Bugün 27 Ağustos 2026 Perşembe
  • Antalya29 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7104.45
    %0.03
  • Dolar
    48.0555
    %0.05
  • Euro
    56.0075
    %0.02

GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

KENDİ YAZIP KENDİ SİLEN SU

27 Ağustos 2026 Perşembe 00:04

 

 

 

 I
Kendi yazıp, kendi silendi suydu ırmak… Bu bir hayat tanımıdır aynı zamanda, yaratılış efsanelerinden beri de söylenip yazılmıştır hep. Hayat sularda başlar… Tıpkı bir metnin kendini yazdırması gibi. İşte bu yolculuk, yazılan-yazan ilişkisi, ip çekişme oyununa dönüşebilir her an. “İnsan bazen neyi beklediğini bilmez” der Haydar Ergülen, “bazen de niçin beklediğini bilmez.”

Irmak kendini yazarken güneşin ipine tutunup da göğe çıkıp bulut oluverir, nice yollar geçip de denizine kavuşup yine göğe çıktığı da olur ve hatta bir taşkın hâli sonrası yeraltı ırmaklarına karıştığı da. 

Yazan-yazılan ilişkisinde oluşan metin, belki de görmediğimizi gösteren hem yazana okuyana hem de bilmediğini bildiren, bağlantı kuramadıklarımızla da bağ kurduran bir göstergedir. 

 II
Şiir üzerine yazılan eleştirel metinlerde söylenip gösterilenle, o şiiri kurgulayanın akli, kalbi, ruhî boyutu arasında birebir örtüşme olduğunu savlamak abartılı bir ifadedir. Şiirin, müziğin de doğasına aykırıdır. Oluşan yorum, analiz yapanın kendi cam derecesiyle gördükleri ve hatta görmek istemedikleriyle doğru orantılıdır.  

Metindeki her imgesel yapı, metafor okur/eleştirmen tarafından, şairle şiirin söylediklerinin ötesinde boyutlara (duygu ve anlam) eşik olan çağrışımlara vesile olacaktır. 

Yukarıdaki ifadeleri “Her imgesel şiir-yapı atağı imgeyi birkaç kez katlar, öyle ki imge olmadığı şeyin imgesi gibi algılansın” yorumunu okuduğumda zihnimden geçen altyazıydı.   

 II
İçbükey-dışbükey aynalarda okumak vakti
Alınmamış, sahibine iade edilmiş mektubun çaresizliğiyle
Okunmuş, cevaplanmamış mektubun acısı bir de

Mektuplar mı terk etmişti bizi
Biz mi mektupları yoksa?

Yokluğa sesleniş bu. 
“Şarkı bir yokluğa söylenir” der John Berger
“İlhamlarını yokluk vermiştir ve yokluğa hitap eder” 

“Yokluğu” hiçlik diye okumalıyız aslında. 

Boşluğun/hiçliğin de 
Bir hoşluğu var şüphesiz
Güzelliği özlemenin

Gri kılcal damarlı mermerdi
Yonttuğumuz boşluk
Işık kuşları uçsun diye yeniden
Gürlüğüne özün
Simurg’a uçan onca kuşun çilesi biter
Hissettiklerinde ah
Birer Simurg olduklarını 

Ol an eşiğidir elbet 
Işık olmak’çün uçmanın
İki yangın arasındaki araf/boşluk

Ölmeden önce ölmekti bu
Reddiye ölüme
Zerresi olduğun kâinatta
Yol-yolcu-yolculuğun örtüşmesi

Eyvah ki eyvah
Birliği parçalı görüp de
Okuyup söyleyene

Olmazsa olmaz yasalarından biri işte
Doğanın, kâinatın elbet
İletişimdi hep şeyler arasındaki 

Tamamlanmamış bir kitabın 
Sözcükleriydi şeylerin ömrü
Ol’mak, öl’mekti de ondan

Fiziksel ve biyolojik dönüşüm antik çağdan bugüne çoğunlukla “ölüm” olarak ifade edilse de gerçek ölüm unutulmaktır. Eski bir Türk sözü var, “İnsan, adı en son anıldığı gün ölür.”

Bu yazı toplam 73 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim