Bugün 06 Temmuz 2026 Pazartesi
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6265.47
    %-0.2
  • Dolar
    46.802
    %-0.11
  • Euro
    53.5755
    %-0.02

CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CEM ARÜV / KONUK YAZAR/ÇEVRENİN SESİ

ANTALYA LİMANI BÜYÜRKEN ANTALYA'NIN GELECEĞİNİ KAYBETMEYELİM

06 Temmuz 2026 Pazartesi 20:29

Kentler bazen bir kavşakta karar verirler. Verilen karar yalnızca bugünü değil, gelecek elli yılı belirler. Bugün Antalya'nın önünde duran en önemli konulardan biri de Antalya Limanı'nın geleceğidir.

Son günlerde liman yatırımları, işletme süreçleri ve 2028 sonrasına ilişkin senaryolar kamuoyunda daha fazla konuşulmaya başladı. Bu tartışmaları dikkatle izliyorum. Ancak üzülerek görüyorum ki konu çoğu zaman bir şirket üzerinden, bir ihale üzerinden veya günlük siyasi tartışmalar üzerinden değerlendiriliyor.

Oysa mesele bundan çok daha büyüktür.

Asıl soru şudur:

2050 yılında nasıl bir Antalya'da yaşamak istiyoruz?

Bu soruya cevap vermeden limanın geleceğini konuşamayız. Öncelikle bir gerçeği ortaya koymak isterim. Ben Antalya Limanı'nın gelişmesine karşı değilim. Bir limanın teknolojisini yenilemesi, verimliliğini artırması, çevreci uygulamalar geliştirmesi, kruvaziyer turizmine daha fazla hizmet vermesi elbette desteklenmelidir.

Karşı olduğum şey ise, Antalya'nın uzun vadeli şehir kimliğini göz ardı eden plansız büyüme anlayışıdır. Çünkü şehirler sadece yatırım alarak büyümez. Doğru yatırımlarla büyür. Yanlış planlanan yatırımlar ise onlarca yıl geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bugün Antalya Limanı'nın bulunduğu bölgeye dikkatlice baktığımızda önemli bir tablo görüyoruz.

Batısında Sarısu Mesire Alanı ve halkın yoğun kullandığı kıyılar bulunmaktadır. Doğusunda kamu kullanımındaki tesisler yer almaktadır. Kuzeybatısında stratejik kamu alanları bulunmaktadır. Kuzeyinde ise Antalya Serbest Bölgesi yer almaktadır. Üstelik bölgenin bazı kesimlerinde imar uygulamaları ve mülkiyet sorunları hâlen devam etmektedir. Bu fiziksel gerçek bize önemli bir soru sorduruyor.

Eğer liman gelecekte büyüyecekse, bu büyüme hangi alan üzerinden gerçekleşecektir?

İşte tam bu noktada Antalya'nın ortak aklını devreye sokması gerekir. Çünkü şehir planlaması yalnızca teknik hesaplarla yapılmaz. Kamu yararı, çevre, ulaşım, ekonomi ve sosyal yaşam birlikte değerlendirilir. Antalya'nın en büyük avantajı sanayi kenti olması değildir. Antalya'nın en büyük avantajı yaşam kalitesidir. Turizmidir. Doğasıdır. Kıyılarıdır. Tarihi mirasıdır. Tarımıdır. Akdeniz yaşam kültürüdür. Bütün dünya Antalya'yı bunun için tanımaktadır.

İşte bu nedenle Antalya Limanı'nı değerlendirirken de aynı bakış açısıyla hareket etmek zorundayız.

Bugün dünyanın gelişmiş liman kentlerine baktığımızda önemli bir değişim görüyoruz. Artık limanlar yalnızca yük taşımıyor. Kentle birlikte yaşıyor. Çevreye duyarlı teknolojiler kullanıyor. Kruvaziyer turizmini destekliyor. Şehir ekonomisini güçlendiriyor. Kamusal alanlarla uyum içinde gelişiyor. Bizim de hedefimiz bu olmalıdır.

Ancak Antalya'nın teknik gerçeklerini de görmezden gelemeyiz. Antalya Limanı'nın güçlü bir demiryolu bağlantısı bulunmamaktadır. Şehri besleyen yüksek kapasiteli lojistik koridorları da sınırlıdır. Bu nedenle limana gelen her ağır vasıta doğrudan şehir trafiğine yük oluşturmaktadır. Konyaaltı aksında oluşacak ilave tır trafiği yalnızca ulaşım problemi değildir. Turizm açısından da önemli bir risk oluşturur. Bir turist Antalya'yı konteyner vinçleri görmek için değil, denizi, doğası ve yaşam kalitesi için tercih eder. Bu nedenle yük taşımacılığı ile turizm arasında doğru denge kurulmalıdır.

Bir başka önemli konu ise Antalya Serbest Bölgesi'dir. Serbest Bölge yalnızca birkaç fabrikanın bulunduğu bir alan değildir. Burada yüksek katma değerli üretim yapılmaktadır. Yat sanayi gelişmektedir. İhracat gerçekleştirilmektedir. Binlerce insan çalışmaktadır. Dolayısıyla Antalya Serbest Bölgesi'nin geleceği ile Antalya Limanı'nın geleceği birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki unsur olarak ele alınmalıdır. Birinin büyümesi diğerinin küçülmesi anlamına gelmemelidir.

Aynı şekilde halkın kullandığı kıyılar da Antalya'nın ortak mirasıdır. Bugün alınacak kararlar yalnız bugünkü nesli değil, çocuklarımızı ve torunlarımızı da etkileyecektir. Kıyılar geri kazanılması en zor kamusal alanlardır. Bu nedenle kıyılar üzerindeki her karar büyük bir sorumlulukla alınmalıdır.

Önümüzde bir başka önemli süreç daha bulunmaktadır. 2028 yılı.

Liman işletmesine ilişkin hukuki süreçler ve yüksek yargı kararları nedeniyle bu tarihten sonrası yeni değerlendirmelere konu olacağı kamuoyuna medya yolu ile bildirilmektedir.

Ben bu sürecin tamamen şeffaf yürütülmesini savunuyorum. Üniversiteler konuşmalıdır. Meslek odaları konuşmalıdır. Sivil toplum konuşmalıdır. Yerel yönetimler konuşmalıdır. Merkezi idare konuşmalıdır. Şirketler de görüşlerini elbette açıklamalıdır. Ama en sonunda karar Antalya'nın ortak geleceği düşünülerek verilmelidir.

Bugün dünyada şehirler yatırım çekebilmek için yarışıyor. Doğrudur. Ancak artık yeni bir yarış daha var. Yaşanabilir şehir olabilme yarışı. İklim değişikliğine dirençli kent olabilme yarışı. Yeşil altyapıya sahip olabilme yarışı. Mavi ekonomi ile büyüyebilme yarışı. Akdeniz'in sürdürülebilir kentleri arasında yer alabilme yarışı. İşte Antalya'nın hedefi de bu olmalıdır.

Biz limanımızı büyütelim. Ama aynı zamanda kruvaziyer turizmimizi büyütelim. Yat limanlarımızı geliştirelim. Serbest Bölgemizi güçlendirelim. Yeşil lojistik yatırımlarını destekleyelim. Demiryolu bağlantısını konuşalım. Akıllı ulaşım sistemlerini planlayalım. Karbon emisyonlarını azaltacak çözümler üretelim. Çünkü gerçek kalkınma; betonun büyümesi değil, aklın büyümesidir.

Son sözüm şudur: Antalya Limanı elbette gelişsin. Yatırımcı yatırımını yapsın. Devlet stratejik kararlarını alsın. Ancak bunların tamamı yapılırken Antalya'nın kıyıları, yaşam kalitesi, turizm ekonomisi, Serbest Bölgesi ve kent kimliği ikinci plana itilmesin.

Bugün vereceğimiz kararlar, yarının Antalya'sını şekillendirecek. Ben limanın büyümesine karşı değilim. Ben, Antalya'nın küçülmesine karşıyım.

Bu yazı toplam 177 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim