- IMKB
% - Altın
6651.66
%2.64 - Dolar
47.6911
%0.1 - Euro
55.1877
%0.26
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 21:53 - MERSİN’DE ’DALTONLAR’ SUÇ ÖRGÜTÜNE OPERASYON: 6 TUTUKLAMA
- 21:53 - MESLEKTAŞINI TABANCAYLA YARALAYAN AVUKAT TUTUKLANDI
- 21:41 - YANGINDA MAHSUR KALAN AİLE KURTARILDI
- 21:21 - MAHALLE BULUŞMALARI ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR
- 21:18 - APARTMANDA YANGIN PANİĞİ: 5 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ
- 21:09 - KUYUYA DÜŞEN 6 YAŞINDAKİ ÇOCUK KURTARILDI
- 20:49 - ERGÜN: "KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR SAVAŞACAĞIZ"
- 19:48 - SEYİR HALİNDEYKEN ANİDEN ALEV ALAN OTOMOBİLDEKİ 4 KİŞİ YARALANDI
- 18:33 - BAKAN KURUM’UN KATILIMIYLA HATAY’DA 8 BİN 500 HAK SAHİBİNİN KONUTU BELİRLENDİ
- 17:49 - SERİK'TE KAZA: 8'İ TURİST, 10 KİŞİ YARALANDI
- 17:43 - KUMSALDA YAKILAN ATEŞ DENİZE ULAŞMAYA ÇALIŞAN YAVRU CARETTAYI YAKIP TELEF ETTİ
- 17:33 - MANAVGAT’TA SOKAK HAYVANLARINA 75 DÖNÜMLÜK YAŞAM ALANI
- 17:28 - MERSİN’DE TIRIN ÇARPTIĞI ARAÇ METRELERCE SÜRÜKLENDİ
- 17:28 - TARSUS’TA KIRSAL MAHALLELERİN YOLLARI PARKEYLE YENİLENİYOR
- 17:26 - GECE YARISI DENİZE GİREN 2 GENÇ BOĞULDU
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


DÜNYANIN SESSİZLİĞİ
Bazı sabahlar vardır, dünya gece boyunca yerinden oynamış gibidir.
Perdeyi aralarsınız. Sokak yerindedir. Ağaçlar yerindedir. Karşı apartmanın pencereleri, gökyüzünün solgun mavisi, uzaktan gelen martı sesleri... Her şey olması gerektiği gibi durmaktadır. Fiziksel olarak hiçbir şey değişmemiştir, rasyonel düzen kusursuzca işlemeye devam etmektedir. Ama içinizde bir şey eksilmiştir. Ya da belki de bir şey, ilk kez tüm çıplaklığıyla görünür olmuştur. O ana kadar içinde nefes aldığınız dünya, birdenbire size ait değilmiş gibi, sanki size yabancı birer dekor gibi görünmeye başlar.
Alışkanlık, insanın üzerine örttüğü en sinsi perdedir; o kadar incedir ki fark edilmez, o kadar kalındır ki kolay kolay yırtılmaz. Günleri birbirine bağlar, eşyaları tanıdık ve ehlileştirilmiş kılar, hayatı baştan sona açıklanmış, neden-sonuç ilişkilerine bağlanmış bir hikâyeye dönüştürür. Bu güvenli limanın içinde çoğu zaman gördüğümüz şey dünyanın kendisi değil, dünya hakkında kurduğumuz düşünceler, ona yüklediğimiz anlamlar ve kendi uydurduğumuz masallardır. Fakat sonra, kaçınılmaz bir an gelir. Bir ağaca bakarsınız ve onun sizin şiirlerinizden, anılarınızdan veya gölgesine sığındığınız o romantik duygulardan ibaret olmadığını, onun yalnızca "ağaç" olduğunu, kendi başına, size inat bir varoluşla orada dikildiğini fark edersiniz.
Yıllardır sevdiğiniz, sesini ezbere bildiğiniz bir yüze bakarsınız, o yüzün ardında, sizin tüm şefkatinizin ve merakınızın erişemediği, aşılmaz bir uçurum bulunduğunu hissedersiniz. Bir sokağın ortasında durursunuz ve aşındığınız yolların, yürüdüğünüz taşların aslında sizi tanımadığını, sizin varlığınızdan tamamen bağımsız birer madde yığını olarak orada beklediğini anlarsınız. İşte o anda dünya susar. Daha doğrusu, dünyanın aslında hep sustuğunu, sizin gürültünüzün, sizin anlamlarınızın bu sessizliği bastırdığını fark edersiniz.
İnsanlık tarihi, büyük ölçüde bu sağır edici sessizliği örtbas etme çabasıdır. Biz dünyayı anlamlarla kuşatırız. Dağlara isimler vererek onları coğrafyadan çıkarıp tarihe katarız; mevsimlere hikâyeler yükler, yıldızların arasına kaderler çizeriz. Kendimizi evrenin merkezine, varlığın anlamını çözebilecek yegâne fail olarak konumlandırırız. Bu kibirli ama bir o kadar da insani çaba, bizi evrende "ev sahibi" sanmamıza yol açar.
Oysa bir gün, o ince perde yırtılır ve bütün bu isimler, sıfatlar ve hikâyeler dökülmeye başlar. Sözler yetersiz kalır, dilin sınırları varlığın ağırlığı karşısında çatlar. Geriye yalnızca şeylerin o ağır, yapışkan ve açıklanamaz varlığı kalır.
Bir taş. Bir gölge.Bir gökyüzü. Ve onların karşısında, kendi anlamlandırma çabasının boşluğunu hisseden insan.
Belki de yalnızlığın en derin, en onulmaz biçimi, bir insanın diğerine yabancılaşması değil, bizzat dünyanın kendisine yabancılaşmasıdır. İnsan, başka bir insana küserek, toplumdan izole olarak yaşayabiliri, fakat dünyanın o kayıtsız sessizliğine, o kozmik sağırlığa uzun süre direnemez. Bir yerden sonra acı bir gerçeği kabul etmek zorunda kalır. Evren, bizim sorularımızı cevaplamak, acılarımıza teselli olmak veya varoluşumuza bir gerekçe sunmak için kurulmamıştır. Evrenin insanlığa dair bir derdi, bir planı veya bir cevabı yoktur.
Albert Camus (1913 - 1960), insanın bu sarsıcı karşılaşmasını "uyumsuz" olarak adlandırır.Uyum-suzluk, ne salt insanda ne de salt dünyada vardır. İnsanın anlam ve berraklık arzusuna, dünyanın akıl dışı ve inatçı sessizliğiyle cevap vermesinin yarattığı o çatışma alanında doğar.
İnsan süreklilik ve ölümsüzlük arar, zaman ise her şeyi acımasızca elinden alır. İnsan kalmak, iz bırakmak ister, hayat ise durmaksızın akıp giden bir nehir olarak onu yutar. Camu’ye göre bu durumla yüzleşmek, derin bir uçuruma bakmaktır. Dünya bize sırtını döndüğünde, gökyüzü boşaldığında, ilk kez kendi sesimizi, kendi nefesimizin o devasa sessizlik içindeki cılız çınlamasını duyarız.
Fakat belki de asıl mesele, tam da bu çöküşün yaşandığı o sıfır noktasında başlar.
Hazır anlamların, dogmaların ve sembolik örtülerin dağıldığı yerde, insan kendi anlamını kurmak zorundadır. Bu, korkutucu olduğu kadar kurtarıcı bir andır. Çünkü hiçbir gökyüzü ona yol göstermeyecektir. Hiçbir dağ, hiçbir deniz, hiçbir yıldız onun adına konuşmayacak, onun acısını meşrulaştırmayacaktır.
Ve belki tam da bu yüzden, insan nihayetinde özgürdür. Dünya yine sessizdir. Ağaçlar yine rüzgârla, kendi fizik kurallarına tabi olarak sallanır. Akşam yine iner, güneş yine batar. Fakat bir kez o yabancılığı, o varlığın ham ve ehlileştirilemez çekirdeğini gören göz için hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Artık dünya, insanın egosunu tatmin eden bir ayna değil, onunla birlikte var olan, ona direnç gösteren bir yoldaştır. Belki de hakikat, dünyayı anlamakta değil, onun anlaşılmazlığını kabul etmekte saklıdır. İnsan büyümek için evrene kendi hikâyesini zorla dinletmeyi bırakıp, o sessizlikte kendi ışığını yakmalıdır.
Ve bir sabah perde aralandığında dünya susuyorsa, eğer insan o sessizliği bir düşman değil, özgürlüğünün başlangıcı olarak okuyabiliyorsa, insan o sabah nihayet kendi hayatına uyanmış demektir.
¹ Albert Camus, Sisifos Söyleni, çev. Tahsin Yücel, İstanbul: Can Yayınları, 2021, s. 29-44.

KAHVERENGİNURİ SEZEN
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YANGINDA MAHSUR KALAN AİLE KURTARILDI
DMD'Lİ KEREM'İN UMUT ÇAĞRISI
KOCAGÖZ: "ORMANLARI KORUMAK, ORTAK SORUMLULUĞUMUZ"
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





