- IMKB
% - Altın
7328.7
%-0.48 - Dolar
44.0922
%0.02 - Euro
51.0547
%-0.37
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:48 - DEFNE’DE UÇURUMDAN YUVARLANAN OTOMOBİL SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 18:45 - ANSİAD'DA 8 MART'A ÖZEL VİZYON
- 18:30 - 9.AKRA CAZ FESTİVALİ HAZİRAN'DA BAŞLIYOR
- 17:58 - NESLİ TEHLİKEDE OLAN AKDENİZ FOKU YUVALARINA 'TUR' ŞİKAYETİ
- 17:28 - İRAN’DA TIRINA ŞARAPNEL PARÇASI İSABET EDEN TÜRK TIR ŞOFÖRÜ KURTARILAMADI
- 17:23 - KOCASI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN KADIN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
- 17:08 - KAHRAMANMARAŞ’TA CADDE VE SOKAKLAR ASFALTLANIYOR
- 17:08 - KAHRAMANMARAŞ’TA ARANAN HÜKÜMLÜ YAKALANDI
- 15:53 - ALKÜ, ÜNİDES’TE BÖLGENİN ZİRVE ÜNİVERSİTESİ OLDU
- 15:38 - SEL SULARI ALTINDA KALAN ANTALYA-KONYA KARA YOLU YENİDEN ULAŞIMA AÇILDI
- 14:58 - SAMANDAĞ’DA BAHÇEDE ÇIKAN YANGIN BÜYÜMEDEN SÖNDÜRÜLDÜ
- 14:58 - HATAY’DA ARANMASI OLAN 4 KİŞİ TUTUKLANDI
- 14:58 - ZABITA OPERASYONUYLA YAKALANAN DİLENCİLERİN ÜZERİNDE 4 BİN TL’Yİ BULAN PARA ELE GEÇİRİLDİ
- 14:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 14:28 - ANDIRIN’DA KAMEK KURS KAYITLARI BAŞLADI

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEK
Kusurlu olmak, insan olmanın kaçınılmaz bedelidir. Tarih boyunca bilge kişiler ve düşünürler, 'hatasız kul olmaz' hakikatini her devirde farklı cümlelerle işlemiş; insanın doğasındaki bu kırılganlığı bin bir türlü irdelemişlerdir.
Kimine göre hata, öğrenmenin kapısıdır; kimine göre olgunlaşmanın sancıları. Ancak bugün üzerinde durmak istediğim mesele, tökezleyerek düşmek değil, önündeki çukuru görüp içine atlamayı tercih etmektir. Konumuz, "bilmemekten" kaynaklanan hatalar değil; "bile bile" yapılan, vicdanın en derininde "bu yanlış" diye fısıldarken, elin ve aklın "yine de yap" dediği o tehlikeli virajdır. Günlük hayatımıza bir bakalım. Kaç kez, trafikte kırmızı ışıkta geçtik? Karşıdan gelen arabayı gördük, ışığın kırmızı olduğunu bildik, kuralın ne olduğunu da ezberledik. Ama o anki acelemiz, o anki konforumuz veya "bana bir şey olmaz" kibrimiz, direksiyonu kırmamıza neden oldu. Bu bir bilgi eksikliği miydi? Hayır. Bu, bir tercih meselesidir. İşte insanlığın en büyük dramı da tam burada başlıyor: Doğruyu bildiği halde yanlışı tercih etmek. Bile bile yapılan hataların en ayırt edici özelliği, arka planda çalan o rahatsız edici seslerdir. Yanlış bir tuşa bastığınızda bilgisayarınız "bip" sesi verir. İnsan vicdanı da öyledir. Yalan söyleyeceğiniz an, kalbiniz hafifçe sıkışır. Birine haksızlık yapacağınız an, midenizde bir düğüm hissedersiniz. Sorun, bu sinyalleri alamamamızda değil; bu sinyalleri "kapat" tuşuna basarak susturmamızdadır. Neden mi yapıyoruz bunu? Çünkü doğruyu yapmak çoğu zaman zordur. Doğruyu yapmak, sabır ister; bazen kaybetmeyi göze almayı gerektirir; çoğu zaman egoyu incitir. Yanlış ise çoğu zaman "kolay" olandır. Yalan söylemek, gerçeği anlatmaktan daha az enerji harcatır bazen. Başkasının hakkına girmek, kendi hakkından feragat etmekten daha kârlı görünür o anlık hesapta. İnsan, kısa vadeli hazlar uğruna uzun vadeli huzurunu rehin bırakmayı göze alabiliyor. Bu, aklın değil, nefsin; mantığın değil, dürtülerin zaferidir. Bu durumu en çok da en yakınlarımızla olan ilişkilerimizde yaşıyoruz. Eşinize, çocuğunuza veya dostunuza, onları inciteceğini bile bile sert bir cümle kurduğunuz o anı hatırlayın. Öfke anında, "bunu söylersem kalbi kırılır" bilgisine sahipsinizdir. Ama yine de o cümleyi kurarsınız. Neden? Çünkü o an haklı çıkmak, karşıdaki insanın duygularını korumaktan daha önemli gelmiştir. İşte bu, ilişkilerdeki en büyük zehirdir. Kazara söylenen bir söz için "özür dilerim, dilim sürçtü" demek kolaydır. Ancak bile bile yapılan bir haksızlık için özür dilemek, insanın kendi kibrini yenmesini gerektirir. Çoğumuz, "Zaten o da bana şunu yapmıştı" diyerek kendi yanlışımızı rasyonalize ederiz. Kendi hatalarımızı haklı çıkarmak için bin bir türlü kılıf uydururuz. Oysa karşı tarafın hatası, sizin hatanızı meşrulaştırmaz. Yanlışın yanlışı düzeltmeyeceğini bilmemize rağmen, intikam almak veya egomuzu tatmin etmek için aynı hatayı tekrarlarız. Bu bir kısır döngüdür ve sonu hüsrandır. Meseleyi bireysel düzlemden çıkarıp toplumsal düzleme taşıdığımızda tablo daha da vahimleşir. Bir toplumda, insanlar yanlış olduğunu bile bile sessiz kalıyorsa, o toplumun temelleri çatırdıyor demektir. Haksızlığa uğrayan birini görüp "karışmayayım, başım ağrır" demek; çevreye çöp atıp "bir ben ne yapayım" demek; liyakatsiz birini görüp "torpili varmış, karışmayayım" demek. Bunların hepsi, "bile bile yapılan yanlış" kategorisine girer. Toplumlar, bireylerin bilinçli tercihlerinin toplamından oluşur. Eğer bizler, doğruyu bilip yanlışı uygulamayı bir "zekâ" veya "pratiklik" olarak görmeye başlarsak, o toplumda güven biter. Güvenin bittiği yerde ise ne ekonomi ne hukuk ne de kardeşlik ayakta kalabilir. Bugün yaşadığımız birçok toplumsal sorunun kökeninde, aslında "bilgi eksikliği" değil, "irade zafiyeti" yatmaktadır. Kuralları biliyoruz, kanunları biliyoruz, ahlaki değerleri biliyoruz; ama uygulamada "bana uyar" mantığıyla hareket ediyoruz. Bile bile yapılan hataların en korkutucu yanı, bedelinin hemen ödenmemesidir. Hırsızlık yapan yakalanmayabilir, yalan söyleyen ortaya çıkmayabilir, haksızlık yapan ceza almayabilir. Bu "cezasızlık" hissi, insanı daha da cesaretlendirir. Ancak bedel, mutlaka ve mutlaka ödenir. Sadece şekli farklıdır. Bu bedel, bazen içsel bir huzursuzluk olarak çıkar. Geceleri uyuyamamak, aynaya bakmaktan kaçınmak, sürekli bir tedirginlik hali. Bazen de bu bedel, kaybedilen itibar veya güven olarak geri döner. Bir kez "bile bile" yanlış yapan insan, bir daha asla tam olarak güvenilir bulunmaz. İnsanlar, sizin hata yapabileceğinizi kabul eder; çünkü insansınız. Ama sizin, hatayı "tercih" edebileceğinizi bildiklerinde, size olan inançlarını kaybederler. Ve bu güveni yeniden inşa etmek, yıkmaktan katbekat daha zordur. Ayrıca, bile bile yapılan yanlışlar, insanın kendi öz saygısını de kemirir. Kişi, her bilinçli hatasında aslında kendi değerine bir darbe vurur. "Ben daha iyisini hak ediyorum" diyemeyen insan, "Ben bunu yapabilecek kadar düşüküm" mesajını kendi bilinçaltına verir. Zamanla bu birikim, insanı mutsuz, tatminsiz ve ruhen yorgun bir varlığa dönüştürür. Peki, bu döngüden nasıl çıkacağız? İlk adım, dürüstlüktür. Her şeyden önce kendimize karşı dürüst olmak. Hata yaptığımızda "Zaten herkes yapıyor" veya "Zorunluluktan yaptım" bahanelerine sığınmamak. O anki tercihimizin tamamen bize ait olduğunu kabul etmek. İkinci adım, durup düşünmek için bir "ara" vermektir. Yanlış yapma dürtüsü geldiğinde, o eylemi gerçekleştirmeden önce kendimize sormak: "Bunu yaptığım için bir yıl sonra kendimle gurur duyacak mıyım?" veya "Bu eylem, olmak istediğim insanla örtüşüyor mu?" Bu basit sorular, birçok bilinçli hatanın önünü kesebilir. Ve son olarak, hatalarımızla yüzleşmek. Bile bile yapılan bir yanlışın telafisi, onu itiraf etmekle başlar. Özür dilemek, zayıflık değil; aksine, hatanın bilincinde olacak kadar güçlü olmanın işaretidir. Toplumsal olarak da, yanlışın yanlış olduğunu haykırmak, sessiz kalarak suça ortak olmamak gerekir. İnsan, hata yapabilir; bu onun fıtratında var. hayat, sürekli doğru kararlar verme sanatı değildir. Hayat, yanlış yaptığımızda bunun farkına varıp yönümüzü düzeltebilme cesaretidir. Ancak asıl tehlike, pusulanun bozuk olduğunu bilip, yine de o yöne gitmekte ısrar etmektir.
DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEKNİNA ŞAHİN
GÖNÜLLÜ SADELİKAHMET İLBARS
HER BİRİNİZ SORU İŞARETİSİNİZ!..VEDAT GÜRHAN
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ANTALYASPOR YAYIN GELİR PAYI ARTAR MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
KÜRT KİMLİĞİ-DİLSEL YANILSAMA TURANÎ KÖKLERDEN ARYEN EFSÂNESİNEMUHARREM YELLİCE
ARKA PLAN OKUMALARIGAZANFER ERYÜKSEL
İRAN 1978 - 1979ŞENER METE
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
İYİ Kİ SENİ TANIDIM ABİDE...IŞIK YARGIN
KADINLARIN GÜNÜ MÜ, KADINLARIN MÜCADELESİ Mİ?ERDOĞAN KAHYA
TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜNURİ SEZEN
BÜLENT ECEVİT İLE ANTBİRLİK DİRENİŞİNİ KONUŞTUKYUNUS YAŞAR
ANTALYAMIZA 4 CRUİSE LİMANI YAPILMALIDIRCEM ARÜV
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
KADINLAR KADINCAĞIZLARHALİL ERDEM
ANTALYA’YA GÖÇÜ DURDURUNTURGAY ALP
İNTERNET ALIŞVERİŞLERİNDE YAŞANAN MAĞDURİYETLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
FATMA NUR ÇELİK ANISINA…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BÖLGEMİZDE GERÇEKLEŞEN HUKUKSUZ SALDIRGANLIK ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
CAN SUYU PROJESİ İLE 10 TON SU ÜCRETSİZ
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
'HASSAS KENTLEŞME ŞART'
ALANYASPOR-BAŞAKŞEHİR: 1-2
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





