Bugün 05 Şubat 2026 Perşembe
  • Antalya7 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6946.2
    %0.46
  • Dolar
    43.5052
    %0.03
  • Euro
    51.4362
    %0.29

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

BEŞYÜZ SENELİK LANET; MAKYEVELLİ VE PRENS

04 Şubat 2026 Çarşamba 23:48

Şunu çok rahat iddia edebiliriz ki, dünya tarihinde Makyevelli gibi lanetlenen ve fakat düşünceleri onun kadar kusursuz tatbik edilen başka bir siyaset bilimci yoktur! Nedenlerini ve örneklerini biraz sonra dile getireceğim elbette, ama diyeceğimi unutmadan ve baştan söyleyeyim; Makyevelli, modern siyaset biliminin kurucusudur, nokta.

Son yirmi yıl içinde kaç defa okuduğumu artık ben de unuttum. Üstelik sadece bu muhteşem eseri de değil, Makyevelli hakkında yazılmış lehte veya aleyhte pek çok metin de okudum. Meşhur eseri Prens, 1513 yılında yazılmış ve üstadın ölümünden sonra, 1531 yılında yayımlanabilmiş. (Belki de matbaalar bu “korkunç” eseri basmaktan korkmuşlardır, kim bilir!)

Prens’le ilgili en trajikomik olaylardan birisi 18. yüzyıl ortalarında Almanya’da yaşanır. Daha sonraları ülkesinin imparatoru olacak ve “Büyük Fredrich” olarak anılacak olan genç Fredrich, henüz gençlik çağlarında iken Makyevelli’nin bu kitabını “yerle yeksan etmek” için kaleme sarılır ve Almanca baskılardan birisine şöyle “kallavi” bir önsöz döşenir. “İnsanlığı imha etmek isteyen bu insan düşmanı karşısında insanlığın savunulmasını üstleniyorum” şeklinde son derece tumturaklı bir cümle ile girer mevzuya hazret. Peki sonra ne mi oldu? Bu genç prensin Allah yüzüne baktı ve bir süre sonra hükümdarlık tacını giydi. Giydikten sonra da Prens kitabındaki pek çok hükmü eksiksiz uygulamaya koyuldu! Ama her gün o kitaba yazdığı önsöz aklına geliyordu ve uykuları kaçıyordu. Kendi önsözü ile basılmış bütün kitapları toplatmaya ve imha etmeye çalıştı. Çünkü bu “idealist prens”,  tacı giydikten itibaren tam bir “Makyevelist” olma yoluna girmiş ve bu uğurda epey yol kat etmiş bulunuyordu.

Makyevelli kitabın bir yerinde şöyle yazıyor; “bir başkasının güçlenmesine yol açan kendi sonunu hazırlamış olur; çünkü güçlenme beceriyle ya da zor kullanarak sağlanır ve güçlenmiş olanın bu iki durumdan da sakınması gerekir”. Yani büyük kuramcı burada demek istiyor ki; siyasetçi, padişah ya da hükümdar, kendisine rakip olması muhtemel bir kişinin güçlenmesine izin verirse, kendisi mahvolur. Peki şimdi lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve cevaplayın; dünya siyaset tarihinde bunun binlerce örneğini görmedik mi, görmüyor muyuz? Roma imparatorları yapmadı mı? Pers hükümdarları yapmadı mı? Osmanlı sultanları yapmadı mı? Stalin yapmadı mı? Atatürk yapmadı mı? Herkes yaptı, hepsi yaptı. Bundan sonrakiler de aynısını yapacaklar. Çünkü siyaset denen esrarengiz mecranın doğası böyle. Siyasette cinayet yoktur, bunun adı olsa olsa “bir engelin ortadan kaldırılmasıdır”, hepsi bu.

Bir başka tezi de şöyledir; “her konuda iyi olmaya çalışan biri, iyi olmayan pek çok kişi arasında yok olmaktan kurtulamaz. Bu yüzden, gücünü korumak isteyen bir prens iyi olmamayı öğrenmelidir. Erdem gibi görünen bazı davranışları izlemenin onu felakete sürükleyeceği, öte yandan, kusur gibi görünen başka bir davranışın da ona güvenlik ve mutluluk sağlayacağı görülür”. O kadar basit, sade ve açık kelimelerle meramını anlatıyor ki, söyledikleri hoşunuza gitmese bile itiraz edemiyorsunuz. Çünkü o büyük siyaset kuramcısı burada sadece bir siyaset ustası olarak değil, bir psikiyatr olarak konuşuyor. Çünkü Makyevelli, pek çok alimden şu noktada ayrılıyor; O, “insan” denilen bu canlı türünün çağlar içinde yaşamı, giyimi, kuşamı, şekli, şemali değişiyor olsa bile, özünün asla değişmediğini, insanın özünde hiç değişmeyen bir yan olduğunu ve bunun da kötülük, fesatlık, kıskançlık barındıran bir ünite olduğunu düşünüyordu. Şu halde pek doğaldır ki, insanın özünü böyle değerlendiren bir politika kuramcısı hümanizmden, iyilikten, barıştan, kardeşlikten söz edemezdi. O asla idealist değildir, tam bir realisttir ve çok uzun yıllar hem siyaseti, hem siyasetçiyi, hem insanları, toplumları ve onların davranışlarını incelemiş, gözlemlemiş ve notlar tutmuş bir zekadan söz ediyoruz burada.

“Bir prens, gerçekte olmasa bile, kendisini dinleyen ve görenlere son derece merhametli, son derece inançlı, son derece dürüst, son derece insancıl ve son derece dindar görünmelidir. Dindarlık kadar sahip olunduğu izleniminin verilmesi şart olan başka bir özellik yoktur”.

Peki yukarıdaki paragrafı tatbik etmeyen, uygulamayan, böyle izlenim vermeyen bir siyasi lider, bir devlet başkanı yahut bir hükümdar gördünüz mü? Ben hiç görmedim.

Lütfen yanlış anlaşılmasın, ben burada “Makyevelli güzellemesi” yapıyor falan değilim. Sadece siyasetin gerçeklik üzerine kurulu acımasız bir macera olduğunu düşünüyorum ve Prens yazarının bu hakikati çok açık dile getirmiş olmasını değerli buluyorum. Bana göre Makyevelli, siyasetin ve siyasetçinin maskesini düşüren adamdır ve bu nedenle tam beş yüz senedir siyasetçiler tarafından lanetlenmektedir.

Ama şu farkla; hem onun nasihatlerini, uyarılarını, önerilerini dikkatle tatbik ediyorlar, hem de o büyük zekaya sövmekten geri durmuyorlar. Tam bir komedi!

Bu yazı toplam 135 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim