- IMKB
% - Altın
6276.79
%0 - Dolar
46.7615
%0 - Euro
53.5116
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 14:13 - KEPEZ’DEN FEVZİ ÇAKMAK’A 12 DÖNÜMLÜK YAŞAM PARKI
- 14:03 - TEKSTİL FABRİKASINDAN YAYILAN KÖMÜR DUMANI MAHALLELİYİ CANINDAN BEZDİRDİ
- 13:53 - SÜRÜNEREK GİRDİĞİ MAĞAZADAN BİLEZİKLERİ ÇALDI: 1 MİLYON TL ZARAR VERDİ
- 13:33 - ALZAYMIR HASTASI KADIN 48 SAAT SONRA SAĞ BULUNDU
- 13:27 - TAHIL AMBARLARI GEÇMİŞE TANIKLIK EDİYOR
- 12:53 - PİKAPLA ÇARPIŞAN MİNİBÜS KIRAATHANEYE DALDI: 1 ÖLÜ, 3 YARALI
- 12:53 - BAŞKAN KOCAGÖZ AŞURE BEREKETİNİ VATANDAŞLARLA PAYLAŞTI
- 12:38 - TAKLA ATAN OTOMOBİLDE 19 VE 23 YAŞINDAKİ 2 GENÇ CAN VERDİ
- 11:58 - APARTMAN GÖREVLİSİ İLE KADIN MOTOKURYE ARASINDA ASANSÖR KULLANIMI TARTIŞMASI KARAKOLLUK OLDU
- 11:48 - TUR OTOBÜSÜNÜN SIKIŞTIRDIĞINI İDDİA ETTİĞİ MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ AĞIR YARALANDI
- 11:28 - GASTRONOMİ ŞEHRİNİN DAMAK ÇATLATAN LEZZETLERİ YARIŞTI
- 11:08 - GÜLNARLI ÜRETİCİLERE FİDE, EKİPMAN VE SULAMA DESTEĞİ
- 11:03 - TAKLA ATARAK HURDAYA DÖNEN FİAT 2 KİŞİYE MEZAR OLDU
- 10:58 - MERSİN’DE ANNE ADAYLARINA HAMİLELİK BOYUNCA SÜT DESTEĞİ
- 10:43 - SOKAĞI İSTİLA EDEN ARILARA DENK GELEN ARICI, OĞULU KORKMADAN ÇIPLAK ELLE TOPLADI
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİ
Uzun süredir kimlik üzerine kapsamlı bir yazı kaleme almayı planlıyordum. Bir yakınımın ısrarı üzerine Deniz Göktaş'ın bir gösterisini izledim. Aynı günlerde Prof. Dr. Ümit Meriç'in merhum babası Cemil Meriç hakkında TRT 2'de yaptığı bir söyleşiye de denk geldim. Ümit Hoca, babasını anlatırken, Kimliğini aramakta olan ve belki de hep arayacak bu ülke insanı için Cemil Meriç bir muhasebedir. diyordu.
Bu söz zihnimde yer ederken, DEM Parti'nin üst düzey yöneticileriyle yaptığım bir sohbette sıkça dile getirilen halklar söyleminin bana neden yabancı geldiğini düşündüm. Benim kanaatim, Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu şeyin birbirine paralel kimlikler değil, ortak rızaya dayalı yeni bir üst aidiyet ve ortak bir çatı kimlik olduğuydu.
Tam da bu düşünceler zihnimde şekillenirken, Artık bu kadarı da olmaz. dedirten bir görüntü gündeme düştü. Deniz Göktaş'ın Madımak yıldönümünde gözaltına alınırken çekilen ve adeta 1999'da Öcalan yakalanmışçasına ibretlik bir mesaj vermek amacıyla servis edildiği izlenimi uyandıran fotoğrafı, tartışmayı bambaşka bir zemine taşıdı.
Ne yazık ki bu olay, vicdani bir ortak duyarlılık üretmekten çok, ülkedeki kutuplaşmayı ve mahallelerin kimlik kapanını daha da güçlendirdi. Kutuplaşma siyaseti belki kendi saflarını tahkim etti; ancak Göktaş'ın videosunu izledikten sonra gizlice Ne düşünüyorsun? diye birbirinden teyit almaya çalışan, yorgun ve bezgin mahalleli aydınlara da tanık olduk.
Burada tartışmak istediğim yaklaşım, Göktaş'ın Cumhurbaşkanı ya da bazı itikadi değerler üzerinden yaptığı, sınırları tartışılabilecek hicivler veya hakkında başlatılan idari soruşturma değildir. Asıl mesele, artık sıradanlaşmış tutuklama ve çoğu zaman gereksiz sertlik içeren gözaltı yöntemleridir. Oysa eskiden bu tür durumlarda insanlar aranır, Müsait olduğunuzda gelip ifadenizi verir misiniz? denirdi.
Mizah, Kimlik ve Estetik
Deniz Göktaş'ın kimliğinin oluşumu ve ona yönelik sergilenen yaklaşım, aslında bu ülkenin yaklaşık beş yüz yıllık sorun çözme zihniyetine dair önemli ipuçları veriyor. Şahkulu (1511), Nur Ali Halife (1512), Bozoklu Celâl (1519), Baba Zünnun (1526) ve Kalender Çelebi (1527) isyanlarından bugüne kadar uzanan süreçte, farklı toplumsal talepler karşısında geliştirdiğimiz reflekslerin ameller değişse de zihniyet düzeyinde neden hep aynı kaldığını sorgulamak
gerekiyor.
Bu yazının görünmeyen alt başlığı aslında şudur: Bir toplumun ortak kimliğinin mizah üretme kapasitesi, onun sorun çözme kapasitesinin de göstergesidir.
Mizahın yaşayabilmesi için yalnızca ifade özgürlüğü yetmez; estetik gerekir. Estetik ise ancak derinliği olan, hafızasını koruyan, geleneğini tek tipleştirmeyen, farklı katmanlarını yok etmeyen güçlü bir kimlik içinde gelişebilir.
Açık ya da gizli köylülükten kurtulamamış kapalı zihniyetler estetikten de mahrumdurlar. Böyle olunca hiciv ile hakaret, latife ile aşağılama, mizah ile tahkir arasındaki ince çizgileri ayırt etmek de zorlaşır.
Batı'da Orta Çağ'ın soytarıları, krallara en ağır hakikatleri gülümseterek söyleyebilirdi. Bizim Doğu geleneğimiz ise ne yazık ki çoğu zaman hakikati mizahla dile getirenleri değil, yöneticilerin hoşuna gidecek sözleri söyleyen dalkavukları üretmeyi tercih etti.
Kimlik Nasıl İnşa Edilir?
Sıkça ifade ettiğimiz gibi son üç yüz yıllık modernleşme serüvenimiz; Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet gibi devrimlerle, Demokrat Parti ve AK Parti gibi kalkınmacı karşı devrimlerle ülkeye önemli kazanımlar sağladı. Her büyük dönüşüm, doğası gereği kimliği ve geleneği yeniden tanımlar.
Ancak bütün bunlara rağmen biz hâlâ Biz kimiz? sorusunu sormaya devam ediyoruz. Çünkü geleneğimizi büyük ölçüde yozlaştırdık; kimliğimizi ise sürekli yeniden inşa ederken aynı zamanda geleneksizleştirdik.
Oysa sürekli yeniden inşa edilen kimlik, neden daha kapsayıcı biçimde yeniden kurulamasın?
Kimliklerin oluşumu yalnızca siyasal süreçlerin değil; savaşların, göçlerin, toplumsal travmaların, sağlık krizlerinin ve hatta iklim değişimlerinin de ürünüdür. Kim derdi ki VIII. Henry'nin Anne Boleyn'e duyduğu aşk, kurumlarıyla birlikte devasa bir Anglikan mezhebinin doğmasına yol açacak? Ya da Kerbelâ faciasının, asırlar boyunca yaşayacak Şii kimliğinin en güçlü kurucu hafızasına dönüşeceğini kim öngörebilirdi?
Ortak Ev ve Kimlik Kapanı
Son dönemde dikkatle takip ettiğim Essex Üniversitesi'nden Prof. Renos Papadopoulos, travma, göç, mültecilik, aidiyet ve kolektif kimlik üzerine geliştirdiği özgün yaklaşımlarla bu meseleleri anlamamı sağlayan önemli isimlerden biri oldu.
Papadopoulos'a göre kimlik, doğuştan verilen değişmez bir öz değildir. İnsan; ailesi, yaşadığı toplum, tarih, kültür, travmalar, savaşlar, göçler ve kayıplar boyunca sürekli yeniden şekillenen dinamik bir varlıktır. Bu nedenle kimlik yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ve ilişkisel bir inşa sürecidir.
Onun en dikkat çekici kavramlarından biri de evdir. Ancak burada söz konusu olan yalnızca fiziksel bir mekân değildir. Ev; hafıza, gelenek, dil, ritüeller ve aidiyet hissidir. İnsan, Ben kimim? sorusunun cevabını önce bu manevi zeminde bulur. Bu yüzden göç eden ya da yerinden edilen kişi yalnızca yaşadığı coğrafyayı değil, kimliğini ayakta tutan süreklilik hissini de büyük ölçüde kaybeder. Asıl kopuş fiziksel olmaktan çok psikolojiktir.
Papadopoulos'un geliştirdiği Nostaljik Yön Kaybı kavramı da bunu anlatır. İnsan yalnızca geçmişini özlemez; asıl kaybettiği şey nerede durduğunu, kim olduğunu ve nereye ait olduğunu bilme duygusudur. İnsanlar bazen yerlerinden edilmezler; ama zihinsel ve kültürel olarak ortak evlerini kaybederler. Bugün Türkiye'nin yaşadığı temel sorunlardan biri de tam olarak budur.
Bununla birlikte Papadopoulos, travmanın yalnızca yıkıcı olmadığını söyler. Ona göre ağır tecrübeler aynı zamanda yeni gelişim imkânları da doğurabilir. Zorlukla Harekete Geçen Gelişim adını verdiği yaklaşım, krizlerin aynı zamanda yeni bir toplumsal inşa fırsatı olduğunu gösterir. Doğru zihniyet geliştirilebildiği ve ortak bir gelecek tasavvuru kurulabildiği ölçüde krizler yeni bir toplumsal uzlaşmanın başlangıcına dönüşebilir. Estetiği okuyabilen bir devlet bakışı Göktaş'taki bu cevheri görebilirdi.
Ancak bunun önündeki en büyük engellerden biri, kimliğin sürekli mağduriyet üzerinden tanımlanmasının hep önünün açılmasıdır. Papadopoulos'un Anlatısal Pasaport kavramı tam da bunu ifade eder. İnsanlar ve toplumlar bazen yaşadıkları acıları kimliklerinin merkezine yerleştirirler. Böylece kimlik, geleceğe yürüyen canlı bir aidiyet olmaktan çıkar; geçmişte yaşanmış haksızlıkların sürekli yeniden üretildiği bir hafızaya dönüşür. Kimlik kapanına girerler. Kişi artık kendisini değil, mağduriyetini yaşamaya başlar. Toplumlar da ortak gelecek inşa etmek yerine birbirlerine geçmişin hesabını sorarlar. Bugün hala bunu yaşamıyor muyuz?
Ortak Geleceğin İmkânı
Türkiye'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey, farklı kimlikleri inkâr etmek ya da tek tipleştirmek değildir. İhtiyaç duyulan, bütün bu farklılıkların üzerinde yükselebilecek ortak bir aidiyet duygusuna bağlı üst kapsayıcı kimliğin inşasıdır.
Kimlik kapanını aşmanın yolu da duygusal kopuşları onaracak ve farklı toplumsal kesimlerin kendilerini aynı hikâyenin parçası olarak hissedebilecekleri yeni bir ortak ev kurabilmektir.
Tam da bu noktada Papadopoulos'un yaklaşımı ile DEM'in halkların birlikte yaşaması söylemi arasında yeni bir sentez üretmek mümkündür. Aynı şekilde Deniz Göktaş ve babası Kemal Göktaş'ın temsil ettiği toplumsal hikâyeyi de yalnızca güncel siyasetin dar penceresinden değil, yüzyıllardır çözemediğimiz kimlik-ev meselesinin parçası olarak
okumak gerekir.
Ben, bütün tartışmalardan bağımsız olarak, Deniz Göktaş'ın mizahında kendi tarihsel kolektif kimliğinin birikiminden süzülen ve ortak ev tasavvuruna doğru uzatılmış anlamaya inşaya dayalı bir gencin uzlaşısının eli görüyorum.
Asıl soru şudur: O uzatılan eli tutabilecek kadar özgüvenli, estetik duygusu gelişmiş ve ortak bir ev kurmaya hazır bir siyasal ve toplumsal zihniyetimiz olacak mı?
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
TÜRKİYE SOLU’NUN BAŞARISIZLIĞIEŞREF URAL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
CENGİZ GÜNDOĞDU’NUN ARDINDAN (1943 – 1 Temmuz 2026)YUNUS YAŞAR
HAYAT HİKAYELERİ VE İÇİMİZDEKİ ROTAIŞIK YARGIN
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
HEP İLE HİÇ ARASINDA BİR ŞİİRMUHARREM YELLİCE
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
DİKİZ AYNASI, HAYAT, GEÇMİŞ VE GELECEKHASAN YAKUP CANGÜVEN
MUSTAFA ERGÜN ANTALYASPOR'A NE VERDİ?VEDAT GÜRHAN
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
IŞIĞINI BULAN OYUNCUGAZANFER ERYÜKSEL
RADON GAZI VE YAŞAM ALANLARIMIZDAKİ RİSKLERAHMET İLBARS
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
ENSEMDE GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN NEFESBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
ANTALYA TURİZMİ BÜYÜYOR; AMA AYNI ANDA TÜKENİYORCEM ARÜV
KADIN VE GÖÇ: BAVULA SIĞMAYAN HAYATLARGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
GÖZYAŞI VAR, UMUT DA VARSÜLEYMAN EKİN
5N 1K KURALINI UNUTAN GAZETECİLER!ALİ İHSAN DİLMEN
TÜRK-ALMAN TURİZMİNDE STRATEJİK BULUŞMAHÜSEYİN BARANER
MUHTARLIKLAR MESELESİAHMET GEDİKAĞAOĞLU
80 YAŞINDA YARIM ASIRLIK YORGANCI
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
ATB, HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİ'Nİ AÇIKLADI
HALK EKMEK 4 YILDA 30 MİLYON EKMEK ÜRETTİ
SAĞLIĞINA KAVUŞTU, ÇAY HASRETİ SON BULDU
MPS HASTASI EZGİ, BOZUK TOPRAK YOL NEDENİYLE EVE HAPSOLDU
DALIŞTA KUM KÖPEK BALIĞIYLA KARŞILAŞTI
TAHTA ARABALARLA ZORLU YARIŞ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






