- IMKB
% - Altın
6513.27
%4.52 - Dolar
47.5705
%0.08 - Euro
54.9657
%0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:15 - ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
- 18:08 - KEMER BELEDİYESİ AĞUSTOS AYI MECLİS TOPLANTISINDA ARAÇ FİLOSUNUN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK KARARLAR ALINDI
- 18:03 - SEFERLERİ DURDURULAN NOSTALJİ TRAMVAYINA YANICI MADDE ATILDI: O ANLAR KAMERADA
- 17:33 - FIVB PLAJ VOLEYBOLU ANTRENÖRLÜK KURSU ALANYA’DA BAŞLADI
- 17:23 - ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL UZUN METRAJ JÜRİ BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DERVİŞ ZAİM YAPACAK
- 16:53 - JANDARMADAN YAYLACILARA DOLANDIRICILIK UYARISI
- 16:13 - HAVA SICAKLIĞININ 34 DERECE ÖLÇÜLDÜĞÜ ANTALYA’DA DENİZ SUYU SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ
- 15:58 - ARAP YARIMADASI İLE TİCARETTE KAVŞAK NOKTA OLAN CİLVEGÖZÜ’NDEN GÜNDE BİN 500 TIR GİRİŞ-ÇIKIŞ YAPIYOR
- 15:24 - MURATPAŞA ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNİ CİMNASTİKLE DESTEKLİYOR
- 15:18 - MTSO BAŞKANI ÇAKIR: "KİLİKYA YOLU, MERSİN’İN TURİZMDE YENİ KALKINMA ROTASI OLACAK"
- 15:03 - 'ALDATMA' İDDİASINI ADLİ TIP ÇÜRÜTTÜ
- 14:58 - PARK KAVGASINDA KOMŞULARINI BIÇAKLAYAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 14:53 - ALANYA’DA İNŞAATIN ÇATI KATINDAN DÜŞEN İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 14:53 - ALANYA İSKELESİ’NDE YENİ DÖNEMİ BAŞLATAN PROTOKOL İMZALANDI
- 14:48 - OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI: 4 YARALI
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLAR
Bilim insanı fizikçi Richard Feynman çiçekler için şöyle diyor:
‘’Ressam bir arkadaşım var ve bazen pek katılmadığım görüşleri oluyor. Bir çiçeği koparıp "Bak ne kadar güzel" diyor ve ben de katılıyorum. Sonra ‘Ben, bir sanatçı olarak bunun ne kadar güzel olduğunu görebiliyorum ama sen bir bilim insanı olarak bunu parçalara ayırıyorsun ve çiçek sıkıcı bir şey hâline geliyor" diyor ve bu bence biraz tuhaf. Her şeyden önce, onun gördüğü güzelliğin diğer insanlar için de, hatta benim için de geçerli olduğuna inanıyorum. Estetik açıdan onun kadar incelikli olmasam da... Bir çiçeğin güzelliğini takdir edebiliyorum. Aynı zamanda, çiçek hakkında onun gördüğünden çok daha fazlasını görüyorum. İçindeki hücreleri, karmaşık süreçleri hayal edebiliyorum ki bunların da bir güzelliği var. Yani güzellik sadece bu boyutta, bir santimetrede değil; daha küçük boyutlarda, iç yapıda, süreçlerde de var. Çiçeğin renklerinin böcekleri tozlaşmaya çekmek için evrimleşmiş olması ilginç; bu, böceklerin rengi görebildiği anlamına geliyor. Bu, şu soruyu da beraberinde getiriyor: bu estetik duygu daha alt formlarda da mevcut mu? Neden estetik? Bilimsel bilginin bir çiçeğin heyecanına, gizemine ve hayranlığına sadece katkıda bulunduğu bir ilginç soru. Sadece katkıda bulunuyor. Nasıl eksiltir, azaltır anlamını, anlamıyorum.’’
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yokuşu çıkıp da köşeyi döndüğümde ikinci evimi hemen tanırım. Gözüm sokağın solundaki çiçekli balkona ilişir. Sonra sardunyalar, karanfillerden başkasını görmez olurum. İkinci evimden anne baba evime dönerken de eş anlamlı bir balkon retinamı kavrar. İki kadın da balkonları sever sever de esas tutkun oldukları çiçekli olanlardır. Evlerinin kutsal misafirleri yaz sonraları evin misafir odasına çekilir: sadece misafirlere açılan, her zaman temiz tutulan, kenarı oyalı ya da dantelli elbiseler giydirilmiş kanepe ve koltuklar, tek toz zerresi kalmayıncaya dek toz bezi ile ovulan masa ve sehpaların olduğu odaya. Kış güneşinde solmuş, açık sarı yapraklarının, taç yapraklarının saksı toprağına düşmesi beklenir, incitmeyeyim hürmetiyle. Kentlerde kadınlar fısıldar, çiçekler dinler; yaşadıklarını, hissettiklerini, üzüldüklerini, sevindiklerini çiçeklere dökerler. O esnada köylerde kadınlar tezgâhlarda halı ve kilimlerine çiçek motifleri dokurlar, dokudukları söze dökemedikleridir. Kentte toprağa düşenleri ölümsüzleştirirler.
Günümüz hız dünyasındaki telaşe toplumu, parklara, refüjlere, apartman önlerindeki bahçelere ekilmiş çiçekleri, çiçekli çiçeksiz bodur ya da bulutları kovalayan ağaçları algılamadan yollarına hızla devam eder. Bu bir renk karmaşası gibi görünebilir onlara. Halbuki bu renk zenginliği birbiriyle iletişim hâlindedir; sadece komşu bitkilerle değil böcekler ya da diğer hayvanlarla bilgi paylaşımını ömürleri boyunca devam ettirirler ama bizler hiç farkında olmayız. O sırada çiçek tarhlarından birindeki çiçek taç yaprakları aracılığıyla kendini kemirmeye yeltenmiş bir böceği işitmiş ve hemen savunma kimyasallarının üretimini arttırıp böceği geri püskürtmüştür bile. Belki bununla da yetinmeyip kendi türdeşleriyle dayanışma içinde olduğundan ‘’Hey, beni yiyorlar, savunun kendinizi !’’ dercesine, hava yoluyla diğerlerine çoktan kimyasal sinyaller göndermiştir. Böylece bu uyarı sinyali komşularının da fotokimyasal üretimini tetiklemiş olur. Bir çiğdem, uçan bir arının kanatlarının sesini duymuş ve sadece üç dakika içinde normalden %20 daha fazla ve daha tatlı nektar salgılamıştır. Çiçek yapraklarının, insan kulağına benzer bir tür işitsel duyu organı görevi görmesinin yanı sıra son yüzyılda bilim insanları, bitkilerin çevrelerindeki karmaşık koşulları izlemek için kullanılan en az yirmi farklı duyuya sahip olduğunu keşfetti. İtalyan botanikçi ve yazar Stefano Mancuso'ya göre, bitkilerin bizim beş duyumuza kabaca karşılık gelen duyuları olmakla birlikte, nemi ölçmek, yerçekimini ve elektromanyetik alanları algılamak gibi işlevleri yerine getirebilen ek duyuları da var.
Mancuso ve gazeteci Alessandro Viola birlikte yazdıkları kitaplarında şöyle diyor: "Bir bitkinin yaptığı her seçim bir hesaplamaya dayanır. Sorunu çözmek için gereken en küçük kaynak miktarı nedir?" Başka bir deyişle, bitkiler sadece tehditlere veya gelişen diğer olaylara tepki vermekle kalmaz aynı zamanda neye ne kadar tepki vereceklerine de karar verirler. Bilim insanları, köklerin rastgele hareket etmediğini, aksine su almak, rekabetten kaçınmak ve kimyasalları toplamak için en iyi pozisyonu arayıp seçtiğini de gözlemledi. Bazı durumlarda, kökler bir engele çarpmadan önce yön değiştirir; bu da bitkilerin birçok duyu organı aracılığıyla bir engeli ‘görebildiklerini’ gösterir.’’
Kanada’da Simon Gilroy’un laboratuarında, glutamat çözeltisine batırılmış bir cımbızla floresan bir maddeyle aşılanmış arabidopsis yaprağının ortasındaki damara dokunulduğunda bilgi, damardan bitkinin en uç noktalarına kadar yayılıyor. Mikroskoba bağlı ekranda neon bir tabelaya benzer bir aridopsis beliriyor. Böylece bizdeki sinir sistemine benzer bir yol ağına sahip olduğunu öğreniyoruz. Bitki zekâsı üzerine araştırmalar yapan ekolojist Monica Gagliano’nun yaptığı deneyde ise küstümotu ilk kez yere düşürüldüğünde kendini tehlikelerden koruma amacıyla yapraklarını kapatıyor, deneyin tekrarlarında da aynı savunma mekanizmasını harekete geçiriyor ama kısa bir süre sonra bu düşüşün kendisi için tehlikeli olmadığını öğrenip yapraklarını kapamayı artık aklının ucundan bile geçirmiyor; ez cümle öğreniyor, anımsıyor, adapte oluyor.
Zekâyı, deneyimlerden öğrenme, karmaşık kavramları anlama, mantık kullanma ve yeni durumlara uyum sağlama yeteneği olarak tanımlayan insan bitkilere dair bilimin elde ettiği veriler karşısında bir kez daha durup derinlemesine düşünmeli! Bitkiler öğreniyor, hatırlıyor, karar veriyor, deneyim yoluyla elde ettikleri bilgiyi depoluyor, değişen ortama uyum sağlıyor. Üstüne üstlük diğer türdeşleriyle deneyim ve bilgilerini toprak ve hava aracılığıyla paylaşıyor ama insanlardakine benzer bir beyin ve nöronlardan oluşan bir sinir sistemine sahip değil. Zekâ sadece nöronlar ve bir beyin aracılığıyla mı inşa edilir sorusunu irdelememizi gerektiriyor araştırmalar. Edinburgh Üniversitesi'nde biyolojik bilimler profesörü Anthony Trewavas'ın bitkilerin bu özelliklerinin akılsız bir ustalık" olduğu görüşünü savunmak artık söz konusu değil. Soruya bir soruyla cevap vermek gerekir diye düşünüyorum. İnsanın evrenin merkezinde olduğunu kabul eden genel görüş dolayısıyla hatırlama ve öğrenme mekanizmasının insan türüne ait üstünlüğünü bir kez daha onaylayıp ilerleyen bilimin gerisinde mi kalacağız yoksa nörolojik olmayan düşünme biçimlerinin de olduğunu görmeye, anlamaya, araştırmaya devam mı edeceğiz? Bitkiler, bir şey veya birinin yüzeysel olarak bize benzemediği ezberini bozuyor. Onlar aslında sandığımızdan daha çok ortak noktamız olabileceğini hatırlatan harika birer örnek. Sandığımızdan çok daha zekiler; bu yüzden bir dahaki sefere bir çiçek gördüğümde, gördüğümü zihnime işlemek ve onun bu dünyada hayatta kalmasına ve gelişmesine yardımcı olan görünmeyen tüm güçleri takdir etmek için vakit ayıracağım. Georgia O’Keeffe resimleriyle Neruda şiirleriyle teşekkür etmişler, ben de teşekkürü bir borç bilirim.
Çiçeğe Övgü
Yoksulların çiçekleri
yoksul pencerelerde,
yoksul güneşin yaprakları
yıkılan yoksulluğun evlerinde.
Görüyorum,
çiçek, saçları,
satenden parlak göğsü,
sevimliliğiyle
dükkânlarda nasıl da parlıyor.
Görüyorum
oradan renk, ipeksi ışık,
turgor basıncıyla
altından bir buket,
şafağın mor yaprağıyla
gülün yanan sapıyla,
giysili ya da çıplak
zenginlerin evine girmeye
hazırlanıyor.
Coğrafya armağanlarıyla dolup taştı,
okyanus
bir yol oldu,
dünya enlemleri birbirine karıştı,
böylece uzaklardaki çiçek
kendi ateşiyle yelken açtı
ve böylece kapınıza ulaştı,
orada aceleci bir el
onu geri aldı: “Sen
fakir bir adamın çiçeği değilsin,” dedi,
“sıra sende, çiçek,
balmumuyla kaplı odanın ortasında
parlamak için,
o karanlık sokağa inme sakın,
bizim neşe tekelimize katıl.”
Ve sokaklarda yürüyorum öylece
pencerelere bakarak,
sardunyadan
düşen kızıl renk
orada şarkı söylüyor, yoksul hayatların ortasında,
bir karanfilin
kağıttan ve parfümden okunu yükselttiği
kırık camların yanında,
ya da bir zambağın
manastırını terk edip
yoksulluk içinde yaşamaya geldiği yerlerde.
Ey çiçek, seni kınamıyorum,
girdap gibi dönen ihtişamın uzun boylu çiçeği,
dünyanın güzelliğinle yükselttiği şimşeği
zenginlerin evine
taşıma hakkını inkâr etmiyorum.
Eminim,
yarın
insanlığın tüm konutlarında açacaksın.
Karanlık sokaklardan korkmayacaksın,
yeryüzünde de
baharın giremeyeceği hiçbir karanlık in bırakmayacaksın.
Çiçek, seni suçlamıyorum,
eminim söylediklerimden
ve sen de açman gereken her yerde, her pencerede,
açabilesin diye,
çiçek,
bundan böyle mücadele ediyor ve şarkı söylüyorum,
herkes için,
böyle basit bir şekilde,
herkes için,
çünkü ben yarının çiçeklerini dağıtıyorum.
Pablo Neruda
Şiir çevirisi: Bahar Uysal Hamaloglu

İlüstrasyon: Lucy Murray Willis
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
OTLUK YANGININDA 100 DÖNÜM ZARAR GÖRDÜ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






