Bugün 31 Temmuz 2026 Cuma
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6183.59
    %-1.1
  • Dolar
    47.5175
    %0.15
  • Euro
    54.8574
    %0

NADİRE SÖNMEZ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NADİRE SÖNMEZ / KONUK YAZAR

ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZM

31 Temmuz 2026 Cuma 22:24

 

Bazı zehirlerin rengi yoktur. Su gibi berraktır; içildiğinde fark edilmez, etkisi ise yıllar sonra ortaya çıkar. Makyavelizm de böyledir. İlk bakışta akıl gibi görünür, strateji gibi sunulur, başarı diye alkışlanır. Oysa çoğu zaman vicdanı sessizce öldüren bir düşünce biçimidir.
Çünkü Makyavelizm, insanın önüne görünmez bir soru koyar:
"Kazanmak mı, doğru kalmak mı?"
Ne yazık ki çağımızın cevabı giderek daha çok "Kazanmak..." oluyor.
Bugün insanlar doğruları söyleyenleri değil, daha iyi algı yönetenleri alkışlıyor. Gerçeğin değil, görüntünün; emeğin değil, vitrinin; ahlakın değil, sonucun peşinden gidiliyor.
İşte tam burada, beş asır önce yaşayan Floransalı düşünür , sanki zamanın içinden çıkıp bugünün dünyasına gülümsüyor.
Çünkü onun tarif ettiği iktidar anlayışı yalnızca saraylarda yaşamıyor artık.
Bir belediyenin koridorlarında...
Bir şirketin yönetim katında...
Bir sendikanın seçiminde...
Bir derneğin genel kurulunda...
Bir apartman yönetiminde...
Hatta bazen aynı sofraya oturan kardeşlerin arasında bile...
Makyavelizm, önce dili değiştirir.
Yalana "strateji" denir.
Yanlış işe "çatışma" denir.
İftiraya "siyaset" denir.
İhanete "zorunluluk" denir.
Korkuya "liderlik" denir.
Vicdansızlığa ise "profesyonellik"...
Kelimeler değiştikçe insanlar da değişir.
Sonra aynalar yalan söylemeye başlar.
Tarih bunun mezarlığıdır.
, mutlak güce yürürken en güvendiği ellerin hançerleriyle tanıştı.
, Avrupa'yı diz çöktürdü; ama kendi hırsının önünde diz çöktü.
, propagandayla milyonları peşinden sürükledi; sonunda ardında harabeye dönmüş şehirler ve insanlığın en ağır utançlarından birini bıraktı.
Hepsinin ortak bir yanı vardı.
Kazandıklarını sandılar.
Oysa tarihin terazisinde kaybettiler.
Bugün aynı hastalık daha küçük ölçeklerde yayılıyor.
Bir dernekte koltuğunu korumak isteyen yönetici...
Kendisine rakip olabilecek insanları tek tek tasfiye ediyor.
Önce dedikodu başlıyor.
Ardından iftiralar...
Sonra kamplaşmalar...
En sonunda ise geriye tabela kalıyor; ruhu gitmiş bir kurum...
Oysa bir dernek bina değildir.
Bir sendika mühür değildir.
Bir parti logo değildir.
Onları ayakta tutan güven duygusudur.
Güven yıkıldığında en sağlam duvarlar bile enkaza dönüşür.
Doğaya bakın...
Bir ağaç göğe yükselmeden önce kök salar.
Kökü çürüyen ağacı hiçbir fırtına yıkmaz; çünkü o zaten içeriden ölmüştür.
Toplumlar da böyledir.
Adalet köktür.
Vicdan gövdedir.
Güven dallardır.
Dayanışma meyvedir.
Makyavelizm ise köke bırakılmış görünmez bir kurt gibidir.
Dışarıdan her şey yeşildir.
İçeride ise çürüme başlamıştır.
Ne acıdır ki günümüzde başarı, çoğu zaman karakterden daha değerli görülüyor.
Oysa karakterini kaybeden insanın kazandığı hiçbir makam gerçekten onun değildir.
Çünkü koltuklar ödünçtür.
Servet geçicidir.
Şöhret rüzgâr gibidir.
Ama insanın adı...
Ya dua ile anılır...
Ya da beddua ile...
Anadolu irfanı, yüzyıllar önce Makyavelizme tek cümleyle cevap vermişti:
"Doğru eğrilmez; eğrilen doğru değildir."
Belki doğru insanlar daha yavaş yürür.
Belki daha geç kazanırlar.
Belki alkışları daha azdır.
Ama geceleri yastığa başlarını huzurla koyarlar.
Çünkü insanın en büyük mahkemesi ne seçim sandığıdır, ne mahkeme salonu...
En büyük mahkeme, vicdanıdır.
Ve vicdanın hâkimi hiçbir zaman rüşvet kabul etmez.
Bu yazının sonunda okuyucuyu sarsacak tek cümlelik bir final bırakmak isterim:
"Makyavelizm, insanı zirveye çıkarabilir; ama o zirvede elini sıkacak tek bir dost bile bırakmayabilir."

Bu yazı toplam 160 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim