Bugün 23 Mayıs 2026 Cumartesi
  • Antalya16 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6630.04
    %0
  • Dolar
    45.7338
    %0
  • Euro
    52.9862
    %0

IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

ZAMAN VE MEKAN YİNE AĞIR ÇEKİMDE

23 Mayıs 2026 Cumartesi 01:05

İnsan olarak tadımın, tuzumun kalmadığı bir başka bayram arifesindeyim. Yıllar geçti, takvimler değişti ama coğrafyanın kaderi değişmedi. Bayramla birlikte ülkemin sırtlandığı ağır bagajlar, tatilcilerin o her şeyi unutup mutlu olma iştahını yine kesemedi. Bu bir savunma mekanizması mı, yoksa kolektif bir hafıza kaybı mı? Hiç sanmam. "Anı yaşa, gerisini boş ver" felsefesi dünyayı kurtaracaksa, ben yine bu kurtuluşun dışındayım.

Yıllar önce bir deprem sabahında oteldeki yabancı turistlerin "Biz eğlenemeyiz" deyişindeki o insani duraksamayı aramıyor değil gözlerim. Şimdilerde ise büyük felaketlerin, ekonomik buhranların hemen ertesinde, ekran kaydırma hızında acıyı tüketip bir sonraki story’de kadeh kaldıran bir "hızlı çekim" dünyasındayız. Zaman ve mekan artık akmıyor, adeta hissizliğin ağırlığı altında can çekişiyor.

Şimdiki tatil beldelerinde genç ebeveynleri dinliyorum yine. Eskiden derdimiz okula başlama yaşıydı, şimdiyse bu çocukların bu ülkede bir gelecek bulup bulamayacağı kaygısı. Genç anne-babaların stres katsayısı daha da yüksek; çocuklarını sadece sistemden değil, geleceksizliğin getirdiği o görünmez umutsuzluktan korumaya çalışıyorlar. Jan Jack Rousseau’nun "Nice çocuk, kendilerine yürüme yanlış öğretildiği için yaşam boyunca sıkıntı çekmektedir" sözü, bugün "kendilerine bir gelecek hayali kurması yanlış öğretilen" koca bir nesle dönüşmüş durumda. Hafızam yine haklılar galiba diyor, bu durum eskisine göre daha da vahim.

Hani Afrika’da her sabah kafasında tek bir düşünceyle uyanan o ceylan var ya; varlığını korumak için aslandan daha hızlı koşması gereken... Bizim çocuklarımız hala o ceylanlardan daha şanssız. Çünkü eskiden kimden kaçacaklarını bilmiyorlardı, şimdiyse kaçacakları aslanlar (enflasyon, geleceksizlik, adaletsizlik) o kadar büyük ki, hangi yöne koşarlarsa koşsunlar nefeslerinin yetmeyeceğinden korkuyorlar. Ya bizim ceylanlar... hangi çölde, hangi serabın peşinde koşacaklar?

Zaman ve mekan yine o bildik ağır çekime giriyor, içimizdeki o derin sızıyla her şey yavaşlıyor...

Yine de biliyorum; bu yavaşlayan zamanın ve ağırlaşan mekanın ötesinde, içimizde hala dokunulmayı bekleyen muazzam bir potansiyel güç var. Bayramlar, belki de en çok bu yüzden bize o anlık da olsa her şeyi unutturan, saf ve koşulsuz çocuk sevinçlerini hatırlatmak için var. Ne yaşarsak yaşayalım, bir çocuğun gözündeki o ışıltıyı gördüğümüz an içimizdeki o öz motivasyon harekete geçiyor ve insanlığımıza yeniden tutunuyoruz. Çünkü umut, en karanlık dehlizlerde bile kendine yol bulan bir ceylan gibi inatçıdır. Bu bayramda da asıl mesele, kaçtığımız aslanlar değil; birbirimizin elinden tutarak içimizdeki o neşeyi, o birleştirici gücü yeniden uyandırmaktır.

Yüzümüzün gerçekten güldüğü, çocukların endişesizce koşturduğu, umudun kapımızı ardına kadar açtığı sevgi dolu bayramlar dilerim. Bayramımız kutlu olsun.

 

Bu yazı toplam 121 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim