- IMKB
% - Altın
6213.91
%2.9 - Dolar
46.1437
%0 - Euro
53.5696
%0.44
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:08 - EŞİ UYURKEN KENDİNİ ASAN 2 ÇOCUK ANNESİ KADIN HAYATINI KAYBETTİ
- 21:38 - OSMANİYE’DE ÇAMURA SAPLANAN KAPLUMBAĞAYI İTFAİYE KURTARDI
- 21:01 - THY UÇAĞI, ANTALYA HAVALİMANI'NDA RADAR DİREĞİNE ÇARPTI
- 20:01 - SİLAHLI SALDIRIDA 2 TUTUKLAMA, 1 EV HAPSİ
- 19:49 - BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
- 18:58 - ANTALYA YEME-İÇME SEKTÖRÜNDEN KATI ATIK BEDELLERİNE İLİŞKİN ÇÖZÜM ÇAĞRISI: "ORANTISIZ ARTIŞLAR İŞLETMELERİMİZİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ ZORLUYOR"
- 18:18 - ANTALYA’DA 12 YIL SONRA AYDINLANAN CİNAYETTE 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:08 - OTOKOÇ YETKİLİ SERVİSİNE SİLAHLI SALDIRIDA 2 TUTUKLAMA, 1 EV HAPSİ
- 17:43 - PROF. DR. HÜSEYİN ÇETİN: "ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN SORUMLULUK ALANINDA BATI NİL ATEŞİ, SITMA, KKKA HASTALIĞI GİBİ HİÇBİR HASTALIK VAKASI YOKTUR"
- 17:32 - BAYRAKTAROĞLU: "TSK BÖLGEDE ÖNEMLİ CAYDIRICI GÜÇ"
- 17:28 - DENİZKURDU-II/2026 TATBİKATI, 125 GEMİ, 60 HAVA UNSURU VE 18 BİN PERSONELİN KATILIMIYLA DEVAM EDİYOR
- 17:18 - KUMLUCA’DA HALK EĞİTİM MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ SERGİSİ TÖRENLE AÇILDI
- 17:13 - ALANYA’DA JAK EKİPLERİNDEN ALANYA KIZILKULE’DE NEFES KESEN GÖSTERİ
- 17:13 - MECLİS'TE SİNEK, TRAFİK VE DEMOKRASİ TARTIŞILDI
- 16:50 - ÇAKMAK BALI İÇİN SAHA İNCELEMESİ
GÖZDE SARI / KONUK YAZAR


SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİ
Sanat dünyası genellikle idealleştirilmiş, dünyevi kirlilikten arınmış ve korunaklı bir liman gibi pazarlanır. Şık bir galeride, loş ışıklar altında bir tabloya bakarken onun sadece "ruhsal bir gıda" ya da ilahi bir ilham patlaması olduğunu düşünmemiz istenir. Oysa bu romantik perdeyi biraz araladığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkar. Sanat, modern dünyada estetik bir haz nesnesi olmasıyla birlikte, sermayenin en sofistike, en akılalmaz sarmallarından biridir. Bir yapıtın galerideki o görkemli ve dokunulmaz duruşu, onun kapitalist sistemin üretim, değer ve tüketim çarklarına nasıl eklemlendiğiyle doğrudan ilgilidir. Sanatçı ise kendi soyut dünyasında ilham bekleyen bir münzevi değil, bedensel ve zihinsel iş gücünü piyasaya sunan bir öznedir. Dolayısıyla bir yapıta baktığımızda, onun fenomenolojik derinliği ile Marksist ekonomi politiğin sert gerçekleri arasındaki o amansız çatışmayı görmek gerekir.
Bu çatışmayı anlamak için öncelikle felsefi bir eşikten, Martin Heidegger’in "Sanat Yapıtının Kökeni" metninden geçmekte fayda var. Heidegger sanatı, bir çekicin veya bir çift köylü ayakkabısının kullanışlılığında yatan o sıradan "ekipman" varoluşundan keskin bir şekilde ayırır. Sanatın radikal gücü, varlıkların hakikatini gizlendiği yerden çıkarma, yani aletheia yeteneğinde saklıdır. Van Gogh’un o meşhur köylü ayakkabılarını resmetmesi, basit bir nesne kopyalama işi değildir; o ayakkabıların temsil ettiği tüm o ağır köylü yaşamını, toprağın kokusunu ve emeği bir açıklık alanına taşır, hakikati yapıta kor.
"Sanat, hakikatin yapıta konmasıdır." Martin Heidegger
İşte kapitalist piyasanın ilk büyük darbesi tam da bu noktada devreye girer. Sistem, bu hakikat arayışını tersine çevirerek eseri yeniden bir meta (commodity) haline getirir. Sermaye, sanatın açtığı o muazzam hakikat alanının üzerine devasa bir fiyat etiketi yapıştırarak onu yeniden gizler; tablo artık hakikatin sesi değil, müzayede salonunun sessiz bir kölesine dönüşür.
Üstelik bu gizleme ve metalaştırma operasyonu, sanatın yalnızca pürüzsüz bir görsel hazdan ibaret olduğu yanılgısıyla beslenir ve onun arkasındaki vahşi, materyalist kökenleri unutturur. Oysa Mikel Dufrenne’in de vurguladığı gibi, sanatçı fiziksel malzemelerle (taşla, boyayla, tuvalle, kille) kıyasıya, kelimenin tam anlamıyla bedensel bir güreşe tutuşur. Bu süreç, kaba malzemenin yüceltilerek estetik bir cevhere (matter) dönüşümüdür; öyle ki biz artık tuvaldeki kimyasal boyayı değil, o boyanın ruhumuzda yarattığı duyumu görmeye başlarız. Maurice Merleau-Ponty’nin o eşsiz ifadesiyle, bir tablodaki renk sadece bir pigment değil, "hayali dünyaların derinliklerinden çıkarılmış bir fosildir." Bu fosil, izleyicinin iç dünyasına dokunarak geçmişi ve geleceği aynı anda kristalleştirirken, Gilles Deleuze’ün de belirttiği gibi, ressamlar sadece gözleriyle görmezler, "gözleriyle dokunurlar." Bu dokunsal görüş, sanatın sanıldığı kadar soyut olmadığını, aksine doğrudan bedensel bir iş gücü (labor-power) çıktısı olduğunu bize hatırlatır.
Bu bedensel çıktı, bizi madalyonun en net ekonomik yüzüne, yani Marksist anlamda tam bir meta niteliği taşıyan sanatın piyasa değerine götürür. Sanat dünyasının o parıltılı elitizmi ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın, bir sanat eseri ekonomik düzlemde bir sanayi ürünüyle aynı temel çarkların içinde döner. Karl Marx’a göre bir metanın değeri, onun üretimi için gerekli olan "toplumsal emek-zamanı" (labor-time) ile belirlenir ve bir tablo, içine hapsedilmiş, dondurulmuş binlerce saatlik yaratıcı iş gücünün kristalleşmiş halidir. Sanat, insanların estetik ve ideolojik ihtiyaçlarını karşıladığı sürece bir kullanım değerine sahiptir ve bu değer piyasada utils (fayda birimleri) üzerinden ölçülerek değişim değerine, yani soğuk nakit paraya tahvil edilir. İşin acımasız tarafı, sanatta artık değerin (surplus-value), sanatçının kendi yaşamını idame ettirmesi için gereken asgari sürenin çok ötesinde çalışmasıyla oluşmasıdır. Sermaye, sanatçının bu fazladan üretimini absorbe eder, onu galeriler ve koleksiyonerler eliyle bir yatırım aracına, yani stored value (depolanmış değer) üreten bir finansal enstrümana dönüştürür. Tuvalin başındaki vizyoner, günün sonunda sermaye birikimi sağlayan bir işçiye indirgenir.
Sistemin bu ekonomik sömürüyü kusursuzca sürdürebilmesi ise Herbert Marcuse'un "Tek Boyutlu İnsan" analizinde bahsettiği o korkunç ehlileştirme yeteneğine bağlıdır. Kapitalizm, kendisine muhalif, devrimci ve rahatsız edici olan her şeyi yutup sindirmekte ustadır. Sanatın statükoyu sarsıcı potansiyelini yok etmek yerine, onu konforlu bir yaşamın (comfortable living) dekoratif bir parçası haline getirerek etkisizleştirir. Düzeni gerçekten tehdit edebilecek radikal sanatı ya sosyal olarak kullanışsız (socially useless) ilan ederek marjinalleştirir ya da lüks bir tüketim nesnesi olarak paketleyip evcilleştirir. Sanatçının libidosu, öfkesi ve yaratıcılığı, üretim-tüketim döngüsüne dahil edilerek bastırılır. Sonuçta o sarsıcı yapıt, burjuva evlerinin salonlarını süsleyen, şampanya kadehleri eşliğinde izlenen "güvenli" bir dekora dönüşürken; kapitalizm, gözden çıkarılabilirlik ve güvencesizlik tehdidini sanatçının tepesinde bir Demokles'in kılıcı gibi tutarak onu sisteme uyumlu işler üretmeye zorlar.
Nihayetinde bugün sanatın içinde bulunduğu durum, Heidegger’in bahsettiği o saf hakikat arayışı ile sermayenin acımasız meta üretimi arasındaki ontolojik bir varoluş savaşıdır. Sanatın özerkliği, kapitalizmin sınırsız yutma kapasitesi karşısında can çekişmektedir. Şunu kendimize dürüstçe itiraf etmek zorundayız. Eğer bir yapıt, yalnızca kapitalist piyasa tarafından fiyatlandırıldığı, bir müzayedede milyon dolarlar devşirdiği sürece "var" ve "değerli" kabul ediliyorsa, orada özgür bir sanattan değil, sadece estetikleştirilmiş bir finansal sözleşmeden bahsedebiliriz. Sanatın gelecek tasavvuru; kapitalizmin sunduğu o konforlu, prestijli o güvenli kapanı reddetme, hakikati yeniden tüm çıplaklığıyla ve piyasanın tamamen dışındaki bir vahşilikle haykırabilme becerisine bağlıdır. Aksi takdirde, her sergi açılışında sadece sermayenin yeni bir zafer anıtını alkışlamaktan öteye geçemeyiz; bu yüzden sormak gerekir. Eğer bir sanat eseri sadece kapitalist piyasada değer bulduğu sürece "var" sayılıyorsa, gerçekten özgür bir sanattan bahsedebilir miyiz?
Kaynaklar:
- Deleuze Gilles (2004), Francis Bacon: The Logic of Sensation, trans. D. Smith, University of Minnesota Press.
- Dufrenne Mikel (1973), The Phenomenology of Aesthetic Experience, trans. E.S. Casey, Northwestern University Press.
- Heidegger Martin (2008), Basic Writings: From Being and Time (1927) to The Task of Thinking (1964), eds. David Farrell Krell, Taylor Carman, New York: Harper Perennial Modern Thought.
- Marcuse Herbert (1991), One-Dimensional Man: Studies in the Ideology of Advanced Industrial Society, Beacon Press.
- Marx Karl (1990), Capital, Vol 1, trans. B. Fowkes, Penguin Books in association with New Left Review.
- Marx Karl (1993), Grundrisse: Foundations of the Critique of Political Economy, trans. M. Nicolaus, Penguin Books in association with New Left Review.
- Merleau-Ponty Maurice (1993), “Philosophy and Painting”, [in:] The Merleau-Ponty Aesthetics Reader, ed. G.A. Johnson, trans. M. Smith, Northwestern University Press, p. 421.
- Merleau-Ponty Maurice (1968), The Visible and the Invisible, trans. A. Lingis, Northwestern University Press.
- Merleau-Ponty Maurice (1964), “Eye and Mind”, [in:] Maurice Merleau-Ponty: Basic Writings, ed. T. Baldwin, Routledge, pp. 290-324.
BİR MİKROFONUN ARDINDAKİ ÖMÜR: GÜRSEL KAYASÜLEYMAN EKİN
SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİGÖZDE SARI
ADLIHAN DERE'DE DEĞİŞİM!..VEDAT GÜRHAN
BİR RESİM FUARININ ARDINDANNURİ SEZEN
BİR DOMATESİN HİKAYESİ: ANTALYA'NIN SESSİZ ÇIĞLIĞICEM ARÜV
HAZRETİ ALİ TÜRK DEĞİL Mİ?EŞREF URAL
TAVUK KANAT FİYATLARI CEP YAKIYORAV İBRAHİM GÜLLÜ
GELECEĞE UĞURLANAN 36. TURNALAR: YOLUNUZ AÇIK OLSUNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
KİM GÖLGEYDİ, GÖVDE OLAN DA KİM?GAZANFER ERYÜKSEL
ÇORUM’UN HAYMATLOSLARIAHMET İLBARS
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK EFSANESİ OPERASI STUTTGARTNİZAMETTİN ŞEN
ARAB’IN KILICI- TÜRKÜN İSLAMLAŞMA SÜRECİMUHARREM YELLİCE
YENİ BİR PARTİ?TARIK ÇELENK
HAYAT, VEDA VE AYRILIKHASAN YAKUP CANGÜVEN
HİKMET ÖĞRETMENİM DE GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
MODERN KIYAMET ve ÇEVRE: YENİ BİR KIRILMA NOKTASIIŞIK YARGIN
MERİ/ BİZ BU BAĞIN ÜZÜMÜYÜZ VE MUZAFFER İZGÜYUNUS YAŞAR
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEĞİN İNŞASIGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SANAT TARİHİNE BAĞLANAN KÖPRÜ: MUSTAFA DENKTAŞ'A ARMAĞAN KİTABIYUSUF YILDIRIM
TOROSLARIN SON ÇOBANLARI VE YOK OLAN ARAZİLERM. ALİ ÖZDOĞAN
'DOĞRULAMA TEORİSİ'NE TESLİM OLMAMAKALİ İHSAN DİLMEN
VİTRİN ŞAHANE, ARKASI VİRANEDİLEK DEMİRKAN
CHP'YE YÖNELEN SİYASİ HEDEFİN ARDINDAKİ GERÇEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
BİR KIRLANGIÇ KANADINDABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
İSTİSMARLA SUÇLANAN TİYATRO YÖNETMENİ HAKKINDA MÜTAALA VERİLDİ
BU HASTALIK SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR
EMİRDAĞLARI'NIN ZİRVESİNDE YILKI ATLARINI GÖRÜNTÜLEDİLER
ISPARTA'DA RENKLİ FESTİVAL KORTEJİ
'GÖREVİMİZ SADECE KİLO VERDİRMEK DEĞİL'
ALTIN PORTAKAL HEYECANI 24-31 EKİM'DE
"TÜM ZAMANLARIN İNSANI KAFKA", MURATPAŞA’DA
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





