- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1424
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


DEMOKRASİYE VEDA VE YENİ ORTAÇAĞ’A MERHABA
“Yeni Ortaçağ” hipotezi, 1980’lı yıllarda ve bilhassa Fransız entelektüelleri arasında dile getirilmeye, yazılıp çizilmeye başlamıştı. Türkiye’de ve aynı yıllarda bu tezin savunusunu Prof. Yalçın Küçük üstlendi, daha sonra bunu Alparslan Işıklı ve Demirtaş Ceyhun gibi yazarlar takip etti. Bendeniz de, hafızam beni yanıltmıyorsa, 2007 ya da 2008 yıllarında Antalya Körfez gazetesinde bu konuda bir kaç köşe yazısı kaleme almıştım. Ama sanıyorum bu tezin entelektüel dünyada çığır açmasına yol açan eser, Alain Minc’in yazdığı “yeni ortaçağ” isimli kitabı oldu.
Peki bu “yeni ortaçağ” hipotezi niçin ve nasıl ortaya atıldı? Bu soruyu kısaca özetlemeye çalışalım. 1980’li yıllara gelindiğinde, bilhassa pozitivizmin ve materyalist felsefenin güçlü olduğu Avrupa ülkelerinde ve dahi Amerika’da, toplum ve bireylerin yaşamında gözle görünür bir “dinselleşme” eğilimi ortaya çıkmış görünüyordu. Artık öyle anlaşılıyordu ki 18. yüzyılda başlayıp, 19. yüzyılda zirveye çıkan aydınlanma çağı, 20. yüzyılla birlikte sona ermiş gibi görünüyordu. Bilhassa kapitalist sistemin 19. yüzyıl sonlarında emperyalist bir karakter kazanmasıyla, dünya genelinde pozitivist/bilimci felsefi anlayış güç ve itibar kaybetmeye başlamıştı. Ve üstelik bu gelişmeler, pozitivist aydınlanmanın başladığı topraklarda yaşanıyor ve ortaya çıkıyordu. Sadece “dinselleşme” de değil, insanlar ve toplumlar bilimsel kavramlardan uzaklaşıyorlar ve “uhrevi” kavramlara yaklaşıyorlardı. Hem dînî hem de seküler anlamda cemaatleşme ve tarikatlaşma çabaları artıyor, özgür birey gözden düşüyordu ve insanın etkisinin olmadığı, insan aklının itibardan düştüğü yeni bir cemaat toplumu inşâ ediliyordu. Adına insan denilen ve düşünen, aklını kullanan, özgüven üreten canlı türü gözle görünür bir şekilde yerini kalabalıklara, cemaatlere ve dini/uhrevi kavramlara bırakıyordu. Çünkü Ortaçağ yaşamında akıl yoktur, bilim yoktur, insan yoktur, sadece uhrevi kavramlar, dini kavramlar ve kalabalıklar vardır, öfke vardır, şiddet vardır, katliam vardır.
Ve öte yandan, toplum ve insan yaşamında ortaya çıkan bu “tuhaf” dönüşüm, elbette devletlerin de davranış biçimini etkilemeye başlıyordu. Artık 2000’li yıllara geldiğimizde, uluslararası hukuk, evrensel insan hakları, dünya barışı, birleşmiş milletler, özgürlükler gibi kavramlar hızla itibar kaybediyorlar ve tıpkı Ortaçağlarda olduğu gibi, gücü yetenin gücü yetene hücum ettiği bir yeni siyaset anlayışı egemen olmaya başlıyordu. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, sadece 2000’lerin başından, yani Irak’ın ABD tarafından işgalinden bu yana geçen çeyrek yüzyılı gözden geçirdiğimizde, zaten yeni ve barbar bir çağa girdiğimiz apaçık görülebilecektir. Çünkü Ortaçağlarda ulus devletler değil, şehir devletleri vardır. Ve göreceksiniz, 21. yüzyıl bittiğinde dünyada yüzlerce şehir devleti kurulacaktır. Ve bu yüzyılda savaşlar ve kavgalar, hak talebi ve sınıfsal karakterli değil, dinler, mezhepler ve kavimler üzerinden yapılacaktır. Çünkü ortaçağlarda böyle olur.
Dikkat ederseniz, artık hiç kimse bu dünyada “birleşmiş milletler” diye bir kurumun olup olmadığını sorgulamıyor bile. Yani varlığı ya da yokluğu kimselerin umurunda değil. Fark ettiyseniz, “dünya kamuoyu”, “Avrupa kamuoyu”, “ülke kamuoyu” gibi kavramlar bile artık konuşulmaz, dile getirilmez oldu. Artık bütün ülkeler ve bütün toplumlar kendi kaderiyle baş başadır ve kendi kaderlerini yaşayacaklardır. Zayıf olan kaybedecek, güçlü olan kazanacaktır. Artık hukuk yoktur, adalet yoktur, vicdan yoktur, akıl yoktur. Çünkü yeni Ortaçağdayız, Ortaçağlarda bunlar olmaz, kan olur, zulüm olur, vahşet olur, katliam olur.
Ortaçağ yaşam biçiminde yeteneksizlik, akıl dışılık ve tembellik hakimdir. Yeteneksiz insanlar toplumsal yaşamda hep öne çıkarlar ve toplumsal hiyararşinin üst basamaklarına daha hızlı tırmanırlar. Yeteneksizliğin iktidarı, ortaçağ toplum düzenini açıklayan en çarpıcı kavramlardan birisidir. Bu çağda insan ne kadar aptal, ahmak ve yeteneksiz ise, o kadar çok kamu düzeninde etkili ve yetkili olur. Ortaçağlarda bu durum, kaçınılmaz bir hakikattir.
Çok açık görünüyor ki Batı dünyası, büyük acılar çekerek kavuştuğu ve insanlığa armağan ettiği aydınlanma, eşitlik, kardeşlik, insan hakları, demokrasi gibi ulvî kavramlar ile vedalaşıyor. Ve elbette bu vedalaşma süreci sadece Batı ile sınırlı kalmayacak, dünyanın başka yerlerinde gelişmeye, modernleşmeye, demokratikleşmeye çalışan ülkelerin de bu tür çabalarını akamete uğratacaktır. Örneğin bizim ülkemiz, Türkiyemiz de kaçınılmaz olarak bu kervana katılacaktır. Artık yeni bir çağdayız ve bu yeni çağa en uygun düşen tanımlama, “yeni ortaçağ” ifadesidir. Bu çağda insan yoktur, özgür düşünce yoktur, hukuk yoktur, adalet yoktur. Bu kavramlar Ortaçağlarda en lanetli kavramlardır.
Yeni Ortaçağ’a hoş geldik, hoş geldiniz.
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





