Bugün 31 Temmuz 2026 Cuma
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6187.25
    %-1.04
  • Dolar
    47.5253
    %0.14
  • Euro
    54.8503
    %-0.04

IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

ORMANLARA DİKKAT!

31 Temmuz 2026 Cuma 21:50

Ben, bir orman köyünde yaşıyorum.

Kentin gürültüsünü geride bırakıp eşimle birlikte evimizi ormana taşıyarak yeni bir hayat tarzı  seçtik. Zamanla anladık ki bu mülk bu toprak parçası doğaya ait. Hala Milyonlarca yıl öncesinin Tetis Okyanusunun deniz canlılarının fosillerini buluyoruz. Biz kimiz? Bizim buralarda ne sözümüz, ne yerimiz olur ki…Olsa olsa görkemli toroslarda şimdi  orman olan doğanın bağrında kendimize küçük bir yer açabilmişiz. Asıl sahipler, milyonlarca yıl ötesinden fosiller, yüzyıllardır burada kök salan çamlar ve onların gölgesinde yaşamını sürdüren sayısız canlılar.
Gerçek aidiyet doğanın bize öğrettiği sabırla, saygıyla ve birlikte yaşama kültürüyle kuruluyor.
İlkbaharda orman çiçek kokusuyla ve kuş sesleriyle uyanıyor; biz de onunla birlikte tazeleniyoruz. Yazın gölgesi bize sığınak oluyor, en sıcak günlerde bile cömertçe serinlik sunuyor. Sonbaharda dökülen yapraklarla insan kendi içine dönüyor, sadeleşiyor. Kışın ise ormanın sessizliği, insanın kendi iç sesini duymasına fırsat veriyor.

Yıllar içinde fark ettim ki bu mevsim döngüsü yalnızca doğayı değil, beni de değiştirdi. Sabrı, bırakmayı, yenilenmeyi, geçmişi, geleceği ve azın  çok olduğunu öğretti.
Yunus Emre’nin sözüne daha kulak verir olduk. 

“Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.”

Belki de bugün bu çağrıyı yalnız insanlar için değil, doğa için de yeniden okumamız gerekiyor. Çünkü doğayla tanış olan, onun dilini öğrenen insan, sahip olmanın değil emanet bilinciyle yaşamanın değerini anlıyor.
Bu emaneti koruma sorumluluğu ise her yaz geldiğinde omuzlarımıza dikkati yüklüyor.
Çünkü yaz aylarında meteoroloji her yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli poyraz…Dikkat! uyarısını yaptığında gözümüz sürekli ormanın üzerinde oluyor. 
Uçak motoru Torosların üzerinde duyulduğu an yüreklerimiz sıkışıyor. 

Biz ormanda ev yangınını da ormanımızdaki yangınları da yaşadık. Yerleşim yerimizin hemen arkasındaki tepelerden yükselen alevleri gördük. Rüzgârın önüne kattığı ateşin birkaç saat içinde kilometrelerce nasıl yayıldığına tanık olduk. Helikopterlerin gökyüzüyle verdiği mücadeleyi, geceyi gündüze çeviren alevleri, siren seslerini ve insanların çaresizce ama kahramanca mücadelelerine katıldık. Su hortumunun yetersizliğini, kazılan hendekleri aşan alevleri gördük.
İnsanın ne kadar küçük, ne kadar çaresiz, ne kadar güçsüz olduğunu  deneyimledik.
Ormanlar yanarken yalnızca ağaçlar yanmıyor.
Kaplumbağalar, kirpiler, tavşanlar, kuşlar yanıyor yuvalar tarumar oluyor. Besiciler hayvanlarını kurtarmaya çalışıyor. Üreticiler yılların emeği olan seralarına, bahçelerine, zeytinliklerine bakakalıyor. Bir ömrün birikimi bazen birkaç saat içinde küle dönüşüyor.

İşte bu yüzden orman yangınları yalnızca bir çevre felaketi değildir. Bir yaşamın, bir kültürün, bir emeğin ve geleceğin sınavıdır.

İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha sert hissediliyor. Yangın mevsimi uzuyor, risk büyüyor. Artık küçücük bir ihmal, binlerce yıllık bir ormanı yok etmeye yetebiliyor.
Ormanları korumak yalnızca kurumların görevi değildir.

Bu, insan olmanın sorumluluğudur.
Bugün bir ağacı koruyabilirsek, yarın bir kuşun yuvasını, bir çocuğun nefesini, bir köyün umudunu da korumuş olacağız.

Ve unutmayalım…

Bir orman yandığında yalnızca gövdeler yanmaz.

Gölgesi yanar.

Sessizliği yanar.

Toprağın hafızası yanar.

Kuşların yarına bıraktığı şarkılar yanar.

Rüzgârın taşıdığı reçine kokusu, köyümüzde büyümüş çocukların anıları, gölgesinde dinlenilmiş ağaçlar, milyonlarca yılın izleri, henüz doğmamış çocukların soluyacağı nefes yanar.

Küller yalnız toprağın üzerine düşmez. İnsanlığın geleceğine de düşer.

Bu yüzden bugün ormanı korumak, aslında kendimizi korumaktır. Bilimle, bilinçle, teknolojiyle, araçla, gereçle seferber olarak. Çünkü yanan her ormanda  yalnızca ağaçları,canlıları değil; geleceğe uzanan yolu da kaybetmiş olacağız.
Ormanlara dikkat!

Bu yazı toplam 74 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim