- IMKB
% - Altın
6477.37
%-0.23 - Dolar
47.586
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.15
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
- 16:07 - RÜŞVET SORUŞTURMASINDA 2 YENİ GÖZALTI
- 15:48 - BURDUR’DA GÖL VE GÖLETLER YAVRU SAZANLARLA BULUŞTU
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


BABA OCAĞI MESELESİ
Babam, iflah olmaz bir CHP’li idi. Bilhassa sağcı komşularımızın da bulunduğu ortamlarda, gülerek ve yüksek sesle, “1956 senesinden beri Halk Partılıyındır!” diye bağırırdı. Tabi babamın bu tavrı karşısında annem paniğe kapılır ve, “iyi, tamam, sus, bir duyan olacak!” diye çıkışırdı. Malum, darbeci Kenan Paşamız devletin başındadır o günlerde ve insanların “solcu = CHP’li” olanından zinhar hazzetmemektedir. Ama kimin umurunda! Babam anneme kısık Türkmen gözleriyle bakar ve; “Duyarlarsa duysunlar yahu” diyerek terslerdi onu.
Sonra bayrağı ben devraldım. Henüz on bir, on iki yaşlarımda, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti seven herkesin CHP’li ve solcu olması gerektiğini düşünüyordum. Ortaokul ve lise çağlarımda, üstelik 12 Eylül despotizmi hâlâ ülkemizin üzerinde gezinmekte olduğu halde, ben aktif bir solcu olarak göz önünde olmaktan çekinmedim.
Ve devamında fakülte yılları. Ama ne yıllar… Daha fakülte hocalarının adlarını öğrenmeden emniyet müdürünün ve siyasi şube polislerinin adlarını öğrendim! Ve henüz ikinci sınıfın ilk günlerinde gözaltı, dayak, işkence ve mahpus damları ile tanıştım, on sekiz yaşına yeni basmıştım.
Ama bu günlerde CHP’nin “solu” değil, aslında “sağı”, yani devleti, yani elit sosyal kesimleri, yani bürokrasiyi temsil ettiğini ve halkın gerçek temsilini ancak sosyalist ideolojinin yapabileceğini düşünmeye başladım. Yani bu süreçte hızla radikalleşiyor ve marjinalleşiyordum. Ama bu süreç pek de uzun sürmedi ve 1994 yılının sonbaharında Antalya CHP’ye üye oldum. Yani fakülte yaşamım boyunca, ki tam yedi sene, “sağcı” olmakla, “oligarşinin temsilcisi” olmakla, “bürokratik devlet aygıtının en güçlü aparatı” olmakla itham ettiğim CHP’ye, usulca gidip teslim oldum.
Sonraki yıllarda Türkiye nasıl değişti ise CHP de değişti, parti üst yönetiminde ve merkez-i umumisinde bazı “şeyler” gözüme kötü görünmeye başladı. Duygularımı kontrol edemedim ve “öfkeyle kalkan zararla oturur” atasözünü doğrularcasına, “karşı mahalleye” atlayıverdim! Sonra baktım ki mesele parti-purti, aşağı mahalle-yukarı mahalle meselesi değil, esasen Türkiye meselesidir. Bilhassa 2017 referandumu ve başkanlık sistemine geçiş şekli beni fena halde endişelendirmeye başladı ve “babamın partısına” dönmeye karar verdim. Ama eski yoldaşlarım bu talebimi uygun bulmadılar ve beni kapı dışarı ettiler; “sen bizden değilsin artık, yallah başka kapıya!”.
Hülasa, “babamın partısına”, yani “baba ocağına” dönüş bana nasip olmadı.
Şimdi gelelim şu “baba ocağı” meselesine.
Yahu Allah aşkına, bir siyasi parti nasıl “baba ocağı” olur, lütfen aklı başında bir insan çıkıp bunu izah etsin ya?
Her siyasi parti belli bir konjönktür içinde, belli bir ilkeler ve program bağlamında kurulur ve o ilkelerini gerçekleştirmek ve iktidar olmak için mücadele eder. Bazen başarılı olur, bazen de olamaz. Ama bir siyasi parti için “baba ocağı” tanımı yapmak gerçekten tuhaf durmuyor mu? Yani herhalde sadece bana acayip görünmüyordur.
“Efendim bu partiyi Atatürk kurdu ve bu parti de Cumhuriyeti kurdu. Şu halde CHP demek cumhuriyet demektir!’”. Bu yaklaşım da doğru değil. Nitekim Cumhuriyetin kurulması sürecine ve milli mücadeleye kanıyla ve canıyla iştirak etmiş pek çok insan CHP’ye katılmamıştır ve aynı şekilde; milli mücadeleye ve Cumhuriyetin kuruluş sürecine uzak kalmış pek çok insan da, süreç içerisinde CHP’de çok etkili pozisyonlar elde etmişlerdir.
Siyasi parti, en nihayetinde sadece bir “araçtır”, amaca giden bir araç. CHP mesela, kurtuluşa ve Cumhuriyete kavuşmak için kurulan bir “araçtır”. Hiçbir siyasi parti, CHP de dahil, kutsal değildir, olmamalıdır ve olamaz! Kutsal olan ülkedir, kutsal olan bayraktır, kutsal olan insandır, kutsal olan halktır, millettir.
Hiçbir parti “baba ocağı” değildir, doğru politikalar takip ederse destek olunur, yanlış politikalar izlerse de eleştirilir, düzeltilmesi için içerde gayret sarf edilir ve gerekirse terkedilip başka ve yeni bir mecrada mücadeleye devam edilir.
Ve tam da burada bir hususun altını çizelim; bu “baba ocağı” ısrarı en çok CHP’ye ve onun tabanına zarar veriyor. Parti genel başkanları bazı zamanlar, (mesela eski genel başkanlardan D. Baykal’ın Erdoğan’ın siyasi yasağını kaldırması veya K. Kılıçdaroğlu’nun Ekmeleddin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı yapması örneklerinde olduğu gibi) yanlış kararlar alabiliyorlar ve bu yanlış kararın parti tabanında yaratacağı tepkiden çekinmiyorlar. Çünkü bakış açısı şu şekilde; “burası baba ocağı! Buradan nereye gidecekler ki?”
Her neyse, mevzuyu fazla uzattık, burada keselim. Nihayetinde herkesin aklı var, fikri var, bilmem nesi var. Hem ne denilmiştir, “kelin merhemi olsa kendi başına çalar” denilmiştir.
Sözün özü, “Baba ocağı” kavramı modern-siyasi bir kavram olamaz, feodal sosyal yapılarda karşılığı olan bir müessesedir sadece.
Hepsi bu kadar.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






