- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


EKİN İDİM OLDUM HARMAN
Sapsarı, çelimsiz, üfürsen uçacak bir çocuk. Küçük bir kasabada doğmuş. Baba yok, var da, çok uzaklarda, yılda bir kere ya görür ya görmez. Anne hastanede hizmetli. Bazen nöbete kalır, bazen gece gider gündüz uyur, bazen de tam tersi. Bu sarı çocuk ne yapar, okula zamanında gider mi, aç mı gider tok mu, acıkınca ne yapar… Ne bilen var ne soran. Ama o bunları asla dert etmiyor, farkında bile değil.. Aklı fikri yeni şeyler öğrenmekte. Evde bir yaprak kitap yok, kitaba ayıracak tek kuruş da yok. Ne ara fırsat bulsa kasabanın sokaklarında ve çarşı meydanında gazete parçaları arıyor. Bulduğu gazete sayfalarını soluk soluğa eve getiriyor ve inanılmaz bir iştahla o sayfaları okuyup ezberliyor. O kadar salak ki, belki de okuduğu gazete yazılarıyla aç karnının doyacağını sanıyor!
Tarihe çok meraklı. Sadece Türkiye’de değil, dünya tarihinde yaşanmış her mesele, her olay ilgisini çekiyor ve onda çok şiddetli bir öğrenme arzusu yaratıyor. Ama elbette ve öncelikle kendi ülkesi, kendi ulusu. Türkler, Orta Asya, Ortadoğu, Balkanlar, Osmanlı, Karadeniz, Kafkasya ve elbette Anadolu. Nasıl inanırlar, nasıl düşünürler, tarihte nasıl bir rol oynamışlar, hangi felaketlere tutulmuşlar, nasıl yenilmişler, niçin yıkılmışlar, başka kültürlerle nasıl ilişki geliştirmişler… Hep merak, hep soru, hep arayış. Doymak bilmez bir öğrenme isteği. Okul kütüphanesindeki kitapların tamamını okumuş, ama okudukça acıkıyor ve daha fazla okuma isteği depreşiyor.
Ve büyüdükçe siyasete özel ilgi. Hatta gereğinden fazla. Ne ailede siyasetle ilgilenen var, ne sülalede, ne de çevresinde. Zaten fakir bir aile çocuğunun siyasette işi ne ki? Kim takar? Olsa olsa “eşkıya” olur, “anarşist” olur, “maşa” olur! Artık liseye gidiyor, yani yeterince büyümüş! Okuduğu kitaplardan öğrendikleriyle o kadar güçlü sanıyor ki kendisini, bıraksalar tüm dünyanın altını üstüne getirecek! Tam bir sosyalizm aşığı. Nazım Hikmet okuyor, Ahmed Arif, Orhan Kemal, Yaşar Kemal... İnanılmaz bir iştah üzere İnce Memed’in ilk iki cildini on günde bitiriyor. Sadece okumakla da kalmıyor üstelik, şiir yazmaya, kısa öyküler yazmaya, hatta hemşerisi Fakir Baykurt’a özenip köy romanı yazmaya falan kalkıyor. Yani nereden baksanız tam bir çılgın, ne haddini biliyor ne hududunu!
Fakülte demek özgür olmak demek. Ve başladığının ilk günlerinde devrimci öğrenci gruplarını arayıp buluyor. Ailesi okuyup büyük adam olsun diye elindeki avucundaki her şeyi ona gönderiyor, ama onun aklı fikri siyasette! Öğrenci derneğine üye oluyor, bazı gösterilere katılıyor ve daha yolun başında polisin radarına girmeyi başarıyor.
Ve devamında gözaltılar, mahpus damları, DGM huzurunda titrek bir ses tonuyla ifade vermeler, okuldan atılmalar, grup kavgalarına iştirak, devrimci bir gruba liderlik etme çabaları falan. Tabi bu süreçte bir yandan da kendisini tanımaya, kendisiyle yüzleşmeye başlıyor. Eylemlere katılan diğer yoldaşlarına bakıyor ve onlarla kendisini kıyaslıyor zaman zaman. Onlar daha öfkeli, daha esmer ve fiziken daha güçlü çocuklar… Oysa kendisi? Hâlâ çelimsiz, hâlâ pek zayıf, öfkesi diğer yoldaşları kadar şiddetli değil, örneğin islamci-ülkücü talebelerle de iletişim kurmakta ve hatta dostluk geliştirmekte bir sakınca görmüyor. Ve elbette aç bir kurt gibi okumaya ve öğrenmeye hiç ara vermeden devam ediyor. Tuğla gibi kitapları birkaç haftada devirip atıyor, yoldaşları kahvehanelerde okey oynarken o hiç öğrenci evinden çıkmıyor, aklı fikri kitaplarda, gazetelerde, yayınlarda, dergilerde. Aslında bu kitap okuma seansları, aynı zamanda kendisini tanıma, kendisiyle yüzleşme ve belki de kendisiyle hesaplaşma seansları, ama o henüz bunun farkında değil, biteviye okuyor, biteviye yeni şeyler öğrenmeye çalışıyor.
Ve nihayet dört senelik fakülte sekiz senede bitiyor, Antalya’ya geliyor, yeni bir yaşam planı var cebinde. Artık yirmi beş yaşına “merdiven dayamış” bulunuyor, biraz olgunlaşmaya ve hayatın diğer yüzünü de görmeye başlamıştır. Bir ofiste çalışmaya başlıyor, çalıştığı ofiste yatıp kalkıyor, bazen otogarda sabahlıyor, ama yine de kısa süre sonra ilk şiir kitabını yayımlatmayı başarıyor; “Hoşça Kal Yüreğim”. Elbette çok gururlu, nihayetinde herkesin bir öyküsü vardır, ama herkesin bir “şiiri” yoktur, öyle değil mi?!
Sonra fakülte yaşamı boyunca her gün eleştirdiği CHP’ye üye oluyor. Artık sosyal ortamlarda tanınıyor, biliniyor, takdir ediliyor. Bundan memnun, demek ki bu yaşlarda buna ihtiyacı var. Ve bazı siyasal temsil görevleri de üstleneceği ve tam yirmi yıl sürecek CHP üyeliği, böylece başlamış oluyor. Ta ki 2014’ün Eylül ayına kadar. Bir süredir parti içinde yaşanan gelişmelerden rahatsızdır, yeni parti yönetimi tarafından itildiği, kakıldığı, ötekileştirildiği ve dışlandığını düşünmektedir. Ve bu ruh hali onu partiden istifa etmeye ve tam karşı çizgideki bir siyasi partiye katılmaya kadar itiyor! Tıpkı yıllar önce Çerkez Ethem’in yaptığı gibi, ne büyük hata! Oysa bir siyasetçi için bir köşeye çekilip orada sessizce uygun bir zamanı kollamaktan daha kıymetli ne olabilir? Ama ah o öfke yok mu o baldan tatlı öfke?! Ah o intikam duygusu yok mu?! Bazen insanın kaderine darbe yapar ve el koyar, hiçbir şey yapamazsın, usulca teslim olursun ve sadece onun emirlerini yaparsın.
Artık elli yaşına gelmiştir ve hakikat şu ki, epey olgunlaşmış ve kendisini tanımaya başlamıştır. Bu geçen elli yılda pek çok insanın yaşadığından fazla şey yaşamış, birçok insanın hayal bile edemeyeceği ortamlara girmiş, birçok insanın televizyonlarda görmekle yetindiği insanların sofrasına oturmuş, fikir beyan etmiştir. Ve işte bu günlerden birinde bir gece uyurken şöyle sayıkladığını fark eder; “senden siyaset adamı olmaz! sende politikacı kumaşı yok! Devlet adamı olur, cemiyet adamı olur, kalem efendisi olur, ama asla politikacı olmaz!”
Yarım asrı aşkın bir ömür yaşamış, defalarca düşüp kalkmış ve her defasında bir şekilde üstünü başını düzeltip yürümeyi başarmıştır. Artık kendisini tanıyor, sınırlarını, gücünü ve zayıf yanlarını biliyor. Şimdilerde en iyi bildiği işi yapıyor, bir dönem romanı yazıyor. Hiçbir siyasi partiye ilgi duymuyor, lâkin dünya, bölge ve ülke siyasetini yakından izliyor. Çünkü siyasete ilgi duymak ona çocukluğunun vasiyeti, o sarı ve çelimsiz çocuğa ihanet etmekten korkuyor, başka türlü davranamaz.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






