- IMKB
% - Altın
6565.64
%-0.44 - Dolar
49.5641
%0.03 - Euro
55.6173
%0.07
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:16 - KANYONDA KAYBOLAN İHH GÖNÜLLÜLERİ KURTARILDI
- 01:06 - DAVA DOLANDIRICILIĞINA 3 GÖZALTI
- 00:40 - ANSET İDDİANAMESİNDE 359 MİLYON LİRALIK HARCAMA MERCEK ALTINDA
- 00:18 - ATSO'DA MAVİ 74, KIRMIZI 30 MECLİS ÜYESİ KAZANDI
- 00:13 - ATHENA SÖYLEDİ, ÜNİVERSİTELİLER EŞLİK ETTİ
- 23:23 - ANTALYA’DA TEFECİLİK VE ŞANTAJ OPERASYONUNDA 6 TUTUKLAMA
- 23:03 - YAZILI KANYON’DA UMUTLU BEKLEYİŞ MUTLU SONLA BİTTİ
- 22:38 - YAZILI KANYON’DA MAHSUR KALAN 10 KİŞİ KURTARILDI
- 21:38 - DAVAYI KARARA BAĞLAMA VAADİYLE VATANDAŞLARI 1 MİLYON 829 BİN LİRALIK DOLANDIRAN SAHTE BAŞSAVCI VEKİLİ İLE 2 KİŞİ YAKALANDI
- 21:03 - DOÇ. DR. SEDA ARSLAN: "ANATOMİ BİLİMİ, YAPAY ZEKA ÇAĞINDA YENİ BİR BOYUT KAZANIYOR"
- 20:33 - MERSİN’DE 79 VE 28 YIL HAPİS CEZASIYLA ARANAN 2 HÜKÜMLÜ YAKALANDI
- 20:28 - OTOMOBİL PARK HALİNDEKİ ARAÇLARA VE YAYAYA ÇARPTI
- 20:03 - ADANA’DA 16 YAŞINDAKİ ÇOCUK İŞ YERİNDE BAŞINDAN VURULDU
- 19:44 - FUHUŞ SORUŞTURMASINDA 15 GÖZALTI
- 19:28 - ÇUKUROVA BELEDİYESİNE YÖNELİK SORUŞTURMADA "ATM MEMURLARI" VE TUFANBEYLİ BELEDİYE BAŞKANININ KIZI GÖZALTINA ALINDI
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLAR
Bilim insanı fizikçi Richard Feynman çiçekler için şöyle diyor:
‘’Ressam bir arkadaşım var ve bazen pek katılmadığım görüşleri oluyor. Bir çiçeği koparıp "Bak ne kadar güzel" diyor ve ben de katılıyorum. Sonra ‘Ben, bir sanatçı olarak bunun ne kadar güzel olduğunu görebiliyorum ama sen bir bilim insanı olarak bunu parçalara ayırıyorsun ve çiçek sıkıcı bir şey hâline geliyor" diyor ve bu bence biraz tuhaf. Her şeyden önce, onun gördüğü güzelliğin diğer insanlar için de, hatta benim için de geçerli olduğuna inanıyorum. Estetik açıdan onun kadar incelikli olmasam da... Bir çiçeğin güzelliğini takdir edebiliyorum. Aynı zamanda, çiçek hakkında onun gördüğünden çok daha fazlasını görüyorum. İçindeki hücreleri, karmaşık süreçleri hayal edebiliyorum ki bunların da bir güzelliği var. Yani güzellik sadece bu boyutta, bir santimetrede değil; daha küçük boyutlarda, iç yapıda, süreçlerde de var. Çiçeğin renklerinin böcekleri tozlaşmaya çekmek için evrimleşmiş olması ilginç; bu, böceklerin rengi görebildiği anlamına geliyor. Bu, şu soruyu da beraberinde getiriyor: bu estetik duygu daha alt formlarda da mevcut mu? Neden estetik? Bilimsel bilginin bir çiçeğin heyecanına, gizemine ve hayranlığına sadece katkıda bulunduğu bir ilginç soru. Sadece katkıda bulunuyor. Nasıl eksiltir, azaltır anlamını, anlamıyorum.’’
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yokuşu çıkıp da köşeyi döndüğümde ikinci evimi hemen tanırım. Gözüm sokağın solundaki çiçekli balkona ilişir. Sonra sardunyalar, karanfillerden başkasını görmez olurum. İkinci evimden anne baba evime dönerken de eş anlamlı bir balkon retinamı kavrar. İki kadın da balkonları sever sever de esas tutkun oldukları çiçekli olanlardır. Evlerinin kutsal misafirleri yaz sonraları evin misafir odasına çekilir: sadece misafirlere açılan, her zaman temiz tutulan, kenarı oyalı ya da dantelli elbiseler giydirilmiş kanepe ve koltuklar, tek toz zerresi kalmayıncaya dek toz bezi ile ovulan masa ve sehpaların olduğu odaya. Kış güneşinde solmuş, açık sarı yapraklarının, taç yapraklarının saksı toprağına düşmesi beklenir, incitmeyeyim hürmetiyle. Kentlerde kadınlar fısıldar, çiçekler dinler; yaşadıklarını, hissettiklerini, üzüldüklerini, sevindiklerini çiçeklere dökerler. O esnada köylerde kadınlar tezgâhlarda halı ve kilimlerine çiçek motifleri dokurlar, dokudukları söze dökemedikleridir. Kentte toprağa düşenleri ölümsüzleştirirler.
Günümüz hız dünyasındaki telaşe toplumu, parklara, refüjlere, apartman önlerindeki bahçelere ekilmiş çiçekleri, çiçekli çiçeksiz bodur ya da bulutları kovalayan ağaçları algılamadan yollarına hızla devam eder. Bu bir renk karmaşası gibi görünebilir onlara. Halbuki bu renk zenginliği birbiriyle iletişim hâlindedir; sadece komşu bitkilerle değil böcekler ya da diğer hayvanlarla bilgi paylaşımını ömürleri boyunca devam ettirirler ama bizler hiç farkında olmayız. O sırada çiçek tarhlarından birindeki çiçek taç yaprakları aracılığıyla kendini kemirmeye yeltenmiş bir böceği işitmiş ve hemen savunma kimyasallarının üretimini arttırıp böceği geri püskürtmüştür bile. Belki bununla da yetinmeyip kendi türdeşleriyle dayanışma içinde olduğundan ‘’Hey, beni yiyorlar, savunun kendinizi !’’ dercesine, hava yoluyla diğerlerine çoktan kimyasal sinyaller göndermiştir. Böylece bu uyarı sinyali komşularının da fotokimyasal üretimini tetiklemiş olur. Bir çiğdem, uçan bir arının kanatlarının sesini duymuş ve sadece üç dakika içinde normalden %20 daha fazla ve daha tatlı nektar salgılamıştır. Çiçek yapraklarının, insan kulağına benzer bir tür işitsel duyu organı görevi görmesinin yanı sıra son yüzyılda bilim insanları, bitkilerin çevrelerindeki karmaşık koşulları izlemek için kullanılan en az yirmi farklı duyuya sahip olduğunu keşfetti. İtalyan botanikçi ve yazar Stefano Mancuso'ya göre, bitkilerin bizim beş duyumuza kabaca karşılık gelen duyuları olmakla birlikte, nemi ölçmek, yerçekimini ve elektromanyetik alanları algılamak gibi işlevleri yerine getirebilen ek duyuları da var.
Mancuso ve gazeteci Alessandro Viola birlikte yazdıkları kitaplarında şöyle diyor: "Bir bitkinin yaptığı her seçim bir hesaplamaya dayanır. Sorunu çözmek için gereken en küçük kaynak miktarı nedir?" Başka bir deyişle, bitkiler sadece tehditlere veya gelişen diğer olaylara tepki vermekle kalmaz aynı zamanda neye ne kadar tepki vereceklerine de karar verirler. Bilim insanları, köklerin rastgele hareket etmediğini, aksine su almak, rekabetten kaçınmak ve kimyasalları toplamak için en iyi pozisyonu arayıp seçtiğini de gözlemledi. Bazı durumlarda, kökler bir engele çarpmadan önce yön değiştirir; bu da bitkilerin birçok duyu organı aracılığıyla bir engeli ‘görebildiklerini’ gösterir.’’
Kanada’da Simon Gilroy’un laboratuarında, glutamat çözeltisine batırılmış bir cımbızla floresan bir maddeyle aşılanmış arabidopsis yaprağının ortasındaki damara dokunulduğunda bilgi, damardan bitkinin en uç noktalarına kadar yayılıyor. Mikroskoba bağlı ekranda neon bir tabelaya benzer bir aridopsis beliriyor. Böylece bizdeki sinir sistemine benzer bir yol ağına sahip olduğunu öğreniyoruz. Bitki zekâsı üzerine araştırmalar yapan ekolojist Monica Gagliano’nun yaptığı deneyde ise küstümotu ilk kez yere düşürüldüğünde kendini tehlikelerden koruma amacıyla yapraklarını kapatıyor, deneyin tekrarlarında da aynı savunma mekanizmasını harekete geçiriyor ama kısa bir süre sonra bu düşüşün kendisi için tehlikeli olmadığını öğrenip yapraklarını kapamayı artık aklının ucundan bile geçirmiyor; ez cümle öğreniyor, anımsıyor, adapte oluyor.
Zekâyı, deneyimlerden öğrenme, karmaşık kavramları anlama, mantık kullanma ve yeni durumlara uyum sağlama yeteneği olarak tanımlayan insan bitkilere dair bilimin elde ettiği veriler karşısında bir kez daha durup derinlemesine düşünmeli! Bitkiler öğreniyor, hatırlıyor, karar veriyor, deneyim yoluyla elde ettikleri bilgiyi depoluyor, değişen ortama uyum sağlıyor. Üstüne üstlük diğer türdeşleriyle deneyim ve bilgilerini toprak ve hava aracılığıyla paylaşıyor ama insanlardakine benzer bir beyin ve nöronlardan oluşan bir sinir sistemine sahip değil. Zekâ sadece nöronlar ve bir beyin aracılığıyla mı inşa edilir sorusunu irdelememizi gerektiriyor araştırmalar. Edinburgh Üniversitesi'nde biyolojik bilimler profesörü Anthony Trewavas'ın bitkilerin bu özelliklerinin akılsız bir ustalık" olduğu görüşünü savunmak artık söz konusu değil. Soruya bir soruyla cevap vermek gerekir diye düşünüyorum. İnsanın evrenin merkezinde olduğunu kabul eden genel görüş dolayısıyla hatırlama ve öğrenme mekanizmasının insan türüne ait üstünlüğünü bir kez daha onaylayıp ilerleyen bilimin gerisinde mi kalacağız yoksa nörolojik olmayan düşünme biçimlerinin de olduğunu görmeye, anlamaya, araştırmaya devam mı edeceğiz? Bitkiler, bir şey veya birinin yüzeysel olarak bize benzemediği ezberini bozuyor. Onlar aslında sandığımızdan daha çok ortak noktamız olabileceğini hatırlatan harika birer örnek. Sandığımızdan çok daha zekiler; bu yüzden bir dahaki sefere bir çiçek gördüğümde, gördüğümü zihnime işlemek ve onun bu dünyada hayatta kalmasına ve gelişmesine yardımcı olan görünmeyen tüm güçleri takdir etmek için vakit ayıracağım. Georgia O’Keeffe resimleriyle Neruda şiirleriyle teşekkür etmişler, ben de teşekkürü bir borç bilirim.
Çiçeğe Övgü
Yoksulların çiçekleri
yoksul pencerelerde,
yoksul güneşin yaprakları
yıkılan yoksulluğun evlerinde.
Görüyorum,
çiçek, saçları,
satenden parlak göğsü,
sevimliliğiyle
dükkânlarda nasıl da parlıyor.
Görüyorum
oradan renk, ipeksi ışık,
turgor basıncıyla
altından bir buket,
şafağın mor yaprağıyla
gülün yanan sapıyla,
giysili ya da çıplak
zenginlerin evine girmeye
hazırlanıyor.
Coğrafya armağanlarıyla dolup taştı,
okyanus
bir yol oldu,
dünya enlemleri birbirine karıştı,
böylece uzaklardaki çiçek
kendi ateşiyle yelken açtı
ve böylece kapınıza ulaştı,
orada aceleci bir el
onu geri aldı: “Sen
fakir bir adamın çiçeği değilsin,” dedi,
“sıra sende, çiçek,
balmumuyla kaplı odanın ortasında
parlamak için,
o karanlık sokağa inme sakın,
bizim neşe tekelimize katıl.”
Ve sokaklarda yürüyorum öylece
pencerelere bakarak,
sardunyadan
düşen kızıl renk
orada şarkı söylüyor, yoksul hayatların ortasında,
bir karanfilin
kağıttan ve parfümden okunu yükselttiği
kırık camların yanında,
ya da bir zambağın
manastırını terk edip
yoksulluk içinde yaşamaya geldiği yerlerde.
Ey çiçek, seni kınamıyorum,
girdap gibi dönen ihtişamın uzun boylu çiçeği,
dünyanın güzelliğinle yükselttiği şimşeği
zenginlerin evine
taşıma hakkını inkâr etmiyorum.
Eminim,
yarın
insanlığın tüm konutlarında açacaksın.
Karanlık sokaklardan korkmayacaksın,
yeryüzünde de
baharın giremeyeceği hiçbir karanlık in bırakmayacaksın.
Çiçek, seni suçlamıyorum,
eminim söylediklerimden
ve sen de açman gereken her yerde, her pencerede,
açabilesin diye,
çiçek,
bundan böyle mücadele ediyor ve şarkı söylüyorum,
herkes için,
böyle basit bir şekilde,
herkes için,
çünkü ben yarının çiçeklerini dağıtıyorum.
Pablo Neruda
Şiir çevirisi: Bahar Uysal Hamaloglu

İlüstrasyon: Lucy Murray Willis
İNDİRİM ALGISINA DEĞİL, GERÇEK FİYATA BAKIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
TUNUS’TAN DÜN DÖNDÜMMERAL KILINÇ
BENİM NEYİM EKSİK?VEDAT GÜRHAN
YABAN DOMUZLARI NASIL YAKALANIR?AHMET DİKİCİ
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-10NİZAMETTİN ŞEN
EKOLOJİK ANAYASA: HENÜZ DOĞMAMIŞ ÇOCUKLARIN DA BU ÜLKEDE HAKKI VARCEM ARÜV
BİRAZ DA İYİ ŞEYLER İZLEMEK İSTİYORUZŞAFAK ÇELİK
BAZI İNSANLAR İŞ YAPAR, BAZILARI YOL AÇARERDOĞAN KAHYA
'DÜŞMAN YOLLARI KESTİ'BEKİR BÜLENT ÖZSOY
KAVGA DEĞİL HİZMET: BERKAY BAHAR'IN ANFAŞ ÖNÜNDEKİ OLGUNLUK DERSİSÜLEYMAN EKİN
TESTİ KIRILMADAN ÖNCE !..AHMET İLBARS
GALİBİYET ALDATMASIN!KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİKPROF DR RAMAZAN DEMİR
KADIN DİYALEKTİĞİIŞIK YARGIN
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 1YUNUS YAŞAR
VİTRİNE ÇIKMAKOYA ÖZGÜR
DİJİTAL KAPİTÜLASYON: BU KANUN KİMİN İÇİN HAZIRLANIYOR?TUGAY TOYDEMİR
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-6GAZANFER ERYÜKSEL
YENİ PARTİ UMUT OLABİLİR Mİ?EŞREF URAL
MAKAMIN BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİL, İNSANIN AĞIRLIĞIMELTEM YUVARLAK
BİR ÇOCUK NEDEN OKULA GİTMEK İSTEMEZ?PINAR TEYİN
ANTİK ZEYTİNYAĞI ÜRETİM KÖYÜ: LYRBOTON KOMEBİHTER GÖRDÜ
BAŞARIYA GİDEN YOLALYA ŞAHİN
MEDRESE: ZEKÂNIN ZİRVESİ, AKLIN İSE TATİLİTARIK ÇELENK
DÖŞEMEALTI HALILARININ HİKAYESİ CUMHURİYET MEYDANI'NDA
ÖZDEMİR'DEN ALTINTAŞ AÇIKLAMASI
XIX. VERONA AVRASYA EKONOMİK FORUMU İSTANBUL’DA DÜZENLENİYOR
SELİN YARATTIĞI OLUMSUZLUKLAR GİDERİLMEYE ÇALIŞILIYOR
EYLÜL'DE ANTALYA HAVALİMANI'NDA 5 MİLYON YOLCUYA HİZMET VERİLDİ
BERKAY BAHAR'DAN 'ATSO PAZAR' YAKLAŞIMI
KALEİÇİ OLD TOWN FESTİVALİ SONA ERDİ
NEVADA COFFEE ANTALYA’DAKİ İLK MAĞAZASINI AÇTI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





