Bugün 10 Eylül 2026 Perşembe
  • Antalya25 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6736.7
    %-1.75
  • Dolar
    48.4872
    %-0.01
  • Euro
    56.4245
    %-0.04

PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

9 EYLÜL 1922 VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ-2

10 Eylül 2026 Perşembe 22:07

9 Eylül’den Lozan’a: Zaferin hukuka dönüşmesi süresi yaşandı. Dünya buna saygı duydu.
9 Eylül 1922’de Türkiye askerî bakımdan önemli bir üstünlük elde etmişti.
Fakat uluslararası sistem açısından savaş henüz tamamen bitmiş değildi. Çünkü askerî zaferin uluslararası hukuk tarafından tanınması gerekiyordu.
Bu nedenle: Büyük Taarruz, İzmir’in kurtuluşu, Mudanya Ateşkesi, Lozan Barış Antlaşması şeklinde ilerleyen bir süreç ortaya çıktı.
+++
Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı ve TBMM tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylandı. (Nutuk)
Dolayısıyla 9 Eylül’ün gerçek tarihsel anlamı Lozan’dan bağımsız düşünülemez. 9 Eylül savaş meydanında kazanılan zaferin sembolüyse, Lozan bu zaferin uluslararası hukuk düzlemindeki karşılığıdır. Bu nedenle şu ayrım önemlidir:
@ 30 Ağustos savaşın kaderini değiştirdi.
@ 9 Eylül işgalin sona erdiğini gösterdi.
@ Mudanya savaşın diplomatik sonuçlarını belirledi.
@ Lozan ise yeni Türkiye’nin uluslararası hukuk temelini güçlendirdi.
+++
Konuyu Cumhuriyet açısında de değerlendirelim

BİR: 9 Eylül ve Cumhuriyet’in kuruluşu.
9 Eylül ile Cumhuriyet arasında doğrudan bir tarihsel süreklilik vardır. Çünkü Cumhuriyet, savaşın ardından birdenbire ortaya çıkmış bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet’e giden yol: Millî egemenlik, TBMM, düzenli ordu, askerî zafer, diplomatik bağımsızlık, yeni devlet şeklinde gelişmiştir.
TBMM’nin 23 Nisan 1920’de açılması, egemenlik anlayışında önemli bir dönüşüm yaratmıştı. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı monarşisiyle siyasal bağ koparıldı. 13 Ekim 1923’te Ankara başkent oldu ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. 
Bu nedenle 9 Eylül’ü Cumhuriyet’in kuruluş sürecinden koparmak mümkün değildir.
9 Eylül Cumhuriyet değildir; fakat Cumhuriyet’in kurulabilmesini mümkün kılan tarihsel zeminin en önemli taşlarından biridir.
+++
İKİ: Ekonomik bağımsızlık açısından 9 Eylül.

Askeri ve siyasi bağımsızlık, tek başına gerçek anlamda bağımsızlık için yeterli değildir. Yeni Türkiye’nin önünde çok daha zor bir görev vardı: Ekonomik bağımsızlık. Osmanlı Devleti’nin son döneminde kapitülasyonlar, dış borçlar, Düyun-u Umumiye ve yabancı sermayenin ekonomik ağırlığı ülkenin ekonomik egemenliğini ciddi biçimde sınırlandırmıştı.
Dolayısıyla Millî Mücadele’nin askerî zaferinden sonra sıra ekonomik bağımsızlığa geldi.
İzmir’in kurtuluşundan birkaç ay sonra, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması bu açıdan son derece anlamlıdır.
Bu tarihsel bağlantı bize şunu gösterir: Cephede bağımsızlık kazanmak, ekonomik bağımsızlığı kendiliğinden sağlamaz. Bir ülkenin geleceği için: üretim, eğitim, bilim, teknoloji, mali bağımsızlık, güçlü kurumlar, nitelikli insan kaynağı en az askerî güç kadar önemlidir.
Bu, 9 Eylül’den günümüze taşınması gereken en önemli derslerden biridir.
+++
ÜÇ: 9 Eylül’ün Türkiye’nin geleceği açısından en önemli dersi: Kurumlar verir.
Tarihsel açıdan bakıldığında 9 Eylül’ün kalıcı başarısı yalnızca savaş meydanındaki askerî yetenekten kaynaklanmadı. Başarının arkasında: siyasi liderlik, TBMM’nin meşruiyeti, düzenli ordu, askerî planlama, istihbarat, lojistik, diplomasi, halk desteği gibi birçok unsurun birlikte çalışması vardı.
Bu nedenle 9 Eylül’den bugüne çıkarılabilecek en önemli derslerden biri kurumların önemidir.
Bir ülkenin geleceği yalnızca güçlü liderlere bağlanamaz. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, bağımsız hukuk, nitelikli eğitim, bilimsel düşünce, üretim kapasitesi ve toplumsal dayanışma üzerine kurulabilir.
1922’de kazanılan zaferin kalıcı hale gelmesini sağlayan süreç de aslında bunun örneğidir.
+++
DÖRT: 9 Eylül ve toplumsal birlik.
Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasında Anadolu toplumunun farklı kesimlerinin ortak hedef etrafında birleşmesi önemliydi.
Bu birliktelik, Türkiye’nin geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır. Çünkü savaş döneminde ortak hedef: vatanın bağımsızlığıydı.
Barış döneminde ise ortak hedef: bağımsızlığı koruyarak çağdaş, demokratik, üretken ve hukuk temelli bir devlet yaratmak olmalıdır.
Burada tarihsel bir paradoks ortaya çıkar: Bir millet savaş zamanında birleşebildiği halde barış zamanında kendi içinde ayrışıyorsa, savaşla kazanılan bağımsızlığın gelecekte zayıflama riski vardır.
Dolayısıyla 9 Eylül’ün bugüne bıraktığı mesajlardan biri şudur: Millî birlik yalnızca savaş kazanmak için değil, barışı ve bağımsızlığı korumak için de gereklidir.
+++
BEŞ: 9 Eylül’ü yalnızca geçmişin zaferi olarak görmek neden yetersizdir?
9 Eylül 1922’nin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti.
Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar 1922’nin sorunları değildir. Bugün Türkiye’nin güvenliği yalnızca sınırlarını korumakla sınırlı değildir. Yeni tehdit alanları vardır: ekonomik bağımlılık, teknolojik geri kalmışlık, bilgi savaşları, dezenformasyon, beyin göçü, eğitim kalitesindeki sorunlar, kurumsal zayıflama, toplumsal kutuplaşma, enerji bağımlılığı, dış politikada stratejik kırılganlık.
Dolayısıyla 9 Eylül’ü günümüzde anlamlı kılmanın yolu, aynı savaş yöntemlerini tekrarlamak değil; bağımsızlık kavramını çağın şartlarına göre yeniden yorumlamaktır.
1922’de bağımsızlığın temel şartı işgali sona erdirmekti.
+++
Bu yüzyılda ise bağımsızlığın şartları çok daha geniştir: Ekonomide bağımsızlık + teknolojide bağımsızlık + bilimde bağımsızlık + enerjide güvenlik + hukukta üstünlük + eğitimde kalite + demokratik kurumlar + güçlü savunma kapasitesi.
+++
ALTI: 9 Eylül ve genç kuşaklar.
9 Eylül’ün geleceğe taşınması açısından en kritik unsur genç kuşaklardır. Çünkü tarih yalnızca geçmişi anlatmak için öğretilmez.
Tarih, geleceğin nasıl kurulacağını anlamak için de öğrenilir.
Gençlere yalnızca: “9 Eylül’de İzmir kurtarıldı.”
demek yeterli değildir.
Asıl sorular şunlardır: İzmir neden işgal edildi?
Türkiye neden parçalanmak istendi?
TBMM nasıl bir mücadele yürüttü?
Askerî başarı nasıl diplomatik başarıya dönüştürüldü?
Bağımsızlık neden yalnızca askerî bir kavram değildir?
Cumhuriyet neden kuruldu?
Bir devlet bağımsızlığını geleceğe nasıl taşır?
ancak Bu sorulara cevap verildiğinde 9 Eylül bir tören günü olmaktan çıkar ve bir düşünce gününe dönüşür.
+++
YEDİ: 9 Eylül’den Türkiye’nin geleceğine: Stratejik dersler.
9 Eylül 1922’yi Türkiye’nin geleceği açısından analiz ettiğimizde ortaya birkaç temel sonuç çıkar.
Birinci ders: Bağımsızlık sürekli korunması gereken bir değerdir.
Bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınmış bir durum değildir.
İkinci ders: Askerî güç gereklidir fakat yeterli değildir.
Askerî başarı diplomasi, ekonomi, hukuk ve kurumlarla desteklenmelidir.
Üçüncü ders: Millî egemenlik kurumlarla yaşatılır.
TBMM’nin rolü, egemenliğin kurumsallaştırılmasının önemini göstermektedir.
Dördüncü ders: Ekonomik bağımsızlık siyasi bağımsızlığın tamamlayıcısıdır.
Bir ülke siyasi olarak bağımsız görünürken ekonomik olarak aşırı bağımlı hale gelirse stratejik hareket alanı daralabilir.
Beşinci ders: Eğitim geleceğin savunma hattıdır.
1922’de ülkenin toprakları savunuldu.
Bugün ise aynı ülkenin geleceğini bilgi, bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında savunmak gerekmektedir.
Altıncı ders: Toplumsal birlik stratejik güçtür.
Bir devletin en büyük gücü yalnızca ordusu değil, gerektiğinde ortak hedefler etrafında birleşebilen toplumudur.
Yedinci ders: Tarih siyasetin günlük aracı haline getirilmemelidir.
9 Eylül’ün anlamı, farklı siyasi görüşlerin üzerinde tutulması gereken ortak bir tarihsel hafızadır.
+++
Sonuç: 9 Eylül’den 21. yüzyıl Türkiye’si.
9 Eylül 1922’yi yalnızca İzmir’in kurtuluş tarihi olarak değerlendirmek, bu büyük tarihsel olayın anlamını daraltmak olur.
9 Eylül; işgalin sona ermesi, Millî Mücadele’nin askerî hedefinin gerçekleşmesi, TBMM’nin siyasal meşruiyetinin güçlenmesi, Türkiye’nin diplomatik pazarlık gücünün yükselmesi, Mudanya ve Lozan süreçlerinin önünün açılması ve nihayet Cumhuriyet’in kurulabileceği siyasal zeminin oluşması bakımından Türkiye tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir.
Fakat 9 Eylül’ün asıl anlamı geçmişte değil, gelecekte aranmalıdır.
Çünkü 1922’de kazanılan şey yalnızca bir şehir değildi.
Kazanılan, bir milletin kendi geleceğine kendisinin karar verme hakkıydı.
Bu nedenle 9 Eylül’ün bugünkü Türkiye’ye bıraktığı en önemli mesaj şudur: Bağımsızlık, yalnızca vatan toprağını savunmak değildir; milletin kendi geleceğini kendi iradesiyle belirleyebilmesidir.
1922’de bu irade savaş meydanında ortaya konuldu.
Bugün ise aynı iradenin; bilimde, eğitimde, ekonomide, teknolojide, hukukta, demokraside, kültürde ve toplumsal dayanışmada gösterilmesi gerekir. Çünkü bir ülkenin geleceği yalnızca kazandığı savaşlarla değil, kazandığı bağımsızlığı nasıl yaşattığıyla belirlenir.
9 Eylül bu nedenle yalnızca geçmişin zaferi değil, Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir sorumluluk tarihidir.
1922’nin nesli vatanı kurtardı.
Bugünün neslinin görevi ise o bağımsızlığı çağın şartları içinde daha güçlü, daha demokratik, daha bilimsel, daha üretken ve daha müreffeh bir Türkiye’ye dönüştürmektir.
İşte 9 Eylül’ün Türkiye’nin geleceği açısından gerçek anlamı budur.

Bu yazı toplam 135 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim