Bugün 07 Haziran 2026 Pazar
  • Antalya31 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6408.33
    %0
  • Dolar
    45.9704
    %0
  • Euro
    53.01
    %0

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

YENİ BİR PARTİ?

07 Haziran 2026 Pazar 13:16

Kabul edelim ki çok konuşulmasa da ülkenin açığa çıkmayı bekleyen gizli siyasi gündemi yeni bir partidir. Yeni bir parti, ülkenin tıkanmış, yerli ve gergin Türk tipi siyasetinde yeni bir doğum ya da yeni bir umut mu olacak, bu henüz müphem. Ancak bunun gerçekten bir umut veya yeni bir başlangıç olup olmayacağı, canlı muhalefeti ehlileştirmek isteyenlerin değil; bu baskıya ve zorluğa maruz kalan aktörlerin performansına bağlı gözüküyor.

Ülkenin artık mevcut siyasetin ötesinde, yeni bir anlayışa ve nitelikli temsil yeteneğine sahip bir siyasi harekete ihtiyacı var. Bu boşluğu CHP’den koparılan ve bugün toplumsal rüzgârı arkasına alan Özgür Özel–Ekrem İmamoğlu ekibi mi dolduracak, merkez sağdan yeni bir oluşum mu çıkacak, yoksa hiçbiri mi? Ne yazık ki bugün için en güçlü ihtimal sonuncusu gibi görünüyor.

Öte yandan bu boşluğun doldurulamaması, Özel–İmamoğlu ekibinin kurabileceği yeni bir siyasi hareketin iktidara gelemeyeceği anlamına da gelmemekte. Bu durum daha çok mevcut rantçı siyaset zihniyetinin değişemeyeceği anlamını taşımakta.

İmamoğlu’nun ilk Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı, tıpkı CHP’nin Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanı adayı göstermesi gibi, daha çok adetten bir adaylık izlenimi veriyordu. İddiası sınırlı, sonucu büyük ölçüde belli bir siyasi tercih olarak görülüyordu. Ancak sonuçlar, eskilerin tabiriyle, eğrisi doğrusuna denk gelerek 1990’ların siyaset tarzını andıran ama sokağın nabzını iyi tutabilen genç bir siyasetçiyi ülke gündeminin merkezine taşıdı.

Muhtemelen klasik CHP çizgisi ve geleneğiyle çok güçlü bir bağı olmayan İmamoğlu, belediye başkanlığıyla önüne açılan kapının, Erdoğan’ın belediye başarısıyla ülke siyasetinde önüne açılan kapıyla aynı olduğunu görüyordu. İmamoğlu’nun siyasi mücadele gücü yüksekti. Özellikle sokağın nabzını tutabilme kabiliyeti onu rakiplerinden ayırıyordu. Ancak talip olduğu ülke yönetimi için derin bir vizyonu, belirgin bir derdi ve tutarlı bir değerler perspektifi olup olmadığı sorusu, bazı istisnalar dışında çevresindeki kadrolara bakıldığında hâlâ müphemliğini korumaktaydı.

Karizmatik ve otoriter liderlik anlayışı şirk kabul etmiyor. İmamoğlu’nun bugün içinde bulunduğu durum da algı düzeyinde bunu doğrular nitelikte. Elbette açılan davaların kamuoyunda açık biçimde siyasi içerikli algılanması, dosyaların hukukla veya gerçekle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Ancak gelinen noktada hâlâ İmamoğlu–Özel ekibinin 2024 yerel seçimlerinde aday tercihlerini, yöntemlerini, kadrolarını ve politik tutarlılıklarını sorgulamayı haklı kılıyor.

Türkiye demokrasi tarihinde “yeni parti = iktidar” denklemini daha önce Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve AK Parti örneklerinde yaşadı. Özel ve İmamoğlu’nun dikkatle incelemesi gereken nokta da tam burasıdır. Bu partilerin ortak özelliği, siyasette önü tıkanmış veya daha önce siyasetin kıyısından bile geçmemiş toplumsal kesimlere kapılarını açmalarıydı. Hatta denilebilir ki bu partilerin yeni yüzlerinin toplum ve değerlerle ilişkileri güçlüydü; fakat profesyonel siyasetle ilişkileri oldukça sınırlıydı.

Özal yeni yüzleri ülke yönetimine taşıdı. Sağ-sol ayrımını fiilen anlamsızlaştırdı. Erdoğan da kendi mahallesinden gelen yeni isimleri siyasete kazandırdı. Yeni parti ekibinin dar koridorlarından, ezberlerinden çıkabilmesi gerekiyor. Yani CHP’den doğabilecek yeni bir siyasi hareketin aday kadrolarının da eski örgüt alışkanlıklarını terk etmesi gerekiyor. Ancak bunun kolay olmadığı açıktır.

İktidar cephesinin İmamoğlu’na yönelik uyguladığı baskının benzerini şimdi Özgür Özel’e yönelteceğine dair işaretler görülüyor. Baskı, İmamoğlu’ndan bir lider çıkardı. İmamoğlu devre dışı bırakıldığında ise iktidarın hatalı yaklaşımı Özgür Özel’den de lider çıkardı.

Özel’in kendi ifadesiyle, İmamoğlu’nun yanına gitmesi durumunda kimse merak etmesin; CHP örgütünden veya sokaktan yeni liderler çıkacaktır. Bunun sonucu da devlet aklının tek sahibi olduğunu düşünen çevrelerin hoşlanmayacağı sürprizler olabilir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez.

Ülkenin ihtiyacı olan şey ne otoriter ve irrasyonel yönetimler ne de yalnızca tepki , duyguların ve öfkenin sokakta ürettiği iktidarlardır. Türkiye’nin ihtiyacı bir zihniyet ve yöntem devrimidir. Bunu ne iktidar popülizminin ne de sokak popülizminin kolayca kavrayabilmesi mümkündür. Yine de imkânsız değildir.

Bu anlamda Özel–İmamoğlu hareketinin, üzerindeki baskılar ne kadar artarsa artsın, toplumsal rüzgârı güçlü olmaya devam edecektir. Ancak asıl soru bundan sonra ne olacağıdır. Bir hareketi mağduriyet büyütebilir, baskı güçlendirebilir ve toplumsal tepki iktidara taşıyabilir. Fakat ülkeyi yönetmek için bunlardan daha fazlası gerekir. Güven vermek, değerlerine inandırabilmek, kadro üretmek, yeni yüzlere alan açmak, tutarlı bir vizyon ortaya koymak ve farklı toplumsal kesimlere ortak bir gelecek hikâyesi sunmak gerekir.

Bir lafımızda Sağ mahalleye olsun; eğer Ak parti kendi içinde toparlanmaz bir muhasebe yapmazsa veya kendiniz yeni bir zihniyet devrimini yapabilecek bir merkez partisi inşa edip çıkartamazsanız yeni CHP’den kopan bir partinin iktidarı ve insafına hazır olun)

Sorulması gereken soru artık “iktidara gelirler mi?” sorusu değil, “iktidara gelirlerse neyi değiştirecekler?” sorusudur. Bu sorunun cevabını vermek ise artık onların-yeni bir partinin  sorumluluğundadır.

 

Medyascope'tan alıntılanmıştır.

Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim