Bugün 21 Şubat 2026 Cumartesi
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7182.12
    %0
  • Dolar
    43.8292
    %0
  • Euro
    51.7044
    %0

YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

ATTİLÂ İLHAN VE MÜDAFAA-İ HUKUK

20 Şubat 2026 Cuma 23:58

Tarih 2 Ağustos 2000. Prof. Dr. Çetin Yetkin beni odasına çağırıyor. “Attilâ İlhan’a dergi göndermiyor musun? Dört aydır Müdafaa-i Hukuk eline ulaşmıyormuş. Biraz önce telefon etti, sitem etti” diyor.
“Bütün Cumhuriyet yazarlarına gidecek dergileri bir paket yapıp, Deniz Som adına gönderiyorum. O dağıtıyor” diyorum.
“Demek ki eline ulaşmıyor. Hangileri eksikse onları sor ve bir kargo ile gönder.” diyor Çetin Yetkin.
Telefonla Attilâ İlhan’ı arıyorum. “Dergilerinizi diğer Cumhuriyet yazarları ile birlikte Deniz Som’a gönderiyorum. Sanırım size ulaştırmamış Hocam” diyorum.
“Bundan sonra Müdafaa-i Hukuk’ları yazdıracağım adrese gönderin” diyor Attilâ İlhan ve adresi yazdırıyor: Vişnezade Camii Yanı, No:2/ Esengül Apt. 80690 Maçka/İstanbul.
“Merak etmeyin Hocam. 15 Ağustos’ta Dünya Şairler Kurultayı’na katılmak üzere Yunanistan’a gideceğim. Bir gün önce İstanbul'da olacağım. Size ulaşmayan dergileri kendi elimle getireceğim.” diyerek gönlünü alıyorum.
*
15 Ağustos 2000 tarihinde Attila İlhan’ın bürosuna uğruyorum. Attilâ İlhan bir iş görüşmesi için dışarı çıkmak üzere. Müdafaa-i Hukuk’ları teslim ediyorum. 15 dakika kadar sohbet ediyoruz. Çekmecesinden çıkardığı bir dosyayı bana uzatıyor.
“Bunlar senin şiirlerin” diyor Attila İlhan. Şaşırıyorum! Okuması için her ay Müdafaa-i Hukuk dergileri arasına koyup gönderdiğim şiirleri bir dosya haline getirip bana teslim ediyordu.
“Şiirlerinin tamamını okudum diyordu Attilâ İlhan ve devam ediyordu: Kimi şiirlerinin kenarına çıktılar yaptım. Kimi dizelerinde küçük düzeltmeler. Dosyanın sonuna da küçük bir not düştüm. Dikkate alırsın, almazsın, o senin bileceğin iş” diyor.
Dosyayı alıp teşekkür ediyorum kendisine ve heyecanla dosyanın son yaprağını açıyorum.
“Dosyayı damıtmaya bırak, gözden geçir zaman zaman. Öldükten bir elli yıl sonraya kalacak dizeler var bu şiirlerde” notunu okuyorum.
“Önerilerinizi dikkate alacağım Hocam” diyorum. Heyecandan nabız atışlarımın damarlarımın çeperlerini dövdüğünü hissediyorum. Teşekkür edip izin istiyorum.
“Şu gördüğün dosyalar var ya ”diyor Attilâ İlhan; “Sağımdakiler TRT’de sansüre uğrayıp yayımlayamadıklarım, solumdakiler Cumhuriyet’te yayımlanmayanlar.
Tuncay Özkan’la anlaştım bundan sonra Kanal Türk’te programa başlıyorum. İstersen beraber gidebiliriz” diyor.

“Çok sevinirdim Hocam, ama Dünya Şairler Kurultayı’na katılmak üzere Yunanistanyolcusuyum. Vaktim çok daraldı. Affınıza ve hoşgörünüze sığınarak müsaadelerinizi istiyorum” diyerek ayrılıyorum.
*
Antalya’ya dönüşte dosyayı önüme koyuyorum ve Attila İlhan’ın şiirler üzerindeki düzeltilerini dikkate alarak yeniden yazıyorum. Dosyanın adını da Attilâ İlhan’ın önerdiği şekliyle ‘Sulu Boya Zamanlar’ koyuyorum.
Sulu Boya Zamanlar tam sekiz yıl damıtmada kalıyor. Yayımlamaktan korkuyorum. Öner Yağcı üstadım anımsar mı bilmiyorum? Bir etkinlik için ANSAN’ın davetlisi olarak Antalya’da. Etkinlik öncesi Ansan çay bahçesinde sohbet ederken yukardaki konuyu kendisine anlatıyorum. “Sekiz yıldır damıtmada, bu arada üç ayrı ödüle de
değer görülüyor. Yayımlamaktan korkuyorum” diyorum.
“Sekiz yıl çok uzun bir süre diyor Öner Yağcı, artık kitaplaşma zamanı gelmişte geçiyor” diyor. Yüreklendiriyor beni. Dosyayı Özgen Seçkin’e gönderiyorum. Damar Yayınları arasında kitaplaşıyor.
*
Adını Attilâ İlhan’nın koyduğu “Sulu Boya Zamanlar” adlı kitapta yer alan ve Attilâ İlhan’a yazdığım bir şiir.

ÖLÜMÜN ÇIPLAK POZUNU ÇEKMİŞ SOĞUKTU RÜZGÂR
“Yağmur kaçağı”na
1/
Denizle sevişmekten geliyor, ıslaktı rüzgâr!

Karışıktım çözüldüm.

Bulanıktım duruldum.

En iyi sular bilir dedim derinliği, ulaşmanın keyfine.

Sırtlanmış gidiyordu yolları özleyişler.

Çok gerisinde kalmıştı yürek depremleri ve anma törenleri..

Ta içi görünüyordu ölüm diye bilinen can yitimlerinin..

Dile dönüşme çabasında ufkumuzu ağartan tek kızıllık, o yürek zili.

Akışa yataklık eden sarnıçtan boşa çekiliyorsa kova,

hayattan gizlenmiş bir hazana başlanmıştır bil ki..
2/
Ateşi üflemekten geliyor, kavruktu rüzgâr.

Telaşlı, hızla akıyordu atlar nal çözümlemelerinden

sürü dışı bir nabız d/okunuyordu.

Bir kül tarihi savuruyordu kırbaç.

İzbe bir sokağın kankırmızıya boyanmış dehlizinde

asılı iskeleti ayak bileklerinden.

İçten içe buruk öfke acıtıyor içimi!

Misket oynarken akranları,

misket bombalarıyla savruluyor çocuklar!

Aaah Gazze! Ölümün kolay ülkesi..

ters-yüz edip, giyindiği yazgısında boğulan köhne diyar.

Zamana direnen kuşlar dönüyor.

Ceset torbalarından delil topluyor kanatları.

İncesazda ay ışığı idareli yanıyor.

İki bulut adası gözlerim kaldır başını!

Kaburgası çatlamış bir attır zaman.

Eğerinde nar ekşisi bir dünya.
3/
Lâl oldu bu yüzden dört yanım kudret ateşi!

Çadırından kovulmuş bir bedevi

ve kağıt toplayıcısı bir çingene düş çöplüğünde tıknefes!

Ölümün çıplak pozunu çekmiş soğuktu rüzgâr…

* Yağmur Kaçağı, Attilâ İlhan'ın kitabı

Bu yazı toplam 126 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim