Bugün 25 Mayıs 2026 Pazartesi
  • Antalya25 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6697.53
    %1.02
  • Dolar
    45.7144
    %-0.03
  • Euro
    53.4154
    %0.82

PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

SİYASETİN KAYBETTİĞİ ŞEY: AHLAK VE GÜVEN

25 Mayıs 2026 Pazartesi 11:33

 

Siyaset konuşulurken en çok duyduğumuz kelimeler bellidir: seçimler, iktidar, muhalefet, oy oranları, ittifaklar, anketler… Fakat bütün bu kavramların gölgesinde kalan, çoğu zaman yalnızca eleştiri cümlelerinde hatırlanan bir başlık vardır: siyasi ahlak.
Oysa siyasetin asıl meselesi güç elde etmek değil, güven üretmektir.
Toplum, siyaset kurumuna yalnızca yönetme yetkisi vermez; aynı zamanda büyük bir emanet teslim eder. Bu emanet; bütçelerden, makam odalarından ya da kamu kaynaklarından daha değerlidir. Çünkü içinde insanların geleceğe dair umudu, adalet beklentisi ve devlete duyduğu güven vardır.
*
Peki bugün Türkiye’de bu güven duygusu ne durumda?
*
İşte tam da burada siyasi ahlak meselesi karşımıza çıkıyor.
Çünkü siyaset yalnızca “yasal olanı yapmak” değildir. Bazen hukuk izin verse bile vicdanın “dur” dediği yerde durabilmektir. Makamı ayrıcalık değil sorumluluk olarak görebilmektir. Kazanmayı değil, doğru olanı önceleyebilmektir.
*
Ancak asıl soru şudur: Toplum olarak bu anlayışı ne kadar görebiliyor, ne kadar hissedebiliyoruz?
*
Bugün yaşadığımız en büyük sorun belki ekonomik darboğazlar değildir; güven krizidir. İnsanlar artık yalnızca yöneticilerin ne yaptığını değil, neden yaptığını da sorguluyor. Söylenenlerle yapılanlar arasındaki mesafe büyüdükçe, sandık ile toplum arasındaki bağ da zayıflıyor.
*
Siyasi ahlakın zedelendiği yerde kutuplaşma derinleşiyor; liyakat tartışmaları büyüyor; kamu yararı geri plana itiliyor. Siyaset, hizmet üretme alanı olmaktan çıkıp tarafların birbirini yıprattığı bir mücadele sahasına dönüşüyor.
*
Ne yazık ki bugün ülkenin birçok meselesine bakıldığında görülen manzara da budur.
*
Ancak sorumluluğu yalnız siyasetçilere yüklemek de eksik olur.
Çünkü toplum olarak bizim de payımız var. Eğer başarıyı ilkelere göre değil sonuçlara göre ölçersek; dürüstlüğü değil kazanmayı ödüllendirirsek; siyasetten ahlak beklemek her geçen gün daha zor hâle gelir.
*
Demokrasi yalnızca sandığa gitmekten ibaret değildir. Demokrasi; hesap sorabilen vatandaş, şeffaf yönetim anlayışı ve güçlü ahlaki değerlerle ayakta kalır.
*
Belki de bugün asıl sormamız gereken soru şudur:
Siyaset ahlakını mı kaybetti, yoksa toplum olarak biz onu aramaktan mı vazgeçtik?
*
Çünkü siyasi ahlak, demokrasinin lüksü değil; varlık şartıdır. Güvenin yeniden inşası da ancak bu temelin güçlenmesiyle mümkündür.
Bugün ülkenin manzarasına baktığımda, her satır arasında memleketimin siluetini görüyor gibiyim. Ve doğrusu, bu tablo insana yalnızca düşündürmüyor; aynı zamanda derin bir hüzün de bırakıyor.

Bu yazı toplam 107 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim