Bugün 26 Ocak 2026 Pazartesi
  • Antalya10 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6941.19
    %1.38
  • Dolar
    43.3551
    %0.25
  • Euro
    51.2654
    %0.74

BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

HAYAL GÜCÜ, YARATICILIK VE PAREİDOLİA

25 Ocak 2026 Pazar 22:22

Her okul çıkışında, cumartesi ve pazarları hep sevgi mabedimize çıkıyor yolumuz: anneanne, dede evine. Minicik bir balkona açılan ufacık tefecik mutfağa sığdırılmış dikdörtgen ahşap masada  göz şenliği bir ikindi kahvaltısı bizi bekliyor. Bugünün serpme kahvaltılarına hiç benzemiyor; sade ve yalın ama her renkten payını almış bir gökkuşağı sofrası. Dedemin Ulus’taki halden yüklenip getirdiği meyveler anneannemin ellerinde çeşitli reçellere dönüşmüş, bizi bekliyor. Çöpü asla boylamayan bayatlayınca kızartılan ekmek kokusu bir daha hiç unutulmayacak bir şekilde limbik sistemin üst çekmecesinde depolanıyor. Sonra anneannem bakır bir cezvede kahve pişiriyor. Fal bakmadan bırakmıyor bizi. Sümerbank’tan alınmış üzerinde pembe, kırmızı güller ve soluk yeşil yapraklar bulunan ince, beyaz, adeta şeffaf, kulpu ince, sarı yaldızlı fincandaki kahvemi soğutup bir iki yudumda dibine erişiyorum. Telvesini sıyırma arzumu frenlemeye çalışıyorum zira anneannemin durugörüsünü dinlemeyi daha çok istiyor gönlüm. Sonra fincan tabağını ışığa tutup, gözlerimi iyice kıstırıp bu milimetrik kalınlığın arkasındaki şeyleri görebileceğim umudu ve hayaliyle  tabağı evirip çeviriyorum. Anneannem fal seremonisindeki adımları yerine getirmek için tabakları istiyor. Fincanı kıvrak, bir iki saniyelik illüzyonistlerinkine benzer bir hareketle ters çevirip tabağa yerleştiriyor. Soğumasını beklerken sabırsızlanıyoruz bize söyleyeceği şeyler, vereceği haberler için. O, içimizi okuyor. Yüreğimiz aklımız fikrimiz ezberinde. Fincandaki tüm yollar umut ettiklerimize düşlediklerimize çıkıyor. Yüreğimize cesaret depolayan zihnimizi olumlayan bir psikoterapi sonrası bizi sevgi ve inançla karşılıyor hep, kapıdan yüreciklerimize taktığı iki ufak tülden kanatçıkla, şefkatiyle uğurluyor. Gözlerindeki ışığı halka halka yayan anneannemin pareidolia seanslarıyla şifalandırılmışız, öğreniyorum.

     Pareidolia, insanların gördükleriyle benzerlikler algılaması olgusu. Beyin anlam yükleyebildiği her şeye anlam atfetme eğiliminde olduğundan bulutlarda, taşlarda, kayalarda, ağaç gövdelerinde, mobilyalarda, dolaplarda vb. yüzler, hayvanlar veya nesneler görür. Kelime, Yunanca "pará" (yanında veya bitişiğinde) ve "eídos" (görüntü veya şekil) kelimelerinden türemiştir. Bu olguya ilişkin ilk araştırmalar 1800 lü yılların sonunda yapılmaya başlanıyor. Alman fizikçi, filozof ve psikolog Gustave Fechner'in bir makalesinde, insanların nesnelerde yüzler görme eğilimi ele alındığında evrimsel psikoloji ile ilgilenen bilim insanları, basit bir eğlence gibi görünen bu eylemin atalarımız için belirli faydaları olduğu kanaatine varıyorlar. Rastgele karşılarına çıkan binlerce uyarıcıda kalıplar görmelerinin muhtemelen hayatta kalma mekanizması olarak işlev gördüğünü ve insanların doğal dünyadaki yüzleri ve tehditleri hızla tanımlamalarını sağlayarak savunmaya geçmesini sağladığını ileri sürüyorlar. Pedersen Beyin Bilimi Enstitüsü'ndeki Uluslararası Sanat ve Zihin Laboratuvarı'nın yöneticisi  Susan Magsamen ise nörobilimcilerin pareidolia olgusunu bir süredir bildiklerini (kavram 1866'ya kadar uzanıyor, ancak 1962'ye kadar adlandırılmamıştı) ancak bunun hâlâ az anlaşılan ve yeterince araştırılmamış bir nörolojik fenomen olduğunu belirtiyor. Magsamen, "Pareidolia'nın, şeyleri farklı bir şekilde gördüğümüz için odaklanmayı, ruh hâlini, yaratıcılığı, hayal gücünü ve problem çözme becerisini artırabileceğini düşünüyoruz," diyor. Krieger Zihin Beyin Enstitüsü direktörü Connor ise beynin, yüz bilgilerini işlemek için çok dikkâtlice programlanmış olması nedeniyle yüz şekline benzeyen herhangi bir şey ortaya çıktığı anda devreye girdiğini savunuyor.

    Yıllar, yıllar önce sanatta hayal gücü ve yaratıcılık konusunda Susan Magsamen’i Leonardo Da Vinci, 16. yüzyılda dünyaya bıraktığı mirasın içinde yer alan ‘’Bugün Defterleri’’ olarak bilinen belgelerle doğrulamış. ‘’Resim Üzerine Bir İnceleme adlı yazısında Da Vinci pareidolia'yı ressamlar için sanatta bir araç olarak tanımlamış ve şöyle yazmış: "Çeşitli lekelerle veya farklı taş türlerinin karışımıyla benekli duvarlara bakarsanız, bir sahne icat etmek üzereyseniz, içinde dağlar, nehirler, kayalar, ağaçlar, ovalar, geniş vadiler ve çeşitli tepe gruplarıyla süslenmiş çeşitli manzaralara benzerlikler görebilirsiniz. Ayrıca çeşitli dövüşler ve hızlı hareket eden figürler, garip yüz ifadeleri, tuhaf kostümler ve daha sonra ayrı ve iyi düşünülmüş biçimlere indirgeyebileceğiniz sonsuz sayıda şey görebilirsiniz." Yazar, şair, çevirmen Julio Cortazar da Da Vinci’nin resim için söylediklerinin edebiyat içinde geçerli olduğunu şu cümleleriyle ortaya koyuyor: ''Annem çok hayalperestti ve belli bir dünya görüşüne sahipti. Kültürlü değildi ama iyileşmez bir romantizm duygusuna sahipti ve beni seyahat romanlarıyla tanıştırdı. Onunla birlikte Jules Verne okudum. Bu garip çünkü kadınlar Jules Verne okumaz. Annem kötü bir edebiyat okuruydu; kültürlü değildi ama hayal gücü bana başka kapılar açtı. Bir oyunumuz vardı: 'Gökyüzüne bak ve bulutlardaki şekilleri bul ve harika hikayeler uydur.’ Arkadaşlarım o kadar şanslı değildi. Bulutlara bakan anneleri yoktu.”

     Tren, otobüs, uçak yolculuklarında ve içerdeki hayattan dışardaki hayata çabucak karışıverme arzum tetiklendiğinde çıktığım balkonda ben hâlâ bulutları seyrediyorum. Geçişlerini, bir var olup bir yok oluşlarını, tek başınalıklarını, birlikteliklerini izleme sürecinde zihnim farklı nesneleri ve göç etmiş sevdiklerimi üretiyor onlardan. Her biri geçip gidiyor bulutlarla, görme alanımı terk ediyorlar. Hayatta kalma değil hayatta olma ve hayatın bahşedilişine teşekkür etme nedenlerim olan yüzler üretiyor belleğim. Dolunaya her baktığımda da ninemi görüyorum. Bana bakıyor gökyüzünden. O derme çatma, o kırık, o en çok da yaşama kırgın gülümsemesiyle. Çiçeklerin taç yapraklarında annem, anneannem çıkıyor karşıma, kumsalda dalgaların bıraktığı desenlerde babam. Pareidolia sen ne güzel bir sözcüksün…

 

 

Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim