- IMKB
% - Altın
6822.22
%3.01 - Dolar
45.2073
%-0.04 - Euro
53.187
%0.44
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:23 - KÜBRA YAPICI CİNAYETİNDE SUÇ ALETİ TABANCAYI DA GÖMÜP YERİNİ İŞARETLEMİŞLER
- 18:18 - MERSİN’DE İKİ KARDEŞİN ÖLDÜĞÜ OLAYDA TEDAVİSİ TAMAMLANAN ANNE İLE BABA TABURCU OLDU
- 18:13 - KAHRAMANMARAŞ’TA YOL ÇÖKTÜ: 1 YARALI
- 17:58 - KEPEZ’İN MAYIS GÜNDEMİNDE 2025’İN BÜTÇE BAŞARISI KONUŞULDU
- 17:18 - SEÇER: "YEREL YÖNETİMLERDE İNSAN KAYNAĞI VE MALİ DİSİPLİN BELİRLEYİCİ"
- 17:18 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENEL SEKRETERİ TUNCER TUTUKLANDI
- 17:08 - MERSİN’İN LOJİSTİK GÜCÜ AVRUPA’YA TANITILIYOR
- 17:08 - DEPREMDE HASAR GÖREN 583 YILLIK TARİHİ ULU CAMİ’NİN RESMİ AÇILIŞI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 17:03 - ISPARTA’DA ÖĞRENCİLERE 5 BİN ADET BALIK EKMEK DAĞITILDI
- 16:43 - ANTALYA’DA HOSTELDE KALAN ADAM ÖLÜ BULUNDU
- 16:33 - AVRUPA VERİ KORUMA OTORİTELERİ BAHAR KONFERANSI ANTALYA’DA BAŞLADI
- 16:13 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 2 TUTUKLAMA
- 15:38 - CİNAYETE KURBAN GİDEN KÜBRA YAPICI’NIN AİLESİ: "10 KEZ MÜEBBET ALSINLAR"
- 15:08 - GENÇ KÂŞİFLER MUT’TA SAHNE ALDI: 19 PROJE İLGİ GÖRDÜ
- 14:58 - MUT’TA 2026 KAYISI HASADI DEĞERLENDİRİLDİ
YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR


OĞUZHAN ÖZENCİ, ŞAKA MI BU?
Fikret Otyam sanat bahçesinde oturur konuşurduk, o yazmaktan yorgun görünür, ben ise hevesle daha başka neler yazabilirim diye yeni yazılar kurgulardım. O sonundaydı, ben başındaydım. Hürriyet Akdeniz’deki köşesinde çok yazısını okumuş, başkalarının suratı asık yazılarına karşılık o hafif tebessüm eden, ama ardında ne söyleyecekse onu söyleyen, dokunduracaksa dokunduran, arı gibi sokacaksa sokan ama incitmeyen bir özgün yazardı. Antalya sevgisini köşesinde “ENTELYA” yaparak, Antalya’yı “Entelya” ile, biraz da entel tavrı ile kendisi ile özdeşleştirerek yazdı. Kendisi özeldi, okur kitlesi de özeldi. Ben onun yazı üslubunu, yazış tekniğini biraz Şükrü Kızılot’a, biraz Hasan Pulur’a biraz da, Aydın Boysan’a benzetirdim. Yazıları da kendisi de özgündü. İnce dokunaklı esprileri vardı.
Antalya’da güzel esprileriyle ve haftalık yazılarıyla bilinen Oğuzhan Özenci, yıllarca inatla yazmaya devam etti. Köşesinde okurları ile sohbet eder gibi yazdı. Bu arada Antalya’yı ve sorunlarını da fırsatta buldukça dile getirdi. Yazmak için fırsat yarattı.
Mizahi bir dili, güldürürken düşündüren bir tavrı vardı. İnsan sıcaklığı, insana dokunan yazıları ona ayrıcalık kazandırıyordu. Basın camiasının Oğuzhan ağabeyi idi. Gülmeyi, güldürmeyi, güldürürken düşündürmeyi, yeri geldiğinde lafı gediğine sokmayı severdi. Övünmeyeyim ama gerek Antalya Bugün’de gerekse Körfez gazetesinde eğitim, kültür ve sanata yönelik yazılarımı okuduğunu, beğendiğini söylerdi. Doğrusu onun bu yorumu hoşuma giderdi. ANSAN da yapılan çalışmaları takdir ederdi. Bu da bana ve arkadaşlarıma motivasyon olurdu.
İğneleyici gazeteciydi, suya sabuna dokunurdu ama kendi üslubunca yumuşak inişle yapardı bunu. Antalya'nın yerel basınında gerçekten özel bir konumu vardı. Sorunlara herkesten farklı bakar, kentin (Antalya'nın) toplumsal yaşamını, sorunlarını, büyük küçük demeden günlük olaylarını farklı gözle görür, kendine özgü esprili anlatımıyla yorumlardı. Dersler çıkartırdı. Çıkartılmasını isterdi.
Yazılarında sürekli Antalya’nın altını çizer, daha iyi bir konuma gelmesi için çalışırdı. Eleştirel gözle bakar olaylara, aksaklıkları, içine ironik unsurlar katarak komikmiş gibi gösterip, söyleyeceğini söylerdi. Çağdaş bir hicivciydi. Yumuşak dokunuşlarla hicvederdi. Mizah onsuz, o mizahsız olmazdı.
Antalya'nın geneliyle ilgili acıtmadan iğne yapan bir üslupla şaka mı ciddi mi diye düşünürken, çarpıcı gerçekle karşılaştıran bir Oğuzhan Özenci anlatımından söz ediyoruz. Mizahı eleştiri ile karıştırıp yeni bir yazı üslubu oluşturan bir yazardı kendisi. Profesyonel iş çıkartırdı ama kendisi amatördü. Yazılarında okurlarını olan bitenden haberdar ederken, sorumluları eleştirirken işini tokatlamadan yapar, sert bir dil kullanmak yerine ima ederek, ironi katarak, inceden inceye alaya alarak öne çıkartırdı. Yazılarında yerel yönetimlerin eksik bıraktıkları konulara değinir, gündelik çelişkileri sıcağı sıcağına gündeme taşırdı. Dakikti, gecikmeyi sevmezdi. Ama çok hızlı da hareket etmezdi. Olacağın olacağı yere varacağının bilirdi, ona göre tavır alırdı. Bu tepkisiz kalırdı anlamına gelmiyor.
Yeter ki bir yanlışı görsün, onu halının altına süpürmek yerine ayrıntılı ele alarak gündeme taşır, ilgililerin ve okurların dikkatini konuya çekerdi. Sıradan olayları bile sıra dışı bir olaymış gibi gündeme taşırdı. Kendi üslubunca, okurunun, gülerek fark etmesini sağlamaya çalışırdı. Değişik konularda kısa kısa yazmayı, daha çok konuya değinmeyi yeğlerdi.
Antalya’da belli bir okur kitlesi vardı. Rakamlar, onun ilgi ile takip edildiğini, okunduğunu gösteriyordu. Anlatımı beğeniliyordu. Olayları küçümsüyor, hafife alıyor görünerek aslında çok ciddiye alıyordu. İşte tam da bu onun yazış biçimiydi. Yazılarıyla okuru kışkırtmak yerine ilgilenme, çözüme katkı koyma isteği oluşturma yazma amaçları arasındaydı.
Şimdi gelin kendimizi Oğuzhan beyin yerine koyalım, biraz empati yapalım, kentin köstebek yuvasına dönen yollarını, yapboz tahtasına çevrilen kaldırımlarını onun yakın gözlemci ama şakaya vurarak tokatlayan görüşlerine benzer görüşler üreterek eleştirelim. Böylece onu sevgiyle kucaklayalım ve sonsuz yolculuğuna tebessüm ederken üzülerek yollayalım. Dileriz gittiği yerde her şey gönlünce olur ve güllük gülistanlık ortamda kalır, eleştirecek bir şey, takılacak kimse bulamaz.
Antalya’da yaya kaldırımı diye bir şey var. Daha doğrusu vardı, ne oldu demeyin, kaldırımlar, kafelere ayrıldı, arabaların park yeri oldu, mağazalar dışarı açıldı, ya da etraf çöplüğe döndü. Kaldırımların yayaların yürümesi için mi yapıldıklarının sorgulamak, sorgulatmak gerek. Bu kentte kolunu bacağını çarpmadan, bir yerini kırmadan kaldırımda yürümek ne mümkün? Ya vatandaş inatla yürümek isterse ne yapsın? Yürüsün, yol parası istemediklerine, düşüp ölmediğine şükretsin.” Tam da Oğuzhan beylik bir empati.
Halka ait kamusal alanların hakkı olmayanlar tarafından gasp edilmesini kibarca anlatmak böyle olsa gerek. Bunu en iyi yapanlardan biri Oğuzhan Özenci idi. Denetimsizliğin, giderek alışkanlığa dönüştüğünü ancak böyle anlatabilir insan. Olabildiğince kibar ve efendice. Oğuzhan bey ,hem çok kibar hem de görgülü efendi bir arkadaştı.
Espri içermesine özen gösterse de Oğuzhan Özenci’nin hemen tüm yazıları ucundan kıyısından toplumsal içerik taşıyan yazılardı. Çığlık atmadan yazar, bağırmadan anlatarak kalem oynatır, slogan atmaz, doğrusunu okuyana buldurur, vermek isteği mesajın okurun zihninde oluşmasına dikkat ederdi. O, ciddi yazılar yazan bir köşe yazarından çok, bir aile büyüğü gibi, içimizden biri gibi hareket eder ve nasihat eder gibi yazardı. Ders verir gibi değil, uyarır gibi. Yapılsa iyi olur der gibi.
“Olur böyle vakalar” diye diye bu hale geldik. Olmaza olmaz diyemedik”. Yaklaşımı buydu. Şimdi soruyorum. Sorguluyor muyuz? Seyirci miyiz? Yazgıcı mıyız? Neyiz?
Onun yazılarında hiç kimseyi doğrudan suçlama yoktu, ama söylenenden herkes payını düşeni alıyordu. Almasını umuyordu.
Oğuzhan bey, Antalya ve sorunlarını çevreyi dolaşırken, dost bildiği insanlarla konuşarak tespit ediyor, kamuoyuna kendi anlatımıyla sunuyordu. Turizm, kente göç, yerel yönetimlerin aksayan hizmetleri üzerinde sıklıkla durduğu konulardı.
Hasan Pulur gibi kırmadan dökmeden, Aydın Boysan gibi gülümseterek söyleyeceğini ima yollu söyleyerek, Şükrü Kızılot gibi küçük küçük anekdotlar halinde ama vereceği mesajı vererek yazardı. Taklitçi değildi. Kendine özgüydü. O hepimizin sevdiği, inandığı Oğuzhan Özenci idi.
Onun özgün, Antalya'nın geneliyle ilgili acıtmadan iğne yapan bir üslupla şakamı ciddimi diye düşündüren, çarpıcı gerçekle yüz yüze getiren yazı üslubundan, sıcaklığından söz ediyoruz.
Yazılarının önce abartı gibi, şaka gibi, fıkra gibi sunuyordu, ama vardığı yerde yalın gerçek vardı. Zaman zaman umutla sevinçle Pandora’nın kutusunu açıyor gibi yapıyordu, içinden bin türlü dert, acı reçeteler çıkıyordu. Okudukça Oğuzhan beye hak veriyorduk.
Madem ki empati dedik, kendimiz onun yerine koyalım, onun gözüyle bakmaya çalışalım. Kendisini güzelliklerle analım. Kıvrak zekasıyla, espri anlayışıyla bunları yazsaydı, böyle yazardı diyelim, sevgili Oğuzhan kardeşe sonsuz huzur dileyelim.
Antalya’da kültür-sanat var. Hatta o kadar çok var ki, bazen nerede olduğunu, nitelikli olanını bulamıyoruz. Dört yöne bakınıyoruz, boşuna aranıp duruyoruz.
Geçen gün bir etkinliğe gitmek istedim. Afiş vardı. Tarih yazılıydı. Yer aşağı yukarı belliydi. Sadece Saat, sürprizdi, yazmayı unutmuşlardı.
Aradım sordum. “Akşam” dediler. Antalya’da “akşam” geniş bir kavramdır. Güneş batınca başlar, kimse sıkılmazsa, küfelik de olmazsa, dost meclisinde sabaha kadar sürer, bitmez akşam.
Neyse, gittim. Kapı açık, içeride hazırlık var. Sahne hazır sayılır. Ama Seyirci hazır değil. Yazmazsanız seyirciye başlama saatini, nerden bilsin? Seyirci müneccim mi?
Antalya büyüyor diyoruz. Doğru. Ama büyüyen şey hep aynı hızda büyümüyor. Binalar hızlı, yollar aceleci, insanlar yorgun, kültür-sanat tehirli tren gibi. Eğitimi ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Bisiklet ehliyeti olmayan adamı tır şoförü yapmışlar gibi. Sözde şoför kaza yapmasın diye bozuk kaldırımlarda yürüyoruz.
Biri çıkıp “her şey yolunda” dediğinde, kimse karşı çıkmıyor. Yol var. Ama nereye çıktığı belli değil.
Antalya bu hafta-sanata doydu. Sergiler, söyleşiler, sanat atölyeleri.
Şehir neredeyse Paris. Evden çıkana kadar tabii. Sonrası yine biz bize, Antalya’dayız.
Galeride muazzam bir sergi var. Eserler hazır. Güvenlik görevlisi de orda. Tek bir şey eksik. Sergiyi gezecek seyirci yok.
Okul ziyaret etmeden olmaz. Konuşulacak konu, “Yaratıcı düşünme”,“eleştirel bakış kazanma”. “Geleceğin bireyi nasıl olmalı?” sorusuna yanıt aranacak. Hevesle İçeri giriyorsun, öğretmen de çocuklar da ezber ettikleri aynı cümleyi söylüyorlar. Yaratıcılık nerde, 9 günlük bayram tatiline çıkmış, araya kar tatili girmezse, Yaz tatiline girmeden dönerse çok çok iyi.
Antalya’da her şey var aslında. Sanat da var, kültür de, hatta eğitim de. Sadece üçü bir araya zor geliyor. Ne diyelim?
Doğru gün, doğru saat, doğru yer. Üçü bir yerde buluşursa, bu kent, gerçekten gözüme güzel görünüyor. Sizce daha çok bekler miyim?
Geçen hafta kent içinde üçü de birbirinden değerli etkinlikler vardı. Birine gittim, tehir etmişler başlamadı. Diğerine gittim, dün bitmiş. Üçüncüsü zaten yerinde yoktu. Ama takvimlerde hepsi yerli yerindeydi. Her şey dakikti. Kusur arıyorsanız bende.
Kent merkezinde bir salon. Kapısında “Sanat Buluşması.” Yazıyor. Ya sanat var, buluşma yok. Ya buluşma var sanat yok. Kentle sanatın iki yakasını bir araya getiremedik bir türlü.
Planlı programlı değil ki şehir, her şey tesadüflere bağlı, Köşe başından ne çıkacağı belli değil. Başına ne geleceği de. Bahtına onsekiz deyip çıkıyoruz her gün sokağa.
Antalya’da yaşamak güzel, bir de sabah akşam betona bakmak zorunda kalmasak.
Dilerim, onun espri anlayışına uygun örnekler bulabilmişimdir.
Uğurlar olsun Oğuzhan bey. Dileriz işler öte yanda istediğin gibi gider, eleştiri yerine sadece güzel espriler yaparsın. Seni unutmayacağız. Yüreği güzel adam. Öyle idin. Öyle kal.
OĞUZHAN ÖZENCİ, ŞAKA MI BU?YAVUZ ALİ SAKARYA
BAŞKA TÜRKİYE YOK!..VEDAT GÜRHAN
ATSIZ'I BAHANE EDEREK ATATÜRK'E VE CUMHURİYET'E SALDIRMAKMUHARREM YELLİCE
İKLİM KRİZİ KAPIDA DEĞİL; İÇERİDE...CEM ARÜV
M. YELLİCE'NİN YAZISINA İSTİNADENM. ALİ ÖZDOĞAN
İÇİNŞENER METE
KONTRBASLA SAHNEDE DOLU DOLU 34 YILBİHTER GÖRDÜ
KADİM DİNLER VE BİLGELİKLER KİTABI ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
YİNE DE KENDİNE GİT/ŞERİF KUTLUDAĞNİNA ŞAHİN
SANAT DOLU BİR RÖPORTAJGAZANFER ERYÜKSEL
GERÇEK ALİM İLE SAHTE AYDIN ARASINDAKİ UÇURUMMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
68 DEĞİL, YETMİŞSEKİZLİLERTARIK ÇELENK
TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ BİR MARKET KURULUŞU MUDUR?HASAN YAKUP CANGÜVEN
MASLOW PİRAMİDİ'NİN BASAMAKLARINDABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
CUMHURİYET VE DEVRİMCİLİKNURİ SEZEN
DUAYEN GAZETECİ MUSTAFA UYSAL'I KAYBETTİKYUNUS YAŞAR
ANTALYASPOR ALTYAPI BAŞARILIKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİJİTAL GÜÇ: KADINLARIN SOSYAL MEDYADA YÜKSELEN SESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
LİYAKATMEHMET ZORLU
RUZ-I HIZIR GÜNÜ: KUANTUMDAN GÜL DALINA DİLEK YOLCULUĞUIŞIK YARGIN
ANTALYA NEDEN 'BURASI RADYO ŞARAMPOL’ Ü ISKALIYOR?NİZAMETTİN ŞEN
SABAHIN SAHİBİ KİM?GÖZDE SARI
1 MAYIS; İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN...OYA BOYSAN
KEMALİST DÜŞÜNCE VE İDEOLOJİK SAPMA ÜZERİNE-1PROF DR RAMAZAN DEMİR
KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI HEYECANI
YARIŞLI GÖLÜ'NDE FLAMİNGOLAR HAYRAN BIRAKTI
‘ANNA KARENİNA’ DÜNYA PRÖMİYERİ İLE SAHNEDE!
ANTALYA, TİYATRO FESTİVALİNE HAZIR
ÖZBEK: "AVRUPA İLE ENTEGRASYON, GELECEĞİN STRATEJİK KALDIRACI"
YÖRÜK TÜRKMEN TOYU, 8-10 MAYIS'TA
EDEBİYAT DOSTLARI TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİ TARTIŞTI
SICAK HAVAYI FIRSAT BİLENLER SAHİLE AKIN ETTİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





