- IMKB
% - Altın
6651.66
%2.64 - Dolar
47.6911
%0.1 - Euro
55.1877
%0.26
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 21:53 - MERSİN’DE ’DALTONLAR’ SUÇ ÖRGÜTÜNE OPERASYON: 6 TUTUKLAMA
- 21:53 - MESLEKTAŞINI TABANCAYLA YARALAYAN AVUKAT TUTUKLANDI
- 21:41 - YANGINDA MAHSUR KALAN AİLE KURTARILDI
- 21:21 - MAHALLE BULUŞMALARI ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR
- 21:18 - APARTMANDA YANGIN PANİĞİ: 5 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ
- 21:09 - KUYUYA DÜŞEN 6 YAŞINDAKİ ÇOCUK KURTARILDI
- 20:49 - ERGÜN: "KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR SAVAŞACAĞIZ"
- 19:48 - SEYİR HALİNDEYKEN ANİDEN ALEV ALAN OTOMOBİLDEKİ 4 KİŞİ YARALANDI
- 18:33 - BAKAN KURUM’UN KATILIMIYLA HATAY’DA 8 BİN 500 HAK SAHİBİNİN KONUTU BELİRLENDİ
- 17:49 - SERİK'TE KAZA: 8'İ TURİST, 10 KİŞİ YARALANDI
- 17:43 - KUMSALDA YAKILAN ATEŞ DENİZE ULAŞMAYA ÇALIŞAN YAVRU CARETTAYI YAKIP TELEF ETTİ
- 17:33 - MANAVGAT’TA SOKAK HAYVANLARINA 75 DÖNÜMLÜK YAŞAM ALANI
- 17:28 - MERSİN’DE TIRIN ÇARPTIĞI ARAÇ METRELERCE SÜRÜKLENDİ
- 17:28 - TARSUS’TA KIRSAL MAHALLELERİN YOLLARI PARKEYLE YENİLENİYOR
- 17:26 - GECE YARISI DENİZE GİREN 2 GENÇ BOĞULDU
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEK
Kusurlu olmak, insan olmanın kaçınılmaz bedelidir. Tarih boyunca bilge kişiler ve düşünürler, 'hatasız kul olmaz' hakikatini her devirde farklı cümlelerle işlemiş; insanın doğasındaki bu kırılganlığı bin bir türlü irdelemişlerdir.
Kimine göre hata, öğrenmenin kapısıdır; kimine göre olgunlaşmanın sancıları. Ancak bugün üzerinde durmak istediğim mesele, tökezleyerek düşmek değil, önündeki çukuru görüp içine atlamayı tercih etmektir. Konumuz, "bilmemekten" kaynaklanan hatalar değil; "bile bile" yapılan, vicdanın en derininde "bu yanlış" diye fısıldarken, elin ve aklın "yine de yap" dediği o tehlikeli virajdır. Günlük hayatımıza bir bakalım. Kaç kez, trafikte kırmızı ışıkta geçtik? Karşıdan gelen arabayı gördük, ışığın kırmızı olduğunu bildik, kuralın ne olduğunu da ezberledik. Ama o anki acelemiz, o anki konforumuz veya "bana bir şey olmaz" kibrimiz, direksiyonu kırmamıza neden oldu. Bu bir bilgi eksikliği miydi? Hayır. Bu, bir tercih meselesidir. İşte insanlığın en büyük dramı da tam burada başlıyor: Doğruyu bildiği halde yanlışı tercih etmek. Bile bile yapılan hataların en ayırt edici özelliği, arka planda çalan o rahatsız edici seslerdir. Yanlış bir tuşa bastığınızda bilgisayarınız "bip" sesi verir. İnsan vicdanı da öyledir. Yalan söyleyeceğiniz an, kalbiniz hafifçe sıkışır. Birine haksızlık yapacağınız an, midenizde bir düğüm hissedersiniz. Sorun, bu sinyalleri alamamamızda değil; bu sinyalleri "kapat" tuşuna basarak susturmamızdadır. Neden mi yapıyoruz bunu? Çünkü doğruyu yapmak çoğu zaman zordur. Doğruyu yapmak, sabır ister; bazen kaybetmeyi göze almayı gerektirir; çoğu zaman egoyu incitir. Yanlış ise çoğu zaman "kolay" olandır. Yalan söylemek, gerçeği anlatmaktan daha az enerji harcatır bazen. Başkasının hakkına girmek, kendi hakkından feragat etmekten daha kârlı görünür o anlık hesapta. İnsan, kısa vadeli hazlar uğruna uzun vadeli huzurunu rehin bırakmayı göze alabiliyor. Bu, aklın değil, nefsin; mantığın değil, dürtülerin zaferidir. Bu durumu en çok da en yakınlarımızla olan ilişkilerimizde yaşıyoruz. Eşinize, çocuğunuza veya dostunuza, onları inciteceğini bile bile sert bir cümle kurduğunuz o anı hatırlayın. Öfke anında, "bunu söylersem kalbi kırılır" bilgisine sahipsinizdir. Ama yine de o cümleyi kurarsınız. Neden? Çünkü o an haklı çıkmak, karşıdaki insanın duygularını korumaktan daha önemli gelmiştir. İşte bu, ilişkilerdeki en büyük zehirdir. Kazara söylenen bir söz için "özür dilerim, dilim sürçtü" demek kolaydır. Ancak bile bile yapılan bir haksızlık için özür dilemek, insanın kendi kibrini yenmesini gerektirir. Çoğumuz, "Zaten o da bana şunu yapmıştı" diyerek kendi yanlışımızı rasyonalize ederiz. Kendi hatalarımızı haklı çıkarmak için bin bir türlü kılıf uydururuz. Oysa karşı tarafın hatası, sizin hatanızı meşrulaştırmaz. Yanlışın yanlışı düzeltmeyeceğini bilmemize rağmen, intikam almak veya egomuzu tatmin etmek için aynı hatayı tekrarlarız. Bu bir kısır döngüdür ve sonu hüsrandır. Meseleyi bireysel düzlemden çıkarıp toplumsal düzleme taşıdığımızda tablo daha da vahimleşir. Bir toplumda, insanlar yanlış olduğunu bile bile sessiz kalıyorsa, o toplumun temelleri çatırdıyor demektir. Haksızlığa uğrayan birini görüp "karışmayayım, başım ağrır" demek; çevreye çöp atıp "bir ben ne yapayım" demek; liyakatsiz birini görüp "torpili varmış, karışmayayım" demek. Bunların hepsi, "bile bile yapılan yanlış" kategorisine girer. Toplumlar, bireylerin bilinçli tercihlerinin toplamından oluşur. Eğer bizler, doğruyu bilip yanlışı uygulamayı bir "zekâ" veya "pratiklik" olarak görmeye başlarsak, o toplumda güven biter. Güvenin bittiği yerde ise ne ekonomi ne hukuk ne de kardeşlik ayakta kalabilir. Bugün yaşadığımız birçok toplumsal sorunun kökeninde, aslında "bilgi eksikliği" değil, "irade zafiyeti" yatmaktadır. Kuralları biliyoruz, kanunları biliyoruz, ahlaki değerleri biliyoruz; ama uygulamada "bana uyar" mantığıyla hareket ediyoruz. Bile bile yapılan hataların en korkutucu yanı, bedelinin hemen ödenmemesidir. Hırsızlık yapan yakalanmayabilir, yalan söyleyen ortaya çıkmayabilir, haksızlık yapan ceza almayabilir. Bu "cezasızlık" hissi, insanı daha da cesaretlendirir. Ancak bedel, mutlaka ve mutlaka ödenir. Sadece şekli farklıdır. Bu bedel, bazen içsel bir huzursuzluk olarak çıkar. Geceleri uyuyamamak, aynaya bakmaktan kaçınmak, sürekli bir tedirginlik hali. Bazen de bu bedel, kaybedilen itibar veya güven olarak geri döner. Bir kez "bile bile" yanlış yapan insan, bir daha asla tam olarak güvenilir bulunmaz. İnsanlar, sizin hata yapabileceğinizi kabul eder; çünkü insansınız. Ama sizin, hatayı "tercih" edebileceğinizi bildiklerinde, size olan inançlarını kaybederler. Ve bu güveni yeniden inşa etmek, yıkmaktan katbekat daha zordur. Ayrıca, bile bile yapılan yanlışlar, insanın kendi öz saygısını de kemirir. Kişi, her bilinçli hatasında aslında kendi değerine bir darbe vurur. "Ben daha iyisini hak ediyorum" diyemeyen insan, "Ben bunu yapabilecek kadar düşüküm" mesajını kendi bilinçaltına verir. Zamanla bu birikim, insanı mutsuz, tatminsiz ve ruhen yorgun bir varlığa dönüştürür. Peki, bu döngüden nasıl çıkacağız? İlk adım, dürüstlüktür. Her şeyden önce kendimize karşı dürüst olmak. Hata yaptığımızda "Zaten herkes yapıyor" veya "Zorunluluktan yaptım" bahanelerine sığınmamak. O anki tercihimizin tamamen bize ait olduğunu kabul etmek. İkinci adım, durup düşünmek için bir "ara" vermektir. Yanlış yapma dürtüsü geldiğinde, o eylemi gerçekleştirmeden önce kendimize sormak: "Bunu yaptığım için bir yıl sonra kendimle gurur duyacak mıyım?" veya "Bu eylem, olmak istediğim insanla örtüşüyor mu?" Bu basit sorular, birçok bilinçli hatanın önünü kesebilir. Ve son olarak, hatalarımızla yüzleşmek. Bile bile yapılan bir yanlışın telafisi, onu itiraf etmekle başlar. Özür dilemek, zayıflık değil; aksine, hatanın bilincinde olacak kadar güçlü olmanın işaretidir. Toplumsal olarak da, yanlışın yanlış olduğunu haykırmak, sessiz kalarak suça ortak olmamak gerekir. İnsan, hata yapabilir; bu onun fıtratında var. hayat, sürekli doğru kararlar verme sanatı değildir. Hayat, yanlış yaptığımızda bunun farkına varıp yönümüzü düzeltebilme cesaretidir. Ancak asıl tehlike, pusulanun bozuk olduğunu bilip, yine de o yöne gitmekte ısrar etmektir.
KAHVERENGİNURİ SEZEN
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YANGINDA MAHSUR KALAN AİLE KURTARILDI
DMD'Lİ KEREM'İN UMUT ÇAĞRISI
KOCAGÖZ: "ORMANLARI KORUMAK, ORTAK SORUMLULUĞUMUZ"
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





