeki bir rakamla başka bir hâle mi bürünecek?
Zaman akmaya, hayat, kendi gerçekliğiyle yoluna devam edecek. İyilik de kötülük de, doğrular da yanlışlar da, aklınıza gelen her şey yerli yerinde duracak.
Takvim yaprağı istemesek de değişecek; ama insan değişmek istemedikçe, hiçbir şey kendiliğinden değişmeyecek. Hem değişmek için bir çaba ve irade ortaya koymayan kullarına Allah neden yardım etsin ki?
Yılın yenilenmesi, insanın yenilenmesi değildir. Hakiki yenilenme; eğlenceyle değil, kalbi muhasebeyle başlar. Işık gösterileriyle değil, niyetle; geri sayımlarla değil, iradeyle mümkün olur.
**
İnsanın kendisini değiştirmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceği hakikati, hayatın en çarpıcı gerçeğidir. Hepimizin ortak çabası, yarını bugünden daha iyi şartlarda yaşamak değil midir?
Hayatın akışını ve kendi farkındalıklarımızı yakalayabilir, değişimin önce dış dünyada değil, insanın kendi içinde başladığını idrak edebilirsek…
Duygularımızla gerçekleri, umutlarımızla ihtimalleri birbirine karıştırmaz, yüksek beklentilerle kendimizi yıpratmaz, abartmaz, umutlarımızı ve hayallerimizi birer ütopyaya dönüştürmezsek…
Kendimizi yönetmeyi öğrenebilir; ihtimaller dünyasında yaşadığımızın bilincine varır; kendi şartlarımızla uyuşmayan, gerçeklikten kopuk beklentilerin peşinde koşmaktan vazgeçer; değiştirebileceklerimizle değiştiremeyeceklerimizi ayırt edecek basireti gösterebilirsek…
Ve nihayetinde “Amentü”ye büyük bir imanla sarılır, bu imanla yolumuza devam eder; aklımızı, kalbimizi ve irademizi kişi ya da ideolojilere teslim etmez ve inancımızı geçici heveslerin, yönlendirmelerin ve sahte kurtarıcıların insafına bırakmazsak…
Ve bütün bunlar üzerine gerçekten düşünebilir, durup muhasebe yapabilirsek, kendimize ve herkese karşı dürüst olabilirsek…
O zaman ne büyük hayal kırıklıkları yaşarız, ne de bizi içten içe çökerten bir “psikolojik yıkım”ın eşiğine sürükleniriz.
Çünkü insan, aklını imanla; imanını da ahlakla koruduğu sürece ayakta kalır. Takvimler değişse de, insanın istikameti değişmedikçe asıl yenilenme işte tam burada başlar.
**
İşin özü nedir, biliyor musunuz?
Yılbaşını eğlenceyle mi karşılıyorsunuz, taklitle mi, yoksa iradeyle mi?
Gayrimüslimlere benzemeden, ecnebilere özenmeden, bu geceye özel bir kıymet biçmeden, ayrı bir anlam yüklemeden, farklı bir değer atfetmeden, ona mübarek bir gece muamelesi yapmadan bu geceye nasıl bir anlam yüklediğinizdir. Takvimdeki bir değişikliği, zihinde ve kalpte bir teslimiyete dönüştürüp dönüştürmediğinizdir.
Velhasıl…
Sözün özü, bu gecenin, diğer gecelerden hiçbir farkı yoktur. Müslüman, olağan gecelerde ne yapıyorsa bu gece de onu yapmalıdır. Helâl dairesinde yaşar, haramdan sakınır, ölçüyü muhafaza eder, aklını ve kalbini diri tutar. Ne eksik, ne fazla… Ne taklit, ne teslimiyet… Sadece istikamet.
Takvim değişir; ama müminin duruşu değişmez. Zaman akar; ama iman, akıl ve ahlâk yerinde durdukça insan yolunu kaybetmez. Asıl yenilenme, gecelerde değil; niyetlerde ve istikamette olur.
Unutmayalım ki; neyi sık tekrar ederseniz alışkanlığınız hâline gelir, neyi ısrarla isterseniz imtihanınız olur ve neye uzun süre bakarsanız, farkında olmadan ona benzemeye başlarsınız.
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA TEK LİMANLA YETİNEMEZCEM ARÜV
HAYATIMIZI KİM YÖNETİYOR?OYA BOYSAN
DOSTA DÜŞMANA KARŞI ANTALYASPORGÖZDE DOLAYMAN
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU VE ÇORUMAHMET İLBARS
BERLİN'DE ANTALYA ŞOV...TURGAY ALP
ANNELİĞİN DEĞİŞEN YÜZÜ, DEĞİŞMEYEN VİCDANIPINAR TEYİN
'ACİZ ÇEHOV' VE EMEKLİ FARKLARIBİHTER GÖRDÜ
BİRBİRİNİN İÇİNDEN GEÇEREK GELEN BİR YAZIGAZANFER ERYÜKSEL
NAZIM HİKMET ŞİİRİNDE UMUTM. ALİ ÖZDOĞAN
ÇİĞLİ TARIM KREDİ MARKET’TE YAŞANAN USULSÜZLÜK ÖNLENEBİLİR MİYDİ?HASAN YAKUP CANGÜVEN
CRİSTOPHER NOLAN'IN ODYSSEİA FİLMİ ARDINDA DİPLOMASİNİZAMETTİN ŞEN
SICAK EKONOMİSİRAZİYE GÖK AKTAŞ
OLURSA OLSUN, HUZURLU YALNIZLIKLAR OLSUNBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
GELECEĞİ KİM İNŞA EDECEK? TEKNO KADINIŞIK YARGIN
“ŞİİR OLMASAYDI HAYATIN TADI MI OLURDU?”YUNUS YAŞAR
YENİ PARTİEŞREF URAL
EN BÜYÜK SERMAYE: ZAMANNİNA ŞAHİN
DUBAİ’DE THE ODYSSEY: YALNIZCA BİR FİLM DEĞİL, İNSANLIĞIN ORTAK HAFIZASIHÜSEYİN BARANER
TİCARİ AHLAK VE ETİK ANLAYIŞAV İBRAHİM GÜLLÜ
KİTAPLIKŞENER METE
ALEVLERİN ARASINDA KALAN KEDİ 'LUNA' TEDAVİYE ALINDI
AÜ HASTANESİ'NDE TEDAVİ EDİLDİ
ATB TEMMUZ AYI MECLİSİ TOPLANDI
CLIMAAX-MUHIR PROJESİ'NİN KAPANIŞ TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ
PAZAR ESNAFINDAN 'USULSÜZLÜK' İDDİASI
TÜRKİYE'NİN İLK 'ESENLİK MERKEZİ' RUHSATI VERİLDİ
DÖNER USTALARININ ZORLU MESAİSİ
KAÇAK REHBERE SIKI DENETİM
Erbaş, Hacı Bayram Veli Camii’nde teravih namazı kıldırdı
Otomobilin yan yattığı kaza anı kameraya yansıdı
Samsun'da trafik kazası: 3 yaralı
ABD'de düzenlenen yarışmada dünya 2.'si oldu
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8

- BÜYÜKŞEHİR YARALARI SARMAK İÇİN YANGIN BÖLGESİNDE
- ANTALYA’DA OTLUK ALANDA ÇIKAN YANGIN SERA VE MEZARLIĞA SIÇRADI
- TIR SÜRÜCÜSÜ METRELERCE FREN YAPSA DA 5 KİŞİNİN YARALANDIĞI KAZAYI ÖNLEYEMEDİ, O ANLAR KAMERAYA YANSIDI
- REFAKATÇİ GİBİ GELDİ, MOTOSİKLET ÇALDI: "EVE DÖNMEK İÇİN ÇALDIM, NEREYE BIRAKTIĞIMI HATIRLAMIYORUM"
- ANTALYA’DA MOTOSİKLET İLE TOFAŞ OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 2 YARALI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim

