- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 16:43 - ÜZERİNE GEÇİRDİĞİ ÇÖP POŞETİYLE GELİP OTOMOBİLİ KUNDAKLADI: YANGIN 3 KATLI BİNAYA SIÇRADI
- 13:53 - KÜREK SÖRFÜ YAPARKEN BOĞULARAK HAYATINI KAYBEDEN GENCİN ANNESİNİN FERYATLARI YÜREK SIZLATTI
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZHEİMER FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


DEMOKRASİYE VEDA VE YENİ ORTAÇAĞ’A MERHABA
“Yeni Ortaçağ” hipotezi, 1980’lı yıllarda ve bilhassa Fransız entelektüelleri arasında dile getirilmeye, yazılıp çizilmeye başlamıştı. Türkiye’de ve aynı yıllarda bu tezin savunusunu Prof. Yalçın Küçük üstlendi, daha sonra bunu Alparslan Işıklı ve Demirtaş Ceyhun gibi yazarlar takip etti. Bendeniz de, hafızam beni yanıltmıyorsa, 2007 ya da 2008 yıllarında Antalya Körfez gazetesinde bu konuda bir kaç köşe yazısı kaleme almıştım. Ama sanıyorum bu tezin entelektüel dünyada çığır açmasına yol açan eser, Alain Minc’in yazdığı “yeni ortaçağ” isimli kitabı oldu.
Peki bu “yeni ortaçağ” hipotezi niçin ve nasıl ortaya atıldı? Bu soruyu kısaca özetlemeye çalışalım. 1980’li yıllara gelindiğinde, bilhassa pozitivizmin ve materyalist felsefenin güçlü olduğu Avrupa ülkelerinde ve dahi Amerika’da, toplum ve bireylerin yaşamında gözle görünür bir “dinselleşme” eğilimi ortaya çıkmış görünüyordu. Artık öyle anlaşılıyordu ki 18. yüzyılda başlayıp, 19. yüzyılda zirveye çıkan aydınlanma çağı, 20. yüzyılla birlikte sona ermiş gibi görünüyordu. Bilhassa kapitalist sistemin 19. yüzyıl sonlarında emperyalist bir karakter kazanmasıyla, dünya genelinde pozitivist/bilimci felsefi anlayış güç ve itibar kaybetmeye başlamıştı. Ve üstelik bu gelişmeler, pozitivist aydınlanmanın başladığı topraklarda yaşanıyor ve ortaya çıkıyordu. Sadece “dinselleşme” de değil, insanlar ve toplumlar bilimsel kavramlardan uzaklaşıyorlar ve “uhrevi” kavramlara yaklaşıyorlardı. Hem dînî hem de seküler anlamda cemaatleşme ve tarikatlaşma çabaları artıyor, özgür birey gözden düşüyordu ve insanın etkisinin olmadığı, insan aklının itibardan düştüğü yeni bir cemaat toplumu inşâ ediliyordu. Adına insan denilen ve düşünen, aklını kullanan, özgüven üreten canlı türü gözle görünür bir şekilde yerini kalabalıklara, cemaatlere ve dini/uhrevi kavramlara bırakıyordu. Çünkü Ortaçağ yaşamında akıl yoktur, bilim yoktur, insan yoktur, sadece uhrevi kavramlar, dini kavramlar ve kalabalıklar vardır, öfke vardır, şiddet vardır, katliam vardır.
Ve öte yandan, toplum ve insan yaşamında ortaya çıkan bu “tuhaf” dönüşüm, elbette devletlerin de davranış biçimini etkilemeye başlıyordu. Artık 2000’li yıllara geldiğimizde, uluslararası hukuk, evrensel insan hakları, dünya barışı, birleşmiş milletler, özgürlükler gibi kavramlar hızla itibar kaybediyorlar ve tıpkı Ortaçağlarda olduğu gibi, gücü yetenin gücü yetene hücum ettiği bir yeni siyaset anlayışı egemen olmaya başlıyordu. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, sadece 2000’lerin başından, yani Irak’ın ABD tarafından işgalinden bu yana geçen çeyrek yüzyılı gözden geçirdiğimizde, zaten yeni ve barbar bir çağa girdiğimiz apaçık görülebilecektir. Çünkü Ortaçağlarda ulus devletler değil, şehir devletleri vardır. Ve göreceksiniz, 21. yüzyıl bittiğinde dünyada yüzlerce şehir devleti kurulacaktır. Ve bu yüzyılda savaşlar ve kavgalar, hak talebi ve sınıfsal karakterli değil, dinler, mezhepler ve kavimler üzerinden yapılacaktır. Çünkü ortaçağlarda böyle olur.
Dikkat ederseniz, artık hiç kimse bu dünyada “birleşmiş milletler” diye bir kurumun olup olmadığını sorgulamıyor bile. Yani varlığı ya da yokluğu kimselerin umurunda değil. Fark ettiyseniz, “dünya kamuoyu”, “Avrupa kamuoyu”, “ülke kamuoyu” gibi kavramlar bile artık konuşulmaz, dile getirilmez oldu. Artık bütün ülkeler ve bütün toplumlar kendi kaderiyle baş başadır ve kendi kaderlerini yaşayacaklardır. Zayıf olan kaybedecek, güçlü olan kazanacaktır. Artık hukuk yoktur, adalet yoktur, vicdan yoktur, akıl yoktur. Çünkü yeni Ortaçağdayız, Ortaçağlarda bunlar olmaz, kan olur, zulüm olur, vahşet olur, katliam olur.
Ortaçağ yaşam biçiminde yeteneksizlik, akıl dışılık ve tembellik hakimdir. Yeteneksiz insanlar toplumsal yaşamda hep öne çıkarlar ve toplumsal hiyararşinin üst basamaklarına daha hızlı tırmanırlar. Yeteneksizliğin iktidarı, ortaçağ toplum düzenini açıklayan en çarpıcı kavramlardan birisidir. Bu çağda insan ne kadar aptal, ahmak ve yeteneksiz ise, o kadar çok kamu düzeninde etkili ve yetkili olur. Ortaçağlarda bu durum, kaçınılmaz bir hakikattir.
Çok açık görünüyor ki Batı dünyası, büyük acılar çekerek kavuştuğu ve insanlığa armağan ettiği aydınlanma, eşitlik, kardeşlik, insan hakları, demokrasi gibi ulvî kavramlar ile vedalaşıyor. Ve elbette bu vedalaşma süreci sadece Batı ile sınırlı kalmayacak, dünyanın başka yerlerinde gelişmeye, modernleşmeye, demokratikleşmeye çalışan ülkelerin de bu tür çabalarını akamete uğratacaktır. Örneğin bizim ülkemiz, Türkiyemiz de kaçınılmaz olarak bu kervana katılacaktır. Artık yeni bir çağdayız ve bu yeni çağa en uygun düşen tanımlama, “yeni ortaçağ” ifadesidir. Bu çağda insan yoktur, özgür düşünce yoktur, hukuk yoktur, adalet yoktur. Bu kavramlar Ortaçağlarda en lanetli kavramlardır.
Yeni Ortaçağ’a hoş geldik, hoş geldiniz.
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





