Bugün 08 Ocak 2026 Perşembe
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

3.DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN BAŞLADI?

07 Ocak 2026 Çarşamba 17:54

Rus derin devletinin etkili isimlerinden Aleksandr Dugin, Venezuella devlet başkanının ve karısının ABD askerleri tarafından bir gece vakti evinden alınıp götürülmesi vakasını  “3. Dünya savaşı bu gün itibariyle başlamıştır” diye yorumladı. Kurnaz tilki, bana göre burada hakikati vülgarize ediyor, yani gölgeliyor. İleride tarih kitapları bu büyük felaketin kapısını kim açtı diye sorgulamaya başladığında, suçu ve sorumluğu aklı sıra ABD’ye yıkmaya çalışıyor.

Evet, bana göre de bir dünya savaşının içindeyiz, bu noktada Dugin doğru söylüyor, ama ben savaşın geçen hafta sonu başladığını sanmıyorum, biraz daha gerilerden başlatabiliriz. Mesela Rusya’nın Ukrayna’ya savaş ilanı veya Hamas füzelerinin İsrail’i vurduğu gün de pekâlâ 3. Dünya savaşının başlatan olaylar olarak ele alınabilir. Hatırlatmak isterim, 1. Dünya savaşı on sekiz yaşında bir çocuğun tabancasından çıkan kurşun neticesinde başladı.

Her neyse, öyle ya da böyle, dünya, bir süredir, küresel bir savaşın içindedir ve bana göre henüz başındadır. Peki, bir dünya savaşının içinde olduğumuzu nasıl görebiliyoruz? Evvela bu soruya kısa bir yanıt vermeye çalışalım.

1815’te Napolyon “belasından” güç belâ kurtulabilen Avrupa, bundan sonra silahla değil “diplomasi sanatı” ile siyaset yapma kararı aldı ve bunu da büyük ölçüde uyguladı. Ancak, yarım yüzyıl sonra, hiç istenmeyen ve beklenmeyen bir şey oldu, Almanya denilen bir ülke güçlü bir şekilde siyaset sahnesine çıktı ve 1871 savaşında Fransa’yı paçavraya çevirdi. Bu tarihten sonra Avrupa’da “Almanya belasını” dizginlemek için çok sert bir rekabet başlayacak ve nihayet 1914’te dananın kuyruğu kopacaktır.

İngiltere-ABD Blokunun inşâ ettiği 20. yüzyıl siyaseti, 1980’lerde Sovyet blokunun da çözülmesiyle tam zirveye çıkmış görünüyordu ki, hiç hesapta olmayan bir şey daha oldu, 19. yüzyıl sonunda nasıl ki “Almanya belası” peyda olduysa, bu kez de “Çin belası” peyda oldu! Bu yüzyılın başında yapılan bütün matematiksel hesaplar Çin ülkesinin önümüzdeki 50 yıl içinde ekonomik, siyasi ve askerî anlamda dünyanın en güçlü ülkesi olacağını gösteriyordu.Elbette dünyayı kendi bahçesi olarak gören Batı-Atlantik ittifakı Çin’in genişlemesini durdurmak için çok çaba harcadı geçen süreçte, ama başaramadı. Belli ki artık ayaklarının altındaki toprak kaymaktaydı ve hala da kaymaya devam ediyor. Diplomasi ve ekonomi marifetiyle Çin’i durdurmanın imkansız olduğu anlaşılınca, belki de son çare olarak, “silahlar” devreye girdi, giriyor ve daha da çok girecek. Çok açık ki Batı dünyası, neredeyse 400 senedir kontrol ettiği gezegeni başka bir ülkeye bırakmaya hiç niyetli görünmüyor, dünyaya açıkça, “ya benimsin ya toprağın” muamelesi çekiyor. Ve bu nedenledir ki, bizzat kendi kurdukları ve ürettikleri “uluslararası hukuk”, “insan hak ve özgürlükleri”, “diplomasi”, “birleşmiş milletler” vs gibi kurum ve kavramları, bizzat kendi elleriyle yıkıp çöpe atmış görünüyorlar. 

Lafı uzatmaya hiç gerek yok, dünya bir süredir kelimenin gerçek anlamıyla bir savaş halindedir ve her ülke bu savaştan nasibini alıyor ve alacaktır. Çünkü eğer bir dünya savaşı içinde olmasaydık, İsrail Gazze’yi haritadan silemezdi, buna cesaret edemezdi. ABD bir devlet başkanını evinden alıp götüremezdi. Rusya Ukraynayı işgal edemezdi, ABD-İsrail füzeleri İran’ı bu kadar rahat vuramazdı.

Savaş zamanlarında demokrasi, hak, hukuk, adalet, kamuoyu, halk iradesi gibi kavramlar artık çöp olmuştur, bunları kimse takmaz. Cezaevine düşen unutulur gider. (Tıpkı 2. Dünya savaşı öncesi tutuklanan Nazım Hikmet’in tam 13 sene cezaevinde unutulduğu gibi).

Hülâsâ, dünya 3. Dünya Savaşı’nın içindedir, savaş yeni başladı, bu savaş uzun sürer, Asya, Avrupa ve Amerika kıtasını muhakkak içine alır, geçen yüzyılda kurulan statüko çöker, BM, UNESCO, NATO gibi bütün kurumlar dağılır, bilhassa Asya ve Ortadoğu’daki ülkelerin sınırları ve yapıları değişir, bu sınır değişiminden ülkemiz de nasibini alabilir. Ama her şeyden önemlisi 3. Dünya savaşının bundan önceki savaşlar gibi cepheler halinde olmayacağı, zaman zaman alevlenen zaman zaman durgunlaşan bir seyir izleyeceği gerçeğidir. Uzun yıllardır sadece filmlerde, kitaplarda ve romanlarda gördüğümüz o berbat sahnelere artık fiilen şahit olacağız. Görünen budur, arz ederim.

Bu yazı toplam 622 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim