Bugün 31 Ağustos 2025 Pazar
  • Antalya30 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    4562.425
    %0.00
  • Dolar
    41.0977
    %0.00
  • Euro
    47.9835
    %0.00

HÜSEYİN BARANER / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HÜSEYİN BARANER / KONUK YAZAR

2026 İÇİN ZORUNLU BİR DÖNÜŞÜM

31 Ağustos 2025 Pazar 12:12
 
2019’da 52 milyon turist, 2024’te yeni rekorlar… Ancak 2025, hiç kimsenin beklemediği kadar zorlu geçti. Pahalılık, siyasi gerginlik, güvenlik açıkları, personel krizi ve etik dışı destinasyon uygulamaları birleşince, Türkiye “parlayan yıldız” olmaktan çıkıp “zorluklarla boğuşan ülke” konumuna düştü.
 
Oteller dolu görünse de kâr marjları eridi, erken rezervasyonun anlamı kayboldu, Avrupa’daki seyahat acenteleri Türkiye satışlarında temkinli davranmaya başladı. Bu tablo, günü kurtarmaya odaklı turizm anlayışının artık sürdürülemez olduğunu gösterdi.
 
Pandemide Liderlikten Güvenlik Zaafına
 
Türkiye, COVID-19 sonrası dönemde “Güvenli Turizm Sertifikası” ile dünyaya örnek olmuştu. Antalya’dan Bodrum’a, Kapadokya’dan Çanakkale’ye kadar pek çok tesis uluslararası hijyen standartlarıyla öne çıkmıştı.
 
Ne var ki 2025’te Bolu’da yaşanan büyük otel yangını, güvenlik standartlarını sorgulatmaya yetti. Avrupa basınında çıkan “Türkiye gerçekten güvenli mi?” manşetleri, pandemi döneminde kazanılan güveni bir anda eritti.
 
Pahalı Türkiye Algısı: En Büyük Darbe
 
Enflasyonun %50’yi aşmasıyla fiyatlar kontrolden çıktı. Antalya’da bir aile tatili artık İspanya’dan pahalıya gelmeye başladı. Bodrum’da bir akşam yemeği Londra fiyatlarına ulaştı.
 
Turistler için Türkiye artık “ucuz ve kaliteli tatil ülkesi” değil, “pahalı ve belirsiz” bir destinasyon haline geldi:
• Alman ve Hollandalılar Balkanlar, Mısır, Tunus ve Fas’a kaydı.
• İngilizler Kuzey Afrika’ya yöneldi.
• Türk orta sınıfı ise tatili Midilli, Sakız, Rodos gibi Yunan adalarında geçirmeye başladı.
 
Avrupa’daki Seyahat Acenteleri Tedirgin
 
En büyük kırılma noktalarından biri, Avrupa’daki seyahat acentelerinin güven kaybı oldu. Almanya, Avusturya ve Hollanda’daki acenteler, Türkiye satışlarında mesafeli davrandı.
 
Sebep açıktı: Fiyatlarla sürekli oynandı. Sezon başında erken rezervasyon yapan müşteri birkaç ay sonra aynı oteli daha ucuza buldu ya da aynı paraya daha düşük hizmet almak zorunda kaldı. Böylece erken rezervasyon güvenilirliğini tamamen kaybetti.
 
Bir Alman acente temsilcisinin sözleri durumu özetliyordu:
 
“Türkiye’de fiyat piyango gibi. Bugün yaptığımız rezervasyon yarın anlamını yitiriyor.”
 
Ayrıca bazı otellerin doğrudan acente müşterilerini arayarak indirim ve düşük fiyat teklif etmesi, acentelerin Türkiye’ye olan güvenini daha da zedeledi.
 
Personel Krizi: Misafirperverliğe Gölge
 
2025’in bir diğer acı dersi, turizm emekçileri ile ilgiliydi. Pandemi sonrası sektörü terk eden 400 bini aşkın nitelikli personel geri dönmedi.
• Antalya, Alanya ve Bodrum otelleri sezonu eksik kadro ile açtı.
• Enflasyon ve düşük maaş çalışanları bezdirdi.
• Sosyal medyada “hizmet eskisi gibi değil” yorumları çoğaldı.
 
Bazı tesislerde personel hâlâ 8–10 kişi aynı odada kalıyor. Çalışan mutsuz olunca, o meşhur Türk misafirperverliği gölgeleniyor.
 
Bazı büyük oteller çareyi Hindistan, Endonezya ve Nepal’den işçi getirmekte buldu. Fakat kültürel uyumsuzluk, iletişim sorunları ve kur dalgalanmaları bu yöntemi sürdürülemez kılıyor.
 
Barut Otelleri gibi zincirlerin örnek lojman ve sosyal imkân uygulamaları sektörün tamamına yaygınlaştırılmadıkça, turizmde hizmet kalitesi her geçen yıl daha da düşecektir.
 
Yerli turist için tatil artık lüks haline geldi.
 
Ortalama gelirli bir ailenin Antalya’da bir hafta tatil yapması imkânsız görünüyor. Çanakkale, Edremit ve Ayvalık gibi geleneksel Türk tatil rotaları bile orta sınıf için erişilemez hale geldi.
 
İç turizmin daralması, sektörün en büyük güvence damarını kesti. Oysa sürdürülebilir turizm, sadece yabancıya değil, kendi vatandaşına da tatil imkânı sunabilmektir.
 
Çapraz Pazarlama: Antalya’dan Edremit ve Çanakkale’ye Sabah Uçuşları
 
Türkiye turizminin en büyük eksiği, destinasyonların birbirine bağlanamaması. Antalya’ya gelen turist yalnızca otelinde tatil yapıyor; oysa onu başka bölgelere yönlendirmek mümkün.
 
Artık zamanı geldi:
• Sabah Bodrum’dan kalkan uçak Edremit’e inse, turist Kazdağları’nda yürüyüş yapabilir, Ayvalık sokaklarını gezebilir, Edremit’in termal sularında şifa bulabilir.
• Sabah Antalya’dan Çanakkale’ye giden uçak, öğleye doğru Troya Antik Kenti’nde, Assos’ta ya da Gelibolu’da olabilir.
• Özellikle uzun yıllardır Antalya’ya gelen müdavimler zaten yeni gezi ve turlar talep ediyor.
• Çoklu destinasyon paketleri (ör. “Antalya + Çanakkale + Bodrum + Ayvalık”) yaygınlaştırılmalı.
Bu model, hem turistin kalış süresini uzatır ve daha değerli ve varlıklı turisti ilk defa Türkiye’ye getirir. Çapraz pazarlama artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.
 
2026 İçin Yol Haritası – Fiyat, İmaj, Güvenlik
 
1) Fiyat Stratejisi:
• Erken rezervasyon güvenilirliğini yeniden kazanmalı.
• Fiyat–kalite dengesi kurulmalı.
• Yabancıya ayrı, yerliye ayrı fiyat uygulamaları kesinlikle yasaklanmalı.
• Rakiplerle (İspanya, Yunanistan, İtalya) düzenli fiyat kıyası yapılmalı.
• Menü ve hizmet fiyatlarında şeffaflık sağlanmalı; fahiş fiyat denetimleri sıklaştırılmalı.
 
2) İmaj İyileştirme:
• Demokrasi, hukuk ve özgürlükler konusu turizmi zorluyor : olumlu adımlar atmak mecburiyetindeyiz 
 
• Kardeş şehir projeleri, NGO’lar sahaya çıkmalı: kültürel etkinlikler ve toplumlar arası buluşmalar artmalı. Tanıtım sadece fotoğraf ve video değildir.
• Avrupa kamuoyuna yönelik kriz iletişimi profesyonelce yürütülmeli. Özellikle Avrupa’da yaşlılar, aileler, sporcular, sendikalar, kiliseler, sivil toplum örgütleri ve 2 milyonun üzerinde dernek ile farklı çalışmalar yapmak gerekmektedir. Avrupa’da dernekler işlev ve yapı olarak çok güçlü; her yıl Türkiye’yi tanıyan ve kendi içinde Türkiye’yi gündeme getiren derneklerin sayısını artırıp onları grup olarak Türkiye’ye getirmenin yollarını aramamız gerekmektedir.
 
2026 İçin Yol Haritası – İnsan, Sürdürülebilirlik, Pazar
 
3) İnsan Sermayesi:
• Türk turizmi artık profesyonel olarak 60. yılına doğru gidiyor. 12 ay turizmi bir türlü gerçekleştiremedik; ancak şimdi mecburuz. Sayılar çok büyük, personeli tutmak için 12 ay istihdam modeli geliştirilmek mecburiyetindeyiz.
• Bodrum ve Antalya’da uluslararası turizm akademileri kurulmalı. Türkiye’de turizm eğitimi de marka olmalı.
• Ücretler iyileştirilmeli, çalışma koşulları insani hale getirilmeli.
• Barut Otelleri örneğinde olduğu gibi lojman koşulları standarda bağlanmalı.
 
Unutmayalım: Personel Krizi misafirperverliğe gölge düşürüyor: 
 
2025’in bir diğer acı dersi, turizm emekçileriyle ilgiliydi. Pandemi sonrası sektörü terk eden 400 bini aşkın nitelikli personel geri dönmedi.
• Antalya, Alanya ve Bodrum otelleri sezonu eksik kadro ile açtı.
• Enflasyon ve düşük maaş çalışanları bezdirdi.
• Sosyal medyada “hizmet eskisi gibi değil” yorumları çoğaldı.
 
Bazı tesislerde personel hâlâ 8–10 kişi aynı odada kalıyor. Çalışan mutsuz olunca, o meşhur Türk misafirperverliği gölgeleniyor.
 
Bazı büyük oteller çareyi Hindistan, Endonezya ve Nepal’den işçi getirmekte buldu. Fakat kültürel uyumsuzluk, iletişim sorunları ve kur dalgalanmaları bu yöntemi sürdürülemez kılıyor.
 
Barut Otelleri gibi zincirlerin örnek lojman ve sosyal imkân uygulamaları sektörün tamamına yaygınlaştırılmadıkça, turizmde hizmet kalitesi her geçen yıl daha da düşecektir.
 
4) Yeni Pazarlar, gerileyen pazarlar
• 2026’da Çin ve Hindistan için büyük tanıtım seferberliği başlatılmalı.
• Termal turizm özellikle Edremit Körfezi ve Afyon ile iç piyasanın pek rağbet etmediği aylarda Avrupa’da ki Best Ager segmentine özel kampanyalar ile pazarlanmalı.
• Kış aylarında mayo yerine bornoz motifleri kullanılarak kampanyalar tasarlanmalı.
 
Belediyelerin Rolü: Yerel Turizm Şûraları 
 
2026 için bir diğer kritik adım ise belediyelerin sorumluluk üstlenmesidir. Türkiye’de ilk defa 01.01’den itibaren yerel turizm şûraları düzenlenmelidir.
 
Bu şuralarda belediyeler, otelciler, acenteler, rehberler, güvenlik birimleri, sağlık kuruluşları ve yerel esnaf aynı masada buluşmalı; destinasyonda yapılacak hizmet, güvenlik ve altyapı geliştirmeleri şeffaf biçimde tespit edilip yayınlanmalıdır.
• Tüm paydaşların görüşleri alınmalı.
• Hangi hizmetlerde eksik var, nerede güvenlik açığı yaşanıyor, hangi tesis denetimden geçti, hangisi uyarı aldı  hepsi halka açık şekilde raporlanmalı.
• Denetim ve takip programları ilan edilmeli; belediyeler her yıl performans raporu açıklamalı.
 
Bu yaklaşım, şeffaflık sağlayacak ve yerel halkın, turizm çalışanlarının ve tüm pazarlama ve satış sistem ev kurumlarının destinasyona olan güvenini yeniden inşa edecektir. 
 
Turizm sadece Ankara’dan yönetilemez; Turizm bir destinasyonun tamamının ortak sorumluluğudur.
 
2025, Türk turizmi için yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda bir uyarı yılı oldu. 
 
Eğer bu uyarıyı dikkate almazsak, Türkiye günü kurtarır ama geleceğini kaybeder.
 
Ama doğru adımlar atılırsa; Türkiye bu muhteşem tesisleri ve özverili turizmci ordusu ile yeniden dünyanın en cazip tatil ülkesi olarak kısa  bir zamanda kalıcı olarak dünya turizminde ilk 5 arasında yukarıya doğru yerini sağlamlaştırır 
Bu yazı toplam 214 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim