- IMKB
% - Altın
6811.86
%0 - Dolar
44.5989
%0 - Euro
52.3513
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:53 - KEPEZ’İN ER MEYDANINDA DESTE BOYLARINDA BÜYÜK MÜCADELE YAŞANDI
- 13:48 - SULAMA KANALINDA KAYBOLAN ÇOCUĞUN CANSIZ BEDENİ BULUNDU
- 13:23 - İSTANBUL VE ADANA’DA DEV SİLAH OPERASYONU
- 12:48 - SALDIRIDA HAYATINI KAYBEDEN ÖĞRENCİLERİN MEZARLARINA BIRAKILAN NOTLAR DUYGULANDIRIYOR
- 12:28 - DÜN TAŞLARLA SALDIRDILAR, BUGÜN SİLAHLARLA ATEŞ AÇTILAR: 6 GÖZALTI
- 12:18 - OSMANİYE’DE FIRTINA AHIRIN ÇATISINI UÇURDU
- 12:18 - HATAY’DA HEYELAN YAŞANAN YOL ULAŞIMA KAPANDI
- 12:03 - YOLU KISALTMAK İSTERKEN APARTMAN BOŞLUĞUNA DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ
- 12:03 - EĞİTİM-BİR-SEN ADANA ŞUBE BAŞKANI SARIGEÇİLİ’DEN "DİJİTAL TERÖR" VURGUSU
- 11:58 - SULAMA KANALINDA KAYBOLAN ÇOCUK BULUNAMADI
- 11:33 - ADANA’DA "İHRACAT AKADEMİSİ EĞİTİMİ" BAŞLADI
- 11:23 - ÇOCUK KAMPÜSÜ KISA SÜREDE YOĞUN TALEP GÖRDÜ
- 11:23 - BÜYÜKŞEHİR’DEN ALANYA’NIN GELECEĞİNE 3,7 MİLYAR LİRALIK YATIRIM
- 11:23 - KAVGA EDEN SOKAK KÖPEKLERİNE TÜFEKLE ATEŞ EDİP BİR KÖPEĞİ ÖLDÜRDÜ
- 11:23 - OKUL SALDIRISI HERKESİ DERİNDEN ETKİLEDİ, ’KENDİ ÇOCUĞUM VEFAT ETMİŞ GİBİ UYUYAMIYORUM’
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEK
Kusurlu olmak, insan olmanın kaçınılmaz bedelidir. Tarih boyunca bilge kişiler ve düşünürler, 'hatasız kul olmaz' hakikatini her devirde farklı cümlelerle işlemiş; insanın doğasındaki bu kırılganlığı bin bir türlü irdelemişlerdir.
Kimine göre hata, öğrenmenin kapısıdır; kimine göre olgunlaşmanın sancıları. Ancak bugün üzerinde durmak istediğim mesele, tökezleyerek düşmek değil, önündeki çukuru görüp içine atlamayı tercih etmektir. Konumuz, "bilmemekten" kaynaklanan hatalar değil; "bile bile" yapılan, vicdanın en derininde "bu yanlış" diye fısıldarken, elin ve aklın "yine de yap" dediği o tehlikeli virajdır. Günlük hayatımıza bir bakalım. Kaç kez, trafikte kırmızı ışıkta geçtik? Karşıdan gelen arabayı gördük, ışığın kırmızı olduğunu bildik, kuralın ne olduğunu da ezberledik. Ama o anki acelemiz, o anki konforumuz veya "bana bir şey olmaz" kibrimiz, direksiyonu kırmamıza neden oldu. Bu bir bilgi eksikliği miydi? Hayır. Bu, bir tercih meselesidir. İşte insanlığın en büyük dramı da tam burada başlıyor: Doğruyu bildiği halde yanlışı tercih etmek. Bile bile yapılan hataların en ayırt edici özelliği, arka planda çalan o rahatsız edici seslerdir. Yanlış bir tuşa bastığınızda bilgisayarınız "bip" sesi verir. İnsan vicdanı da öyledir. Yalan söyleyeceğiniz an, kalbiniz hafifçe sıkışır. Birine haksızlık yapacağınız an, midenizde bir düğüm hissedersiniz. Sorun, bu sinyalleri alamamamızda değil; bu sinyalleri "kapat" tuşuna basarak susturmamızdadır. Neden mi yapıyoruz bunu? Çünkü doğruyu yapmak çoğu zaman zordur. Doğruyu yapmak, sabır ister; bazen kaybetmeyi göze almayı gerektirir; çoğu zaman egoyu incitir. Yanlış ise çoğu zaman "kolay" olandır. Yalan söylemek, gerçeği anlatmaktan daha az enerji harcatır bazen. Başkasının hakkına girmek, kendi hakkından feragat etmekten daha kârlı görünür o anlık hesapta. İnsan, kısa vadeli hazlar uğruna uzun vadeli huzurunu rehin bırakmayı göze alabiliyor. Bu, aklın değil, nefsin; mantığın değil, dürtülerin zaferidir. Bu durumu en çok da en yakınlarımızla olan ilişkilerimizde yaşıyoruz. Eşinize, çocuğunuza veya dostunuza, onları inciteceğini bile bile sert bir cümle kurduğunuz o anı hatırlayın. Öfke anında, "bunu söylersem kalbi kırılır" bilgisine sahipsinizdir. Ama yine de o cümleyi kurarsınız. Neden? Çünkü o an haklı çıkmak, karşıdaki insanın duygularını korumaktan daha önemli gelmiştir. İşte bu, ilişkilerdeki en büyük zehirdir. Kazara söylenen bir söz için "özür dilerim, dilim sürçtü" demek kolaydır. Ancak bile bile yapılan bir haksızlık için özür dilemek, insanın kendi kibrini yenmesini gerektirir. Çoğumuz, "Zaten o da bana şunu yapmıştı" diyerek kendi yanlışımızı rasyonalize ederiz. Kendi hatalarımızı haklı çıkarmak için bin bir türlü kılıf uydururuz. Oysa karşı tarafın hatası, sizin hatanızı meşrulaştırmaz. Yanlışın yanlışı düzeltmeyeceğini bilmemize rağmen, intikam almak veya egomuzu tatmin etmek için aynı hatayı tekrarlarız. Bu bir kısır döngüdür ve sonu hüsrandır. Meseleyi bireysel düzlemden çıkarıp toplumsal düzleme taşıdığımızda tablo daha da vahimleşir. Bir toplumda, insanlar yanlış olduğunu bile bile sessiz kalıyorsa, o toplumun temelleri çatırdıyor demektir. Haksızlığa uğrayan birini görüp "karışmayayım, başım ağrır" demek; çevreye çöp atıp "bir ben ne yapayım" demek; liyakatsiz birini görüp "torpili varmış, karışmayayım" demek. Bunların hepsi, "bile bile yapılan yanlış" kategorisine girer. Toplumlar, bireylerin bilinçli tercihlerinin toplamından oluşur. Eğer bizler, doğruyu bilip yanlışı uygulamayı bir "zekâ" veya "pratiklik" olarak görmeye başlarsak, o toplumda güven biter. Güvenin bittiği yerde ise ne ekonomi ne hukuk ne de kardeşlik ayakta kalabilir. Bugün yaşadığımız birçok toplumsal sorunun kökeninde, aslında "bilgi eksikliği" değil, "irade zafiyeti" yatmaktadır. Kuralları biliyoruz, kanunları biliyoruz, ahlaki değerleri biliyoruz; ama uygulamada "bana uyar" mantığıyla hareket ediyoruz. Bile bile yapılan hataların en korkutucu yanı, bedelinin hemen ödenmemesidir. Hırsızlık yapan yakalanmayabilir, yalan söyleyen ortaya çıkmayabilir, haksızlık yapan ceza almayabilir. Bu "cezasızlık" hissi, insanı daha da cesaretlendirir. Ancak bedel, mutlaka ve mutlaka ödenir. Sadece şekli farklıdır. Bu bedel, bazen içsel bir huzursuzluk olarak çıkar. Geceleri uyuyamamak, aynaya bakmaktan kaçınmak, sürekli bir tedirginlik hali. Bazen de bu bedel, kaybedilen itibar veya güven olarak geri döner. Bir kez "bile bile" yanlış yapan insan, bir daha asla tam olarak güvenilir bulunmaz. İnsanlar, sizin hata yapabileceğinizi kabul eder; çünkü insansınız. Ama sizin, hatayı "tercih" edebileceğinizi bildiklerinde, size olan inançlarını kaybederler. Ve bu güveni yeniden inşa etmek, yıkmaktan katbekat daha zordur. Ayrıca, bile bile yapılan yanlışlar, insanın kendi öz saygısını de kemirir. Kişi, her bilinçli hatasında aslında kendi değerine bir darbe vurur. "Ben daha iyisini hak ediyorum" diyemeyen insan, "Ben bunu yapabilecek kadar düşüküm" mesajını kendi bilinçaltına verir. Zamanla bu birikim, insanı mutsuz, tatminsiz ve ruhen yorgun bir varlığa dönüştürür. Peki, bu döngüden nasıl çıkacağız? İlk adım, dürüstlüktür. Her şeyden önce kendimize karşı dürüst olmak. Hata yaptığımızda "Zaten herkes yapıyor" veya "Zorunluluktan yaptım" bahanelerine sığınmamak. O anki tercihimizin tamamen bize ait olduğunu kabul etmek. İkinci adım, durup düşünmek için bir "ara" vermektir. Yanlış yapma dürtüsü geldiğinde, o eylemi gerçekleştirmeden önce kendimize sormak: "Bunu yaptığım için bir yıl sonra kendimle gurur duyacak mıyım?" veya "Bu eylem, olmak istediğim insanla örtüşüyor mu?" Bu basit sorular, birçok bilinçli hatanın önünü kesebilir. Ve son olarak, hatalarımızla yüzleşmek. Bile bile yapılan bir yanlışın telafisi, onu itiraf etmekle başlar. Özür dilemek, zayıflık değil; aksine, hatanın bilincinde olacak kadar güçlü olmanın işaretidir. Toplumsal olarak da, yanlışın yanlış olduğunu haykırmak, sessiz kalarak suça ortak olmamak gerekir. İnsan, hata yapabilir; bu onun fıtratında var. hayat, sürekli doğru kararlar verme sanatı değildir. Hayat, yanlış yaptığımızda bunun farkına varıp yönümüzü düzeltebilme cesaretidir. Ancak asıl tehlike, pusulanun bozuk olduğunu bilip, yine de o yöne gitmekte ısrar etmektir.
BİR NESLİ KİM CANAVARLAŞTIRDI?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TAZE VE BAYAT MESELESİ!..VEDAT GÜRHAN
KADININ SİYASETTEKİ YERİ: TEMSİL Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KUSURDAKİ GÜZELLİK: KİNTSUGİGAZANFER ERYÜKSEL
KUTSAL KALENİN ÇÖKÜŞÜ: AİLE, OKUL VE SİLAHGÖZDE SARI
BİR ÇINARIN GÖLGESİŞAFAK ÇELİK
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARININ İCRASIAV CÜNEYT KARASU
TÜRK AİLE MAFYA YAPISINA HOŞ GELDİNİZBİHTER GÖRDÜ
NİÇİN KÖYLÜLÜK?TARIK ÇELENK
GELECEĞİN PUSULASIAHMET İLBARS
TAKSİ SORUNUNUN TÜKETİCİYE ETKİSİ VE BEKLENTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
SEÇİLEN Mİ, SEÇEN Mİ?SÜLEYMAN EKİN
YÖRÜK- TÜRKMEN ADLARI ÜZERİNDEN YENİ KİMLİK KURGULARIMUHARREM YELLİCE
BENİ LEYLEKLER GETİRMİŞ OLAMAZ ANNE!GÜRSEL KAYA
MUSLUKTAN AKAN SU NE KADAR GÜVENLİ?CEM ARÜV
SAMUEL BALLET HEMEN SATILMALIDIRKAHRAMAN KÖKTÜRK
YENİDEN YENİDEN DOĞMAK VE MOLA HAKKINI GERİ ALMAKBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
İDİL VE URALLARDA TÜRK RUHUNURİ SEZEN
ZAMANIN ÇARKINDA YENİ BİR DÜNYA VE TÜRKİYEIŞIK YARGIN
MUHAFAZAKARLIK; ‘YERLİ ve MİLLİLİK’ ÜZERİNDEN BATI KARŞITLIĞIALİ İHSAN DİLMEN
GÖNÜLLÜ UYUMARAZİYE GÖK AKTAŞ
110 MİLYAR DOLAR BİR HEDEF DEĞİL, BİR ZİHİN DEVRİMİDİRHÜSEYİN BARANER
KAZANANI OLMAYAN, KAYBEDENİ ÇOK OLAN SAVAŞNİZAMETTİN ŞEN
ANKARAŞENER METE
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
MELİKE ÇAKIR, TÜRKİYE KUPASI ETABINDA BİRİNCİ
BAİB'DE YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI
AKRA GRAN FONDO ANTALYA START ALDI
İSMAİL BAHA SÜRELSAN ANISINA ÖDÜL TÖRENİ
NAFAKA NEDENİYLE ENGELLİ MAAŞI BAĞLANMADI
HEM TEDAVİ GÖRÜYORLAR, HEM PARA KAZANIYORLAR
TÜRK TARIMI İÇİN STRATEJİK KAZANIM FIRSATLARI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





