Bugün 17 Ağustos 2026 Pazartesi
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6811.85
    %1.12
  • Dolar
    47.8935
    %-0.01
  • Euro
    55.5436
    %0.1
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI'NDAN DEPREM UYARISI
17 Ağustos 2026 Pazartesi 19:06

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI'NDAN DEPREM UYARISI

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekti.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Deprem Uyarısı

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, yapı stokunun durumunun hâlâ yeterince bilinmediğini ve deprem riskine karşı daha hızlı adım atılması gerektiğini vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü dolayısıyla Antalya Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Şube Yönetim Kurulu ve komisyon üyeleri ile basın mensupları katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, bugüne kadar meydana gelen depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları saygı ve rahmetle andı. Marmara Depremi’nin yıl dönümünde deprem gerçeğini bir kez daha hatırlamanın önemine dikkat çeken Akdoğan, benzer acıların tekrar yaşanmaması için yapı güvenliğinin mühendislik ilkeleri doğrultusunda sağlanması ve kamusal sorumluluğun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ardından Şube İkinci Başkanı Sadullah Kabakuşak, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Merkezi tarafından 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü nedeniyle hazırlanan basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

“Deprem riski biliniyor ancak yapı stoku hâlâ belirsiz”

İMO’nun açıklamasında, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğu belirtilerek, asıl sorunun deprem değil, gerekli önlemler alınmadığında yıkıcı sonuçlara neden olan yapı üretimi ve kentleşme anlayışı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ ve İzmir depremleri ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin deprem tehlikesi kadar kırılgan yapı stokunu da ortaya çıkardığı ifade edildi.

Türkiye’nin artık depremin ne zaman ve nerede meydana geleceğinden çok, mevcut yapı stokunun ne kadarının riskli olduğunun belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, “Riskli yapılar olduğunu biliyoruz, ama hangi yapıların riskli olduğunu bilmiyoruz” değerlendirmesine yer verildi.

“Milyonlarca bağımsız bölüm risk altında”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamalarına da yer verilen İMO değerlendirmesinde, Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiğinin belirtildiği aktarıldı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre ise 2025 yılında 6306 sayılı Kanun kapsamında Türkiye genelinde 30 bin 7 yapı için riskli yapı tespiti yapıldığı bildirildi. Bu yapıların toplam 194 bin 381 bağımsız bölüm içerdiği, bunların 167 bin 560’ının konut, 26 bin 821’inin ise işyeri olduğu kaydedildi.

Aynı yıl 11 bin 940 riskli yapının yıkıldığı, yıkılan yapılardaki toplam bağımsız bölüm sayısının ise 59 bin 329 olduğu belirtildi.

2012-2025 dönemine ilişkin verilere göre ise toplam 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti yapılırken, bu yapıların içerdiği 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlendi. Aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkıldığı ve yıkılan binalarda toplam 1 milyon 88 bin 165 bağımsız bölüm bulunduğu ifade edildi.

İMO, mevcut riskli yapı tahminleri dikkate alındığında gerçekleştirilen dönüşüm çalışmalarının yeterli olmadığını belirterek, Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir yapı envanterine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Yapının yaşı kadar geçmişi de önemli

Açıklamada, yapıların güvenliğinin yalnızca yapım yılı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekildi. Bir binanın hangi yönetmeliğe göre tasarlandığı, nasıl projelendirildiği ve inşa edildiğinin yanı sıra kullanım sürecinde taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediğinin de büyük önem taşıdığı belirtildi.

Özellikle zemin katlarda duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat veya eklentiler yapılması ve kullanım amacının değiştirilmesinin yapı güvenliğini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

Bu nedenle yapıların kullanım sürecinde düzenli ve sistematik teknik denetimden geçirilmesi gerektiği kaydedildi.

“Yeni yapılar da geleceğin riskli yapıları olmamalı”

Mevcut yapı stokunun dönüştürülmesinin yanı sıra yeni yapıların güvenli şekilde inşa edilmesinin de zorunlu olduğu vurgulanan açıklamada, 6 Şubat depremlerinde yeni sayılabilecek bazı yapıların da yıkılmasının yapı üretim ve denetim süreçlerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Güvenli yapı üretiminin; doğru zemin araştırması, doğru projelendirme, nitelikli malzeme ve uygulama ile etkin yapı denetiminin bir bütün olarak ele alınmasıyla mümkün olacağı ifade edildi.

İMO, yapı denetiminin ticari bir faaliyet olarak değil, yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

İMO’dan 7 maddelik çağrı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, açıklamasında yetkililere şu çağrılarda bulundu:

  • Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulması,
  • Riskli yapıların izlenmesi amacıyla Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması,
  • Riskli yapıların belirlenmesi ve müdahale süreçlerinin risk düzeyine göre önceliklendirilmesi,
  • Dar gelirli vatandaşların korunması amacıyla güçlendirme ve yenileme için yeterli ve erişilebilir kamu kaynaklarının sağlanması,
  • Kentsel dönüşümün rant odaklı parsel bazlı uygulamalardan çıkarılarak kent ve bölge ölçeğinde, risk odaklı planlama anlayışıyla yürütülmesi,
  • Yapıların kullanım sürecindeki güvenliğini takip edecek periyodik yapı kontrol sisteminin oluşturulması,
  • Yeni yapılarda proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz ve etkin biçimde verilmesi.

“Daha fazla beklemek istemiyoruz”

Açıklamanın sonunda 17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen 27 yılın Türkiye’nin deprem gerçeğini anlaması için yeterince uzun bir süre olduğu vurgulandı.

Bilim insanları, mühendisler, meslek odaları ve üniversitelerin yıllardır uyarılarda bulunduğu belirtilerek, buna rağmen her büyük deprem sonrasında aynı sorunlarla karşı karşıya kalındığı ifade edildi.

İMO, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri anmanın en anlamlı yolunun, aynı acıların yeniden yaşanmaması için vakit kaybetmeden harekete geçmek olduğunu belirterek, “Türkiye’nin deprem riskine karşı daha fazla bekleyecek zamanı yok” mesajı verdi.

Basın açıklamasının ardından Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, basın mensuplarının deprem ve gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

whatsapp-image-2026-08-17-at-14-06-44.jpeg

Kaynak: HABER: GÜRSEL KAYA
Bu haber toplam 136 defa okunmuştur
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim