Bugün 07 Şubat 2026 Cumartesi
  • Antalya10 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6942.64
    %0
  • Dolar
    43.5989
    %0
  • Euro
    51.57
    %0

ŞENER METE / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ŞENER METE / KONUK YAZAR

DEPREMLER, ZAMLAR, KAZALAR, KAYBETTİKLERİMİZ...

07 Şubat 2026 Cumartesi 00:33

2025 yılı böyle geçmişti. 2026'da gene 3 yıl önceki Kahramanmaraş depremini hatırladık... Gene zamlar geldi, gelecek. Emekliler gene isyanda. İşyerleri kapanmaya devam ediyor. Çiftçi, ürününün para etmediğinden şikayetçi ama pazarda 100 liranın altında sebze  ve meyve bulamıyoruz Ankara'da... Hayatı  dolu dolu yaşamayı unuttuk neredeyse. Ama bizler gibi 70'likler ve bizden öncekiler güzel günler de yaşamıştı bu ülkede. Topluca türküler de söylenmiş, halaylar da çekilmişti. Ya radyo bize eşlik etmişti ya da biz radyodan akan nağmelere bedenimizi oynatarak eşlik etmiştik. Güzel günlerdi, özel günlerdi... O özel günlerde özel yayınlar yapılırdı. 23 Nisan günü şıkır şıkır giyinen çocukların kahkahaları göklere yükselir, dünyanın dört bir tarafından gelen çocukların dansları, spor salonlarının duvarlarını titretir, parklardaki ağaçların yapraklarını coştururdu. 
Bizden öncekilerden kalan ve bizim de yaşadığımız birkaç toplumsal olayda yani toplumsal sevinç günlerinde radyo ne yapmış hatırlayalım mı?
  Toplumsal sevinç duyulan günler, genel bir ferahlık duyulan günlerdir.  Örneğin ülkede çok önemli bir maden bulunması (altın gibi) millî menfaatlerin diğer ülkelere göre önemli artış göstermesi,  bir savaşın kazanılması, çok önemli bir tesisin tamamlanması vb.

Böyle özel yayınlara bir örnek olarak, Türk Dili Kurultayı’nın toplandığı gün olan 26 Eylül 1932 tarihini verebiliriz.

    Türkiye’de radyoculuk henüz çok yeni başlamışken ve ülkedeki radyo alıcısı sayısı parmakla sayılacak kadar azken, 1932 yılında Dolmabahçe Sarayında yapılan kurultay, İstanbul Radyosu tarafından özel yayınla verilmişti. O günün zor şartlarında Dolmabahçe Sarayına canlı bağlantı yapılmış, İstanbul’un 15 ayrı noktasına radyo tesisatı yerleştirilmiş ve kurultayı, 5 gün boyunca halkın dinlemesi sağlanmıştı.

    Böyle günlerde yapılan özel yayınlara bir örnek, ilk Kore gazilerinin Ankara’ya getirilişleri sırasında yapılan törendir. O gün, radyoda Kore ile ilgili hatıralar anlatılmış, Kore savaşı sırasında yakılan türkü ve şarkılar çalınmıştı. Örneğin Eğirdir yöresine ait ve Kore’den dönen askerin yavuklusuyla karşılaşmasını anlatan Ayran türküsü, o dönemde Münir Nurettin, Ahmet Üstün, Perihan Altındağ Sözeri gibi popüler sanatçıların eserlerinden daha fazla dinleniyordu:

Gurbet ellerinde eğlendim kaldım

Güzel cemalini görünce durdum

Gelin bu ayranı taze mi yaydın

Hüdanın aşkına doldur ayranı

Canım ayranı, güzel ayranı.

Yine Celâl İnce’nin Amerika şarkısı da popüler eserlerdendi:

Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça,

beraberdir seninle, hürriyet savaşında

bu bir dostluk şarkısıdır, kardeşliğin yankısıdır,

Kore’de olduk kan kardeşi, sönmez bu dostluğun ateşi…

21 Ocak 1951 günlü Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Gündem metninde şöyle yazıyordu: “İlk yaralı Kore gazileri Ankara’ya getirildi, törenle karşılandı. Radyoların yanı sıra yeni yeni yayılmaya başlanan plaklarda da Kore şarkı ve türkülerinin Hafız Burhan, Münir Nurettin, Perihan Altındağ, Zehra Bilir, Ahmet Üstün ve hatta Abdullah Yüce’nin ‘Bu ne sevgi ah bu ne ıstırap’ şarkısından daha fazla dinlenmektedir.”

    Toplumsal sevinç günlerine bir başka örnek, Cumhuriyetin 50. yılında, 30 Ekim 1973 günü açılan Boğaziçi Köprüsünün açılış törenidir. O gün bu tören TRT televizyonundan da naklen yayınlanmış ve tören Eurovision aracılığıyla dünyaya iletilmişti. İstanbul Radyosu da bu töreni canlı anlatımla vermiş ve çaldığı İstanbul şarkılarıyla bu mutluluk tablosunu, dinleyicilerle paylaşmıştı.

    TRT Trabzon İl Radyosunun Mayıs 1968’de deneme yayınlarına başladığı gün, halkın 3 katlı bir apartmanda kurulan radyo binasının önünde toplanması ve sevinç gösterileri, özel yayınlara bir başka örnek olarak gösterilebilir. Trabzon İli Bölge Radyosu Kurma Derneği Başkanı Kemal Yılmaz Bayraktar, o güne ilişkin duygularını şu cümleyle anlatmıştı:

- “O gün duyduğumuz bahtiyarlık, Amerikalıların Ay’a insan indirdiği günkü kadar büyük bir bahtiyarlıktı.”

Artık büyük bahtiyarlıklar yaşayalım, toplumca sevinç günlerini kutlayalım. Çünkü özledik.

Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim