- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZAYMIR FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
- 10:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA KADINLARIN İMECE USULÜ YUFKA EKMEK MESAİSİ
- 10:23 - MERSİNLİ MUHTARLAR SABAH SPORUNDA BULUŞTU
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


DUYGUSAL KOPUŞ
“Kürt sorunu” adını kullanmamaya özen gösterilerek adlandırılan 2009’daki “Açılım”, 2013’teki “Çözüm” ve bugün 2025 itibarıyla yürütülen “Terörle Mücadele” süreçlerinde, özellikle son iki dönemde sıkça dile getirilen bir kavram vardır: “duygusal kopuş”. Bu kavramın ilk kez, 2013 sürecinde, 68 kuşağı Türk solundan gelen PKK üst düzey yöneticileri tarafından telaffuz edildiği bilinmektedir.
Burada kastedilen şudur: Bu siyasal nitelikli çatışmada devlet ve örgüt tarafındaki aktörlerin, her ne kadar karşı saflarda yer alsalar da ortak bir tarihsel hafızaları, ortak hikâyeleri ve elbette ortak çatışma deneyimleri bulunmaktadır. Bu kuşaklar ister silahlı mücadele ister müzakere yürütüyor olsunlar, benzer bir duygudaşlık zemini üzerinde hareket etmektedir. İleride olası müzakere süreçlerinde entegrasyon ya da ortak bir gelecek tasavvuru açısından, 68 ve 70 kuşağının bu kuşakdaşlık bağını bir avantaj olarak kullanabileceği düşünülmektedir.
Buna karşılık, birlikte okuma, ortak ideolojik temas ya da doğrudan çatışma deneyimi yaşamamış 1990 sonrası kuşaklarda bu duygusal zemin bulunmamaktadır. Bu nedenle, her ne kadar doğrudan silaha sarılmasalar ya da terör eylemlerine yönelmeseler bile, etnik temele dayalı siyasal radikalizm üreten bu yeni kuşakların ortak bir gelecek tasarımı kurmakta zorlanacakları, hatta zamanla aynı ülke içinde iç içe geçmiş yabancılar gibi yaşamaya devam edecekleri ima edilmektedir. Bu noktada “duygusal kopuş” kavramı yalnızca siyasal aktörler arasındaki mesafeyi değil, toplumsal dokudaki çözülmeyi de tarif etmektedir.
Değersizlik duygusu bizde ve özellikle Ortadoğu’da oldukça yaygındır. Bir terapist tanıdığımdan duyduğum kadarıyla muhafazakâr kökenli aile çocukları ebeveynlerinin kendilerini çok sevdiklerini ama bunu göstermediklerini ifade ederken, seküler-sol mahalle bireyleri ise kendilerinin sevgiye ihtiyaç duymadıklarını, kendi kendilerine yettiklerini ifade ederlermiş. Bu içte yatan değersizlik duygusu doğal olarak kendi dışındakileri, ötekileri de değerli kabul etmemeyi gerektirmekte; böylece toplumsal mesafe ve duygusal kopuş derinleşmektedir.
Sıkça Kürtlerin tüm bölgede güçlü bir duygusal ve kültürel yönü olan geç uluslaşma süreçlerini yaşadıklarını belirtiyorum. Kürt tarihi için “Mahabat” nasıl travmaysa “Rojava” da ikinci bir travma olmaya adaydır. Geç uluslaşma ve Rojava travması durumları dünya Kürt nüfusunun çoğunu batısı ve doğusunda bulunduran ülkemiz için dikkatle göz önüne alınması gereken bir husustur. Burada bizler için olması gereken en önemli husus ortak aidiyet duygusunun güçlülüğüdür. Ortak aidiyet oluşmasında ortak geçmiş önem arz etmektedir. Doğal olarak ortak aidiyet duygusunun karşıtlığı da yabancılaşmadır. Duygusal kopuş ise yabancılaşmanın ilk aşamasıdır.
Tam da bu noktada temel sorun, devlet-siyaset dilinin artık topluma da çok yansıyan, dolaylı da olsa üstten buyurmacı ve ayrıştırıcı dili kullanmaktan imtina etmemesidir. Burada Kürt sorununun varlığını kabul edip etmeme veyahut uygulanan terörle mücadele pratiklerindeki dikkatsizlikleri ön plana almaksızın, ya da bunlardan bağımsız olarak, yabancılaştırma olgusunu tanımlamaktayız. Çünkü kullanılan dil, doğrudan veya dolaylı biçimde aidiyet bağlarını zayıflatan bir etki üretmektedir.
Yabancılaştırılmış ve duygusal kopuşu yaşamış insanlardan bayrak ve millî marş gibi ortak varlık değerlerimize saygıyı ancak korku temelli bekleyebiliriz. Oysa korkuya dayalı
birliktelik kalıcı değildir. Ayrıca tartışmamız gereken sadece Kürt yurttaşların duygusal kopuşları değildir; daha da endişe verici olan ülke insanımızın, özellikle gençlerimizin yaşadığı genel duygusal kopuştur. Bence özellikle mahalleli açısından bu iddialara sistemden dışlananların ya da bazı muhalif çevrelerin önyargılı ajitatif yaklaşımları olarak bakmak yerine, bilimsel ve ölçülebilir verilerle yaklaşmak gerekmektedir.
Bugün birçok siyasetçi, kullandıkları provokatif, ayrıştırıcı ve sert dilin toplumsal sonuçlarını sadece Kürt duygusallığı açısından değil genelde de yeterince hesaba katmamakta, adeta “bu ülkeye bir şey olmaz” rahatlığıyla hareket etmektedir. Oysa olacak olan yalnızca ülkeye değil, bizzat bu dili üreten siyasetçilerin kendilerine de olacaktır. Çünkü duygusal kopuş derinleştikçe, toplumsal meşruiyet zemini daralmakta, siyaset kurumu da kendi altındaki zemini aşındırmaktadır. Bu nedenle dilde ölçü, üslupta itidal ve toplumsal sorumluluk, artık bir nezaket meselesi değil, siyasal aklın ve geleceğin zorunlu şartı haline gelmiştir.
Sonuç olarak, duygusal kopuş meselesi bir güvenlik başlığı değil, bir toplumsal bütünlük meselesidir. Ortak geçmişin, ortak hikâyenin ve ortak geleceğin doğru okunmadığı veya geleneğin doğru inşa edilemediği yerde, bayrak ve semboller tek başına toplumsal bağlılık üretmez. Aidiyet korkuyla değil, anlamla inşa edilir. Eğer bugün bu duygusal kopuşu yalnızca kimlik dili üzerinden değil, genç kuşakların ruh hâli, mahallelerin psikolojisi ve ortak kamusal kültürün aşınması üzerinden birlikte okuyamazsak, yarının asıl krizini görememiş oluruz.
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





