Bugün 03 Ocak 2026 Cumartesi
  • Antalya6 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    5984.943
    %-0.00
  • Dolar
    43.0179
    %0.00
  • Euro
    50.436
    %-0.00

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

KARAMSARLIK

03 Ocak 2026 Cumartesi 10:23

Hep aklımda şu soru var, bundan elli yıl sonra yaşayacak olan çocuklar bizim hakkımızda nasıl bir hüküm verecekler? Çünkü her nesil, kendinden önceki neslin kararlarının bedelini öder, toplumsal yaşamın şaşmaz kanunudur. Geçen yıllarda İran’da bazı gösteriler olmuştu ve sokaktaki bir duvarda şu cümle yazıyordu; “babamın yıllar önce yaptığı hatayı düzeltmek için…” Açıkçası bu cümle beni çok etkilemiş ve okuyunca çok sarsılmıştım. Yani bir baba için bundan daha acı, daha yakıcı, daha yıkıcı başka ne olabilir ki?!

Toplumsal dönüşümler, değişimler hemen ve birden bire olmaz. Bir nesil harekete geçer, bedel öder ve bir sonraki nesilde o dönemin somut sonuçları ortaya çıkar. Örneğin 18. yüzyılda dünya bir uçtan diğer uca savrulurken, Fransız ihtilali, demokratik sistemler, sanayi devrimi, dünyanın yeniden paylaşılması, teknolojide büyük atılımlar, bilimsel buluşlar ve icatlar vsvs. Böyle bir tarihi kırılmayı ıskalayan, göremeyen, aymazlık gösteren Osmanlı münevveri ve yönetici eliti, sonraki nesillere hasta bir imparatorluk miras bırakmış oldu. Ve bu “ölümcül hasta”, yüz yıl kadar can çekiştikten sonra, tarihin huzurunda ve kendi evlatlarının kolları arasında can verdi. Neyse ki o kuşak, yine de, büyük bedeller ödeyerek de olsa, o can pazarından, o büyük kaos ortamından, iyi kötü bir modern cumhuriyet çıkartmayı başardı. Cumhuriyet’ten sonra doğan çocuklar, kendilerinden önceki o yiğit kuşağın elinde büyüyen çocuklardır.

Zihnimde hep o ağır soru; elli yıl sonraki çocuklar hakkımızda nasıl bir hüküm verecekler? Bazı ahmaklar “ben öldükten sonra ne önemi var ki” diyebilirler elbette. Ama ben onlardan değilim. Bu soruyu çok ciddiye alıyorum ve ne vakit aklıma düşse uykularım kaçıyor.

Tarih okumanın en büyük faydası nedir biliyor musunuz? Geleceği görmenizi sağlar! Evet, geleceği. Tarih okumayan, tarih bilmeyen hiç kimse geleceği bilemez, yorumlayamaz. Ömrüm boyunca çok tarih kitabı okudum. Kaynak kitaplar, ansiklopediler, ikinci el çalışmalar, tarihi makaleler, videolar, filmler, romanlar… Ve bunca tarih okuması beni, ister istemez, geleceğe dair projüksiyon tutmaya mecbur bırakıyor.

Peki gelecekte ne görüyorum?

Hiç lafı döndürüp dolandırmadan cevap verebilirim; hayatımın hiçbir döneminde Türkiye ve dünya hakkında bu kadar karamsar, bu kadar kötümser hissettiğimi hatırlamıyorum. Bilhassa ülkemizin gelecek zamanları bağlamında inanılmaz kötümserim ve dahası, bu kötümserliğimi giderecek, hafifletecek, bertaraf edecek hiçbir ışık, ışıltı göremiyorum. Çok bakıyorum, beni umutlandıracak bir söz, bir kelam, bir işaret görebilmek umuduyla her yeri radar gibi tarıyorum, ama günün sonunda, zerrece bir olumlu işaret göremeden kendimi tek teselli bulabildiğim yere, kütüphaneye atıyorum.

Bazı dostlarım bu karamsar iklimi dağıtmanın tek yolunun siyaset yapmak olduğunu söylüyorlar. Hiç katılmıyorum! Aksine, bendeki bu iflah olmaz karamsarlığı üreten asıl kaynağın siyaset kurumu olduğunu düşünüyorum. Bana göre Türkiye, bizzat siyaset kurumu eliyle ve marifetiyle, bin yıllık tarihi yolculuğunun en zor imtihanına hazırlanıyor. Dikkat edilirse burada “siyaset kurumu” derken sadece iktidar blokundan söz ediyor değilim, bir bütün olarak “siyaset kurumundan” bahsediyorum. Ve en başta da siyasi partilerden ve onların kurmay kadrolarından.

Hâsıl-ı kelâm, tarih büyük bir gürültüyle üstümüze yıkılıyor. Yüz yıl önce de yıkılmıştı ve el yordamıyla kuyudan çıkmayı başarmıştık. Bakalım şimdi de çıkabilecek miyiz.

Bu yazı toplam 239 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim