Bugün 18 Mart 2026 Çarşamba
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6942.99
    %-2.32
  • Dolar
    44.2091
    %0
  • Euro
    51.0225
    %0.02

AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

AŞK YAKAR, SEVGİ ISITIR

18 Mart 2026 Çarşamba 20:10

İnsanlık tarihi boyunca üzerine en çok konuşulan, uğruna savaşlar verilip şiirler yazılan o iki kelime: Aşk ve Sevgi. Çoğu zaman birbirinin yerine kullansak da aslında biri ruhumuzu aniden saran bir fırtına, diğeri ise fırtınadan sonra sığındığımız o dingin limandır.

Aşkın Etimolojisi

"Aşk" kelimesinin kökenine indiğimizde, karşımıza çarpıcı bir metafor çıkar. Arapça kökenli olan bu kelime, bitkileri sarıp sarmalayan, bazen onları besleyen bazen de boğan sarmaşık anlamına gelir. Tıpkı bir sarmaşık gibi aşk da ruhumuzu kuşatır. Bu kuşatıcı doğa, bize hem bütünleşmenin sıcaklığını hem de kontrolsüzlüğün boğucu yanını aynı anda sunar.

Felsefenin ve Psikolojinin Merceğinden

Düşünce dünyasında aşk, tek bir tanımla yetinmez. Platon için aşk, maddi güzellikten (Eros) başlayıp ilahi olana (Agape) uzanan bir yükseliştir. Aristoteles ise onu daha rasyonel bir zemine, "ortak erdemlere dayalı bir dostluğa" oturtur.

Modern psikolojide ise Robert Sternberg, aşkı üç sacayağı üzerine kurar: Yakınlık, Tutku ve Bağlılık. Bu üç unsurun dengesi, ilişkinin kaderini belirler. Eğer sadece tutku varsa "delicesine", sadece bağlılık varsa "boş", üçü birden varsa "mükemmel" aşka ulaşırız. Ancak unutmamak gerekir ki aşk, Sartre'ın dediği gibi bir anlam arayışı, Camus ‘ye göre ise absürt hayata karşı bir dirençtir.

Aşk Yakar, Sevgi Isıtır

Aşk ve sevgi arasındaki o ince ama keskin çizgi, her şeyden önce süreklilikte kendini belli eder. Aşk, ruhumuzda fırtınalar koparan geçici bir heyecan dalgasıyken; sevgi, zamanla derinleşen ve kök salan sarsılmaz bir bağdır. Psikiyatrist Dr. Mehmet Zihni Sungur’un o meşhur tespitiyle; "Aşk bir görme kusurudur". Hayal ettiğimiz kişiyle karşımızdaki gerçek insan arasındaki farkı anlayana kadar süren bu büyü, bilimsel araştırmalara göre beyin kimyasında yaklaşık 12 ile 18 aylık bir ömre sahiptir.

Bu iki duygu arasındaki fark, ilişkideki dinamiklere bakıldığında daha da netleşir. Aşk, doğası gereği daha dürtüseldir; içinde kıskançlık, sahiplenme ve kontrol arzusunu barındırabilir. Oysa sevgi, karşılıklı saygı, hoşgörü ve olgunluk üzerine inşa edilen sakin bir limandır. Aşkın odağında "ben" ve "sen" arasındaki o çekim kuvveti ve bireysel arzular varken; sevgide artık "biz" olgusu ve ortak değerler ön plana çıkar. Belki de en kritik fark özgürlük alanımızda yatar: Aşk bazen suni bir birliktelik hissiyle kişiyi "ben" olmaktan vazgeçiren bir bağımlılığa sürükleyebilirken; sevgi, bireyin hem kendi özgünlüğünü koruyabildiği hem de bütünün parçası olabildiği o sağlıklı dengeyi, yani bağlılık içindeki özgürlüğü öğretir.

Sevme Sanatı ve Olgunluk

Erich Fromm'un vurguladığı gibi sevgi, sadece bir his değil, bir sanattır. Bu sanatı icra etmek için dört temel direğe ihtiyaç duyarız: İlgi, Sorumluluk, Saygı ve Bilgi. Sevdiğimiz kişinin bireyselliğine saygı duyup onu olduğu gibi kabul ettiğimizde, sevgi gerçek anlamına kavuşur.

Küllerin Altındaki Derinlik

Aşkın ateşi elbet bir gün küllenir. Ancak bu bir son değil, bir başlangıçtır. Küllenen ateş, yakıcı ateşten daha cömerttir çünkü bizi yakmadan ısıtır. Eğer duygularımız o dinginlikte bile devam ediyorsa, işte o zaman derinleşir ve gerçek bir bağa dönüşür.

Halil Cibran'ın dediği gibi: "Beraberliklerinizde boşluklar olsun. Aranıza cennetin rüzgarları girebilsin.". Bağımlı olmadan bağlı kalabilmek, sevginin en yüce halidir.

Aşk bir ihtiyaçtan doğabilir ama sevgi, o ihtiyacı aşan bir olgunluk ve şefkat halidir. Aşk egoyu beslerken, sevgi ruhu besler.

 

 

 

Bu yazı toplam 118 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim