- IMKB
% - Altın
6450.3
%2.77 - Dolar
46.2732
%-0.01 - Euro
53.7557
%0.3
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 15:18 - HASSA’DA 25 MAHALLE TOPLU ULAŞIMA KAVUŞTU
- 15:18 - İSKENDERUN’DA ELEKTRİKLİ BİSİKLET ÇALAN HIRSIZLAR YAKALANDI
- 15:13 - İSKENDERUN’DA EVİNDE SİLAH YAKALANAN ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:08 - İSKENDERUN’DA HIRSIZLIK YAPAN 4 ŞAHIS TUTUKLANDI
- 15:03 - KADİRLİ’DE LAVANTA FESTİVALİ HEYECANI
- 14:58 - ALANYA’DA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ, TURİSTLER SAHİLE KOŞTU
- 14:43 - AKINTIYA KAPILIP ÖLEN ÇOCUĞUN CANSIZ BEDENİ İKİNCİ GÜNDE GÜÇLÜKLE ÇIKARILDI
- 14:38 - KOCASININ ÖLDÜRDÜĞÜ ASLIHAN ÖĞRETMEN VE BABASI TOPRAĞA VERİLDİ
- 14:28 - ONİKİŞUBAT BELEDİYESİ’NİN KALE GENÇLİK MERKEZİ HİZMETE AÇILDI
- 13:28 - GAZİ BULVARI’NDA TRAFİK AKIŞINI RAHATLATMAK İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDI
- 13:28 - MTSO VE AFAD’DAN SANAYİ KURULUŞLARINA AFET EĞİTİMİ
- 13:28 - BASİT ÖNLEMLERLE POLEN ALERJİSİ ŞİKAYETLERİNİ AZALTMAK MÜMKÜN
- 13:18 - OSMANİYE’DE 72 ÖĞRENCİ MEZUNİYET VE HATİM SEVİNCİNİ KONVOYLA KUTLADI
- 13:13 - TAYİN TARTIŞMASINDA EŞİNİ VE KAYINPEDERİNİ ÖLDÜREN ÖĞRETMEN TUTUKLANDI
- 13:08 - BAŞKAN UYSAL: "KURU BİLGİ İŞ YAPMIYOR"
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


DUYGUSAL KOPUŞ
“Kürt sorunu” adını kullanmamaya özen gösterilerek adlandırılan 2009’daki “Açılım”, 2013’teki “Çözüm” ve bugün 2025 itibarıyla yürütülen “Terörle Mücadele” süreçlerinde, özellikle son iki dönemde sıkça dile getirilen bir kavram vardır: “duygusal kopuş”. Bu kavramın ilk kez, 2013 sürecinde, 68 kuşağı Türk solundan gelen PKK üst düzey yöneticileri tarafından telaffuz edildiği bilinmektedir.
Burada kastedilen şudur: Bu siyasal nitelikli çatışmada devlet ve örgüt tarafındaki aktörlerin, her ne kadar karşı saflarda yer alsalar da ortak bir tarihsel hafızaları, ortak hikâyeleri ve elbette ortak çatışma deneyimleri bulunmaktadır. Bu kuşaklar ister silahlı mücadele ister müzakere yürütüyor olsunlar, benzer bir duygudaşlık zemini üzerinde hareket etmektedir. İleride olası müzakere süreçlerinde entegrasyon ya da ortak bir gelecek tasavvuru açısından, 68 ve 70 kuşağının bu kuşakdaşlık bağını bir avantaj olarak kullanabileceği düşünülmektedir.
Buna karşılık, birlikte okuma, ortak ideolojik temas ya da doğrudan çatışma deneyimi yaşamamış 1990 sonrası kuşaklarda bu duygusal zemin bulunmamaktadır. Bu nedenle, her ne kadar doğrudan silaha sarılmasalar ya da terör eylemlerine yönelmeseler bile, etnik temele dayalı siyasal radikalizm üreten bu yeni kuşakların ortak bir gelecek tasarımı kurmakta zorlanacakları, hatta zamanla aynı ülke içinde iç içe geçmiş yabancılar gibi yaşamaya devam edecekleri ima edilmektedir. Bu noktada “duygusal kopuş” kavramı yalnızca siyasal aktörler arasındaki mesafeyi değil, toplumsal dokudaki çözülmeyi de tarif etmektedir.
Değersizlik duygusu bizde ve özellikle Ortadoğu’da oldukça yaygındır. Bir terapist tanıdığımdan duyduğum kadarıyla muhafazakâr kökenli aile çocukları ebeveynlerinin kendilerini çok sevdiklerini ama bunu göstermediklerini ifade ederken, seküler-sol mahalle bireyleri ise kendilerinin sevgiye ihtiyaç duymadıklarını, kendi kendilerine yettiklerini ifade ederlermiş. Bu içte yatan değersizlik duygusu doğal olarak kendi dışındakileri, ötekileri de değerli kabul etmemeyi gerektirmekte; böylece toplumsal mesafe ve duygusal kopuş derinleşmektedir.
Sıkça Kürtlerin tüm bölgede güçlü bir duygusal ve kültürel yönü olan geç uluslaşma süreçlerini yaşadıklarını belirtiyorum. Kürt tarihi için “Mahabat” nasıl travmaysa “Rojava” da ikinci bir travma olmaya adaydır. Geç uluslaşma ve Rojava travması durumları dünya Kürt nüfusunun çoğunu batısı ve doğusunda bulunduran ülkemiz için dikkatle göz önüne alınması gereken bir husustur. Burada bizler için olması gereken en önemli husus ortak aidiyet duygusunun güçlülüğüdür. Ortak aidiyet oluşmasında ortak geçmiş önem arz etmektedir. Doğal olarak ortak aidiyet duygusunun karşıtlığı da yabancılaşmadır. Duygusal kopuş ise yabancılaşmanın ilk aşamasıdır.
Tam da bu noktada temel sorun, devlet-siyaset dilinin artık topluma da çok yansıyan, dolaylı da olsa üstten buyurmacı ve ayrıştırıcı dili kullanmaktan imtina etmemesidir. Burada Kürt sorununun varlığını kabul edip etmeme veyahut uygulanan terörle mücadele pratiklerindeki dikkatsizlikleri ön plana almaksızın, ya da bunlardan bağımsız olarak, yabancılaştırma olgusunu tanımlamaktayız. Çünkü kullanılan dil, doğrudan veya dolaylı biçimde aidiyet bağlarını zayıflatan bir etki üretmektedir.
Yabancılaştırılmış ve duygusal kopuşu yaşamış insanlardan bayrak ve millî marş gibi ortak varlık değerlerimize saygıyı ancak korku temelli bekleyebiliriz. Oysa korkuya dayalı
birliktelik kalıcı değildir. Ayrıca tartışmamız gereken sadece Kürt yurttaşların duygusal kopuşları değildir; daha da endişe verici olan ülke insanımızın, özellikle gençlerimizin yaşadığı genel duygusal kopuştur. Bence özellikle mahalleli açısından bu iddialara sistemden dışlananların ya da bazı muhalif çevrelerin önyargılı ajitatif yaklaşımları olarak bakmak yerine, bilimsel ve ölçülebilir verilerle yaklaşmak gerekmektedir.
Bugün birçok siyasetçi, kullandıkları provokatif, ayrıştırıcı ve sert dilin toplumsal sonuçlarını sadece Kürt duygusallığı açısından değil genelde de yeterince hesaba katmamakta, adeta “bu ülkeye bir şey olmaz” rahatlığıyla hareket etmektedir. Oysa olacak olan yalnızca ülkeye değil, bizzat bu dili üreten siyasetçilerin kendilerine de olacaktır. Çünkü duygusal kopuş derinleştikçe, toplumsal meşruiyet zemini daralmakta, siyaset kurumu da kendi altındaki zemini aşındırmaktadır. Bu nedenle dilde ölçü, üslupta itidal ve toplumsal sorumluluk, artık bir nezaket meselesi değil, siyasal aklın ve geleceğin zorunlu şartı haline gelmiştir.
Sonuç olarak, duygusal kopuş meselesi bir güvenlik başlığı değil, bir toplumsal bütünlük meselesidir. Ortak geçmişin, ortak hikâyenin ve ortak geleceğin doğru okunmadığı veya geleneğin doğru inşa edilemediği yerde, bayrak ve semboller tek başına toplumsal bağlılık üretmez. Aidiyet korkuyla değil, anlamla inşa edilir. Eğer bugün bu duygusal kopuşu yalnızca kimlik dili üzerinden değil, genç kuşakların ruh hâli, mahallelerin psikolojisi ve ortak kamusal kültürün aşınması üzerinden birlikte okuyamazsak, yarının asıl krizini görememiş oluruz.
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
TEDAVİSİ OLMAYAN YARA: ŞİİRGAZANFER ERYÜKSEL
HÜSEYİN AYDIN MI, BEDRETTİN YILDIRIM MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
YARGININ DİLİ NEREYE DAYANMALI?PROF DR RAMAZAN DEMİR
ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOROYA ÖZGÜR
TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI ve NURETTİN TOPÇU ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
BABA OCAĞI MESELESİEŞREF URAL
YA, YAPAY ZEKÂ SİZİ YANILTIRSA…ŞENER METE
“BENİM KAZANCIMLA ORTAKLIĞINIZ MI VAR?” / FİKRET OTYAMYUNUS YAŞAR
YAPAY ZEKA İLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYA ADAPTASYONIŞIK YARGIN
BİR MİKROFONUN ARDINDAKİ ÖMÜR: GÜRSEL KAYASÜLEYMAN EKİN
SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİGÖZDE SARI
ADLIHAN DERE'DE DEĞİŞİM!..VEDAT GÜRHAN
BİR RESİM FUARININ ARDINDANNURİ SEZEN
BİR DOMATESİN HİKAYESİ: ANTALYA'NIN SESSİZ ÇIĞLIĞICEM ARÜV
TAVUK KANAT FİYATLARI CEP YAKIYORAV İBRAHİM GÜLLÜ
GELECEĞE UĞURLANAN 36. TURNALAR: YOLUNUZ AÇIK OLSUNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ÇORUM’UN HAYMATLOSLARIAHMET İLBARS
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK EFSANESİ OPERASI STUTTGARTNİZAMETTİN ŞEN
ARAB’IN KILICI- TÜRKÜN İSLAMLAŞMA SÜRECİMUHARREM YELLİCE
YENİ BİR PARTİ?TARIK ÇELENK
HİKMET ÖĞRETMENİM DE GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEĞİN İNŞASIGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SANAT TARİHİNE BAĞLANAN KÖPRÜ: MUSTAFA DENKTAŞ'A ARMAĞAN KİTABIYUSUF YILDIRIM
EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
SAĞANAK VE DOLU HAYATI OLUMSUZ ETKİLEDİ
MEMURİYETİ BIRAKIP TIR ŞOFÖRÜ OLDU
BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
İSTİSMARLA SUÇLANAN TİYATRO YÖNETMENİ HAKKINDA MÜTAALA VERİLDİ
BU HASTALIK SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR
EMİRDAĞLARI'NIN ZİRVESİNDE YILKI ATLARINI GÖRÜNTÜLEDİLER
ISPARTA'DA RENKLİ FESTİVAL KORTEJİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





