Bugün 02 Ağustos 2026 Pazar
  • Antalya27 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6174.48
    %0
  • Dolar
    47.4686
    %0
  • Euro
    54.7711
    %0

HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…

02 Ağustos 2026 Pazar 21:46

Hayatta bazı günler vardır ki takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi görünür; fakat insanların hafızasında ve gönlünde yıllar boyunca canlılığını koruyan hatıralara dönüşür. Nişanlar da işte böylesi günlerdendir. Çünkü nişan, yalnızca iki gencin birbirine söz vermesi değil; iki farklı hayatın “aynı istikamete yönelme iradesini” ilan etmesidir.

Bugün insanlar çoğu zaman nişanları, düğünleri ve aile büyüklerinin bir araya geldiği bu anlamlı buluşmaları sadece bir merasim olarak görmektedir. Oysa “Allah'ın emri, Peygamber Efendimizin kavliyle” atılan bu mukaddes adım;  bir yüzüğün parmağa takılmasından çok daha fazlasını ifade eder. Nişan merasimleri, birbirini seven iki gencin kişisel bir tanışıklıkla başlayan birlikteliklerinin; ailelerin duası ve dostlarının varlığıyla saygın bir statüye kavuştuğu; toplumun en güçlü mayası olan aile kurumunun ilk adımının atıldığı en özel ve en müstesna gündür.

Çünkü o yüzük; yalnızca iki parmağı değil, iki gönlü, iki aileyi ve iki hayatı birbirine bağlayan manevi bir akidin nişanesidir. O yüzük, sevginin sorumluluğa, muhabbetin sadakate, heyecanın ise ömür boyu taşınacak bir emanete dönüşmesinin en zarif sembolüdür. İşte bu sebeple nişan, sadece iki insanın değil; milli ve manevi değerlerin, duaların, umutların ve ortak bir geleceğin de birbirine emanet edildiği mutlu, mesut bir başlangıçtır.

Bir nişanın en güzel taraflarından biri de iki insan arasındaki tanışıklığın artık yalnızca kendilerine ait bir hikâye olmaktan çıkmasıdır. Ailelerin rızası, büyüklerin duası ve dostların şahitliğiyle bu tanışıklık yeni bir anlam kazanır; kişisel bir bağ olmaktan çıkarak toplumsal ve ahlaki bir sorumluluğa dönüşür. İşte nişan müessesesini kıymetli kılan da budur.

Böylesine anlamlı günlerde; ailelerin, aile yakınlarının, akrabaların, dostların ve sevenlerin aynı çatı altında, aynı duanın bereketinde buluşması başlı başına bir güzelliktir. İnsan, sevdiklerinin sevincine ortak olabildiği, onların mutluluğunu yüreğinde hissedebildiği ölçüde zenginleşir.

Ne var ki insanın gönlünden geçen her şey, her zaman nasip olmaz. İster istemez öyle zamanlar gelir ki gönlü orada olsa bile şartlar, insanın sevdiklerinin yanında bulunmasına izin vermez. Ancak şu da bir gerçektir ki böylesine müstesna bir günde; beklenen bazı arkadaşların, yakınların, hısım ve akrabaların aralarında bulunmaması, nişanlanan gençlerin ve kıymetli ailelerinin gönlünde sessiz bir burukluk bırakır.

Üstelik ne kadar haklı mazeretler ileri sürülürse sürülsün, ne kadar makul gerekçeler ortaya konulursa konulsun ve ne kadar içten açıklamalar yapılırsa yapılsın; kurulan en özenli cümleler bile o yokluğun bıraktığı hüznü ve gönüllerde oluşan duygusal kırgınlığı bütünüyle gidermeye yetmez.

Oysa asıl mesele; işin en basit ve en kolayına kaçarak çekilen bir telgraf ya da atılan kısa bir mesajla, “İşlerimin yoğunluğu nedeniyle…” diyerek başlayan o bildik, klasik cümlelerle mazeret bildirmek değildir. Asıl mesele; arkadaşının ve evladının sevincine ortak olamamış olmanın mahcubiyetini yüreğinin en derin yerinde hissedebilmek; yokluğunun arkadaşının, nişanlanan gençlerin ve ailelerinin gönlünde bırakmış olabileceği burukluk için onların engin hoşgörüsüne sığınmak ve bu eksikliğin affını hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan, kalpten gelen bir samimiyetle talep edebilmektir.

Aslında gerçek dostluk da tam burada kendisini gösterir. Çünkü samimiyet, yalnızca aynı salonda bulunabilmekle ölçülmemelidir. Bazen kilometrelerce öteden edilen içten bir dua, birkaç dakikalığına salonda görünüp ayrılmaktan çok daha kıymetli, çok daha anlamlıdır. İnsan, arkadaşının ve yakınlarının mutluluğunu gerçekten kendi mutluluğu gibi hissedebiliyorsa, aradaki mesafeler yalnızca fiziki bir uzaklıktan, coğrafi bir ayrıntıdan ibaret kalmalıdır.

Ne var ki dostlukların sınandığı yer; söz, nişan ve düğünlerde yalnızca gelemeyenlerin samimiyeti olmamalıdır. İşte bunun kadar önemli olan bir başka hakikat de arkadaşlara duyulan güven kadar orada bulunamayanların yokluğunu, acele hükümlerle gönül kırgınlığına dönüştürmemektir. Gerçek dostluk, önce güvenmeyi; görülemeyen sebeplerin de var olabileceğine inanmayı gerektirir. Her bulunamayışın ardında söylenememiş haklı bir mazeret, aşılamamış bir engel yahut şartların önüne çıkardığı başka bir imtihan bulunabilir. Bu sebeple arkadaşlık; yokluğu yargılayarak değil, niyeti hüsnüniyetle okuyarak büyür. Aradaki duygusal mesafeyi artıran şey kilometreler değil; güvenin yerini şüphenin almasıdır. Dostluğa düşen ise, mazeretin açıklanacağı güne kadar gönül kapısını açık tutmak, muhabbeti bir yokluğun gölgesinde eksiltmemektir.

Evet, evlilik kurumunun temellerinin atıldığı; aile bağlarını kuvvetlendiren, taraflara hem sosyal hem de hukuki sorumluluklar yükleyen nişan, yalnızca iki insanın geleceği birlikte kurma iradesini ortaya koydukları bir sözleşme değil; aynı zamanda aileye, topluma ve hayata karşı üstlendikleri güçlü bir akittir. O akit sağlam kaldıkça yalnızca iki insanın hayatı değil; aileler daha da kenetlenir, nesiller daha sağlam değerlerle yetişir ve toplum gelece daha güçlü bir güvenle yürür.

Bu vesileyle başta muhterem kardeşim Adem AL ve eşi Meryem AL olmak üzere, dünürleri Murat ORHAN ve eşi Nurhan ORHAN’ı; Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kalp Damar ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği Asistan Hekimi Hilal Betül AL ile Gazi Üniversitesi Acil Polikliniği Acil Tıp Asistan Hekimi Behzat Emre ORHAN'ı gönüllerinde filizlenen muhabbetin bugün ailelerin duası ve dostlarının şahitliğiyle ömürlük bir akde dönüştürdükleri nişan gününü yürekten tebrik ediyorum.

Çıktıkları bu kutlu yolculuğu hayrla tamamlamayı nasip etmesini; aralarındaki sevgiyi daim, saygıyı sarsılmaz, sadakati eksilmez kılmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum.

Allah yar ve yardımcıları olsun…

Baki dualarla...

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim