Bugün 10 Eylül 2026 Perşembe
  • Antalya25 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6738.27
    %-1.72
  • Dolar
    48.4873
    %-0.01
  • Euro
    56.4259
    %-0.04

GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ / KONUK YAZAR

OKULLAR AÇILIRKEN: HER ÇOCUK İÇİN EŞİT BİR GELECEK

10 Eylül 2026 Perşembe 21:55

Yeni bir eğitim-öğretim yılının heyecanı yeniden hayatımıza giriyor. Okul bahçeleri çocukların sesleriyle, sınıflar merakla sorulan sorularla, evler ise yeni bir dönemin telaşıyla dolacak. Kimi çocuk ilk kez okul sıralarında yerini alacak, kimi arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayacak, kimi ise büyümenin bir başka basamağına adım atacak.

Okulların açılması yalnızca ders kitaplarının dağıtılması, zilin yeniden çalması ya da yeni bir eğitim takviminin başlaması değildir. Okula dönüş; çocukların hayallerine, geleceğine ve topluma yeniden yatırım yapmak anlamına gelir.

Çünkü eğitim, yalnızca bilgi edinme süreci değil; çocuğun kendisini tanıdığı, özgüven kazandığı, farklılıklarla bir arada yaşamayı öğrendiği, haklarını ve sorumluluklarını keşfettiği önemli bir yaşam alanıdır.

Tam da bu nedenle yeni eğitim yılına başlarken hepimizin üzerinde düşünmesi gereken en önemli konu eğitimde fırsat eşitliği olmalıdır.

Her çocuğun nitelikli eğitime ulaşabildiği bir ülke hayal etmek zorunda değiliz. Bunun için çalışmak zorundayız.

Çünkü bir çocuğun hangi mahallede doğduğu, ailesinin ekonomik koşulları, anne ve babasının eğitim düzeyi ya da toplumsal cinsiyetinin onun geleceğini belirlememesi gerekir.

Özellikle kız çocuklarının eğitim hakkı, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bir kız çocuğunun okulda kalması; yalnızca onun bugünü açısından değil, yarının toplumu açısından da büyük bir kazanımdır. Eğitimli, özgüvenli, haklarını bilen ve ekonomik olarak güçlenebilen kadınlar; yalnızca kendi yaşamlarını değil, ailelerini ve içinde yaşadıkları toplumu da dönüştürürler.

Bu nedenle kız çocuklarının eğitimden kopmasına neden olan ekonomik, sosyal ve kültürel engellerle mücadele etmek; onları yalnızca okula göndermekle sınırlı olmayan, okulda kalmalarını ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlayan bütüncül politikalar geliştirmek zorundayız.

Bir başka önemli mesele de çocukların okulda yalnızca akademik başarılarıyla değerlendirilmemesidir.

Çocukların duyguları vardır. Kaygıları, korkuları, hayalleri, yetenekleri ve kendilerine özgü dünyaları vardır.

Bazen bir çocuğun matematikte aldığı nottan çok, “Bugün nasılsın?” sorusuna vereceği cevabı önemsemek gerekir.

Çocukların kendilerini güvende hissettiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, hata yapmaktan korkmadığı, akran zorbalığına ve her türlü şiddete karşı korunduğu okullar hepimizin ortak hedefi olmalıdır.

Burada ailelere de önemli bir sorumluluk düşüyor.

Çocuklarımızı yalnızca sınav sonuçları, notları ve başarıları üzerinden değerlendirmeyelim. Onları başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi potansiyellerini keşfetmeleri için destekleyelim. Başarının tek bir tanımı olmadığını, her çocuğun farklı bir yeteneği ve farklı bir hikâyesi olduğunu hatırlayalım.

Öğretmenlerimize de burada özel bir parantez açmak gerekiyor.

Bir öğretmenin çocuğun hayatında bıraktığı iz, çoğu zaman bir ders kitabında yazandan çok daha kalıcıdır. Öğretmenler yalnızca bilgi aktaran değil; çocukların dünyasına dokunan, onları cesaretlendiren, bazen fark edilmeyen bir yeteneği ortaya çıkaran ve geleceğe dair umut veren önemli rehberlerdir.

Bu nedenle eğitim sistemini konuşurken öğretmenlerin çalışma koşullarını, mesleki itibarını ve iyi oluşunu da konuşmak zorundayız.

Çünkü iyi eğitim, yalnızca iyi müfredatla değil; kendisini değerli hisseden, desteklenen ve güçlenen öğretmenlerle mümkündür.

Yeni eğitim yılına girerken bir başka dileğimiz de okullarımızın daha kapsayıcı olmasıdır.

Engelli çocuklarımızın, farklı sosyoekonomik koşullardan gelen çocukların, farklı kültürel geçmişlere sahip öğrencilerin ve her çocuğun kendisini okulun eşit ve değerli bir parçası olarak hissedebilmesi gerekiyor.

Çünkü eğitim hakkı, hiçbir çocuğun geride bırakılmayacağı kadar değerlidir.

Biz biliyoruz ki toplumsal dönüşüm çocuklukta başlar.

Kız çocuklarının güçlendiği, erkek çocuklarının eşitlik ve dayanışma kültürüyle büyüdüğü, çocukların şiddetten uzak ve güvenli ortamlarda eğitim alabildiği bir gelecek için hepimize görev düşüyor.

Okullar açılırken yalnızca çocuklarımızı sınıflara uğurlamayalım.

Onların hayallerine de sahip çıkalım.

Bir çocuğun “Ben de yapabilirim” diyebilmesine, bir kız çocuğunun “Benim de hayallerim var” diyebilmesine, bir öğrencinin kendisini değerli hissetmesine katkı sunalım.

Çünkü bugün okul sıralarında oturan çocuklar, yarının öğretmenleri, mühendisleri, sanatçıları, bilim insanları, yöneticileri, anneleri, babaları ve toplumun karar vericileri olacak.

Ve biz bugün onlara nasıl bir eğitim ortamı sunarsak, yarının toplumunu da büyük ölçüde öyle şekillendireceğiz.

Yeni eğitim-öğretim yılının tüm çocuklarımıza, öğretmenlerimize, velilerimize ve eğitim emekçilerine sağlık, başarı, huzur ve umut getirmesini diliyorum.

Her çocuğun eşit fırsatlara sahip olduğu, her kız çocuğunun hayallerinin peşinden özgürce gidebildiği, hiçbir çocuğun kendisini yalnız ve çaresiz hissetmediği bir eğitim yılı dileğiyle…

Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim