Eksik Bir Pazarın Görkemli Mirası: Anneler Günümüz kutlu olsun…
Bugün takvimler o malum günü işaret ediyor. Kimileri için çiçek kokulu bir telaş, benim içinse sessizliğin en yüksek sesle bağırdığı o derin boşluk... İlk kez bir "Anneler Günü" pazarında, sesini unutmaktan korktuğum ama kokusunu ruhumun en derininde sakladığım o limandan uzaktayım.
Fedakarlık, lügatlerde yaldızlı kelimelerle anlatılır ama biz onu en çok mutfak masalarında öğrendik. Tabaktaki köftelerin sayıldığı, annemin kendi payını "ben pek aç değilim" yalanıyla evlatlarının tabağına birer mücevher gibi paylaştırdığı o anlarda...
Fedakarlık, bir kadının kendi hayatını, verdiği canların hayatına siper etmesidir. "Hayatını yaşa" diyen modern dünyanın aksine, bir annenin hayatı; evladının attığı her doğru adımda, aldığı her başarılı kararda ve hatta yaptığı her hatadan sonra duyduğu o şifalı "Olsun annem, bunda da vardır bir hayır" cümlesinde gizlidir.
Bir anne, evladının yüzüne baktığında sadece gözlerini değil, içini görendir. Sizin her zaman arkanızda bir dağ, yanınızda bir yoldaş, önünüzde bir ışık olduğunu bildiğiniz o kadın; aslında size en büyük mirası bıraktı: Güç. Çünkü o hep derdi ya; "Güçlü annelerin, güçlü evlatları olur."
Bugün o fiziksel boşluk can yakıyor olabilir. Ancak anne sevgisi bir bumerang gibidir; onun size bir ömür boyu verdiği o karşılıksız emek, bugün sizin karakterinizde, merhametinizde ve duruşunuzda size geri dönüyor. O, her şeyini üçe paylaştıran kadın, aslında sevgisini sonsuzluğa böldü.
Belki sesi biraz uzaklaştı kulaklarımızdan ama bıraktığı o "keşkesiz" hayat, en güzel bestesi olarak kalbimizde çalmaya devam edecek. Anneler ölmez; sadece evlatlarının vicdanında ve attıkları her güçlü adımda yaşamaya devam ederler.
Varlığıyla hayatı güzelleştiren, paylaştıkça çoğalan tüm fedakar ruhlara selam olsun.
Tüm sevgi dolu annelerin günü kutlu olsun.
Bu yazı toplam 163 defa okunmuştur.