- IMKB
% - Altın
6491.52
%-0.01 - Dolar
47.5851
%0.03 - Euro
54.9866
%-0.12
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


DEMOKRASİYE VEDA VE YENİ ORTAÇAĞ’A MERHABA
“Yeni Ortaçağ” hipotezi, 1980’lı yıllarda ve bilhassa Fransız entelektüelleri arasında dile getirilmeye, yazılıp çizilmeye başlamıştı. Türkiye’de ve aynı yıllarda bu tezin savunusunu Prof. Yalçın Küçük üstlendi, daha sonra bunu Alparslan Işıklı ve Demirtaş Ceyhun gibi yazarlar takip etti. Bendeniz de, hafızam beni yanıltmıyorsa, 2007 ya da 2008 yıllarında Antalya Körfez gazetesinde bu konuda bir kaç köşe yazısı kaleme almıştım. Ama sanıyorum bu tezin entelektüel dünyada çığır açmasına yol açan eser, Alain Minc’in yazdığı “yeni ortaçağ” isimli kitabı oldu.
Peki bu “yeni ortaçağ” hipotezi niçin ve nasıl ortaya atıldı? Bu soruyu kısaca özetlemeye çalışalım. 1980’li yıllara gelindiğinde, bilhassa pozitivizmin ve materyalist felsefenin güçlü olduğu Avrupa ülkelerinde ve dahi Amerika’da, toplum ve bireylerin yaşamında gözle görünür bir “dinselleşme” eğilimi ortaya çıkmış görünüyordu. Artık öyle anlaşılıyordu ki 18. yüzyılda başlayıp, 19. yüzyılda zirveye çıkan aydınlanma çağı, 20. yüzyılla birlikte sona ermiş gibi görünüyordu. Bilhassa kapitalist sistemin 19. yüzyıl sonlarında emperyalist bir karakter kazanmasıyla, dünya genelinde pozitivist/bilimci felsefi anlayış güç ve itibar kaybetmeye başlamıştı. Ve üstelik bu gelişmeler, pozitivist aydınlanmanın başladığı topraklarda yaşanıyor ve ortaya çıkıyordu. Sadece “dinselleşme” de değil, insanlar ve toplumlar bilimsel kavramlardan uzaklaşıyorlar ve “uhrevi” kavramlara yaklaşıyorlardı. Hem dînî hem de seküler anlamda cemaatleşme ve tarikatlaşma çabaları artıyor, özgür birey gözden düşüyordu ve insanın etkisinin olmadığı, insan aklının itibardan düştüğü yeni bir cemaat toplumu inşâ ediliyordu. Adına insan denilen ve düşünen, aklını kullanan, özgüven üreten canlı türü gözle görünür bir şekilde yerini kalabalıklara, cemaatlere ve dini/uhrevi kavramlara bırakıyordu. Çünkü Ortaçağ yaşamında akıl yoktur, bilim yoktur, insan yoktur, sadece uhrevi kavramlar, dini kavramlar ve kalabalıklar vardır, öfke vardır, şiddet vardır, katliam vardır.
Ve öte yandan, toplum ve insan yaşamında ortaya çıkan bu “tuhaf” dönüşüm, elbette devletlerin de davranış biçimini etkilemeye başlıyordu. Artık 2000’li yıllara geldiğimizde, uluslararası hukuk, evrensel insan hakları, dünya barışı, birleşmiş milletler, özgürlükler gibi kavramlar hızla itibar kaybediyorlar ve tıpkı Ortaçağlarda olduğu gibi, gücü yetenin gücü yetene hücum ettiği bir yeni siyaset anlayışı egemen olmaya başlıyordu. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, sadece 2000’lerin başından, yani Irak’ın ABD tarafından işgalinden bu yana geçen çeyrek yüzyılı gözden geçirdiğimizde, zaten yeni ve barbar bir çağa girdiğimiz apaçık görülebilecektir. Çünkü Ortaçağlarda ulus devletler değil, şehir devletleri vardır. Ve göreceksiniz, 21. yüzyıl bittiğinde dünyada yüzlerce şehir devleti kurulacaktır. Ve bu yüzyılda savaşlar ve kavgalar, hak talebi ve sınıfsal karakterli değil, dinler, mezhepler ve kavimler üzerinden yapılacaktır. Çünkü ortaçağlarda böyle olur.
Dikkat ederseniz, artık hiç kimse bu dünyada “birleşmiş milletler” diye bir kurumun olup olmadığını sorgulamıyor bile. Yani varlığı ya da yokluğu kimselerin umurunda değil. Fark ettiyseniz, “dünya kamuoyu”, “Avrupa kamuoyu”, “ülke kamuoyu” gibi kavramlar bile artık konuşulmaz, dile getirilmez oldu. Artık bütün ülkeler ve bütün toplumlar kendi kaderiyle baş başadır ve kendi kaderlerini yaşayacaklardır. Zayıf olan kaybedecek, güçlü olan kazanacaktır. Artık hukuk yoktur, adalet yoktur, vicdan yoktur, akıl yoktur. Çünkü yeni Ortaçağdayız, Ortaçağlarda bunlar olmaz, kan olur, zulüm olur, vahşet olur, katliam olur.
Ortaçağ yaşam biçiminde yeteneksizlik, akıl dışılık ve tembellik hakimdir. Yeteneksiz insanlar toplumsal yaşamda hep öne çıkarlar ve toplumsal hiyararşinin üst basamaklarına daha hızlı tırmanırlar. Yeteneksizliğin iktidarı, ortaçağ toplum düzenini açıklayan en çarpıcı kavramlardan birisidir. Bu çağda insan ne kadar aptal, ahmak ve yeteneksiz ise, o kadar çok kamu düzeninde etkili ve yetkili olur. Ortaçağlarda bu durum, kaçınılmaz bir hakikattir.
Çok açık görünüyor ki Batı dünyası, büyük acılar çekerek kavuştuğu ve insanlığa armağan ettiği aydınlanma, eşitlik, kardeşlik, insan hakları, demokrasi gibi ulvî kavramlar ile vedalaşıyor. Ve elbette bu vedalaşma süreci sadece Batı ile sınırlı kalmayacak, dünyanın başka yerlerinde gelişmeye, modernleşmeye, demokratikleşmeye çalışan ülkelerin de bu tür çabalarını akamete uğratacaktır. Örneğin bizim ülkemiz, Türkiyemiz de kaçınılmaz olarak bu kervana katılacaktır. Artık yeni bir çağdayız ve bu yeni çağa en uygun düşen tanımlama, “yeni ortaçağ” ifadesidir. Bu çağda insan yoktur, özgür düşünce yoktur, hukuk yoktur, adalet yoktur. Bu kavramlar Ortaçağlarda en lanetli kavramlardır.
Yeni Ortaçağ’a hoş geldik, hoş geldiniz.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






