- IMKB
% - Altın
6644.08
%0 - Dolar
45.438
%0 - Euro
52.7148
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:26 - GENÇ MÜZİSYENLER HAYRAN BIRAKTI
- 21:25 - 15 YILLIK SANAT SERÜVENİNİ BEĞENİYE SUNDU
- 19:23 - UYUŞTURUCU TACİRİ YAKALANIP TUTUKLANDI
- 19:18 - DOMATESTE ÜRETİM PLANLAMASI FİYAT DENGESİNİN ANAHTARI
- 18:43 - OTOMOBİL İLE TIR KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI: ANNE VE KIZI ÖLDÜ, BABA AĞIR YARALANDI
- 18:33 - KEPEZ’DE 19 MAYIS COŞKUSU "GENÇFEST" İLE TAÇLANDI
- 18:08 - TUR ŞOFÖRÜ, VIP TRANSFER HİZMETİ VERDİĞİ LİTVANYALI BOKSÖR TARAFINDAN HASTANELİK EDİLDİ
- 17:43 - İSVEÇLİ KADIN OTEL ODASINDA ÖLÜ BULUNDU
- 17:03 - DENİZDE CAN PAZARI: HERKES SEFERBER OLDU ANCAK HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ
- 16:58 - MAVİYLE YEŞİLİN BULUŞTUĞU BURDUR’DA DOĞA VE SU SPORLARI ETKİNLİĞİ
- 16:18 - MERSİN’DE ORMAN YANGINI: EKİPLERİN MÜDAHALESİYLE KONTROL ALTINA ALINDI
- 16:03 - OSMANİYE’DE "3. LEZZET FESTİVALİ" KORTEJ YÜRÜYÜŞÜYLE BAŞLADI
- 13:53 - FRENİ BOŞALAN KAMYON 7 ARACA ÇARPTI: 6 YARALI
- 13:46 - HAVA ISINDI, KONYAALTI SAHİLİNDE YOĞUNLUK OLUŞTU
- 13:43 - ANTALYA YAT YARIŞLARI KEMER’DEN START ALDI

BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


İKİNCİ SIRT ÇANTASI GÖRÜNÜR HÂLE GELDİĞİNDE
Bir çocuk sabah okula gittiğinde iki sırt çantası taşır. İlki göze görünür: kitap, defter, kalemlerle doludur. Bazı çocukların beslenme çantası da vardır, bunların bazıları dolu, bazıları boştur ama gine de okula götürülürler. Kimi çocuklar kaldırımsız, çamurlu yollar kat eder, kiminin başı önüne düşer sabah karanlığının okul servislerinde. Taşıdıkları ikinci sırt çantasını hiç kimse görmez. Duygularını ona yerleştirir çocuklar: korkularını, kaygılarını, güvensizliklerini, yarın beklentilerini, umutlarını, çekindiklerini, utandıklarını, kaçtıklarını. O görünmez sırt çantasında annenin bir gülümsemesi, babanın birkaç sözü ya da evden çıkmadan önceki bir kavganın gözyaşları da bulunur. O çanta bazen çok hafiftir; içinde sevgi, umut ve güven barındırır. Bazen de çok ağır; üzüntü, yalnızlık, duyulmama, anlaşılmama, görülmeme, dinlenmeme hissi, imkânsız olduğu düşünülen beklentiler, gerçekleşmeyecek korkusunun beslediği umutsuzluklarla doludur. O görünmez ikinci sırt çantası herhangi bir kelimeden, cümleden, paragraftan çok daha fazlasını anlatır. O çanta her gün çocuğun sırtında okula gider, sıraya yerleştirilir, çocukla eve döner.
Çocuk büyür. Artık genç kız ya da delikanlı o görünmez sırt çantasında iş bulma güvencesinden yoksun ve hayatta kalmanın sürekli bir mücadeleye dönüştüğü bir toplumun bireyi olmanın yükünü taşır. O âna dek günler boyunca çalışmaktan, çabalamaktan tatmin olmayan, yorgun, tükenmiş, düşük ücret ödenen, hayal kırıklığına uğramış yetişkinleri gözlemlemiştir. Bu ona, onlardan daha iyi bir yaşam sürdürmek için daha çok çalışması gerektiğini düşündürür. Ancak günler birbirini izledikçe tanıklık ettikleri, zihnine yerleştirdiği hedefi desteklemez. Çabanın geleceğe yapılan bir yatırım olmasının gerekmediğini kavraması zihninde ‘’Niçin?’’ sorusunun belirmesine neden olur. Gelecek belirsiz göründüğünde, şimdiki zaman çoktan yenilgiyi tatmıştır bile. Uyaranların sürekliliği, hızlı tatmin olma isteği, anında tanınma arzusu, eğlenceye kolayca ulaşma sabırsızlığı, sürekli karşılaştırma, karşılaştırılma hissi baskın hâle gelir. Çalışmak, zaman, sürekli dikkat, zorluklara karşı sabır ve hayal kırıklığına tahammülü gerektirir oysa. Ancak dijital mantık başka bir şeyi ödüllendirmektedir: hızı, tepkiyi, yeniliği ve sürekli değişimi. Böyle bir ortamda, anında ödül üretmeyen bir göreve saatler ayırmak, yorucu, uzun süreli bir mücadele biçimi olarak bugün birçok kişi tarafından aldıkları sonuca değmeyen bir bedel olarak görülebilir. Çaba, emek ve zaman üçlüsü sadece ufuksuz bir fedakârlık olarak algılandığında bir zamanlar sahip olduğu sembolik değer dibi görür. Kişi, yaptığı şeyin onu bir projeye bağladığını veya gerçek bir olasılığın kapısını açtığını hissettiğinde zorluklara daha iyi katlanacaktır halbuki. Bu his ortadan kalkarsa, motivasyon azalır. Genellikle, çalışma ve öğrenimden mutlak değerler olarak söz edilirken nedense somut deneyimler göz ardı edilir. Oysa bir insanın ne tür bir okulda nasıl bir öğrenim gördüğüne, sunulan eğitimin kalitesine, öğrencinin aldığı desteğe, öğretmenleriyle olan ilişkisine, sağladığı yarara ve hayal ettiği geleceğe bakmak gerekir. Aynı unsurlar iş için de geçerlidir. Bir işte, insana adil davranıp davranılmadığı, işin insanca yaşamasına olanak sağlayıp sağlamadığı, işverenin çabasını takdir edip etmediği, işin onu anlamsız bir tükenmişliğe maruz bırakıp bırakmadığı mutlaka sorgulanmalıdır.
Birçok eğitim kurumu, bazı durumlarda değerlendirme ve sınırlama mekânı hâline geldiğinden rehberlik etme kapasitelerinin büyük bir kısmını kaybeder. Otorite kontrole indirgendiğinde, öğrenci onu reddetmeye hazırdır. Öğretmense bilgiyle gerçek bir ilişki kurmadığında, öğretim gücünü kaybeder. Okul, öğrenmenin hayatı nasıl dönüştürdüğünü göstermekte başarısız olduğunda, çalışma sadece notlarla desteklenen dış bir yükümlülük hâline gelir; öğrencide kalıcı bir arzu yaratmaktan uzaklaşır. Genç, derslerde birçok yetişkinin tutku duymadan formülleri tekrarladığını gördüğünde cep telefonunda, sosyal medyada, gayrıresmî ve yasa dışı gelirlerde bir anlam bulmaya yönelir. Birçok genç, şöhret, doğaçlama girişimcilik, hızlı para, sosyal ağlarda görünürlük veya geleneksel disiplini hor gören çevrelerle bağlantı kuran başarı modellerini içselleştirir. Bu, sadece sosyal hayal gücünü değiştirmekle kalmaz çaba etiğinin değerini de kaybettirir. Sorun, gençlerin hiçbir şey istememesi değil! Sorun, sonuç, özerklik ve anlam görmek istemeleri. Bunu geleneksel eğitim veya iş hayatında bulamazlarsa, başka yollar ararlar. Her şeyi, gençliğin sözde ahlakî çöküşüne indirgemek doğru bir yaklaşım değil. Çalışma, eğitim ve yaratıcılık konusunda muazzam bir kapasiteye sahip, son derece azimli gençler var ama onlar bile yoğun baskı altında yaşıyorlar; rekabet içindeler, kendilerini başkalarıyla karşılaştırıyorlar, izlendiklerini hissediyorlar ve bazen duygusal yapılarının kaldırabileceğinden daha fazlasının kendilerinden talep edildiğine inanıyorlar. Bazı durumlarda, ilgisizlik kayıtsızlık değil savunma anlamını taşır: tükenmeye, beklenen başarısızlığa ve tekrarlanan hayal kırıklığına karşı kendilerini savunma anlamını. Birisi çaba göstermenin kendisine çok pahalıya mal olacağını ve belki de karşılığında çok az şey elde edeceğini hissettiğinde, kendini o göreve adamadan önce onunla bağlantısını kesmeyi seçebilir. Burada önemli olan çalışma ve eğitimi, ahlakî bir meseleye dönüştürmeden onlara nasıl anlam kazandırılacağıdır. Çözüm, çaba ile dünya arasındaki ilişkiyi yeniden kurmakta yatıyor genci suçlamakta değil. Çalışma, sadece hayatta kalmakla ilgili olmamalı, bir katkı deneyimi hâline gelmeli, öğrenimin sadece bir formalite değil, bir anlayışa erişim olduğu kavranmalı. Bir çaba kültürü, kişinin öğrendiklerinin ve yaptıklarının, hayatı ve içinde bulunduğu toplum için kendisini değerli hissettiğinde sürdürülebilir. Ayrıca, ilgisizliğin arzu oluşumundaki bir sorunu maskeleyebileceği de akılda tutulmalı. Bir devasa boşlukta hiç kimsenin arzu duyması mümkün değildir.
İkinci sırt çantasını hâlâ sırtında taşıyan gençlere, toplum, devlet, dünya, biz nasıl bir çözüm, nasıl bir gelecek sunuyoruz? Gençler için ne tür bir yaşam tarzını teşvik ediyoruz? Bilgi, zanaatkarlık, meslek, sorumluluk ve azim bugün ne tür bir kültürel saygınlığa sahip? Bir nesil, çabanın her zaman istikrarı garanti etmediğini, bir diplomanın geleceği güvence altına almadığını, işe devam etmenin güvencesiz olabileceğini ve kamusal yaşamın eğitimden çok görünürlüğü ödüllendirdiğini görerek büyüdüğünde onu bekleyen nedir? Asırlarca bize disiplinli çalışmanın onur kazandırdığı, sürekli çabanın sonuç verdiği, eğitimin ve azmin içsel bir değeri olduğu öğretildi. Bu fikir aileleri, okulları, devletleri ve tüm yaşam projelerini şekillendirdi. Ancak bu vaat, liyakat ve ödül arasında dengeli bir ilişkiye bağlıydı. Bu ilişki zayıfladığında, motivasyon da değişti. Bir kişi, okumanın iş garantisi sağlamadığını, çalışmanın her zaman yoksulluğa karşı korumadığını ve birçok başarılı kariyerin yetenekten çok bağlantılara, ilişkilere, şansa bağlı olduğunu gördüğünde, eski anlatı, gücünü kaybetmeye başladı. Burada mesele tüm değerlerin ortadan kalkması değil motivasyonun somut deneyime verdiği yanıtın farkına varmaktır. Bir insan yalnızca görevle ilgili söylemlerle yönlendirilmez; mümkün, değerli ve faydalı olarak algıladığı şeylerle yönlendirilir. Gerçeklik onlara okumanın çok az fayda sağladığını ve çalışmanın çoğu zaman ufuk açmadan onları yıprattığını gösterirse, bu kurumlarla olan bağ kırılgan hale gelir. İnsanoğlu insankızı istediği, hayran olduğu, ödüllendirilen ve değerli kabul edilen şeyleri arzular.
Çözüm, geçmiş dönemleri idealize etmekte yatmıyor. Geçmişte de sömürü, körü körüne itaat, takdir görmeden çalışma ve gerçekçi olmayan bir eğitim vardı. Burada ihtiyaç duyulan şey geçmişe özlem değil, eğitim ve yaşam arasındaki bağın yeniden kurulmasıdır. Genç bir insan, daha iyi düşünmesini, daha iyi davranmasını ve kaderi üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlayan bir şey öğrendiğini hissettiğinde hedefine daha güçlü bağlanır. Çabalarının görünür bir ufku olduğunda ve toplum, azmin safdillik değil bağımsızlık inşa etmenin bir yolu olduğunu gösterdiğinde, insanlar daha da kararlı hâle gelir. İşte o an ikinci sırt çantasının görüldüğü andır…
Olduğun çocuk, bırak gurur duysun
Yıldızlara uzanan küçük elleri hatırla,
parmakları umut takımyıldızlarını izleyen,
hayalleri evcilleştirilmemiş, kırılmamış.
Bir zamanlar tüm dünyayı cebinde sakladın
bir bilye, bir yaprak, bir sır,
ve buna da hazinem dedin.
Bırak olduğun çocuk
yarattığın hayatı görsün—
sessiz zaferleri,
savaşacağını asla bilmediğin savaşlardan
madalya diye taktığı yaraları.
Onlara fısılda
büyümenin pes etmek olmadığını.
Şimdi seni görüyorlar mı,
yerin bir zamanlar sallandığı
yerde ayakta dimdik durduğunu ?
Bileylediğin sesini duyuyorlar mı
artık küçük, artık suskun olmayan?
Anlat onlara dağları taşımayı
nasıl öğrendiğini
seni ezmelerine izin vermeden.
Kalbinin içine bakabilselerdi,
hâlâ açık,
hâlâ meraklı,
hâlâ yumuşak bir yürek mi bulurlardı
çelikten bir yürek peşindeki şu dünyada?
Neşenin farkına varırlar mıydı
yaramazlığının, yangınlarının?
Her düşüp ayağa kalktığında,
dünya her evet yanıtı isteyip de
sen her hayır dediğinde,
her zaman bir hayale sadık kaldığında
başkaları tarafından çoktan unutulmuş—
olduğun çocuk seni neşelendiriyor.
Bırak görsünler tutmak için büyüttüğün sevgiyi,
bu kadar gönülden gösterdiğin nezaketi,
hâlâ açık havada kelebekler gibi
kovaladığın dehşet anlarını.
Koştukları biri ol,
kolların alabildiğine açık,
yüzün merakla aydınlanmış.
Olduğuna değmiş dedikleri
adam ol.
Çeviri: Bahar Uysal Hamaloglu
Let the Child You Were Be Proud
Larson Langston

İKİNCİ SIRT ÇANTASI GÖRÜNÜR HÂLE GELDİĞİNDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
“111. KİŞİSEL RESİMLİ ŞİİR SERGİSİ”NİN ARDINDANYUNUS YAŞAR
OUTLET MAĞAZALARINDA SATILAN ÜRÜNLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA FLÖRT EDİLEN KENT Mİ, ÂŞIK OLUNAN KENT Mİ?NİZAMETTİN ŞEN
YÛNUS EMRE DÎVÂNI KARAMAN NÜSHASI 1300’DE YAZILDIYUSUF YILDIRIM
BENDE SAKLI KALMASIN-9OYA BOYSAN
GÖZÜN TAHAKKÜMÜGÖZDE SARI
PİANO PİANO / YAVAŞ YAVAŞAHMET İLBARS
OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E TÜRK-ARAP-KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİALİ İHSAN DİLMEN
BİR SORU SORALIMNURİ SEZEN
BİR TOPLUMUN GERÇEK AYNASICEM ARÜV
DİL POLİTİKALARI BAĞLAMINDA DÎVÂNU LUGÂTİ'T-TÜRKDOÇ DR BEKİR DİREKCİ
SEZONA GİRERKEN EGE’DEN ÜLKEYE PENCERE AÇMAKTARIK ÇELENK
HIDIRELLEZ VE AYNI KÖKÜN DALLARIHASAN YAKUP CANGÜVEN
KRAL KILAVUZ OLMADAN: DİJİTAL ÇAĞDA GÜVEN VE KATILIMIŞIK YARGIN
CAN SUYUMŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
EKSİK BİR PAZARIN GÖRKEMLİ MİRASIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
SİYASETİN DİLİ DÖNÜP SAHİBİNİ VURURPROF DR RAMAZAN DEMİR
CHP İL BAŞKANI 'ETİK' VE 'DEMOKRASİ' DEMİŞ!..VEDAT GÜRHAN
KUMLUCA TURİZMİ YÖRÜK ŞENLİKLERİNE SIĞMAZMUHARREM YELLİCE
BİR ANLAMI VARMIŞSÜLEYMAN EKİN
OĞUZHAN ÖZENCİ, ŞAKA MI BU?YAVUZ ALİ SAKARYA
M. YELLİCE'NİN YAZISINA İSTİNADENM. ALİ ÖZDOĞAN
İÇİNŞENER METE
ÖZDEMİR: "ŞEHRİMİZİN TAKIMININ YANINDA OLMALIYIZ"
ELMALI'DAN 81 İL'E ŞAKAYIK
İKAMETGAH SORUNU NEDENİYLE 3 YILDIR OKULA GİDEMİYOR
28. YÖRÜK TÜRKMEN TOYU ANTALYA'DA BAŞLADI
MURATPAŞA, COP31'E HAZIRLANIYOR
EBER GÖLÜ'NDE SU SEVİYESİ YÜKSELDİ
KADIN KARAVANCILAR KOROSU HOLLANDA YOLCUSU
KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI HEYECANI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





