Bugün 23 Ocak 2026 Cuma
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6924.24
    %1.13
  • Dolar
    43.3334
    %0.25
  • Euro
    51.1346
    %0.53

MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

KÜRTLERİN MİLLÎ DESTANI VAR MI?

23 Ocak 2026 Cuma 20:53

Toplumların geçmişi anlamlandırma biçimlerinin başında destanlar ve mitolojik anlatılar gelir. Yunan dünyasında İlyada ve Odysseia, Finlerde Kalevala, Germenlerde Nibelungen, İran sahasında Firdevsî’nin Şehnâme’si bu türün klasik örnekleri kabul edilir. Türk dünyasında ise Yaratılış, Türeyiş, Oğuz Kağan, Ergenekon, Alp Er Tunga ve Manas anlatıları, geniş coğrafyaya yayılan güçlü bir epik geleneğin ve millî bir doku varlığına işaret eder [1]. Bu örnekler, destanların çoğu zaman milletleşme süreçleriyle birlikte anıldığını gösterir. Mitolojik geçmişi olmayan toplumsal varlıklar millet olarak tanımlanamaz.

Edebiyat tarihçileri destanı; mitolojik veya yarı tarihî bir başlangıç anlatısı içermesi, kolektif hafızayı temsil eden kurucu kahramanlara sahip olması ve uzun süreli sözlü-yazılı aktarım zinciri oluşturması gibi ölçütlerle tanımlar. Bu çerçevede her tarihî topluluğun erken dönemden itibaren yazıya geçirilmiş “kurucu” bir destana sahip olup olmadığı meselesi, akademik tartışmaların konusudur.

İran kültür çevresinin büyük sentezi olan Firdevsî’nin Şehnâme’si, Pers ve Turan dünyasının yanı sıra İran–Mezopotamya havzasındaki birçok topluluğu kapsayan mitolojik bir çerçeve sunar. Zahhak (Dahhâk), Feridun ve Rüstem gibi figürler etrafında şekillenen bu anlatılar içinde, zalim hükümdara karşı ayaklanan Demirci Kaveh kıssası da yer alır. Anlatıya göre Arap soylu zalim Zahhak’ın iki omuzunda iki yılan peyda olur. Bu yılanlar Zahhak’a müthiş bir baş ağrısına sebep olur. Yılanlar her gün iki tane insan beyni yerse ağrılar diniyormuş. Demirci Kava, saraya aşçı olarak girip her gün kesilen iki oğlan yerine bir oğlan, bir koyun keserek bir oğlanı saraydan dışarı salınır. Salınan bu çocuklar Elburz Dağları’nda toplanıp çoğalırlar. Bunlara Kürt denir, tanrısız ve acımasızdırlar diyor Firdevsî [2].

Ortaçağ İslam kaynaklarında Zahhak’ın zulmüne uğrayan dağ halklarının Kürtlerle ilişkilendirildiği pasajlar bulunur; modern araştırmalarda ise Kaveh anlatısının esasen İran epik geleneğine ait olduğu, Kürt folklorunda ise daha sonraki dönemlerde Nevruz ve özgürlük sembolizmi çerçevesinde yeniden yorumlandığı ifade edilir. Kava bir Fars destanıdır.

Kürt toplumlarında dengbêj geleneğiyle aktarılan kahramanlık hikâyeleri, Dımdım Kalesi anlatıları veya Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i gibi eserler güçlü bir sözlü-edebî mirasa işaret eder. Buna karşılık bazı tarihçiler ve edebiyat araştırmacıları, bu anlatıların büyük ölçüde Mezopotamya–İran kültür havzasının ortak motiflerini taşıdığını ve erken dönem yazılı bir “kurucu millî destan” tipolojisine ne ölçüde uyduğu meselesinin tartışmalı olduğunu ileri sürmektedir. Aynı çizgide yer alan çalışmalar, Kürt kimliğinin tarih içinde farklı kabile birlikleri ve bölgesel güç dengeleri içinde şekillendiğini, modern anlamda “millet” kavramının ise esas olarak 19. ve 20. yüzyıllarda belirginleştiğini vurgular.

Siyasi tarih açısından bakıldığında, Orta Çağ boyunca Kürt adıyla anılan toplulukların çoğunlukla aşiret federasyonları ve yerel hanedanlıklar biçiminde örgütlendiği; Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu, Safevî ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların çerçevesi içinde varlık gösterdikleri görülür. Bazı araştırmacılar, bu durumun uzun süreli ve merkezî bir “millî devlet” modelinin ortaya çıkmamasına işaret ettiğini söylerken, başka çalışmalar bölgesel Kürt emirliklerinin siyasî hayatta belirli roller oynadığını hatırlatarak bu yoruma itiraz eder [3].

İbn Havkal, el-Mukaddesî, Mesudî (10. yy), Kürtlerin Irak, Acem ve Fars çevresinde yaşayan dağ toplulukları olduğunu söylerler.

Türk destan geleneğiyle yapılan karşılaştırmalarda ise Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan sahada çok erken tarihlerden itibaren kayda geçen epik anlatıların varlığına dikkat çekilir. Çin, İran ve İslam kaynaklarında yankı bulan Oğuz Kağan ve Alp Er Tunga anlatıları ile Kırgız sahasındaki Manas destanı, bu geleneğin tarihî derinliğine örnek gösterilir. Bu nedenle bazı tarihçiler Türk dünyasının destan üretimi bakımından dünya literatüründe özel bir yere sahip olduğunu savunmaktadır.

Destanlar çoğu zaman tek bir topluluğun değil, geniş kültür havzalarının ortak ürünü olarak şekillenir. Şehnâme İran dünyasının kolektif mitolojik mirasını temsil ederken, Demirci Kaveh figürünün Kürt folklorunda benimsenmesi kültürel aktarımın bir örneği olarak yorumlanmaktadır. Kürt toplumlarında güçlü sözlü anlatılar bulunduğu açıktır; ancak bunların klasik anlamda “kurucu millî destan” kategorisine girip girmediği ve tarihsel kimlik oluşumundaki yeri, farklı araştırmacılar tarafından farklı biçimlerde değerlendirilmeye devam etmektedir.

Kaynaklar

[1] Muharrem Yellice, Mitolojiden Felsefeye, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2024.
[2] Firdevsî, Şehnâme (Türkçe çeviri: Necati Lugal – Kenan Akyüz), MEB Yay., Ankara.
[3] Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul Üniversitesi Yay., İstanbul.
[4] İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, Ötüken Yay., İstanbul.

Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim